Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Gezdiğimiz İSFAHAN 3
milyon nüfusa sahip, tamamen düz ve alabildiğine geniş bir arazide kurulmuş bir
şehir.

 Safevi döneminin Başkenti olan
tarihi kentin bulunduğu kısımda yeni inşaata izin verilmediğinden, tarihi doku
iyi korunmuş. Modern yapıların olduğu yeni şehir alanında da gökdelen tarzı
bina yok. Şehrin ortasından geçen ve üzerinde çok sayıda mimari özelliği olan
köprüler barındıranZayande nehri,
yanlış kullanım sebebiyle kurumuş.

*****

Tarihi kentte dünyanın en büyük şehir meydanlarından biri olan, UNESCO‘nun Dünya Mirası
Listesi
‘ndeki, Nakş-ı
Cihan Meydanı muhteşem. Çevresine sanat değeri çok yüksek Safeviler‘den kalma Âli KapıŞeyh Lütfullah
Camii
Şah Camii ve Kayseriye Çarşısı (Kapalıçarşı)
gibi yapılar yerleştirilmiş.

Safevi Hanedanlığı Şah Abbas döneminde zirveye varmış. Şeyh Lütfullah Camii (1629)
süslemeleri, çinileri, statik dengeleri, güneşin yönüne göre kıbleyi gösteren,
olağanüstü akustiği olan kubbesi ile büyüleyici. Kubbenin tam altında bir kağıt
hışırtısı bile hoparlörden çıkmış gibi duyulabiliyor. Burada kırk dokuz çeşit
yankının olduğu hesaplanmış, bunlardan ancak on iki tanesi insan kulağı ile
algılanabiliyormuş.

Yine Şah Abbas döneminde geniş bir saray ve botanik bahçeler kompleksinin
bir parçası olarak inşa ettirilmiş olan Çehel (kırk)Sütun Sarayı
ve şehrin ortasından geçen kurumuş nehir üzerindeki köprüler görülmeye değer.
Kırk Sütun Sarayında duvarlarseramik üzerine bazı
tarihi olayları tasvir eden fresk ve tablolarla süslenmiş.

1514‘de Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı ordusu ile
yapılan Çaldıran Savaşını tasvir
eden muhteşem tablo, kılıçlarıyla kahramanca savaşan Şah İsmail ve Safevilerin, top ve
tüfekleriyle gelen Osmanlı’ya yenilmesinin mazeretini yani teknolojik üstünlüğe
boyun eğme mecburiyetini anlatmakta.

******

İsfahan ile Şiraz arası 500 km. Karayolu ile gitmeyi tercih ettiğimiz bu engebesiz yol
boyunca çevremiz, verimsiz kurak topraklar ve çöl manzarası içinde idi. Ancak
yolun tamamı gidiş ve geliş ikişer şeritli bölünmüş yol idi. Akaryakıt çok ucuz
olduğundan bir minibüs kiralayarak bir gece de Şiraz’da kalmak suretiyle
yaptığımız gezi için kafilemizin minibüs için toplam ödemesi sadece 300 TL
oldu.

*****

Şiraz İran’ın yetiştirdiği iki abide şahsiyetin manevi gölgesinde. Sadi  ve Hafız Şiraz’da,
tıpkı Hazreti Mevlana’nın Konya’daki etkisine sahip. Ancak
İranlılar bu şahısların kabri, türbesi ve civarında oluşturdukları bahçeler,
yeşil alanlar ile bu zatlara ve eserlerine sahip çıktıklarını göstermekteler.
Akşam saatlerinde yağmur altında yaptığımız ziyaretler esnasında bile akın akın
ziyaretçiler gelmekteydi. İran’da bir harf devrimi yaşanmadığı ve bu şahıslar
da o zamanın edebi dili olan Farsça ile yazdıkları için yeni nesil de Onların
yazdığı şiirleri anlayarak okuyabilmekte.

*****

Şeyh Sadi Şirazi: İslam âlimlerinden ve büyük velilerden olan Şeyh Sadi Şirazi (1193-1292) “Bostan” ve “Gülistan” isimli eserlerin
şairidir. Kasideleri hükümdarın
veya devlet erkânının methinden ziyade, onları daima insanlığa adil olmaya
davet eden bir nevi nasihatnamedir. 

Bazı hikmetli sözlerini hatırlatalım: “Kötüler, kendilerine tahammül
edildikçe, daha çok azarlar./ İnsanla birlikte büyüse bile, kurdun eniği yine
kurt olur. / Ben doğru yolda kaybolmuş kişi görmedim. / Kurtlar birbirine
düştüğü zaman, aralarında koyun rahat eder.”

*****

Hafız-ı Şirazi (1318-1389)  de Farsçanın en büyük şairlerinden biri olduğu
kabul edilir. Doğuda ve Batıda yüzyıllar süren tesiri olmuş. İşte O’ndan bazı
güzel sözler:

“Ne kadar okursan oku; bir bilgine yakışır şekilde davranmadığın sürece,
cahilsin demektir… / Kişi bu, alçak dünyaya tenezzül etti mi, bala kapılmış
sineğe döner. / Gayesiz yaşayanlar nasipsiz kalırlar. / Güzel bir kadın bir
mücevher, İyi bir kadın bir hazinedir. / Üç şey sürekli kalmaz; ticaretsiz mal,
tekrarsız bilgi, cesaretsiz iktidar./ İnsan bir damla kan ve bin endişe /
İnsanın her nefeste iki defa şükretmesi lazım. Biri nefes aldığı için, diğeri
verdiği için. Çünkü verip almamak, alıp vermemek var.”

Gül mevsimi değildi. Ama biz yine de Yahya Kemal’in “Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış,/
Hergün açarmış kanayan rengiyle/ Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış / Eski
Şiraz’ı hayal ettiren ahengiyle” mısralarını terennüm ederek eski
Şiraz’ı hayal ettiren ahengi yaşamaya çalıştık.

Türbenin duvarlarında yazılı şiirlerden birini okuyup tercüme eden İran’lı
(Tebriz’li) Azeri dostumuzda öğrendiğimiz şu beyit dilimize ve kalbimize yer
etti: “Eger ân Turkî-i Şîrâzî
be-dest âred dil-i mârâ / Be-hâl-e hindûyeş bahşem Semerkand û
Buhârârâ”

“O Şirazlı güzel (Türk) bizim gönlümüzü alır, aşkımızı kabul eylerse / Onun
siyah benine Semerkand’i de bağışlarız, Buhara’yı da”

Bu şiirdeki Türk kelimesinin
güzel anlamına gelişi de dikkat çekici.

(Hikâye edildiğine göre, Timur Hafız’ın kenti Şiraz’ı fethedince şairi
huzuruna getirtir ve  azarlar, ‘Semerkand ve Buhara gibi gözbebeğimiz iki
kentimizi bir güzelin kara benine nasıl feda edersin be adam?’ Hafız üzerindeki
yırtık pırtık giysileri işaret eder ve  şöyle cevaplar. ‘Zaten vere vere
bu hale düştüm sultanım!’)

Bu şiiri okuyunca ünlü şairimiz Nedim’in    “Bu şehr-i Stanbûl ki bî-misl-ü behâdır / Bir
sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır”  Yani ‘Bu İstanbul şehri
ki misli benzeri yoktur / Bir taşına bütün Acem mülkü fedadır’ mısralarını
hatırlayarak şairin gönlünün zenginliğine ve sanatçının ufuk genişliğine dair
yorumlar yaptık.

*****

Pers
İmparatorluklarından
 Akamanış Hanedanı
‘nın kurucusu, güneybatı Asya’nın çoğunu ele geçirerek büyük bir
imparatorluk kuran ve ilk insan hakları bildirgesi olarak kabul
edilen kanunları yapan, M.Ö.
590-529 yılları arası yaşamış Kuruş (II. Kiros)un mezarı çok önemli bir yapı.

Şiraz’da önemli bir eser de Kerim Han Kalesi. Kale, Kerim Han Zend tarafından 1766 tarihinde yaptırılmıştır.
Toplam alanı 4000 m², tamamı tuğladan yapılmış surlarının 12 metre
yüksekliğindeki surlarının dört köşesinde yüksekliği 14 metre olan dört burç
bulunmakta. Bu burçlardan birisi Piza kulesi gibi eğik.

Persepolis (Taht-ı Cemşid): Pers Kralı I. Darius (Dara)
tarafından MÖ 6. yüzyıl sonlarına doğru kurulmuş olan Pers İmparatorluğu‘nun
başkenti Persepolis muhteşem
bir antik şehir. Yüzlerce sütun ve onların üstüne oturtulmuş çok ağır boğa,
insan, kuş vs şeklinde sütun başı heykeller, duvarlarda sayamadığım kadar çok
kabartma heykeller, 10.000 kişilik kapalı toplantı salonu alanı devrine göre
inanılması güç bir teknoloji ve sanat zirvesi. Ne yazık ki MÖ 331‘de Büyük İskender Persleri
yenerek şehri yakmış. Büyük
İskender’in böyle bir sanat eseri şehri yakmaya gönlünün
elvermediği ama “maşukesi olan kadının tahriki ile” şehri yaktığı rivayet
edilmekte. Bundan sonra da şehir yüzlerce yıl toprak yığınları altında kendi
haline terk edilmiş.

*****

Tahran 18 milyon nüfuslu modern bir metropol olmuş. Tahran’ın 5 katlı
metrosu dünyanın en modernlerinden imiş. Nüfusun yaklaşık yarısının Türk olduğu
İran’da en önemli Türk şehri Tebriz.
Nüfusu 4 milyona yakın olan Tebriz’de konuşulan dil Türkçe. Farsça konuşan yok
gibi imiş.

Tarih boyunca çeşitli Türk Devletlerinin hüküm sürdüğü Horasan eyaleti ve bu eyaletteki
(Şii imamların sekizincisi olan İmam
Rıza’nın türbesinin burada olması sebebiyle) iran’ın Şiilerce
kutsal sayılan şehri Meşhed. Yine Horasan’da Ömer Hayyam ile  Ferîdüddîn-i Attâr‘ın mezarının
bulunduğu Nişabur. .

Eşsiz mimari eserleri ve ateşgede (ateşe
tapanların hac yeri) ile Zerdüştlüğün merkezi Yezd ve diğerleri.






























































İran’da bu kadar çok görülmesi gereken yer varken yeni ve daha uzun süreli
bir program daha yapmamız gerektiği kanaatine varıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış