CEMAL TUNÇDEMİR







‘’Alabama’nın
Tuskegee şehrinden Booker T. Washington, dün akşam yemekte Başkanın konuğu
oldu.’’


Tam
114 yıl önce bugün Beyaz Ev’den (White House) bu basın açıklaması yapıldığında
Başkanın günlük programı hakkında Amerikan kamuoyunu bilgilendiren basit
bir bilgi notu gibi görünüyordu. Ama öyle olmadı. Öğlene doğru Amerika’da yer
yerinden oynuyordu. Bu yemek medyanın, politikacıların ilk gündem maddesi
haline geldi. ABD Başkanı Theodore Roosevelt’e tepki çok büyüktü. Peki neden?


Booker T Washington bir kanun
kaçağı mıydı? Hayır, bir eğitimciydi. Toplumda sevilmeyen bir kişi miydi?
Hayır, o sabaha kadar Amerikan halkının çoğu kim olduğunu bile bilmiyordu. Peki
bu sıradışı öfke ve tepkinin nedeni neydi? Booker T Washington’un derisinin rengi…


İlk
kez bir Amerikan başkanı Beyaz Ev’de bir siyahı misafir olarak ağırlıyordu.
Hele Başkanın Booker ile yediği yemekte masada first lady’nin de
bulunması bardağı taşıran damlaydı. Bu apaçık beyaz ve siyahın eşit olduğu
iddiasında bulunmak gibi birşeydi. Mississippi Senatörü James Vardaman, ‘’Beyaz Saray
zenci kokusuna bulandığı için, fareler ahıra kaçmıştır
’’ şeklinde
konuşacaktı. Memphis
Scimitar
gazetesi, Başkanın bu cüretini, ‘’bir Amerika
Birleşik Devletleri vatandaşının bugüne kadar işlediği en lanetlik girişim
’’
diye niteleyecekti. Missouri eyaletinde yayın yapan Sedalia Sentinel gazetesi
10 gün sonra 26 Ekim günü manşetten, son bölümünde ‘Başkan kızını Booker’a
versin’’ diyen, ‘’Zenciler Beyaz Saray’da’’ adlı aşağılayıcı bir şiir
yayınlayacaktı. ‘Amerika’ya
ve Amerikan halkına utanç yaşatan bu yemeği
’ aşağılayıcı
karikatürlerin haddi hesabı yoktu. Hatta, Tuskagee’ye gidip Booker Washington’u
öldürecek bazı tetikçiler bile kiralandığı ortaya çıktı.


Kuzey
medyası ve politikacıları ise daha dikkatli bir dil kullanıyordu. Ancak onların
da bir çoğu, Beyaz
Ev’de bir ‘zenci’yi ağırlamanın, güneydeki zenci bozgunculuğunu teşvik
edebileceği,
endişesini dile getiriyorlardı. Bazılarına göre bugün
bir siyahın Beyaz Saray’da ağırlanmasını, yarın bir siyah adamla bir beyaz
kadının evlenmesinin hoş görülmesi talebi izleyecekti. Nereye kadar
gidecekti? Siyahların
da bu ülkede yeri vardı elbette ama o yeri ve hadlerini de bilmeliydiler.


Derisi
siyah bir konuğu yemekte ağırladı diye aşağılanan tek kişi Başkan Roosevelt
değildi. Başkanın davetini kabul ederek yemeğe giden güneyli siyahi ve eğitimci
Booker Washington da, kuzeyli radikal siyah liderlerin hedef tahtasındaydı.
Bostonlu siyahi gazeteci ve aktivist lider William Monroe Trotter, yemeğin, Booker
Washington’un, ‘’siyahlarla beyazların ayrılığına direnç göstermezken, kendisi
Beyaz Saray’da yemek sofrasına oturmaktan çekinmeyen bir ikiyüzlü olduğunu

gösterdiğini yazacaktı.


Tepkilerden
bunalan Roosevelt savunmaya geçmek zorunda kaldı. First Lady’nin bir siyah
adamın bulunduğu yemek masasına oturmadığı iddiasında bulunuldu. Bazı Beyaz
Saray yetkilileri ise, ‘’bir akşam yemeği değil bir öğle atıştırmasıydı’’
iddiasında bile bulundular. Booker Washington o günlerde sessiz kalarak
arkadaşını daha fazla zor duruma düşmekten kurtardı. Ama tartışmalar,
hakaretler günlerce, haftalarca hatta yıllarca sürdü. 1930’lu yıllarda eski
First Lady Roosevelt’e ‘gerçekten o bi akşam yemeği miydi yoksa basit bir öğle
atıştırması mıydı?’ diye sorulduğunda, ‘kesinlikle akşam yemeğiydi’ diyerek
tartışmaya son noktayı koyacaktı.


Deborah Davis, ‘Şeref Konuğu: Ülkeyi Şok Eden Yemek’ kitabında bu ibretlik
olayı arka planıyla çok etkileyici şekilde yansıtıyor. Bana en çarpıcı geleni
ise iki adamın yaşamındaki paralellikler. Yemekten birkaç yıl önce tanışan ve
bir şekilde arkadaş da olan bu iki adam, yani Theodore Roosevelt ve Booker
Washington, yaklaşık aynı yaşlardaydı. Birbirine yakın zamanlarda evlendiler.
Birbirlerine yakın yaşlarda çocukları vardı. İkisi de evlat acısı yaşamıştı.
Tek bir fark vardı aralarında: derilerinin rengi. İşte bu renk farkı, Booker’ın
ailesi olmayacak bir köle olarak büyümesine yol açarken Roosevelt’i ise ayrıcalıklı
bir beyaz ailenin üyesi yapmıştı.


Booker T Washington, Amerikan iç savaşı sonrası
köleliğin yasaklanmasından sonra kazandığı özgürlüğü çok iyi değerlendirmiş ve
kendisini yetiştirmişti. Kıt olanaklarla eğitim gören herkes gibi eğitime çok
değer verdi. Tuskagee’de siyah çocuklar için bir üniversite inşa etmeye karar
verdi. Eski terkedilmiş bir kilisenin harebesinden bir üniversiteyi kelimenin
gerçek anlamıyla ‘tuğla tuğla’ inşa edecekti. Tuskegee Universitesi böyle
doğdu. Dönemin zenginlerinden Andrew Carnegie, güneyin derinliklerinde bir
siyah eğitimcinin bu mücadelesinden çok etkilendi ve üniversiteye kütüphane
hediye etti. O dönemde başkan yardımcısı olan Theodore Roosevelt de, Alabama’ya
kadar giderek bu projeye destek vermeyi planlıyordu. İkilinin dostluğu da böyle
başlayacaktı. Ancak Roosevelt Alabama’ya gidemeden dönemin başkanı McKinley bir
suikaste kurban gidince Roosevelt onun yerine ABD başkanlığına geçti. Ancak
ikilinin iletişimleri sürdü ve Roosevelt arkadaşının okul projesine büyük destek,
tavsiyelerine kulak verdi.


ABD’de
Theodore Roosevelt’in başkanlığına  kadar, ‘Executive Mansion’ olarak
adlandırılan başkanlık konutunun adının ‘White House (Beyaz Ev)’ olması da
ironik şekilde bu dönemde oldu. Aslında Beyaz Ev’in inşasında siyah köleler
çalışmıştı. Beyaz Ev’in içindeki birçok hizmetçi hep siyahlardan oldu. Birgün
bu konağa resmi ad konulduğunda adı uzun zamandır halk içinde anıldığı şekliyle
‘Beyaz Ev’ oldu. 114 yıl önce bugün ise ilk kez bir siyah, hizmetçi, tamirci
olarak değil de yemek misafiri olarak bu binadan içeri girdi diye ABD’de
kıyamet koptu. O tartışmalı yemeğin konuğu Booker Washington, 1899’da bir
gazete röportajında, ‘birgün başkanlık konutunda bir siyah oturacak’ umudunu
dile getirmişti.


1930’lu
yıllardan sonra bu yemek büyük ölçüde unutuldu. ABD’de son dönemde bu
olayı yeniden geniş kitlelere duyuran ‘Şeref Konuğu: Ülkeyi Şok Eden
Yemek’ kitabının yazarı tarihçi Deborah Davis, bu yemeği, 2008 yılına
kadar hiç duymadığını itiraf ediyor. Deborah Davis’in bu yemeği ilk kez duyması
ise 6 Kasım 2008 günü Arizona Senatörü John McCain’in, rakibi Barack Obama
karşısında yenildiğinde yaptığı yenilgiyi kabul etme konuşmasıyla olmuş.
Senatör McCain konuşmasında, ”Yüzyıl önce Başkan Roosevelt’in bir siyah Amerikalıyı Beyaz Ev’de
yemekte ağırlaması büyük bir tepki seline yol açmıştı. Amerika bu akşam bir
Afrikan-Amerikalıyı başkan seçerek, o acımasız bağnazlıktan dünyalar kadar
uzaklaştığını sergiledi
” diyecekti.


20
Ocak 2009’dan beri bir siyah adam ve siyahi eşi, iki siyahi kızlarıyla haftanın
7 akşamı Beyaz Ev’de yemek yiyor. Elbette bu ABD’nin nereden nereye
geldiğinin en çarpıcı göstergesi… Ama hala Alabama’nın, hala Missouri’nin, hala
Mississippi’nin derinliklerinde, New Yorklu, Bostonlu beyaz ailelerin
çocuklarıyla aynı fırsatlara sahip olmayacak siyah çocuklar, yoksulluğun, ırkçı
polislerin, ırkçı ekonomi-politikaların kısır döngüsünde debelenecekleri bir
yaşama doğuyor. Bu da, hala ne kadar az mesafe katedildiğinin göstergesi…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet