ÜLKELER BAZINDA ANALİZLER & ÜLKELER DOSYASI

Savash
Porgham : Şehir Meydanında Bir İdamın İnfazını İzlemek Nasıl Bir Histir ?

Mısır’da henüz ikinci duruşmada
529 sanık hakkında idam kararı çıkması dünya kamuoyu nezdinde büyük tepkiler
toplamaya devam ediyor. “İdam kararları tamamen siyasidir” eleştirileri haksız
değil çünkü duruşma sadece 20 dakika sürdü ve dakika başına 26 idam kararı
verildi. Bu kişilerden 153’ü tutukluyken diğerleri hala aranıyor. Türkiye’de
idam cezası kalkalı çok oldu ancak çocuk tacizi gibi olaylar meydana geldikçe
idam karırına sıcak bakan bir kitle olduğu da aşikar. Ben, her ne sebeple
olursa olsun idam cezasını insanlık dışı olarak görenlerdenim, hele ki kararlar
siyasi ise asla kabul edilemez.



Uluslararası Af Örgütü verilerine göre, 2013’de dünyada infaz edilen idam
cezalarının sayısı sırasıyla şöyle:

 

Çin: 1000+, İran: 369+, Irak:
169+, Suudi Arabistan: 79+, ABD: 39, Somali: 34+, Sudan: 21+, Yemen: 13,
Japonya: 8, Vietnam: 7, Tayvan: 6, Endonezya: 5, Kuveyt: 5, Güney Sudan: 4+,
Nijerya: 4, Filistin: 3+, Afganistan: 2, Bangladeş: 2, Malezya: 2, Botswana: 1,
Hindistan: 1.



Yukarıdaki verilerin benim için tek bir anlamı var: “Dünyada devlet eliyle
insan kıyımı yapılıyor!” Özellikle ilk 4 ülkede infaz edilen birçok idam
cezasının siyasi olduğu hep tartışılıyor. Ayrıca, özgürlük ve demokrasi
havarisi rolüne soyunan ABD’nin bu sıralamada zirveyi zorlaması da fazlasıyla
ironik. Geçtiğimiz günlerde Reuters’da İran’daki idam infazları konusunda Babak
DEHGHANPISHEH imzalı bir analiz yazısı yayınlandı. Yazıda İran’daki idam
infazlarının son dönemde Kürtler, Sünniler, dervişler ve siyasi muhaliflere
yönelik arttığına işaret edildi. Ayrıca Times’da Hugh Tomsilon imzasıyla
yayınlanan haberde, Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütünün verileri
değerlendirilerek Ruhani sonrası idamların arttığına vurgu yapıldı. Örgütün
İngiltere Parlamentosunda açıkladığı verilerine göre, 2013’de İran’ın idam
karnesi özetle şöyle:

 

“İran’da 687 idam infazı
yapıldı. 2012’e göre yüzde 16’lik bir artış var. İnfazların sadece yüzde 56’sı
resmen açıklandı. Cezaların yüzde 68’i Ruhani sonrası gerçekleşti. 58 ceza
halka açık infaz edildi. 30 kadın idam edildi.”



İran’ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin göreve gelirken verdiği
vaatler arasında siyasi suçluluların cezaevlerinden tahliyesi de vardı. Ancak
beklenenin aksine, idam cezalarının infazı konusunda görülmemiş bir artış oldu.
Bu artışla birlikte, özellikle İran rejimine muhalif Farsça yayın yapan dış
basında idamların bir güç savaşı minvalinde siyaseten yapıldığı dillendirilmeye
başlandı ve tartışmalar devam ediyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek
Komiserliği defalarca idam cezası uygulayan ülkelere çağrıda bulunsa da
infazların durmasında ya da azalmasında herhangi bir etkisi olmuyor. Dünyanın
ikinci en çok idam cezası infazı yapılan ülkesi İran’da, bu infazlar suçun
niteliğine göre ya cezaevlerinde ya da şehir meydanlarında halka açık şekilde
yapılıyor. Halkın yanı sıra mahkum ve mağdurların aileleri de orada hazır
bulunuyor.



Ben hasbelkader halka açık bir idam infazına 2009’da bizzat şahit oldum ve
uzun süre etkisinden kurtulamadım. Amacım bir insanın son anlarını izlemek
değildi, sadece çocuklarıyla birlikte insanların nasıl bu infazı
izleyebildiğini anlamaya çalışmaktı. Yıllar geçti ve ben hala bir insanın
ölümünü alkışlayarak nasıl izleyebildiklerini anlayabilmiş değilim. Gelelim
infaz gününe… Kalabalık bir grubun güle oynaya elinde çerezlerle bir yöne doğru
gittiğini gördüm. Merakım uyandı “Neler Oluyor?” diye ve onları bir süre
izledim. Kalabalık giderek artıyordu ve başta bir sokak eylemi olduğunu sandım
ama polis barikatı ardından vince bağlanmış ilmeği görünce neler olduğunu
anladım: Bir sokak infazıyla karşı karşıyaydım!



Gözleri, elleri ve ayakları bağlı mahkumu 3 maskeli cellat vince
yaklaştırmaya başlayınca kanım dondu. Hani bıçak vursan kanım akmaz cinsinden
bir şeydi. Önce gidip kalmak arasında tereddüt ettim çünkü böyle bir şeyi canlı
izlemek aklımın ucundan bile geçmiyordu. Etrafıma bakınca tiksinmemek elimde
değildi çünkü insanlar çocuklarının ellerinden tutup onları idam izlemeye
getirmişlerdi ve olan bitene karşı en ufak bir tedirginlikleri ve itirazları
görünmüyordu. Ağlama sesleriyle birlikte bakışlarım tekrar vince yöneldi,
mahkumun ailesi haykırıyor ve mağdur aileden onu affetmesini istiyordu. Eğer
mağdur aile kısastan vazgeçseydi o mahkum idam edilmeyecekti. Kalabalığın
içinden cılız da olsa bir tepki duyuluyordu ancak bir faydası olmadı ve aile
mahkumun infazını tekrar istedi. Arkamı döndüm ve yürüdüm… Bazıları lanet
okuyor, bazıları merhamet duyuyor, çocuklar ise olan biteni bir oyundan ibaret
sanıyordu. Mahkumun idam cezası infaz edildi ve ailesinin feryadını hala
unutamam…



O günden sonra bir süre yemek yiyemediğimi hatırlar gibiyim. Aklımı ise
cevap bulamadığım bir soru hala meşgul eder durur: “Bir anne ve baba çocuğunun
elinden tutup onu idam izlemeye neden getirir ki?”

Tekrar tekrar haykırmak
gerekiyor: “İdam cezasını kaldırın, devlet eliyle insan katlini derhal
durdurun!”

 






























VivaHiba

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir