KAYNAK : http://dikmecionur.blogspot.com.tr/2016/10/musul-ve-kiyamet-savaslari.html?m=1


” Sodom ve Gomora’yı nasıl helak ettiysem medeniyetlerin en güzeli Babil’i
de yerle bir edeceğim”  – Tevrat




” Babil’e karşı helak edeci bir fırtına yükselteceğim” -Tevrat



Dünya siyasetini anlamak ve algılamak Ortadoğu siyasi dengeleri
incelenmeden mümkün olamayacak bir durumdur. Ortadoğu ise Mehdi/Mesih
teostratejik bağlamdan bağımsız irdelenemez. Medeniyetlerin kurulduğu, en kadim
imparatorlukların var olduğu, bilinen bütün Peygamberlerin çıktığı yegane yer
Ortadoğu coğrafyasıdır. Bu denli kadim bir havza biriktirdiği kültürel
envanter, doğal zenginlik, konum gibi mühim faktörler sebebiyle etkin
devletlerin stratejik planlarında bir şekilde yer bulmuş bunun neticesi taşeron
terör örgütleri ile kan ve gözyaşının daim olduğu hak etmediği bir muameleye
tabi tutuldu. Dinlerin tebliği ile siyasallaşma sürecinin başlaması eş zamanlı
olup özellikle günümüzde Ortadoğu dini metinler eşliğinde şekillenen bir
vaziyet aldı. Bunun sebepleri şunlardı;



A) Bilinen bütün Peygamberler ve eski
medeniyetler Ortadoğu merkezliydi. Semavi ve paganist dinlerin beşiği coğrafik
yapının dini metinler ve efsaneler eşliğinde yeniden yorumlanması oldukça uygun
düşüyordu.

B) Liderler ve devletlerin dini
argümanlar ile politik yön ve misyon belirlemeleri meşriuyet pekiştirici bir
durumdu.

C) Çoğu din tahrif edilmişti ve bu durum
yeni tahriflere kapı aralamıştı. Üstelik rasyonel çıkarlara uygun tahrfiler
makul bir rant kapısı olurdu.

D) Soğuk Savaş döneminde icat edilen
Yeşil Kuşak yani Sovyetler Birliğini din ile çevreleme politikası Ortadoğu’da
siyasi dini referansları kuvvetlendirdi.

E) Amerikan siyasetinde icat edilen Yeni
Muhafazkar Neo-Con lobi Protestan metinler ve Tevrat ayetlerinden fikirsel
olarak besleniyordu. Bu sebeple Ortadoğu siyasi konumunun dini muhteviyat ile
değerlendirilmesi bu lobi ile paralel olurdu.



Yazının girişinde Tevrat’tan verilen  Babil yani Irak ile alakalı bazı
metinler Tevrat’ta Babil ile alakalı onlarca ifadeden yalnızca ikisidir. Buna
değinilmesinin sebebi şudur, Ortadoğu İbrani metinlerindeki tanımlara şaşırtıcı
derecede benziyor yani Irak, Suriye ve Mısır çözülmeye başlıyordu. Yahudilerin
Babil sürgünü ile karşılaştıkları şok bir yana İran üzerinden Zerdüştlük
akımından esinlenmeler İbrani mitlerine Davud soyundan Mesih, İbrani
metinlerinden Protestan akıma İsa Mesih, Şii inanç sistemi ve üzerinden diğeri
İslami ekollere Mehdi beklentisini yerleştirdi. Yani Mehdi ve Mesih’in Ahir
Zamanda belirmesi Ortadoğu’da sınır değişiklikleri ile mümkün olacaktı. 1978’de
Sovyetleri Afganistan’a sokan lobi aynı yıl Taliban adlı örgütü destekledi.
Öyle ki bu örgütten kopan bir kesim yıllar sonra Tevhid ve Cihad örgütü adı
altında ortaya çıkacak demografik değişimlere göre ise Işid olarak yeniden
organize olacaktı. Bugünlerde sıkça konuşulan Musul operasyonu aylardır
Pentagon tarafından planlanan bir stratejiydi. Işid adlı taşeron örgüt
Ortadoğu’da sınırların yeniden tasarlanması için oluşturulmuştu öyle ki 6 Tümen
askerin tek kurşun dahi atmadan Musul’ü 400 kişilik terörist gruba teslim
etmelerinin başka bir açıklaması olamazdı. Işid, Irak’ta bazı bölgelerin zapt
edilmesi için kullanıldı. Akabinde bu bölgeleri kurtarmak söylencesiyle ortak
operasyon başlatılacak ve neticesinde yeni bir iç savaş başlatılmış olacaktı.
Bu oyunun dengelenmesinde Türkiye’nin tutumu ve girişimi oldukça mühimdir.
Başından beri Türkiye operasyonda yer almak ısrarını sürdürmüş, dış kamuoyunda
gündeme getirmiş ve tepki görmüştü.  Türkiye’nin masasında çeşitli
planları bulunuyordu. Bu planlar 3 kategoride tasnif edilebilir;




1) Doğrudan Müdahale : Musul’a
uluslararası meşruiyet aranmadan doğrudan müdahale eylemiyle Türkiye
yaptırımlarla karşılaşacağı gibi zor bir sürece dahil olmuş bulunacaktı. Bu
seçenek masada her daim cılız bir plan olarak yer aldı.




2) Barzani Grubunun Çağrısı İle Müdahale :
Türkiye’nin güvendiği fakat hayal kırıklığı yaşadığı bir seçenek olarak kaldı.
Kamuyounda yıllardır Barzani ailesi ile alakalı yahudi kökenli oldukları
yönünde propaganda yapıldı. Esasen Osmanlı Tapu Tahrir kayıtlarında da
ödedikleri vergi müslümanların ödediği vergiden daha fazla olan bu grup
1930’larda Irak merkezi yönetimiyle çatışıp üstünlük sağlayabilecek kadar
güçlendi.Türkiye ile ilişkileri inişli çıkışlı olan aşiret mensubu Abdüsselam
Barzani’nin 1914’te idamından sonra uzun süre yakın temas sağlanamadı. Yeni
Ortadoğu konseptinde önemi olan aile, İsrail’in Arap olmayan devletlerle
ilişkilerin desteklenmesi stratejisiyle 1963’ten itibaren maddi destek görmeye
başladı. 1965’te Marved/Halı operasyonuyla yabancı bir Tümgeneral aracılığı ile
modernize askeri eğitim alan grup tamda bu yıl Irak’ın Kuzeyinde Komünist parti
üyelerine silahlı saldırı ve sürgünlerle Abd siyasetiyle eşgüdüm içerisinde
olduğunu gösterdi. Turgut Özal’ın kürt sorununa çözüm 1992 Kale Harekat
Planıyla yakın ilişki sağlanan aşiret, Çekiç Güc’ün Irak’ın Kuzey bölgesine
yerleşmesiyle Pkk ile ortak hareket etmeye başladı. Kısa süre evveline değin
flu ve mesafeli olan ilişkiler kurulması tasarlanan büyük Kürt Devletinin
hamiliği söz konusu olduğunda Barzani’nin pkkyı lanetlemesi ve Irak’ın
Kuzeyinden çıkmaya zorlamasıyla yeniden işbirliğine evrildi. Şu anda yaklaşık
200 Bin kişilik peşmerge kuvveti bulunan grup bu militanlara üniformalar ve
Harp Okulları tahsis etmek suretiyle ordulaşma sürecini hızlandırdı. Türkiye
ile sağlıklı ilişkilerin tesis edildiği dönemde Barzani’nin, Musul’a Türkiye’yi
davet etmemesi Merkezi hükümet ile keskin çatışmalara girmekten çekinmesi ile
alakalı olabilir. Barzani grubu Sünni Nakşi geleneğinden gelirken Irak Merkezi
Ordusunun çoğunluğu şiilerden oluşmaktadır.




3) Sünni Aşiretlerin Çağrısı İle Müdahale :
Türkiye, 2002’den beri uygulamaya koyduğu Neo Dinamik politik unsurunu
özellikle 2004’den itibaren Ortadoğu ülkeleri ile serbest ticaret anlaşmaları
yaparak sürdürdü. Suudi Arabistan ile müttefik olurken Katar’a üs kurma
noktasına geldi. Türkiye’nin yeni politik tutumu mezhepçi politika
tanımlamasıyla eleştirilirken bu kanımızca doğru olmayan bir tutumdur. Ortadoğu
ülkelerin mezhep ağırlıklı bir tutum üzerinden hizipleşme sağladığı bir
kulvardır. İç Politik strateji olarak belirlememe kaidesi ile Türkiye’nin
Ortadoğu’da bazı sünni gruplar ile yakından ilgilenmesi yadırganacak bir durum
değildir. Musul meselesi ile alakalıda sünni aşiretler Irak merkezi hükümetine
tepkilerini dile getirdiklerinde aşiretler ile ortak operasyon düzenleme
ihtimali en güçlü seçenek olarak belirmiş oldu.



IRAK İRAN ABD VE DEĞİŞEN POLİTİK DENGELER



Irak bir bahane ile işgal edildiğinde iç çatışma başladı. Mozaik yapısı ve
demokratik kültürden uzak geçmişi buna oldukça uygun zemin hazırlıyordu. Saddam
Hüseyin yakalandığında Şii bir hakime yargılatıldı, bayram sabahı ise kürt
cellatlara infaz ettirildi. Saddam ise sünniydi. Yani Irak; Şii, Sünni ve
Kürtler arasında pay edilecekti ki öylede oldu. Anayasal bir tanım olmamakla
birlikte teamülen Cumhurbaşkanlığı kürtlere, Başbakanlık Şiilere, Meclis
Başkanlığı ise Sünnilere verildi. Başbakanlık makamının baskıcı politikaları
yüzde 65’i şii olan bu ülkenin iç siyasetine İran’ın müdahilini güçlendirdi ve
Irak, İran’ın arka bahçesi durumuna geldi. Abd ile aralarında husumet olduğu
ileri sürülen İran kısa süre evvel şaşırtıcı şekilde yıldızı parlayan ülke
konumuna yükseldi. Ambargolar gevşetildi, 100 milyar dolardan fazla alacağını
tahsis etmeye başladı, petrol gelirleri aylık 30 milyar doları aştı, Batılı
şirketlerden tedarikini arttırdı. İktisadi bakımdan da güçlenen İran, Devrim
Muhafızlarının dış operasyon birimi Kudüs Gücü aracılığıyla Ortadoğu’da manevra
kabiliyetini arttırdı. Musul operasyonu ile alakalı Abd ile anlaşan İran ortak
operasyon hususunda da uzlaştı. Kentin sünni ağırlıklı yapısının şii ağırlıklı
askerler tarafından kurtarılma(!) operasyonuyla muhtemel bir kıyıma uğraması ve
farklı selefi grupların yeni isimlerle sahneye çıkmaları beklenen vakaadır.



TÜRKİYE VE MUSUL OPERASYONU



Musul ile alakalı gündeme gelen konulardan biride bölgedeki Türkmen varlığıdır.
Türkmen politikası belirsiz ve Musul konusunda ürkek davranacak bir Türkiye,
Ortadoğu’da barınamayacaktır. Musul Misakı Milli içerisindedir fakat Misakı
Milli’nin uluslararası zeminde bir geçerliliği yoktur. Bu vesileyle Türkiye
adımlarını birazda oldu bittiye getirecek şekilde atmalıdır. 2011 Martında
Suriye olayları patlak verdiğinde 2012 yaz dönemine kadar Suriye Türkmenleri
anılmadığı gibi muhaliflerin topladığı Ulusal Kongreye Türkmenleri temsilen bir
grubun katılması yönünde Türkiye girişimlerde bulunmadı. Bu, Ortadoğu politikası
bakımından büyük bir kayıptı. Aynı hata Irak hususunda tekrarlanmamalıdır.
Türkiye, Başika’dan ayrılmamalı ve Musul meselesine müdahil olmalıdır. Mesele,
toprak almak gibi hamasi bir felsefeyle düşünülmemeli ileriden savunma
stratejik konsepti dahilinde değerlendirilmelidir. Musul müdahalesi Irak’ta
bambaşka bir iç savaş doğuracaktır ve yeni terör eylemleri Türkiye’ye ithal
edilecektir. Türkiye Musul operasyonunda yer bulduğunda 1995 benzeri bir
manzarayla karşılaşabilir. 1995’te Irak’a büyük bir harekat başlatan Türkiye,
Gazi olayları tertibiyle mesajı almış ve apar topar Irak’tan çekilmek zorunda
kalmıştır. 2008 yılında Güneş Harekatıyla Irak’a bir operasyon daha düzenleyen
Türkiye yine birtakım zorlamalarla sekizinci günün sonunda operasyonu noktalamıştı.
İşte Musul’a müdahalede yer alma benzer tehditleri doğuracaktır. Türkiye
içerisinde legal görünümlü illegal örgütlenmelerin geçmişte İrancı, Kck
operasyonlarının mahiyetini değiştirmek suretiyle ise birtakım kürtleri hedef
aldığı bilinen gerçektir. Bugün ise bu yapı İrancı ve kürtçü gruplar ile
ittifak halindedir. Yani terör eylemlerinin şiddet eşiği oldukça farklı ve
yüksek olabilir. Bu sebeple güvenlik bürokrasisinde ayıklamalar süratli devam
ettirilmeli, komuta kademesi kontrol altında tutulmalı, geçmiş askeri davalarda
tasfiye edilmiş kişilere yeni görevler verilmelidir. Unutulmamalıdır ki, Musul
meselesiyle gelebilecek siyasi bir başarısızlık ikinci bir askeri kalkışmayıda
tetikleyebilir. Türkiye, Rusya ile yakınlaşma sürecini iyi değerlendirmelidir.
Yumuşak Güç faaliyetlerine eğilmeli Tika’yı Ortadoğu’da etkin kullanmalı,
aşiretler ile ilişkilerini devam ettirmelidir. Musul operasyonuna katılmayacak
veya istediği sonucu alamayacak Türkiye’nin hayat alanı oldukça daralacaktır.



SONUÇ



Ortadoğu coğrafyasında imparatorluk geleneğinden gelen iki ülke vardır
bunlardan biri Türkiye diğeri ise İran’dır. Coğrafyanın istikbali iki ülkenin
tutumlarıyla paraleldir lakin İran anti emperyalist duruş sloganıyla bölgesel
hegomonik tavrını arttırmaktadır. Türkiye ülkelerle ilişkilerini devam ettirmek
suretiyle, her türlü çıkarınında bizzat takipçisi ve koruyucusu olmalıdır.
Silahlı Kuvvetler ve Mit’in Tugay seviyesinde dış operasyon birimi
oluşturulmalı, uluslararası yayıncılığa önem vermeli ve nükleer tesislerini oluşturma
yoluna gitmelidir. Nükleer caydırıcılığı olacak Türkiye’nin her masada pazarlık
kozu yükselir. Öyle ya da böyle Ortadoğu merkezli bir kıyamet savaşı yaşanacak,
Kabe’nin kapısına tanklar dayanacaktır. Fakat bunun süreci ve Türkiye’nin bu
kaotik olaydan en az kayıpla çıkabilmesi asli olandır. Türkiye için, Bosna
İstanbul, Şam Hatay, Musul ise Diyarbakırdır. Fakat bu sloganist bir söylem
olmaktan öteye geçemezse vaziyet oldukça olumsuz bir hal alır. Türkiye güvenlik
konseptini tam manasıyla güncelleyemedi bu da yetmezmiş gibi 15 Temmuz
darbesinin yaşattığı vahşet ortamının acelesiyle birtakım yanlış kararlar
verdi. Milli Savunma Üniversitesinin sağlıksız bir yapıyla hayata geçirilmesi
gibi. Mgk’nın yeni baştan oluşturulmasından Kırmızı Kitap muhtevasına kadar
uzun bir süreç Türkiye’yi beklemektedir. Bir istihbarat uzman memurundan, ordu
çavuşuna kadar alt birimlerdeki sınıfların bile en sağlıklı biçimde teşkili
güvenlik bel kemiği için zaruridir. Türkiye Musul sebebiyle çıkacak mezhepsel
ve etnik çatışmadan da itinayla uzak durmalı ve bu konuları Askeri Stratejik
Konseptine dahil etmelidir. İktidar partisinin Ortadoğu’da insiyatif almak
isteyen Türkiye stratejisi sivil toplum kanaat önderleri ve ekonomik
kuruluşlarcada desteklenmeli topyekün bir birliktelik oluşturulmalıdır. ,


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet