Irak’ı bölecek son
hamle; Barzani bölgesinde ve Kerkük’te bağımsızlık referandumu

Cahit Armağan Dilek 






Irak’ın kuzeyindeki Barzani yönetimi 25 Eylül 2017 tarihinde bağımsızlık
referandumu yapılmasının kararlaştırıldığını açıkladı. Barzani’nin ofisinden
yapılan açıklamada referandumun bölgesel yönetimin mevcut sınırları (Duhok,
Erbil, Süleymaniye vilayetleri) içinde ve halihazırda anayasal olarak Bağdat
yönetimine bağlı olan Kerkük dahil tartışmalı bölgeler olarak bilinen
bölgelerde yapılacağı ifade edildi. 

Kerkük dahil işgal bölgelerinde
de referandum

Diğer bir ifadeyle 25 Eylül’de yapılacağı açıklanan bağımsızlık
referandumu sadece Barzani bölgeinini Irak anayasasında kabul edilen sınırları
içinde değil, Barzani Peşmergelerinin işgal ettiği yerlerde de yapılacak.
Kerkük dahil tartışmalı bölgeler olarak bilinen yerler IŞİD’le mücadele
kapsamında IŞİD’in püskürtülmesi sonrasında Peşmerge tarafından işgal
edilmiştir. Barzani ve adamları işgal ettikleri bu topraklardan
çıkmayacaklarını ve kendi yönetimleri altında kalacağını defalarca açıkladılar.
Bu yerler arasında kuşkusuz en dikkat çekici yer Kerkük ve Sincar bölgeleri.
Halen IŞİD kontrolünde olan Telafer’in referandum tarihine kadar kimin
kontrolüne geçeceğine göre orada da referandum yapılıp yapılmayacağı ortaya
çıkacaktır. 

Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimi içinde KDP-KYB-Goran
arasında derin görüş ayrılıkları olmasına, Barzani’nin başkanlığının gayri
kanuni bir statüye gelmesine ve kendi sınırları içinde fiili bir bölünme
yaşanıyor olsa da bu partiler bağımsızlık referandumu için biraraya gelebildiler.
Barzani uzun süredir iç politikada ne zaman sıkışsa bağımsızlık konusunu öne
çıkartıyordu ancak IŞİD’ten boşalan yerleri işgal ederek topraklarını yüzde
altmış oranında genişletmesi, Kerkük’ü kontrol etmesiyle bağımsız bir devlet
için gerekebilecek ekonomik kaynağa sahip olacağını büyük oranda garantiye
alması üzerine bağımsızlık referandumu iyice gündeme girdi. Şubat-Mart-Nisan
2017 aylarında Kerkük’te IKBY (Irak Kürt Bölgesel yönetimi) bağrağının resmi
dairelerde göndere çekilme kararıyla birlikte Kerkük’ün IKBY’ye bağlanması
yolunda fiili bir hamle yapılmış, önü açılmış oldu. 

Referandum kararına tepkiler

IKBY yetkilileri yapılacak referandumda en az yüzde seksen kabul
oyu çıkacağını iddia ediyor. IKBY’nin bu kararına tepkiler de gelmeye başladı.
İlk tepki ABD‘den geldi. ABD Dışişleri sözcüsü mevcut Irak
anayasasından yana olduklarını belirtip IŞİD’le mücadeleyi de hatırlatarak
Irak’ın ve Kürt bölgesinin şimdi içinde bulunduğu siyasi, ekonomik, toplumsal
ve güvenlik sorunları nedeniyle zamanlamasının iyi olmadığını ifade etti. Bu
açıklamadan çıkan sonuç “ABD karşı değil ama referandumun şimdi yapılması
uygun görmüyor”.

Rusya adına
konuşan Dışişleri sözcüsü IKBY’nin “bağımsızlık referandumu”nu
değerlendirirken, bu konunun “dün ortaya çıkmadığını”, oldukça uzun
zamadır konuşulduğunu belirtti. Sözcü, “Bu vesileyle Rusya’nın Irak’ın
birliği ve toprak bütünlüğünü desteklediğini biz kez daha belirtmek isterim.
IKYB ile Bağdat yönetimi arasındaki mevcut sorunların yapıcı diyalog yoluyla çözülmesi
gerektiğini düşünüyoruz. Rusya olarak Irak’ın toprak bütünlüğünü destekliyoruz.
Kuzey Irak bölgesel yönetimini tüm sorunlarını Bağdat’la diyalog yoluyla hal
etmeye davet ediyoruz.” dedi.

Diğer bir tepki ise Almanya‘dan
geldi. Alman Dışişleri Bakanı kararı tek taraflı olarak nitelendirip
“Irak’ın bütünlüğünü tehlikeye atmak, sınırları yeniden çizmeye kalkmak
doğru bir yol değil ve bu Bağdat ile Erbil’de zaten var olan istikrarsız durumu
daha da zorlaştırır” dedi ve tarafları diyaloğa davet etti. Peşmergeye önemli
askeri yardımda bulunan Almanya’nın bu nispeten sert çıkışı dikkat çekici
olmakla birlikte diyalog önermesi bu işi biraz zamana yayın mesajı olarak
değerlendirilebilir.

Alman Hükümet Sözcüsü de Irak’ın birliğine zarar verecek
adımların, ne uluslararası toplumun ne  de Almanya’nın çıkarına olacağını
vurguladı ve “her kim bu bölgede,  diğerlerinin rızası olmadan
sınırları değiştirme, hatta yeni bir devlet kurma  gibi bir oyunun içine
girerse gerçekten ateşle oynamış olur” ifadelerini  kullandı. 

Almanya’dan sonraki tepki ise belki de ilk tepki vermesi gereken
taraf olan Türkiye‘den geldi. Türk Dışişleri Bakanlığı
Irak’ın toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin muhafaza edilmesi Türkiye’nin
Irak politikasının temel ilkelerinden biridir hatırlatması yapıp referandumun
vahim bir hata olacağını belirtti.  Bunun yanında ABD’nin açıklamasına
benzer şekilde IŞİD’le mücadele ve anayasal hükümlere ve zamanlamasına dikkat
çekildi. Başbakan Yıldırım ise “sorumsuzca bir karar” olarak
niteledi.

IKBY’nin bağımsızlık referandumuna esas tepki Bağdat‘tan
geldi. Irak hükümet sözcüsü, bağımsızlık yönünde Kürtlerin atacağı tek taraflı
bir adımı kabul etmediklerini açıkladı ve “hiçbir parti, diğer partilerden
izole olarak, kendi başına Irak’ın geleceğine karar veremez” dedi.

Irak Türkmen Cephesi Başkanı (ITC)
Erşet Salihi, IKBY’nin “bağımsızlık referandumu” planına tepki
göstererek, “Türkmenlerin yoğunlukla yaşadığı bölgenin bu referanduma
katılmasını kesinlikle kabul etmeyeceğiz.” dedi. 

Tepkiler ne anlama geliyor

ABD, Rusya ve onlara göre nispeten çok sert uyarıda bulunan
Almanya’nın açıklamalarına bakılırsa Barzani’ye dur denilmediğini, süreci biraz
uzatmaya yönelik diyalog önerdiklerini görüyoruz. Almanya’nın sert çıkışlarının
ise bölgede Kürtler üzerindeki nüfuzunu kaybetme endişesinden kaynaklandığını
söyeyebiliriz. Bağdat yönetimi ise anayasal ve hukuksal olarak haklı olarak
böyle bir referandumun kabul edilmez olduğunu ifade ediyor ancak bunu önleme
gibi gücünün olmadığı da biliniyor. 

Ankara’nın tepkisi ise aynı Kerkük’te IKBY bayrağı çekilmesinde
yapılan açıklama gibi zayıf bir açıklama ve hatta Almanya’nın açıklamasından
bile geride kalan bir tona sahip. Bu haliyle Ankara bağımsızlık referandumundan
çıkacak sonuca karşı durmayacağı görüntüsü vermektedir. Bazı medyanın Başbakan
Yıldırım’ın “sorumsuzca bir karar” açıklamasını Türkiye’den çok sert
tepki olarak nitelemesi ise anlaşılır değildir. Çünkü bu lafta kalan bir
açıklmadır ve sahaya bir yansıması yoktur. Bu yazının yazıldığı an itibariyle
İran’dan henüz resmi veya gayriresmi bir tepki gelmedi. Ama IKBY bayrağı
çekilmesinden ve önceki açıklamalrından da biliyoruz ki İran IKBY’nin
Bağdat’tan ayrılmasına en sert karşı duran ülke konumunda. ITC’nin tepkisinin
ise bir etki yaratmayacağı görülmektedir.

Bağdat’ın ideolojik olarak İran, ülkenin içinde bulunduğu siyasi,
ekonomik, askeri ve güvenlik alanlarındaki açmazlar açısından ABD kontrolünde
olduğu biliniyor. Bu nedenle Bağdat yönetiminin nasıl hareket edeceğine ABD ve
İran’dan gelen baskıların hangisinin ağır basacağı belirleyecek ve muhtemelen
referandumun yapıldığı tarihteki konjoktür etkili olacaktır.

IKBY’nin bağımsızlığı
Türkiye’nin beka ve güvenliğiyle doğrudan ilintili

Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırlarının güneyinde Irak’ta bir
bölünme olmasını ve bağımsız bir Kürdisatn kurulmasını hep bir kırmızı çizgi
olarak görmüş, bölgeye yönelik dış politikasının temeli olarak ele almıştır.
Aslında, örneğin Dışişleri Bakanlığının son açıklamasına bakarsanız benzer
söylemi görebilirsiniz. Ancak AKP iktidarının özellikle 2007’den sonra
başlattığı açılım politikaları kapsamında devletin değişmese de hükümetin
politikalarının bu anlamda farklı olduğunu görüyoruz. Bu süreçte zaman zaman
Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin bağımsızlığı gündeme geldiğinde AKP
iktidarının bazı önde gelen siyasetçilerinin böyle bir karara saygı
duyulacağına ilişkin net açıklamaları olmuştur. Barzani yönetiminden yapılan
açıklamalarda da Türk hükümetinin Kürtlerin bağımsızlığına karşı çıkmayacağı
izlenmi edindiklerini söyledikleri medyaya defalarca yansımıştır.

Halbuki bölgemizdeki gelişmeler T.C. devletinin yıllardır Irak’ta
bağımsız bir Kürt devleti olmaması gerektiğine ilişkin katı tutumunun ne kadar
haklı olduğunu göstermektedir. Çünkü IŞİD tehdidiyle birlikte yaşanan olaylar
Irak’ta başlayan bölünmenin domino etkisiyle önce Suriye sonra da Türkiye’yi de
içine çekeceğini göstermektedir. Gidişat da maalesef bu yönde hızla
ilerlemektedir. Bu nedenle Türk hükümetinin tavizsiz ve sert bir şekilde
IKBY’nin bağımsızlık referandumuna karşı çıkması, referandumun yapılmasını ve
çıkacak sonucu kabul etmeyeceğini, gerekirse müdahalede bulunabileceğini net
bir şekilde ifade etmesi gerekirdi, ve de gerekir. Halbuki Başbakan ve
Dışişlerinin açıklmaları sanki Irak’a çok uzak bir ülkenin açıklamaları
niteliğindedir. 

Türk hükümetinin IKBY üzerinde bu kararını değiştirtecek etkisi ve
gücü vardır. IKBY hem Bağdat ile yaşadığı anlaşmazlıklar hem de IŞİD’le
mücadele nedeniyle ekonomik açıdan büyük sıkıntılar içindedir. Memurlarının
maaşının bile Türk hükümetinin yardımıyla ödendiği defalarca medyaya
yansımıştır. Hal böyleyken, Türkiye’nin yardımıyla ayakta duran, Irak
anayasasına aykırı olarak çıkardığı petrolü Türkiye üzerinden pazarlayan
IKBY’nin Türkiye’nin bekasına ve güvenliğine aykırı bir kararı hayata geçirmeye
çalışmasına sessiz ve tepkisiz kalınması hem kabul edilemez hem de anlır
değidir. 

Türkiye ne yapmalı?

Türk hükümeti, kendi bölgesel yönetimi içinde bile iktidarının
meşruiyetini kaybetmiş Barzani’nin kendi iktidarını sürdürme adına iç politika
malzemesi de yaparak gündemde tuttuğu bağımsızlık referandumunun yapılmasını
durduracak söylem ve eylemleri derhal hayata geçirmelidir. Hele hele bu
referandumun, Irak anayasasına aykırı bir şekilde, IŞİD bahanesiyle işgal
ederek el koyduğu binlerce yıllık Türkmen yurdu Kerkük, Tuzhurmatu, Telafer’i
de kapsayacak şekilde yapılmasına kesinlikle izin verilmemelidir. Aksi durum
Irak’ta Türk, Türkmen kimliğinin ortadan kaldırılmasıyla sonuçlanacaktır. 

IKBY’nin bağımsızlık referandumu girişimi bölgede yaşayan
Kürtlerin kendi kaderini tayini değil aksine bölgede yaşayan Türklerin yok
edilmesi, bölgenin paramparça olup kasoa ve iç çatışmalara sürüklenmesi ve bu
sürecin önce Suriye sonra da Türkiye’ye yayılmasıdır. Türk hükümetinin geri
dönüşü olmayan bu yolda tarihi bir hata yapma lüksü de hakkı da yoktur. Türk
hükümeti bu konuda İran ile işbirliği de yapmalıdır. Bu işbirliği Irak’taki
bölünmeyi engelleyebileceği gibi, bölge dışı aktörlerin bölgede fitilini
ateşlemeye çalıştıkları Şii-Sünni savaşının önlenmesine de önemli katkılar
sunacaktır.


























































































Türkiye ayrıca, son dönemde Batı medyasında gündeme gelen tek bir
büyük Kürdistan yerine birçok Kürdistan (yani Irak, Suriye ve Türkiye’de ayrı
ayrı) oluşması daha iyidir, kimseye tehdit oluşturmaz, hepsi kendi bulundukları
ülke sınırları içinde kalırlar söylemine kanıp IKBY’nin bağımsızlık
referandumuna sessiz kalmamalıdır. Çünkü bu söylem bölge ülkelerinin büyük
Kürdistan kaygısının ve gerçek amacın üstünün örtülmesidir. Çünkü herbiri ayrı
ayrı oluştuktan sona bir araya getirilmesini öngören dört parçalı büyük
Kürdistan (KCK sözleşmesi) projesi orada durmaktadır. Ve taşeron PKK terör
örgütünün arkasındaki güçler halen bu projenin gerçekleştirmek için bütün
ağırlıklarıyla bölgeye çöreklenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet