Ahmet Uysal : İran Seçimleri ve
Bölgesel Etkileri

uysala@gmail.com

İran’da 19 Mayıs 2017’de yapılan Cumhurbaşkanlığı ve
belediye seçimleri hem ülke hem de bölge için kritik bir zamanda gerçekleşti.
Bu seçimde de cumhurbaşkanlarının ikinci dönemi kazanma geleneği bozulmayarak
Hasan Ruhani seçimlerden galip çıktı.

Belediye seçimlerinde etnik ve dini azınlıklar daha fazla
etkinlik gösterebilmektedir. Çünkü parlamento ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri
kadar katı bir eleme süreci işletilmemektedir. Anayasa Koruyucular Konseyi
tarafından değil de Belediye Meclisi Seçimleri Denetim Heyetleri tarafından
değerlendirilen adaylar daha geniş bir siyasi yelpazeden gelebildiği için
siyasi ve toplumsal katılım için bir nefes alma fırsatı bulmaktadır. Özellikle
azınlık gruplar siyasi süreçlere katılım için zemin bulabilmektedir. Bu
durumdan şikayetçi olan muhafazakar siyasetçiler belediye adaylarının devrim
ilkelerine uzak olmasından rahatsızlıklarını dile getirmişlerdir.

Ahmedinejad Seçime Katılamadı

Adaylık sürecinin başlaması ile 1.636 kişi
Cumhurbaşkanlığı seçimleri için başvurmuştur. Anayasayı Koruma Konseyi ise
bunların içinden sadece altı adayı seçerek propaganda sürecini baş- latmıştır.
İran rejimi cumhurbaşkanlığı- na aday olacakları çok ciddi elemeden
geçirmektedir. Örneğin eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad muhafazakar olmasına
rağmen Hamenei’nin aday olmaması yönündeki telkinlerine rağmen aday olmuş ama
veto edilmiştir.

Onaylanan adayların yarısı reformcu ve yarısı da
muhafazakar olarak sahneye çıkmıştır. Muhafazakar kanadın adayları eski
Başsavcı İbrahim Reisi, Tahran Belediye Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve
İslami Koalisyon Partisi MKYK Başkanı Mustafa Mir Selim; reformcu kanadın
adayları ise Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, onun birinci yardımcısı İshak
Cihangiri ve eski cumhurbaşkanı yardımcılarından Mustafa Haşimi Taba olmuştur.
Son haftaya girilince muhafazakar kanattan Kalibaf ve reformculardan Cihangiri
kendi kampının adayları lehine çekilerek birinci adaylarının şansını artırmaya
çalışmıştır.

Seçim propagandalarında ekonomik konular, etnik ve
mezhepsel haklar ile dış politika, siyasi ve sosyal konular gündeme gelmiştir.
Ekonomik alanda Ruhani hükümeti enflasyonu yüzde 35-40’lardan yüzde 8’e
düşürmüş ve büyümeyi eksiden artıya taşımasıyla kendisine avantaj sağlamıştır.
Ancak genel iyileşmenin birey düzeyine çok fazla yansımamasını ve yolsuzluk
söylentilerini muhalifler hükümete karşı sıkça kullanmışlardır. Özellikle bir
türlü düşürülemeyen işsizlik konusu -ki halen ülke genelinde ortalama yüzde 12
iken eğitimli kesimde yüzde 40 ve genç nüfus arasında yüzde 30’lar oranında
devam etmektedir ana tartışma konularından birisi olmuştur.

Başkan adayları arasında 12 Mayıs’ta yapılan televizyon
tartışmasında da özellikle bazı bürokratların aldığı astronomik maaşlar,
ekonomiyi çeşitlendirme ve kaçakçılık konuları gündeme gelmiştir. Ruhani ana
rakibi Reisi’yi, yönettiği İmam Rıza Türbesi Vakfı ve devlet kurumlarını kendi
seçim kampanyalarında kullanmasından dolayı eleştirmiştir. Reisi ise Ruhani
hükümetine nükleer anlaşmanın ekonomik fayda getirmediği ve ekonomik sorunları
düzeltmediği eleştirilerini getirmiştir. Reisi, yoksul kesimlerin desteğini
almak amacıyla sübvansiyonlar ve işsizlikle mücadele konularında popülist
vaatlerde bulunmuştur.

Ruhani, ABD ile Yapılan Anlaşmayı Seçim Sürecinde Kullandı

Dış politika konusunda bölge krizleri ve nükleer anlaş- ma
sıkça tartışılmıştır. Muhafazakarlar daha şahin ve tek taraflı politikaları
savunurken reformcular dünyaya açılmayı ve komşularla iyi geçinmeyi gündeme
getirmektedir. Ruhani hükümeti nükleer anlaşmayı uluslararası alanda İran’ın
ekonomik ve siyasi izolasyonunun kaldırılması açısından başarı olarak
sunmuştur. Diğer taraftan muhafazakar adaylar nükleer anlaşmayı hem
bağımsızlıktan taviz olarak görmüşler hem de hiçbir somut sonuç elde edememekle
suçlamışlardır. Bu konu İran siyasetinin önemli bir mücadele alanı olmaya devam
edecektir. Mezhep ve etnik sorunlar Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin önemli
tartışmalarından birisi olmuştur. Bu konuda reformcular muhafazakarların önünde
gitmektedir. Ruhani 2013 seçiminde de Anayasa’da yer alan mezhep ve etnik
azınlıklar hakkındaki maddelerin hayata geçirilmesi konusunda niyet beyanında
bulunmuştur. Buna göre Kürtçe, Azeri Türk- çesi ve Arapça gibi yerel dillerin
öğretilmesi ve farklı mezheplere mensup vatandaşların da ülke yönetiminde etkin
rol alması gerektiğini savunmuştur. Ancak ilk dönemde bu konuda fazla yol
alamamışsa da ikinci döneminde daha rahat ve talepkar olacağı açıktır.

Seçime katılım yüzde 73 ile İran standartlarına göre
oldukça yüksektir. Reformcu kanadın adayı Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani oyların
yaklaşık yüzde 58’ini alarak birinci turda seçimi kazanmış oldu. Reisi ise
yaklaşık yüzde 38 oy alabildi. Belki de dini liderlik için hazırlanan Reisi,
Kalibaf çekilmeseydi çok daha düşük oy alarak mahcup olabilirdi ve
muhafazakarlar için daha moral bozucu olurdu. Her halükarda Ruhani’nin önceki
seçimlere göre oyunu yedi puan artırması ülke siyaseti ve hatta rejimin
geleceği hakkında ciddi işaretler taşımaktadır.

Seçim Sonuçlarının Etkileri

Seçim sonuçları iç ve dış politikadaki etkileri açısından
önem taşı- maktadır. Reformcu kanadın adayı Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin
kazanması, toplumun demokratikleşme ve dünyaya açılma konusunda ciddi bir irade
beyanı olarak okunabilir. Reformcular genç ve azınlık gruplarla çok daha yakın
temasta bulunabilmektedir. Diğer taraftan İslam Devrimi’nin meşruiyeti
üzerinden siyaset ürettiğini söyleyen muhafazakar kanat ise genç ve kentli
kesimlerin beklentileri karşısında zorlanmaktadır. Ülkenin yaklaşık yarısının
Farisi gruplardan oluştuğu dikkate alındığında diğer grupların bulunduğu
illerde reformcular ciddi oy toplamışlardır. Ülke siyasetinde yeni dönemde
Ruhani hükümetinin eli biraz daha güçlenecektir. Dış politika, güvenlik ve
ekonomi politikalarında daha fazla söz sahibi olmak isteyecektir. Güvenlik
politikalarını etkilemesi zor olsa da rejimin kontrolünde olan dış politikayı
hükümetin geri alma ihtimali vardır. Ekonomi alanında da ciddi mücadele
yaşanacaktır. Çünkü Devrim Muhafızları Ordusu şirketleri ve doğrudan Dini
Lider’e bağlı olan vakıfları çok büyük fonlara hükmetmektedir. Bunların kayıt
ve kontrol altına alınması sert bir mücadeleye de yol açabileceği için dikkatle
ilerlenecektir.




























Dış politikada nükleer anlaşma ile başlayan ekonomik ve
siyasi açılım daha güçlü bir irade ile devam edecektir. Trump’ın Körfez ve
İsrail politikaları da bu süreci yakından ilgilendirmektedir. Ancak İran
tarafında dünyaya açılım ve izolasyonların kaldırılması yönünde ciddi bir mesaj
olduğunu söyleyebiliriz. Kendi geleceğini dış düşman üzerine inşa eden İran
rejimi, bu politikalar başarıya uğradığında ciddi bir dönüşüm sürecine
girecektir. Reformcuların özellikle Suriye ve Yemen savaşlarında fazla şahin
tutum takınılmasına sıcak bakmadığını dikkate alırsak, ikinci döneminde
Ruhani’nin muktedir olması ve sistemi zorlama kapasitesi hem ülke hem de bölge
için ciddi değişimlere yol açabilecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet