SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

ÜLKELER BAZINDA ANALİZLER & HABERLER & BİLGİLER /// ÜLKELER DOSYASI

İRAN DOSYASI /// HÜDA HUSEYNİ : İran yayılmacılığı Orta Asya cumhuriyetlerine ulaştı

ÜLKELER BAZINDA ANALİZLER & HABERLER & BİLGİLER /// ÜLKELER DOSYASI
Bu haber 21 Şubat 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

HÜDA HUSEYNİ : İran
yayılmacılığı Orta Asya cumhuriyetlerine ulaştı


Orta Asya cumhuriyetlerinde hareketlilik
artmış durumda. ABD Başkanı Donald Trump, olası ikinci döneminden önce
Afganistan’dan çekilmek istiyor.


Bu sırada Çin’in bölgeye yönelik ilgisinde
bir artış gözleniyor.


İran ise, denizlere kıyısı olmayan bu
ülkelere tuzak kurmayı sürdürüyor.


Bu ülkeler, radikal hareketlerin
artışından endişe duyuyor. Her alanda geri kalmış durumdalar, altyapıları
perişan halde ve vatandaşlarına onurlu bir yaşam sunmaktan acizler.


Tacikistan üç yıl içinde radikalizm
yanlılarına ait olduğu düşünülen iki bine yakın caminin kapısına mühür vurdu.
Bu camiler arasında Kocand (Khujand) şehrindeki en büyük cami de yer alıyordu.
Bu mescitler ve camiler devlet tarafından dikiş kursları, ana okul ve sosyal
tesislere dönüştürüldü.


Tacikistan’da Müslüman Kardeşler (İhvan)
örgütüne üye olmak yasak, son üç ay içinde çoğu Müslüman Kardeşler örgütüne üye
oldukları suçlamasıyla, onlarca din adamı ve din öğretmeni tutuklandı. Polis
baskıları nedeniyle sakallarını uzatan erkek sayısında düşüş yaşandı, başörtülü
kadınlar ise zaman zaman şiddete maruz kalıyor. İmamlar devlet tarafından belirlenen
Cuma hutbelerinde Başkan İmamali Rahman’ı övmek zorunda kalıyor. Başkan İmamali
İslam dininin ilkelerine uygun hareket ederek aşırılık yanlıları ile mücadele
ettiğini ileri sürüyor. Büyük camiler güvenlik açısından ve imamların hutbe
metinlerine uyumunu gözetlemek için kameralarla donatılmış durumda.


2015 yılında, Tacikistan’ın İran’la olan
ilişkisi, İran’ın Tacikistan’ın yüksek meblağdaki borcunu istemesiyle birlikte
gerilmişti.


İran, sahtekârlık ve devleti dolandırmakla
suçladığı iş adamı Babek Zencani’nin Tacikistan Ulusal Bankası’na yüklü
miktarda para aktardığını belirtmişti.


İran rejim lideri Ayetullah Ali Hamaney,
Tacikistan’daki muhalif parti liderleriyle bu konuda bir toplantı düzenlemişti.
Bu süreçte Suudi Arabistan müdahil olarak Tacikistan’a mali yardım sözü verdi.
Ülkedeki eğitim sektörünü, doğudaki otobanı ve Rogon hidroelektrik santralini
finanse etmeyi teklif etti. Kısa bir süre sonra Tacikistan hükümeti İran’ı,
doksanlardaki iç savaş sırasında Tacik politik şahsiyetlerin yanı sıra yirmi Rus
subaya suikast düzenlemekle suçladı.


Tacik yetkililer ayrıca Kocand’daki bir
İran ticaret ve kültür merkezini kapattılar. Tacikistan devleti İran’ın Şanghay
İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) üye olma talebinin reddedilmesi için girişimde
bulundu. İran halen bu örgütte gözlemci olarak yer alıyor. 2016 yılından beri
Rusya, Çin’le birlikte liderlik ettiği Şanghay İşbirliği Örgütü’ne İran’ın
katılma hakkı olduğunu deklare ediyor. Ancak şu ana kadar bu katılım
gerçekleşmedi.


Buna engel olanın yine Farsça konuşan ‘kara
kedi’ Tacikistan olduğu söyleniyor.


ŞİÖ çok önemli bir uluslararası örgüt
olmasa da, Tahran yönetiminin bu örgüte katılmak için uzun süredir istekli
olduğu biliniyor.


ŞİÖ organizasyonu 2001 yılında Çin, Rusya
ve Orta Asya ülkeleri (Türkmenistan hariç) tarafından, bölge güvenliğinin
sağlanması amacıyla başlatıldı.


2017’de Hindistan ve Pakistan’ın üyeliği
kabul edildi, ancak İran için kapı halen kapalı. Oysa uzun süre önce üye olmak
için başvurmuş, Rusya aleni bir şekilde; yaptırımlar devam ederken İran’ın üye
olamayacağını belirtmişti. BM yaptırımları 2016’da kaldırıldı, aradan yıllar
geçmesine rağmen İran’ın gözlemci pozisyonunda bir değişiklik olmadı. Emekli
bir İranlı diplomat olan Muhammed Rıza Furkani, geçen yıl, sorunun İran’ın
Tacikistan ile gergin ilişkilerinde yattığını itiraf etti. Furkani Tahran’ın
tam üyeliğine Tacikistan’ın engel olduğunu açıkladı.


Tacikistan ve İran arasındaki gerilim,
yasaklı Tacik bir İslamcı parti liderinin Tahran’daki resmi bir konferansa
katılmasıyla artmıştı. Tacikistanlı yetkililer bu süreçte sert açıklamalar
yapmıştı.


2017 yılında Tacikistan Tahran yönetimini,
doksanlı yıllardaki iç savaş sürecinde, ülkelerine katiller ve sabotajcılar
göndermekle suçladı. İran yönetimi suçlamaları reddederek, mesnetsiz iddialar
olarak değerlendirdiklerini açıkladı.


Dokuz milyonluk nüfusu ile İran-Afganistan
arasında yer alan Tacikistan birçok İran ticari merkezini kapattı ve
vatandaşlarının İran’la ticaret yapmalarını ve bu ülkeye gidişlerini kısıtladı.
İki ülke ilişkilerindeki gerginliği zirveye çıkaran husus ise, ‘uluslararası
ticaret imparatorluğu’ kuran İranlı milyarder Bebek Zencani’nin Tacikistan’daki
mal varlığının İran tarafından talep edilmesiydi. Emekli diplomat Muhammed
Furkani, Tacikistan Dışişleri Bakanı Siraceddin Mührüddin’in İran ziyaretinin
ikili ilişkilerdeki gerginliği biraz olsun azalttığını söyledi. Furkani’ye
göre, İran’ın ŞİÖ üyeliği de Tacikistan’ın muhalefet şerhini kaldırmasıyla
yakın bir gelecekte mümkün olabilir.


İran dışında Farsça konuşan ülkeler
arasında sadece Afganistan ve Tacikistan var, dolayısıyla Tahran yönetimi uzun
süredir bu iki ülke ile ilişkilerini geliştirmeye ve bu ülkeler arasında
kültürel bağlantılar kurmaya çalışıyordu. Ancak İran rejimi, kültürel ağları
güvenlik operasyonları hatta terörist faaliyetleri için kılıf olarak
kullanmakla itham ediliyor, tıpkı Arap ülkelerinde yaptığı gibi.


Ancak reelpolitik, dört yıldır gergin olan
iki ülke ilişkilerinin lojistik nedenlerle hızlı bir şekilde ısınmasına yol
açtı.


Nitekim Tacikistan’ın komşusu Özbekistan
gibi denize sınırı bulunmuyor. Dolayısıyla ürünlerin nakliyatı için İran
limanlarını kullanmaları bu iki ülke için hem daha ekonomik hem de ciddi bir
zaman kazandırıyor. Çin’in ‘bir kuşak bir yol’ projesindeki konumu ve Avrasya
bölgesini Pekin’e bağlayan ulaşım altyapısı da İran’ın cazibesini arttırmış
durumda.


Özbekistan’a gelecek olursak,
Cumhurbaşkanı İslam Kerimov ülkesini yaklaşık otuz yıl ‘demir yumrukla’
yönetti, devlet güvenlik birimleri, aşırılıkla mücadele adı altında dini
faaliyetlerin üzerinde baskıcı bir politika uyguladı.


Kerimov’un 2016’da ölümünün ardından
yapılan seçimlerde başa geçen Şevket Mirziyoyev, selefinin baskıcı
politikalarına son vereceğine ve Özbek halkının hizmetinde olacağına söz verdi.
Mirziyoyev’in reformaları, güvenlik komitesinin dini eğitime müdahalesini
kaldırmayı da içeriyordu.


Din İşlerinden Sorumlu Güvenlik Komitesi
Başkanı İdarbek Tulipov’u azletti ve yerine kimseyi atamadı. Mirziyoyev ayrıca
Özbekistan Müslümanları tarafından idare edilen Yüksek İslam Akademisi’nin
kurulmasını sağladı. Geçtiğimiz yıl Suudi Arabistanlı işadamı heyeti,
Özbekistan’a yatırım olanaklarını gözlemlemek için iki ziyaret gerçekleştirdi.
Suudi tekstil firmaları, önümüzdeki beş yıl içinde Özbek Kumaş Sendikası
bünyesinde 2 milyar dolar yatırım yapma kararı aldı.


Mirziyoyev’in ulaşım altyapısı
planlarında, Özbekistan’ın ithalat ve ihracatı için önem teşkil eden İran
öncelik kazandı. 2017 yılının sonlarından varılan bir anlaşma ile iki ülke
ilişkileri pekişmiş oldu.


Bu anlaşmaya göre, Özbekistan,
Türkmenistan, İran ve Umman arasında bir ulaşım altyapısı kurulacaktı. Ayrıca,
Kırgızistan, Özbekistan ve Çin hattı, buna ek olarak da Afganistan’dan üç geçiş
güzergâhı planlanmıştı.


Bu güzergâhlarda, Özbekistan’ın Türmüz
kentini Afganistan’ın Mezar-ı Şerif kentine bağlayan bir tren yolu bulunuyordu.
Özbek demiryolları Afganistan’ın Herat şehrine uzatılarak, ürünlerin İran’ın
Bender Abbas ve Şabhar limanlarına aktarımı hedefleniyordu.


Orta Asya’da İran limanlarının önemi
artmıştı, sert ABD yaptırımlarına rağmen, Şabhar limanı ile Çin destekli
Pakistan limanı Gwadar arasında sadece 70 km mesafe bulunuyordu. Ancak
Çin-Pakistan ekonomik koridorunun kalbindeki “Kuşak-Yol” projesi bu bölgede
bazı sorunlar yaşıyordu.


Çin Okyanus ve Denizcilik Şirketi, Karaçi
ve Gwandar arasındaki ‘liner’ hizmetine, Afganistan’a gönderilerin az olması
dolayısıyla son vermek zorunda kaldı.


Pakistan yönetimi, Çin’in ekonomik
memnuniyetini istiyor, dolayısıyla Çin’i tatmin etmek için, ‘koronavirüs’
dolayısıyla uçuşlarını durdurmayı reddetti. Ayrıca Wuhan’daki 500 öğrencisini
de geri almadı.


Gerekçe olarak da, virüsün Pakistan’a
yayılmasını engellemek istediklerini açıkladılar.


Öte yandan Çin Denizaşırı Holdingi Başkanı
Zhang Baochong, transit ticaretin Gwadar’ın başarısının anahtarı olduğu
konusunda ısrar ediyor.


Liman yetkilileri geçtiğimiz ay, Pakistan
ve Afganistan arasında transit ticaretin başlaması amacıyla, Karaçi’den 54 ton
paketlenmiş gübre içeren 20 metrelik iki konteynerin Gwadar’a gönderildiğini
söyledi.


Eğer ABD ‘barış’ olarak adlandırılabilecek
bir anlaşma sonucu Afganistan’dan çekilirse, bu ülke Çin ve Pakistan’ın
güdümüne mi girecektir?


Ya da İran için değerli bir ava mı
dönüşecektir?


Hüda
Huseyni


Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist

HÜDA HUSEYNİ : İran
yayılmacılığı Orta Asya cumhuriyetlerine ulaştı


Orta Asya cumhuriyetlerinde hareketlilik
artmış durumda. ABD Başkanı Donald Trump, olası ikinci döneminden önce
Afganistan’dan çekilmek istiyor.


Bu sırada Çin’in bölgeye yönelik ilgisinde
bir artış gözleniyor.


İran ise, denizlere kıyısı olmayan bu
ülkelere tuzak kurmayı sürdürüyor.


Bu ülkeler, radikal hareketlerin
artışından endişe duyuyor. Her alanda geri kalmış durumdalar, altyapıları
perişan halde ve vatandaşlarına onurlu bir yaşam sunmaktan acizler.


Tacikistan üç yıl içinde radikalizm
yanlılarına ait olduğu düşünülen iki bine yakın caminin kapısına mühür vurdu.
Bu camiler arasında Kocand (Khujand) şehrindeki en büyük cami de yer alıyordu.
Bu mescitler ve camiler devlet tarafından dikiş kursları, ana okul ve sosyal
tesislere dönüştürüldü.


Tacikistan’da Müslüman Kardeşler (İhvan)
örgütüne üye olmak yasak, son üç ay içinde çoğu Müslüman Kardeşler örgütüne üye
oldukları suçlamasıyla, onlarca din adamı ve din öğretmeni tutuklandı. Polis
baskıları nedeniyle sakallarını uzatan erkek sayısında düşüş yaşandı, başörtülü
kadınlar ise zaman zaman şiddete maruz kalıyor. İmamlar devlet tarafından belirlenen
Cuma hutbelerinde Başkan İmamali Rahman’ı övmek zorunda kalıyor. Başkan İmamali
İslam dininin ilkelerine uygun hareket ederek aşırılık yanlıları ile mücadele
ettiğini ileri sürüyor. Büyük camiler güvenlik açısından ve imamların hutbe
metinlerine uyumunu gözetlemek için kameralarla donatılmış durumda.


2015 yılında, Tacikistan’ın İran’la olan
ilişkisi, İran’ın Tacikistan’ın yüksek meblağdaki borcunu istemesiyle birlikte
gerilmişti.


İran, sahtekârlık ve devleti dolandırmakla
suçladığı iş adamı Babek Zencani’nin Tacikistan Ulusal Bankası’na yüklü
miktarda para aktardığını belirtmişti.


İran rejim lideri Ayetullah Ali Hamaney,
Tacikistan’daki muhalif parti liderleriyle bu konuda bir toplantı düzenlemişti.
Bu süreçte Suudi Arabistan müdahil olarak Tacikistan’a mali yardım sözü verdi.
Ülkedeki eğitim sektörünü, doğudaki otobanı ve Rogon hidroelektrik santralini
finanse etmeyi teklif etti. Kısa bir süre sonra Tacikistan hükümeti İran’ı,
doksanlardaki iç savaş sırasında Tacik politik şahsiyetlerin yanı sıra yirmi Rus
subaya suikast düzenlemekle suçladı.


Tacik yetkililer ayrıca Kocand’daki bir
İran ticaret ve kültür merkezini kapattılar. Tacikistan devleti İran’ın Şanghay
İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) üye olma talebinin reddedilmesi için girişimde
bulundu. İran halen bu örgütte gözlemci olarak yer alıyor. 2016 yılından beri
Rusya, Çin’le birlikte liderlik ettiği Şanghay İşbirliği Örgütü’ne İran’ın
katılma hakkı olduğunu deklare ediyor. Ancak şu ana kadar bu katılım
gerçekleşmedi.


Buna engel olanın yine Farsça konuşan ‘kara
kedi’ Tacikistan olduğu söyleniyor.


ŞİÖ çok önemli bir uluslararası örgüt
olmasa da, Tahran yönetiminin bu örgüte katılmak için uzun süredir istekli
olduğu biliniyor.


ŞİÖ organizasyonu 2001 yılında Çin, Rusya
ve Orta Asya ülkeleri (Türkmenistan hariç) tarafından, bölge güvenliğinin
sağlanması amacıyla başlatıldı.


2017’de Hindistan ve Pakistan’ın üyeliği
kabul edildi, ancak İran için kapı halen kapalı. Oysa uzun süre önce üye olmak
için başvurmuş, Rusya aleni bir şekilde; yaptırımlar devam ederken İran’ın üye
olamayacağını belirtmişti. BM yaptırımları 2016’da kaldırıldı, aradan yıllar
geçmesine rağmen İran’ın gözlemci pozisyonunda bir değişiklik olmadı. Emekli
bir İranlı diplomat olan Muhammed Rıza Furkani, geçen yıl, sorunun İran’ın
Tacikistan ile gergin ilişkilerinde yattığını itiraf etti. Furkani Tahran’ın
tam üyeliğine Tacikistan’ın engel olduğunu açıkladı.


Tacikistan ve İran arasındaki gerilim,
yasaklı Tacik bir İslamcı parti liderinin Tahran’daki resmi bir konferansa
katılmasıyla artmıştı. Tacikistanlı yetkililer bu süreçte sert açıklamalar
yapmıştı.


2017 yılında Tacikistan Tahran yönetimini,
doksanlı yıllardaki iç savaş sürecinde, ülkelerine katiller ve sabotajcılar
göndermekle suçladı. İran yönetimi suçlamaları reddederek, mesnetsiz iddialar
olarak değerlendirdiklerini açıkladı.


Dokuz milyonluk nüfusu ile İran-Afganistan
arasında yer alan Tacikistan birçok İran ticari merkezini kapattı ve
vatandaşlarının İran’la ticaret yapmalarını ve bu ülkeye gidişlerini kısıtladı.
İki ülke ilişkilerindeki gerginliği zirveye çıkaran husus ise, ‘uluslararası
ticaret imparatorluğu’ kuran İranlı milyarder Bebek Zencani’nin Tacikistan’daki
mal varlığının İran tarafından talep edilmesiydi. Emekli diplomat Muhammed
Furkani, Tacikistan Dışişleri Bakanı Siraceddin Mührüddin’in İran ziyaretinin
ikili ilişkilerdeki gerginliği biraz olsun azalttığını söyledi. Furkani’ye
göre, İran’ın ŞİÖ üyeliği de Tacikistan’ın muhalefet şerhini kaldırmasıyla
yakın bir gelecekte mümkün olabilir.


İran dışında Farsça konuşan ülkeler
arasında sadece Afganistan ve Tacikistan var, dolayısıyla Tahran yönetimi uzun
süredir bu iki ülke ile ilişkilerini geliştirmeye ve bu ülkeler arasında
kültürel bağlantılar kurmaya çalışıyordu. Ancak İran rejimi, kültürel ağları
güvenlik operasyonları hatta terörist faaliyetleri için kılıf olarak
kullanmakla itham ediliyor, tıpkı Arap ülkelerinde yaptığı gibi.


Ancak reelpolitik, dört yıldır gergin olan
iki ülke ilişkilerinin lojistik nedenlerle hızlı bir şekilde ısınmasına yol
açtı.


Nitekim Tacikistan’ın komşusu Özbekistan
gibi denize sınırı bulunmuyor. Dolayısıyla ürünlerin nakliyatı için İran
limanlarını kullanmaları bu iki ülke için hem daha ekonomik hem de ciddi bir
zaman kazandırıyor. Çin’in ‘bir kuşak bir yol’ projesindeki konumu ve Avrasya
bölgesini Pekin’e bağlayan ulaşım altyapısı da İran’ın cazibesini arttırmış
durumda.


Özbekistan’a gelecek olursak,
Cumhurbaşkanı İslam Kerimov ülkesini yaklaşık otuz yıl ‘demir yumrukla’
yönetti, devlet güvenlik birimleri, aşırılıkla mücadele adı altında dini
faaliyetlerin üzerinde baskıcı bir politika uyguladı.


Kerimov’un 2016’da ölümünün ardından
yapılan seçimlerde başa geçen Şevket Mirziyoyev, selefinin baskıcı
politikalarına son vereceğine ve Özbek halkının hizmetinde olacağına söz verdi.
Mirziyoyev’in reformaları, güvenlik komitesinin dini eğitime müdahalesini
kaldırmayı da içeriyordu.


Din İşlerinden Sorumlu Güvenlik Komitesi
Başkanı İdarbek Tulipov’u azletti ve yerine kimseyi atamadı. Mirziyoyev ayrıca
Özbekistan Müslümanları tarafından idare edilen Yüksek İslam Akademisi’nin
kurulmasını sağladı. Geçtiğimiz yıl Suudi Arabistanlı işadamı heyeti,
Özbekistan’a yatırım olanaklarını gözlemlemek için iki ziyaret gerçekleştirdi.
Suudi tekstil firmaları, önümüzdeki beş yıl içinde Özbek Kumaş Sendikası
bünyesinde 2 milyar dolar yatırım yapma kararı aldı.


Mirziyoyev’in ulaşım altyapısı
planlarında, Özbekistan’ın ithalat ve ihracatı için önem teşkil eden İran
öncelik kazandı. 2017 yılının sonlarından varılan bir anlaşma ile iki ülke
ilişkileri pekişmiş oldu.


Bu anlaşmaya göre, Özbekistan,
Türkmenistan, İran ve Umman arasında bir ulaşım altyapısı kurulacaktı. Ayrıca,
Kırgızistan, Özbekistan ve Çin hattı, buna ek olarak da Afganistan’dan üç geçiş
güzergâhı planlanmıştı.


Bu güzergâhlarda, Özbekistan’ın Türmüz
kentini Afganistan’ın Mezar-ı Şerif kentine bağlayan bir tren yolu bulunuyordu.
Özbek demiryolları Afganistan’ın Herat şehrine uzatılarak, ürünlerin İran’ın
Bender Abbas ve Şabhar limanlarına aktarımı hedefleniyordu.


Orta Asya’da İran limanlarının önemi
artmıştı, sert ABD yaptırımlarına rağmen, Şabhar limanı ile Çin destekli
Pakistan limanı Gwadar arasında sadece 70 km mesafe bulunuyordu. Ancak
Çin-Pakistan ekonomik koridorunun kalbindeki “Kuşak-Yol” projesi bu bölgede
bazı sorunlar yaşıyordu.


Çin Okyanus ve Denizcilik Şirketi, Karaçi
ve Gwandar arasındaki ‘liner’ hizmetine, Afganistan’a gönderilerin az olması
dolayısıyla son vermek zorunda kaldı.


Pakistan yönetimi, Çin’in ekonomik
memnuniyetini istiyor, dolayısıyla Çin’i tatmin etmek için, ‘koronavirüs’
dolayısıyla uçuşlarını durdurmayı reddetti. Ayrıca Wuhan’daki 500 öğrencisini
de geri almadı.


Gerekçe olarak da, virüsün Pakistan’a
yayılmasını engellemek istediklerini açıkladılar.


Öte yandan Çin Denizaşırı Holdingi Başkanı
Zhang Baochong, transit ticaretin Gwadar’ın başarısının anahtarı olduğu
konusunda ısrar ediyor.


Liman yetkilileri geçtiğimiz ay, Pakistan
ve Afganistan arasında transit ticaretin başlaması amacıyla, Karaçi’den 54 ton
paketlenmiş gübre içeren 20 metrelik iki konteynerin Gwadar’a gönderildiğini
söyledi.


Eğer ABD ‘barış’ olarak adlandırılabilecek
bir anlaşma sonucu Afganistan’dan çekilirse, bu ülke Çin ve Pakistan’ın
güdümüne mi girecektir?


Ya da İran için değerli bir ava mı
dönüşecektir?


Hüda
Huseyni


Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER