Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Prof.
Dr. Sema KALAYCIOĞLU
: Dünya Siyasetinde İran ve Abartının
Ölçüsü


Bu haftaya da olağanüstü bir olayla
başlandı. Suudi Arabistan’ın Aramco’ya ait Abqaiq petrol tesisleri, alçaktan
uçan insansız hava araçları (drone veya füze) ile vuruldu. Yangınlar çıktı,
dumanlar yükseldi. Petrol çıkarımı ve rafinerilere sevkiyatı durdu. Yemen’de
bulunan İran destekli Houti’ler hemen saldırıyı üstlendi. Halen “yetkin”
heyetler, “oradan mı atıldı, yoksa şuradan mı?” diye inceliyor. – Meşhedi
Fıkraları İran Kültürüne Atfedilirdi de. – Rüzgar Gülüne mi Bakıyorlardı? …


Bu haftaya da olağanüstü
bir olayla başlandı. Suudi Arabistan’ın Aramco’ya ait Abqaiq petrol
tesisleri,  alçaktan uçan insansız hava araçları (drone veya füze) ile
vuruldu. Yangınlar çıktı, dumanlar yükseldi. Petrol çıkarımı ve rafinerilere
sevkiyatı durdu. Yemen’de bulunan İran destekli Houti’ler hemen saldırıyı
üstlendi. Halen “yetkin”
heyetler,  “oradan mı atıldı, yoksa şuradan mı?” diye inceliyor.

 

Meşhedi Fıkraları İran Kültürüne Atfedilirdi
de.


 

Eskiden İranlıların abartıyı pek sevdiği Meşhedi fıkraları ile anlatılırdı. O
fıkralarda, Meşhedi’ye göre, çöller göl, her şey çok  “bozorg (büyük) veya yahşi (güzel)”olarak
betimlenirdi. Ama bu defa Abqaiq tesislerindeki patlamayı en büyük olarak
takdim eden İranlılar olmadı. Tüm yabancı haber kanalları ve Trump, olayı hemen
en büyük felaket olarak ilan ederken, günde aynı miktar, yani 5 milyon varil
petrolün bir anda heba olduğu 1991 Körfez Savaşını unuttular. Kuveyt’i
kalbinden vuran Irak saldırıları, aylarca Hint okyanusuna petrol sızdırarak,
büyük bir çevre felaketi de yaratmıştı. 1991’de fiyatlar aniden ve hızla
yükseldi. O tarihte telafi edecek imkânlar da çok değildi. Oysa bu defa
fiyatlar bir anda sadece % 10 – % 20 aralığında indi, çıktı. Sonra piyasalar,
OPEC’den gelen telafi etme sözü ve Trump’ın stratejik rezervlerden satış
açıklamasıyla yatıştı. Ben tabii bir de yerinde 1974 ve 1979 petrol krizlerini
yaşayarak hatırladığım için, petrol fiyatları % 400 arttığı zaman, dünyanın
nasıl bir panik, hem de nasıl bir maliyet enflasyonu sarmalı içine girdiğini
hatırlarım. Oysa şimdi dünyadaki deflasyonist bir süreç belki bir maliyet enflasyonuna
ihtiyaç yaratıyor.

 

Rüzgar Gülüne mi Bakıyorlardı?

 

Teknik olarak, kısa ve orta menzilli füzelerin nereden geldiğini herhalde
rüzgârgülüne bakarak tespit etmiyorlar. Ama merak ediyorum, nasıl olur da füze
veya drone’un geldiği yön bu kadar tartışmaya açık olur? Daha da önemlisi
dünyanın bu kadar önemli, OPEC’in kalbi bir petrol tesisinde böylesine bir
güvenlik zafiyetine nasıl izin verilir? Bir diğer husus,
kuyudan çıkarımı sadece 1 Dolar olan petrol’ün, piyasalara aktarılırken yapılan
katma değer hesaplamasında yer alan risk priminin, böyle bir güvenlik
zafiyetine rağmen, utanmadan nasıl fiyatlandırmaya ilave edildiği? Elbette
ulaştırma, rafine işlemi ve tekrar ulaştırma nerede ise satıhdan çıkan, onun
için de çıkarım fiyatı pek düşük olan petrolün, tüketiciye fiyatını bir hayli
arttırıyor. Petrol şirketlerinin ve aracıların kar payları da işin cabası. Ama
üretim maliyetini asıl tuzlu yapan, bildiğim kadarı ile risk priminin
yüksekliği ve bunun için ödenen sigorta bedelleri ile petrol sahalarını korumak
için istihdam edilen güvenlik güçleri ve kullanıma hazır güvenlik araçları.
Ayrıca İran’da yapılmış ve Houti’lere verilmiş olsa bile, drone veya füzelerin
atılmasından ve petrol kuyularının yanması ile meydana gelen kaos’tan kimin
fayda umduğunun ayrıştırlması gerek. Nihayet büyük lokmayı yutamayacağı halde,
zamansız büyük sözler söyleyen Trump’ın, altından halı kayarken, İran’a karşı
ne yapacağı.

 

Patlama ve Abartı Kimin İşine Yarar?

 

Şimdi Meşhedi kim diye sorarsak, İran olmadığı kesin. Tabii İran vesayet
savaşlarında masum değil. Dünyaya saldığı nüklüer silah tehdidi açısından da
masum sayılmayacağı gibi, bakalım korku faktörü ile nereye kadar gideriz
tahriki içinde psikolojik bir kumar da oynuyor olabilir. Bütün bu süreçte
İran’ın başına gelebilecek ve oradan önce Orta Doğu’ya ve dünyaya yayılabilecek
dalga dalga etkiyi dikkate almak, aynı zamanda patlama ve abartı en fazla kimin
çıkarına hizmet ediyor diye bakmak gerek.

 

 Bu arada Suudi Arabistan’ı kalbinden vuran patlamayı azımsadığımı sanmayın.
Bir kere ateş düştüğü yeri yaktı. Ayrıca yine dikkatinizi çekerim izleyen dört
olay,  hemen bu patlamadan yayılan ateş ve dumanın etkisine girdi. Bunlar: 1. Ankara zirvesi,
Suriye’ye bu zirvede biçilmeye çalışılan fistan ve Astana sürecinde, İran’ın rolü
ki özellikle bence “güvenli bölge”tasarımı. Tabii Astana sürecini, Cenevre
sürecine yaklaştırma eğilimi yeniden güç kazanmaya başladı; 2. İran ve ABD arasında
yapılması planlanan yakınlaşma tasarımları; 3.
Netanyahu’ya bir sandalye boyu ile iktidar sopası gösteren İsrail seçimleri 4.
ARAMCO
IPO (Initial Public Offering) denilen şirketi halka açma tasarımları mecburen
ertelendi. Ama Tedavül yani
Suudi Arabistan Menkul Kıymetler borsası fazla etkilenmedi (bunu çok istiyor
görünen veliaht prens, belki aslında pek de o kadar istemiyordu).

 

En Nihayet



Şimdi bütün bu değerlendirmenin ışığında, patlamaların kime daha fazla yarar
sağlayacağı düşünülebilir ona bakalım. Bir kere, zaten yaptırımların çelik pençesindeki (hâlâ
inatla nükleer zenginleştirme sınırlarını arttırmaya kararlı) İran’a yaramadığı
kesin
. Amma,  


  1. Bu olay, ABD ve Trump, İran üzerinde “azami baskı (Maximum
    pressure)yı arttırmak için yeni
    bir bahane oldu. Carter döneminde koskoca ABD’nin İran’da uğradığı
    hezimeti ve Afganistan’ı unutarak, dozunu azaltsa bile yine saldırı
    tehditleri savuruyor. Ama mevsiminde petrol piyasalarına kaya gazı ve
    petrol fazlasını akıtmanın yeni bir fırsatını da buldu.


  1. Başta Suudi’ler olmak üzere yükselen (sonra
    dengelense bile) fiyatlardan tüm OPEC ve OPEC dışı üreticiler (İran hariç)
    spot piyasalarda nasibini aldı ve vadeli piyasaları risk primleri ile
    fiyatlama eğilimine girdi. 


  1. İran’ı, “varlığına
    en büyük tehdid (existential threat)” olarak
    takdim ederek
    felaket tellallığı yapan Netanyahu, bu tehditten de çok yaralanabilirdi.
    Ama bu kuru-sıkı İran tehdidini bu denli abartarak, İsrail’in teknolojik
    gücünü de küçük düşüren zırvalara bu defa, İsrail seçmeni pek prim
    vermedi. Bir sandalye ile Netanyahu’nun koltuğunu salladı. Ancak İsrail’in Suudi Arabistan ile İran
    tehdidi paydasında artan dostluk ve işbirliğini hatırlarsanız,  Suudi
    petrol tesislerini artık belki İsrail füzeleri koruyabilir. Bunu Trump da
    isteyecek ve hatta teşvik edecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış