Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Bilgay Duman


ORSAM Ortadoğu Uzmanı




31 Mayıs 2010 tarihinde Filistin’in Gazze kentine yardım götüren Mavi
Marmara gemisine İsrail askerleri tarafından saldırılması sonucu, dokuz Türk
vatandaşının öldürülmesi sonrasında Türkiye-İsrail ilişkileri çıkmaza
girmiştir. Türkiye, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden kurulabilmesi için
İsrail’in özür dilemesi, baskında öldürülen Türk vatandaşları için tazminat
ödenmesi ve Gazze’ye uygulanan ablukanın kaldırılması konusunda 3 şart ortaya
koymuştur. Mavi Marmara olayının üzerinden neredeyse 3 yıl sonra sürpriz bir
çıkışla İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, 22 Mart 2013’te Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan’ı arayarak özür dilemiş ve Mavi Marmara olayında hayatını
kaybedenler için tazminat ödenmesinin kabul edildiğini bildirmiştir. Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan da Türk halkı adına İsrail’in özrünün kabul edildiğini
açıklamıştır. Aniden gelişen bu olay Ortadoğu’daki siyasi dengeleri derinden
etkileyebilecek potansiyele sahiptir. İsrail’in bu özrü farklı algılamalara yol
açmıştır. Bu kapsamda Türkiye-Irak ilişkilerinin son derece istikrarsız olduğu
bir dönemde Irak’ta da yankı uyandırmıştır. Bu yazıda İsrail’in Türkiye’den
özür dilemesinin Irak’taki algısı ele alınacaktır.


 

Irak, Ortadoğu’da İsrail’le diplomatik
ilişkiler kurmayan ülkelerden biridir. Bu durum İsrail’in kuruluşundan itibaren
istikrarlı bir biçimde devam etmektedir. Saddam Hüseyin döneminden İsrail ile
Irak arasındaki ilişki savaş düzeyinde olmuş, Irak Filistin’e açık destek
vermiş ve Filistin adına savaşmıştır. İsrail de aynı şekilde Irak’a karşılık
vermiştir. Hatta İsrail, Haziran 1981’de Irak’taki Osirak nükleer tesislerini
savaş uçaklarıyla vurmuştur. Bu tavrın 2003’ten sonra da devam ettiğini
söylemek mümkündür.


 

Ancak İsrail her dönemde Iraklı Kürtlerle
ilişkisini korumuş ve hatta Irak’taki rejime karşı Kürt ayaklanmalarına ve
1991’den sonra Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) oluşması sürecine destek
vermiştir. 2003’te ABD’nin Irak işgalinin ardından anayasal olarak özerkliğini
sağlayan IKBY ile İsrail ilişkileri de sıcak kalmıştır.


 

Öte yandan Arap Baharı’na yönelik olarak da
Irak’ta mezhepsel ve etnik farklılıktan dolayı yaklaşım da farklılaşmaktadır.
Özellikle bu süreçte Ortadoğu’da Müslüman Kardeşler düşüncesinin ağırlık
kazanması Sünnileri memnun ederken, bölgedeki gelişmelerin mezhebi açıdan
Şiileri memnun etmediği açıktır.


 

Bu açıdan Irak’ta İsrail’le ilgili politikada
farklı konumlanmaların olduğunu ifade etmek mümkündür. Ancak İsrail’in
Türkiye’den özür dilemesi, Irak’ta genel bir algının ortaya çıkmasına sebebiyet
vermiştir. Bu algının genel itibariyle olumsuz olduğunu söylemek mümkündür. Bu
genel algının parametrelerini birkaç noktada ifade etmek yerinde olacaktır.


 

1. İsrail’in
Türkiye’den özür dilemesi büyük oyunun bir parçasıdır.


 

2. Türkiye ve İsrail Ortadoğu’da birbirlerine
ihtiyaç duyan iki ülke konumundadır ve bu yüzden iki ülke de birbirinden
vazgeçemez.


 

3. Türkiye ve İsrail’in barışması konusunda
ABD her iki ülkeye de baskı yapmıştır. Türkiye ve İsrail’in Ortadoğu’da kavgalı
olması ABD’nin çıkarlarına aykırıdır.


 

4. Ortadoğu’da “Arap Baharı” olarak nitelenen
süreçte Türkiye önemli kazanımlar elde etmiş ve süreci yönetmeye başlamıştır.
İsrail sürecin dışında kalmak istememektedir.


 

5. Ortadoğu’daki değişim sürecinde İsrail’in
Türkiye’den başka güvenebileceği bir rejim kalmamıştır. Ayrıca bu süreçte
Müslüman Kardeşler düşüncesinin etkin rol oynaması ve Müslüman Kardeşler
akımının Türkiye’ye olumlu bakması, İsrail’in Türkiye’ye yakınlaşmasını
beraberinde getirmiştir.


 

Bu temel görüşler Irak’taki neredeyse bütün
taraflar açısından ortak noktalar olarak ön plana çıkmaktadır. Ancak bazı
detaylardaki farklılıklar algılamalar açısından da önem
taşımaktadır. Irak’ta yayınlanan Maarif Gazetesi’nde İsrail’in Türkiye’den
özür dilemesine ilişkin yayınlanan bir makalede “İsrail, Arap Baharı’nın
sancağını taşıyan Türkiye’den özür diledi” başlığının kullanılmıştır. Makale’de
Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerin hiç bozulmadığı, bunun bir oyun
olduğunun vurgulanmıştır. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılmak için ödün
vermek zorunda olduğunun da makalede yer almıştır. Aynı makalede Dışişleri
Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun “sıfır sorun” politikasını revize etmeye çalıştığı
ve bu kapsamda her ülkeye yönelik yeni bir politika çizdiği de belirtilmiştir.
Bu nedenle İsrail’le yeniden ilişki kurulduğu dile getirilmiştir.


 

Biladi Center isimli araştırma merkezi
uzmanları da aynı paralelde görüşler ifade etmektedir. İsrail’in Türkiye’den
özür dilemesinden önce Türkiye’nin İsrail’in NATO tatbikatlarına katılmasını
kabul etmesi, Türkiye ile İsrail arasındaki problemin görüntüden ibaret
olduğunun kanıtı olarak belirtilmektedir. Aynı zamanda ABD’nin İsrail’le ilişki
kurulması yönünde Türkiye’ye baskı yaptığı da düşünülmektedir.


 

IKBY’deki algılara ilişkin ortak görüşlere
paralel olarak, İsrail’in Müslüman Kardeşler düşüncesinden çekindiği için
Türkiye’nin yardımına ihtiyaç duyduğu, bu yüzden İsrail’in Türkiye ile
ilişkilerini düzeltmek istediği düşünülmektedir. Ayrıca İsrail’in özür
dilemesiyle Türkiye’nin Arap ülkelerindeki notunun yükseltildiği, bunun da
aslında Suriye’deki politikalardan dolayı taban kaybetmeye başlayan Türkiye’nin
Arap Baharı sürecini yönetmesi açısından son derece önemli olduğuna yönelik
görüşler dile getirilmektedir. Aynı zamanda son dönemde IKBY ile iyi ilişkiler
kuran Türkiye ve Iraklı Kürtlerle süreklilik arz eden bir ilişkiye sahip olan
İsrail arasında Irak’taki merkezi hükümeti kontrol eden Şiilere yönelik
(dolayısıyla İran’a yönelik) bir ortaklığın söz konusu olabileceği de
düşünülmektedir.


 

Ayrıca Akdeniz’den doğalgaz çıkarmaya başlayan
İsrail’in ancak Türkiye üzerinden çıkardığı doğalgazı satabileceği de
konuşulmaktadır. Bunun yanında Türkiye’nin de artan doğalgaz ihtiyacı ve kaynak
çeşitlendirmesi açısından İsrail’in iyi bir alternatif olabileceği, İsrail için
de Türkiye’nin bir pazar olduğu önemle vurgulanmaktadır.


 

Sonuç olarak İsrail’in Türkiye’den özür
dilemesinin Irak’ta tam bir politik oyun olarak algılandığını söylemek
mümkündür. Bu özrün Türkiye’nin İsrail’e karşı bir üstünlük kurmasından
kaynaklanmadığı, Ortadoğu’daki konjonktürel değişimin İsrail’in çıkarları
açısından bunu gerektirdiği ve politik bir çıkar güdüldüğüne yönelik algının
oluştuğu görülmektedir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış