ALİ ŞAHİN : İran’ın Avrasya Devleti Projesi



KAYNAK
: https://siyahcizgi.wordpress.com/2016/07/01/iranin-avrasya-devleti-projesi/


1979
yılında İran’da Humeyni liderliğinde İran Devrimi gerçekleştikten sonra,
İran’da rejim değişerek İslam Cumhuriyeti kuruldu. Bu cumhuriyet ile Şii devlet
politikasına oluştu. Ayrıca Güney Azerbaycan bölgesinde hüküm süren Azerbaycan
Türklerine asimilasyon politikası uygulanmıştır.  İran Devriminden sonra
bölgede radikal hareketler baş göstermiş, İran Devleti’de buna her zaman destek
vermiştir. Bu devrimden sonra İran, ABD ve İsrail karşıtı söylemleri ile
muhalif yönlerini ortaya çıkarmış, Avrupa’ya karşı kapılarını kapatmıştır.
İran-Irak Savaş’ında Batı İran’a karşı Irak’ı desteklemiştir.


İran
Devrimden sonra dış politikada da şii devlet politikasını uygulamıştır. Bölgede
Şiilik propagandası yaparak hem Şiiliği yaymayı amaçlamış ve bölge devletlerini
kendi hâkimiyeti altına alarak bölgenin yükselen gücü haline gelmek istemiştir.
Fakat bu politika yaklaşık olarak beş yüz yıllık bir politikadır. Çünkü İran
topraklarında kurulan Safevi Devleti kuruluş aşamasında iken hükümranlığını
yaymak amacıyla bölgelere Şii halifeler göndererek, bölge halklarını
ayaklandırılmayı amaçlamış ve kendi bünyesine katmak istemiştir.


  1. ve 21.yüzyılda özellikle İran
    cumhurbaşkanlığına Ahmedi Nejat’ın gelmesiyle birlikte İran siyasi
    politikası daha katı bir hal almıştır. Özellikle İran’ın nükleer enerjiye
    geçmesi Dünya kamuoyunu rahatsız etmiş batı camiası ve BM tepkisini sık
    sık dile getirmiştir. İran’a bir takım ambargolar uygulamıştır.


Arap
Baharı’nın meydana gelmesiyle birlikte Ortadoğu’da siyasi dengeler değişmiş,
Ortadoğu ülkelerinde halklar ayaklamış, diktatörler devrilmeye başlamıştır.
Sırasıyla Tunus, Libya ve Mısır derken Arap Baharı Suriye’ye de sıçradı.
İçerisinde Türkiye’nin de bulunduğu batı camiası muhalif kesimi desteklerken
Çin, Rusya ve İran’da ESED’i desteklemekteydi. Bu desteğin asıl sebebi Esed’in
Nusayri Şii olması ve Suriye üzerinden çıkarlarının olmasıydı. Bu sıralarda
İran’da iktidar değişmiş Ahmedi Nejat’ın yerine Hasan Ruhani iktidara
gelmiştir. Hasan Ruhani’nin iktidara gelmesiyle İran politikasında yumuşamalar
meydana geldi. İlk iş olarak Avrupalı devletlerle görüşülerek nükleer sorun
tatlıya bağlandı. Daha sonraki dönemde ise 4 yıl aradan sonra İngiltere ile
karşılıklı mukim elçilikler tesis edildi. Fransa ve Hollanda ile ticari
anlaşmalar gerçekleşti. Böylelikler İran Devleti uzun bir aradan sonra Avrupa
pazarına açılmayı sağladı.


Öte
taraftan da bölgede siyasi faaliyetlerine devam eden İran, Şii Lübnan Devleti
ve silahlı kuvvetleri Hizbullah’ı kendi saflarına çekmişti. Yemen’de meydana
gelen karışıklılarda Yemen’e egemen olmak isteyen Şii Husileri desteklemiş,
Irak’ın Şii kanadına destek vermiş ve Suriye’de de yukarıda belirttiğimiz üzere
Nusayri Esed’e destek vererek dört devleti avuçlarının içine alarak, Sünni Türk
Devleti’nin Ortadoğu’ya açılmasını engelleyecek Seddi de
kurmuşlardı.           
Böylece asırlardan beri süre gelen Sünni-Şii kavgasının da hala devam ettiğini
göstermiştir.


Ayrıca
Suriye eksenli Rus-İran ittifakı İran’ın Orta Asya sahasına açılması için
fırsattı. Her ne kadar Batı blok ile aralarında anlaşmalar olsa da İran ile
Rusya’nın arasında en ufak bir çatlaklık meydana gelmedi. Yıllardan beri
gözlemci statüsü ile Şangay İş Birliğine üye olan İran’ın tam üyelik başvurusu
kabul edilmese de Suriye politikasında Rusya’ya yakın olması bu isteğini
gerçekleştireceğe benziyor. Bu konuda Şangay İşbirliği Örgütünde söz hakkı
yüksek devlet olan Rusya’nın da bu üyeliğe sıcak baktığını görmekteyiz. Çünkü
Vladimir Putin’in özel temsilcisi Bahtiyar Hekimov Brükselde Asya-Afrika
liderleri zirve toplantısı çerçevesinde yaptığı açıklamada,  İran’ın
bölgede kilit rol oynadığını ve Şanghay İşbirliği Örgütüne üyeliğine isteğini
gösterdiğini belirtti. Yakın zamanda Kırgız Devlet Başkanı Almazbak
Atambeyev’in İran ziyareti sonrası birçok alanda ticari anlaşmalar yapması ve
Ruha’nin “İran’ın ŞİÖ’ye üye olmasının önündeki engeller kalkmıştır Diğer
üyeler de bu konuya sıcak bakmaktadır” şeklinde açıklamalar yapması İran’ın
Orta Asya pazarına da girerek Avrasya Devleti olma yolunda emin adımlar
attığının göstergesidir.