İran Ortadoğu’daki beynini kaybetti


Dünya, Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesi
haberiyle çalkalanıyor…


Dünya, Kasım
Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesi haberiyle çalkalanıyor. İran’ın Devrim
Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı olan Süleymani, tüm
Ortadoğu’yu avucunun içi gibi biliyor olmasına ek olarak, İran’ın bölgedeki
gücünün vücut bulmuş haliydi. İran’ın bölgeye ilişkin sahip olduğu istihbarat;
Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Yemen’deki İran mevcudiyeti, bölge Şiileri ile İran
arasındaki özellikle askeri ilişkiler; bölgede ABD ve İsrail karşıtı
hareketlerin örgütlenmesi Süleymani’nin eseriydi. İslamcı kimliğinden ziyade
İran milliyetçisi kimliğiyle ön plana çıkan Süleymani, İran’ın Ruhani lideri
Ali Hamaney’in Ortadoğu’daki gölgesi ve İran için bir milli kahramandı.
Öldürülmesinin, uluslararası ilişkiler açısından ciddi sonuçları olacağı kuşku
götürmez. Bu sonuçlar, Süleymani’nin İran’daki önemi kadar, bölgesel
dengelerdeki rolünden de kaynaklanacaktır. Olayın çok taze olması nedeniyle,
çok ayrıntılı bir çözümleme yapılamayacak olsa da Süleymani’nin ardından
olacaklara ilişkin bazı noktalara dikkat çekilebilir.


İRAN BIÇAK
SIRTINDA


Süleymani’nin
öldürülmesinin en doğrudan etkilenecek olan, İran olacaktır hiç kuşkusuz. Bu
kayıp, İran için kolay telafi edilebilecek bir kayıp değildir. İran,
Süleymani’yle birlikte, Ortadoğu’daki beynini kaybetmiştir. Süleymani’nin
ardından İran’ın bölgedeki etkinliğini Süleymani dönemindeki düzeyde ve
nitelikte tutması zorlaşacak belki de olanaksızlaşacaktır. Bu kaybın
büyüklüğünün farkında olan İran’da intikam yeminleri edilmeye başlandı bile.
Her düzeyde görevliden gelen açıklamalarda ABD’nin bu suikastı ağır ödeyeceği
belirtiliyor.


İran’ın, bu
büyük kayba nasıl yanıt vereceğini şimdiden kestirmek zor gözükse de, İran’ın
vereceği tepkinin yakın, orta ve hatta uzun erimli olarak İran’ın geleceğini
etkileyeceğini söylemek olanaklı. Her şeyden önce, ABD yaptırımları nedeniyle
derin bir ekonomik kriz içerisinde olan İran’ın iç dengeleri çok hassas. Ekonomik
kriz içerisinde nefes alamayan İran halkı, devletlerinin dış operasyonlarından
büyük bir memnuniyetsizlik içinde. İran’ın bölgesel olarak saldırganlaşması,
ekonomik baskıyı ve iç kırılganlığı arttırabilir. Bu, zaten gergin olan İran
içerisinde çok büyük bir istikrarsızlığa işaret eder, rejimi tehdit eder hale
bile gelebilir. Hatta ABD bu suikastı, doğrudan İran rejimini bu açıdan köşeye
sıkıştırmak için de hedeflemiş olabilir.


Ancak ikinci
olası senaryoda, İran siyasal seçkinleri, akılcı tutum almayı başarabilirse,
Süleymani’nin öldürülmesi rejimin konsolidasyonuna da yarayabilir. Nitekim
tarihsel olarak, İran rejimi, halk içerisindeki yoğun ABD karşıtı damardan
nemalanarak, meşruiyetini ABD karşıtlığı üzerine kurmuştur. ABD ya da
müttefikleriyle karşı karşıya geldiği her zeminde iktidarını güçlendirecek
karşıtlıklardan beslenmeyi başarmıştır. İran’ın çeşitli yerlerinde halk, ABD
karşıtı sloganlarla sokaklara akmaya çoktan başladı. İran’daki siyasal
seçkinler bu öfkeyi, kendileri açısından doğru şekilde yönlendirirse, bu
çekişmeden güçlenerek çıkabilir. İran’ın 2021’de cumhurbaşkanlığı seçimine
gidecek olması açısından da, ülkedeki ABD karşıtı eğilimin güçlenmesinin önemli
sonuçları olabilir. Nitekim ABD ve İsrail karşıtlığı konusunda radikal
söylemlerle ön plana çıkan,M. Ahmedinejad gibi, bir adayın seçilmesiyle, İran
iç siyaseti kadar bölgesel ilişkiler de radikalleşebilir.


BÖLGESEL
SAFLAŞMA KIZIŞACAK


Önceden de
belirttiğimiz gibi İran’ın suikasta nasıl tepki vereceğini kestirmek olanaklı
olmasa da, ilk hedef gösterilen ABD’nin bölgedeki askeri güçleri oldu. Buna,
İsrail başta olmak üzere ABD’nin bölgedeki müttefiklerini de eklemek gerekir.
Zaten özellikle İsrail alarm durumunda. İran’ın verdiği tepki ne olursa olsun,
ABD’nin bu hamlesinin, bölgedeki ABD karşıtlarıyla yandaşları arasındaki
saflaşmayı kızıştıracağı ortada. Irak’ta, ABD’nin askeri mevcudiyeti
sorgulanmaya başlandı bile. Irak’taki bazı önemli aktörler, bu saldırıyı, İran
kadar kendilerine de yapılmış bir saldırı olarak görüyor. Bu açıdan bakılacak
olursa, gelişmelerin Irak için de olumlu bir zeminde şekillenmeyeceğini
söyleyebiliriz.


Şİİ
KONSOLİDASYONU KAPIDA MI?


Bölgesel
olarak, diğer önemli bir fay ise, mezhepler üzerinden kırılabilir. Özellikle
Irak Şiileri üzerinden yaşanan Şii iç çatışmasının, bu suikast sonrasında,
 etkisini yitirmesi ya da bir süreliğine rafa kaldırılması çok olası.
Irak’ın İran karşıtlığıyla öne çıkan Şii liderlerinden Mukteda el Sadr, ABD’nin
Irak işgali döneminde ABD’ye karşı etkili savaş yürüten Mehdi Ordusu’nu yeniden
toplayacağını açıkladı. Lübnan Hizbullahı lideri Hasan Nasrallah ise, bu
suikastın öcünü almanın her “mücahidin” başlıca sorumluluğu olduğunu belirtti.
Kısacası, Süleymani’nin öldürülmesi, Şiiler açısından bir iç konsolidasyona ve
Arap Birliği içerisinde gerilimin artmasına neden olabilir. Bu durum bölgeyi,
mezhepsel olarak istikrarsızlaştırsa da, İran’ın bölgedeki etkinliğini hepten
arttıracağı bir zemin de oluşturabilir.


TÜRKİYE ATEŞ
HATTINDA


Bölgesel
olarak gerilimin tırmanabileceği bölgeleri tahmin etmek pek de zor değil. Şii
nüfusun ve İran etkisinin yoğun olduğu bölgeler yani Irak dahil olmak üzere
Körfez bölgesi ve Levant. Bölgesel gerilimin tırmanmasının Türkiye açısından da
çok ciddi risklere gebe olduğunu unutmamak lazım. Öncelikle Irak’ın karışmasının,
Irak’ta bir iç çatışma başlamasının Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi üzerinden
oluşturacağı tehditler var. Terör ve göç bu tehditlerin başında geliyor.
Türkiye’nin Suriye’deki durumu ise zaten çok kırılgan. Dolayısıyla, bölgede
gerilimin yükselmesinden büyük zarar görebilecek ilk ülkenin Türkiye olduğunu
söylemek yanlış olmayacaktır. Nitekim Türkiye ateş hattındaki üç önemli ülkenin
İran, Suriye ve Irak’ın komşusu olmasına ek olarak, hala bir NATO ülkesi.
Türkiye açısından diğer önemli tehdit ise, Doğu Akdeniz’de. ABD ile iyi
ilişkileri olan Mısır’da Sisi yönetimi ve İsrail ile İran arasındaki olası bir
gerilim, Türkiye’yi bölgede iyice zora sokabilir. Bu hassas durumda,
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de herhangi bir maceracılıktan kaçınmasının, en
hayırlısı olacağını söylemek de gerekiyor.


DÜNYADAKİ
OLASI YANKILARI


Küresel
ölçekte bakacak olursak şu noktalara dikkat çekebiliriz. İlk ciddi risk, olası
bir petrol savaşı konusunda. Petrol fiyatları şimdiden yükselmeye başladı.
Kaldı ki ABD, suikast sonrasında bile İran’ı petrol tesislerini imha etmekle
tehdit etti. İran’ın da körfez bölgesindeki kimi kozlarını kullanabileceği
düşünülürse, en iyi olasılıkla küçük çaplı bir petrol krizinin yaşanması hiç de
olanaksız değil. İkinci olarak, Çin ve Rusya’nın olaya yönelik ilk tepkilerine
bakılırsa, Ortadoğu’da yaşanan ABD eksenli bu saflaşmanın, genelde olduğu gibi,
 bölgesel aktörlerle de sınırlı kalmayacağı düşünülebilir. Aslında, Rusya
da, Çin de barışçıl çözüm önerilerini ön plana çıkarmak taraftarı ama olayların
çatışmacı bir zemine evrilmesi durumunda, saflaşma dışında kalmaları çok da
olası gözükmüyor. Son olarak, ABD’nin içerisinde konuya ilişkin bir birlik
olmadığına dikkat çekmek gerekiyor. Trump yönetimi her ne kadar, bölgedeki ABD
karşıtı kimi olayları, Süleymani suikastına gerekçe olarak sunsa da, iç
kamuoyunu ikna etmekte önemli bir başarı edinemedi. Demokratlar, bir yandan
Trump’ın operasyon onayı almamasından diğer yandan da, dünyanın her yanındaki
ABD’lileri riske atmasından dem vuruyor. Dolayısıyla, bu suikastın ABD
içerisindeki faylar açısından da önemli yansımaları olabileceği ortada.


Hande Orhon
Özdağ


Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet