YABANCI ORDULAR & SAVAŞ & SAVAŞ TARİHİ & TAKTİKLERİ & TEÇHİZATI & YÖNTEMLERİ

Kudüs Tugayı Yeni Komutanı
Hazırda mı Bekletiliyordu ?


İran Devrim Muhafızları içinde en önemli
ve bir o kadar da bağımsız hareket eden Kudüs Tugayı komutanının Bağdat’ta
öldürülmesinin ardından tüm Ortadoğu bölgesi özellikle bu tugayın halen fiili
olarak iç işlerine müdahil olduğu Suriye ve Irak’ta dengelerin değişmesi
kuşkusuz söz konusudur.

İran dini ve siyasi lideri Hamenei tarafından Süleymani sonrasında üç günlük
ulusal yas ilan edilmesi ve çeşitli resmilerin neredeyse bir birine benzer
tehdit ve intikam içerikli açıklamalarının yanı sıra, oldukça hızlı bir şekilde
sadece üç gün içinde iki resmi adım atıldı.


Süleymani’nin ölümünden sadece bir kaç
saat geçmeden neredeyse jet hızıyla Hamenei tarafından Kudüs Tugayı
komutanlığına atanan isim, İsmail GAANİ AKBARİ olarak açıklandı.

İkinci resmi adım ise İran İslam Cumhuriyetinin uluslararası nükleer anlaşmadan
tamamen çekilmesidir.

Sondan başlayalım,

Aylarca temas ve görüşmelerin ardından, gelinen noktada çeşitli taraflarında
müdahil olduğu –ABD, Avrupa ülkeleri, Rusya- uluslararası nükleer anlaşmanın
gerçekleşmesi, İran iç kamuoyu tarafından bir nevi siyasi yumuşama ve halkın
gözünde iş ve aş konusunda rahatlama olarak görülmüştü. Buna bakmayarak
devletin çeşitli katmanlarında bulunan radikal grupları ikna etme yolunda
gözler Hamenei’ye çevrildi.

Daha önceleri hatırlayalım. Ahmedinejad döneminde atılan fanatik sloganlar
halen unutulmamış. Çoğunlukla milislerin ve radikal kesimin İran nükleer
merkezleri çevresinde temsili korumak için oluşturulan insani zincir ve söz
konusu kesim için anlamı, artık Hamenei’nin iki dudağı arasındaydı.

“KAHRAMANCA YUMUŞAMA”

Bu iki kelime Hamenei sayesinde siyasi literatüre kazandırılan bir kavram
olarak, o zinciri bozdu. Radikaller ve şii fanatik kesimlerde böylece ikna
oldu. Hem de o kadar ikna oldu ki bu kesim, anlaşma yapıldıktan sonra tatlılar
dağıtıldı ve zafer şarkıları söylendi; diplomasi zaferi idi ya. Ta ki Trump
ABD’de başkan seçilene kadar. ABD seçim sürecinin İran’da yankılarını tahmin
etmek zor değildi.

Trump başkan seçildikten sonra söz verdiği gibi söz konusu anlaşmadan tek
taraflı çekilme kararını açıkladı fakat İran tarafı “kahramanca yumuşama” politikasını
2020 yılının beşinci gününe kadar sürdürdü, ta ki Şii ve Pers yayılmacı
politikalarının en önemli Enstrümanı olan Kudüs Tugayının komutanı, ABD
tarafından öldürülmesine kadar. İran resmileri anlaşmadan çekildiklerini
açıkladı. “istediğimiz şekilde ve sayıda Santrifüj kullanacağız ve uranyum
zenginleştirme programımızı anlaşmadan önceki yol haritasına uygun olarak ileri
götüreceğiz” diye kısa bir açıklamaya şahit olduk.

Bu geri çekilme kararının ani bir biçimde açıklanması içeride ve dışarda kamuoyu
tarafından Süleymani’nin öldürülmesine bir tepki olarak değerlendiriliyor.
Fakat bir taraftan Rusya’nın bu konuda aynı hızda İran’ı desteklemesi, diğer
taraftan ise İran ve hatta anlaşmanın diğer tarafları için stratejik önem ve
hatta uluslararası güvenlik ehemmiyet arz etmesi, tepkisel ve ani bir kararın
olmaması yönünde derin kuşkular uyandırmıştır.

İlk konuya dönecek olursak Hamenei’nin jet hızıyla sanki hazırda
bekletilirmişçesine Kudüs Tugayına yeni komutan ataması, yeni komutanında pek
parlak olmayan niteliklerini –Süleymani ile mukayesede-, düşük Popülaritesi ve
hatta geniş kesimler tarafında tanınmaması ister istemez, Devrim muhafızlarının
bu biriminin yani Kudüs Tugayının kısmen de olsa etkisinin azaltılması mı
amaçlanıyor? Diye akıllarda soru işaretleri yaranmıştır.


Celal
RUŞEN


Etiketler: Kudüs
Tugayı Yeni Komutanı Hazırda mı Bekletiliyordu?