Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Hitler’e göre kanın sırrı, Kutsal Kase (son akşam yemeğinde Hz. isa’nın
kullandığı varsayılan sahan) idi. Yeni Adamların ortaya çıkmasındaki anahtar
kandı. 

Saf kan, kaderi
dünyayı kontrol ve idare etmek olan soyun doğaüstü gücünü beraberinde
getiriyordu. Bize söylendiği kadarıyla Hitler’in vücudu yakıldı, bugüne ise
sadece külleri kaldı. Ama işte şimdi Manly P. Hall’e ait, şeytanın ilham
verdiği sözleri hatırlıyoruz. Hail, 1960 yılında, kargaşanın sıcak külleri
arasından yükselen ateş kırmızısı Zümrüdüanka kuşuna benzeyen, Gizli Öğreti’yi
bilen Aydınlanmış Kişileri tarif ediyordu. 

Elbette kırmızı, kan rengidir.
Aynı zamanda Babil fahişelerinin elbiselerindeki tercihi. İlluminati, ayrıca
komünizmi sembolize etmek için de kırmızıyı seçmişti.

Hitler, dünyanın fetih
anahtarının kanda yattığına inanıyordu. Ve bugün, dünyayı yöneten gizli okült
oligarşilerin izini sürmüş, araştırmış biri olarak itiraf etmeliyim ki,
çarpıtılmış bir okült mantık yürütmesine rağmen Hitler haklıydı, llluminati’nin
kara gücü kanda yatıyor. İlluminati, yüzyıllar boyunca dünyanın serveti ve
zenginliği üzerinde tekel oluşturmuş nesiller arasındaki kanbağının diğer adı.

Sahte Mesih Gelmek Üzere…

Hitler bir sahtekardı ama
kendisi de aldatmacanın bahtsız kurbanlarından biri olmuştu. Adolf Hitler’i ilk
önce meydana getiren, daha sonra da Blavatsky’nin Gizli Öğretisi ile kibirli
hayal gücünü tetikleyen İlluminati’ydi. O, başarısız bir deney olmuş, kendi
efendilerine karşı gelen ve kendi kurallarıyla zafer arayan iktidar delisi bir
müride dönüşmüştü.

İlluminati tarihi ve nesli
hakkında yaptığım çalışma Hitler’in, Şeytani Bir Dünya Düzeni kurmak ve
saltanatını sürmek için, kanla güçlendirilmiş felsefeden ilham alan ilk mürit

olmadığını kanıtlıyor. Napoleon, Büyük Frederick, Charlemagne, II. Wilhelm,
Lenin, Stalin ve Mao: Tüm bu isimler ve diğerleri insanlığın küresel mesihi
olmaya çalıştılar.

Amerikan tarihinden ilginç bir
nokta: Başkanlığı sırasında George Washington, Amerika Birleşik Devletleri
hükümetinin, llluminati’nin gizli Jakoben ajanları tarafından çökertilmeye
çalışıldığı gerçeği ile yüzleşmişti. Başkan, llluminati’nin Avrupa kolu adına
kalleşçe adam toplama faaliyetleri sebebiyle, Fransız hükümetinden ABD
büyükelçisini geri çağırmasını talep etmişti.George Washington 1798′de şöyle
yazıyordu:

20 George Washington: A
Biography in His Own Words, (New York: Newsweek, Inc., 1972)

“llluminati’nin alçakça ve
tehlikeli planı ile öğretisinden haberim var. llluminati’nin öğretileri ile
Jakobenlik kaidelerinin Amerika Birleşik Devletlerinde yayılmadığına
inanıyorum. Bunun gerçekleşmemiş olması, hiç kimseyi benim kadar mutlu edemez.”
21

Çok ilginçtir, aslında
Washington’un kendisi de bir masondu. Görünüşe göre, İlluminati entrikalarına
sert bir şekilde karşı çıkması, Hegel diyalektinin (yani zıtlann çarpışması)
şeytani temsilcilerinin istihdam edilmesinin bir başka şekliydi.

George Washington’un kötü
şöhretli İlluminati’nin Amerika’daki varlığını itiraf etmesinden 200 yıl sonra
bugün, bu şeytani elitin, dünyaya bir başka sahte mesih tanıtma
aşamasında. 

O ve onu dünya iktidarına
taşıyanlar trajik bir şekilde, kendi aldanmışlıkları içinde ziyan olacaklar,
llluminati’nin sahte gururu ve İsa karşıtı eylemleri, onları düşürecek, güçleri
ortadan kalkacak ve efsanevi servetleri zayi olacak. Dünyanın Efendileri
düşecek ve düştükleri küller arasından bir daha asla kalkamayacaklar. Daha
sonra öfke ve korku içinde cehennem yüzlü efendilerine dönüp yakaracaklar,
“Bizler sadece insanız, tanrı değiliz. Bizi aldattın. Her şeyimizi kaybettik.”

Kusurlu ve İşlemesi İmkansız
Bir Plan

İlluminati, bir hilekarlar
topluluğudur. Kendileri de şeytanın ‘tanrı” oldukları yalanına inanarak,
aldatılmışlardır. Bu yüzden, cennetteki Tanrı’nın huzurunda değersizdirler.
Onlarınki sadece keder verici bir hatadan ibaret.

Hüküm günü gelip çattığında
İlluminati’nin kaderi çok acı olacak. Ama şu anda bu kötü adamlar, geçici zafer
sarhoşluğu içindeler. Şu anda dünyanın kaderini belirleyen on şeytani adamdan
oluşan İlluminati, belli ki Olağanüstü Çalışma’yı tamamlayabileceğine
inanıyor. 

Şu anda insanlık ve gezegen,
kurdukları hanedanlıklar ve asil olduğuna inandıkları kan bağları yüzünden sefalet
ve umutsuzlukla dolu Yeni Çağ’a girmek üzere. Bu yüzden, onların
faaliyetlerinin maskesini düşürmemiz ve İlluminati’yi oluşturan adamların
yüzlerine ışık tutmamız gerektiğine inanıyorum.

”Para zamanımızın Tanrısı,
Rotschild de peygamberi…” ( Heinrich Heine)

Kan kaderdir!” İlluminati’deki
on kilit adamı birbirine bağlayan derin ideoloji işte bu. Bu adamların
insanlığa ve Tanrı’ya karşı aklını çelen, garip ve gizemli öğreti bundan
ibaret. Kibirli bir şekilde, —Abbadon, Jahbulon veya tam olarak açıklanmamış
“Evrenin Ulu Mimarı” gibi gizemli isimler altında adını sakladıkları- Tanrısal
varlıklarının onları soylu kan bağları ve Tanrısal mirasları sebebiyle
seçtiğine inanıyorlar.

Kaderlerinin “Dünyanın
Kralları” olarak hüküm sürmek ve sorgusuz sualsiz güç ve otorite ile dünyayı
idare etmek olduğuna ikna olmuşlar.

Dean Grace, “Mason Tarihi
Hakkında Küçük Bir Kitap: Bir Dolarlık Banknot” adlı düşünceye sevkeden
kitabında, Amerika Birleşik Devletleri Mühürü’nün arkasındaki piramit ile her
şeyi gören gözün kaynağını ve anlamını titizlikle araştırmıştı. Bir dolarlık
Amerikan banknotlarının üstündeki bu sembollerin “değişik kılıkların ardında
saklanan entrikacı bir mezhebi” temsil ettiği sonucuna varıyordu:

Bu komplocular, bukalemunlar
gibi; Marksist, Sosyalist, Komünist, Siyonist, Mason ve Enternasyonalist
benzeri değişik isimler altında saklanırlar. Londra, Berlin, Roma, ve New York
gibi yerlerde yaşarlar. Birleşmiş Milletler’i, Wall Street’i ve Washington
DC’yi idare ederler. Silah sanayine maddi kaynak sağlar, isimsiz asker benzeri
anıt mezarlar dikilmesine yardımcı olurlar… 

Üyelik nesilden nesile,
ingiltere ve Avrupa’nın soylu ailelerinden, uluslararası finans piyasalarını
yöneten saraylardan, ve Dünya Yahudiliği ile Roma Katolikliği hiyerarşisinden
geçer.

Piramit Şeklindeki Kontrol
Sistemi

Grace, “Bu elit dünya
kardeşliği, sosyal-ekonomik piramidin aşağı veya yukarı tüm kademelerine
yayılmış işlevsel bir sosyal kontrol sistemi sayesinde birçoğumuzu tuzağa
düşürdü” diyerek bizi uyarıyor. Grace, bu gizli komplo şebekesini oluşturan
adamların kendilerini, kontrol altındaki küresel toplumun en üst basamağına
yerleştirdiklerine inanıyor.

Aynı bir piramit gibi, toplum
da katmanlara ayrılmıştır. En altta fakir insanlarla başlayan bu piramit,
yukarıya doğru orta gelir seviyesindeki insanlar ve en üstte daha da az sayıda
zengin insanlardan oluşur. Ve bir dolarlık banknot üzerindeki piramit gibi,
toplum da yüksekte duran bir tepe taşına sahiptir; tetikte bekleyen gözünü
topluma çevirmiş elitlerin oluşturduğu bir Dünya Kardeşliği.

Dean Grace haklı olabilir mi?
Asıl amacı tüm insanlığı köleleştirmek olan garip bir dine ve siyasi mezhebe
mensup kişilerce mi gözetleniyor ve yönetiliyoruz? Yüzlerce yıl geri giderek
atalarının izini sürebilen ve kendilerini doğal bir aristokrasinin üyeleri
kabul eden, süper zengin, kurnaz ve hünerli bir grup, dünyayı fethetmek ve
idare etmek için bir komplo mu hazırlıyor?

Her iki sorunun da cevabının
evet olduğuna inanıyorum. Gözetleniyor ve kontrol ediliyoruz. Diktatör
idaresinin bu sinsi sistemi, kötülük ve aldatma üzerine kurulu piramit
şeklindeki hiyerarşi siteminin doruğunda oturan küçük bir grup adamın işi.

“Bazı Hayvanlar Daha Eşit”

Theosophy’nin fikir babası
olan Helena Blavatsky, Hitler’i merhametsizliğin ve ahlaksızlığın bu uç
noktasına kadar çıkartan, cehennem kokulu Gizli Öğreti’de, İlluminati’nin
düşüncelerine ve eylemlerine uzun süre kılavuzluk eden hastalıklı ve çarpık
felsefeyi kısaca şöyle özetliyor.

insanoğlu bariz bir şekilde
Tanrı’dan haberdar olanlar ve daha aşağı mahluklar olarak ikiye ayrılmıştır.
Onlar, içlerindeki kutsal kıvılcımdan yoksundurlar., ve yine onlar, yerküre
üstündeki adi nesillerdir. Hakiki insanoğlu ise “tek bir kandan” yaratılmış,
ama aynı özden meydana gelmemiştir. Bizler kızgın eviz… Onların içinde henüz gelişmemiş
olan o kıvılcım bizim içimizde var.”

O halde llluminati’nin Gizli
Öğretisi, George Orwell’in aydınlatıcı romanı Hayvan Çiftliği ile paralellik
gösteriyor. Orwell’in eserinde domuzlar “Bütün hayvanlar eşittir, ama bazı
hayvanlar daha eşittir!” diyorlardı.

Eski Ahit’te yazdığı gibi,
bütün insanlar aynı kandan geliyor ama üstün ırkın kanını damarlarında taşıyan
kişi, aynı zamanda ilahi bir kıvılcımın da sahibi oluyor. İlluminati de bu
görüşü doğruluyor. Blavatsky’nin terminolojisinde buna “öz” deniyor.

İlahi kıvılcıma sahip olan
İlluminati gururla, Bilge Adamların üstün ve aydınlanmış ırk oldukları
konusunda iddiada bulunuyor. 38. dereceden mason olan Manly P. Hail,
“Amerika’nın Gizli Kaderi” adlı kitabında bu büyük ve soylu adamların
köleleşmiş ve içi geçmiş insanlığı, bir Altın Çağa sürükleyeceklerini ilan
ediyor:

Eskilerin inandığı üzere,
Bilge Adamlar, ayrı bir ırktan geliyorlardı ve bu ırkta doğmuş olmak zekayı
aydınlanmış bir bilgelik seviyesine çıkarmayı gerektiriyordu… Bir gün dünyaya
varis olacak ırk işte bunlardır… Altın Çağ tekrar gelecek.

Hail, Bilge Adamların asırlık
planlar ışığında çalıştıklarını ve bunu, Hegel’in “Evrensel Devinim”
diyalektiğini kullanarak, insanlığı Yeni Bir Çağın görünmeye başlayan ışığına
doğru iteklemek suretiyle yaptıklarını söylüyor:

“Bugün dünyada binlerce yıldır
varlıklarını devam ettiren, Arayış Düzeni diye isimlendirebileceğimiz,
aydınlanmış insanların oluşturduğu bir grup bulunuyor. Bu düzen, entelektüel ve
manevi algılama yetenekleri tarafından kendilerine medeniyetin gizli bir kaderi
olduğu söylenen adamlardan oluşuyor. Gizli diyorum çünkü, birçoğu asıl amacın
farkında değil; insan yığınları hâlâ Evrensel Devinimin bir parçası olduklarını
bilmeden yaşıyorlar.”

Hail bize ayrıca devam
edegelen bu kan bağının ve insanlığın bir düzene sokulmasına, özetle bu Evrensel
Devinimin vereceği son ürünün, büyük ve sıradışı bir liderin yönetimindeki yeni
bir Dünya Düzeni olacağını haber veriyor. 

Tanrının doğaüstü güçler
bahşettiği, ilahi kudrete sahip bir kral. Hail, gelecek olan bu Büyük Varlığı
heyecanla ve kehanet içeren şu sözlerle tasvir ediyor:

“Bu kral tanrısal bir ırktan
geliyordu; o “aydınlanmışların” düzenine aitti; kahramanlarla -mükemmel
insanlar- dolu bir aileye ait olup, irfan mertebesine yükselendi.”

Bugün Kuzey Amerika’daki
demokratik düzen içinde yaşayan insanlara, “kahramanlarla dolu bir aile –
mükemmel insanlar”, “ilahi bir ırktan gelen” kadınlar ve erkeklerin dünyada
varolduğu şeklindeki iddialar inanılmaz, hatta saçma gelecektir. Yine de,
yıllardır bu adamlar ve ataları üzerine araştırmalar yapmış ve şimdi de bir
Kitabı Mukaddes öğrencisi olarak, gönülden bağlı oldukları davalarını tamamen
bir kenara atıp, alay etmeyeceğim. Bu adamlar hiçbir surette ilahi varlıklar
olmadıkları halde, Tanrı’nın huzurunda özel bir kaderden dolayı diğerlerinden
ayrılmış olabilirler.

Aslında İlluminati, boş
hayallere kapılmış bir topluluktur. Bir krallık kurmak ve herşeye gücü yeten
Tanrı’nın dokunamayacağı bir egemenlik sürme hayaline kapılmışlardır. Bu konu
hakkında şaşırtıcı bir kehanet de var: Tanrı’ya ve kullarına karşı savaş açarak
kendilerini doğru yoldan çıkartan idareciler, tarih boyunca tekerrür
etmişlerdir, ve bunu küresel komplo sayesinde yapmışlardır:

İlluminati’nin İdaresi

1992 yılında “Washington
Dateline’da”, Amerikan Araştırma Vakfı başkanı Robert Goldsborough, John D.
Rockefeller Jr’ın mali danışmanı Mark Jones’un kendisine “sahip oldukları büyük
holdinglerin ve bankaların birbirine bağlı yönetim kurulları aracılığı ile
sadece dört adamın, Amerika’daki sermaye akışını ve borç oluşumunu kontrol
ettiğini” söylediğini yazmıştı.

Yaklaşık yarım yüzyıl önce,
John F. Kennedy’nin babası, Massachusetts’li zengin likör patronu Joseph
Kennedy, New York Times’a “Amerika’yı elli adamın idare ettiğini ve bunun
yüksek bir rakam olduğunu” söylemişti.

Muhtemelen hem Mark Jones, hem
de Joseph Kennedy doğruyu söylüyorlardı. Yaptığım geniş araştırmalar,
Amerika’yı yüzden daha az sayıda insanın perde gerisinden yönettiğini
gösteriyor. Bu adamları kimse seçmedi. Geniş kesimler tarafından tanınmıyorlar.
Ama yine de bu büyük grubun çok az bir kesimi yüksek elitler arasında
sayılıyor.

Emin olun ki şu anda tüm
dünyayı sadece 10 kadar kişi yönetiyor! Bu on kişi, llluminati’nin ta kendisini
oluşturuyorlar. Hiyerarşik piramite göre altlarında kendilerine bağlı yaklaşık
üçyüz küresel teknisyen bulunuyor; onlarında altında yüzbinlerce mürit, ya da
“Yeni Dünya Düzeni Hizmetkarı” bulunuyor.

Bu topluluğun dünyada meydana
gelen olaylar ve günlük yaşamlarımız üzerindeki etkisinin dehşet verici gücü
bizi, İlluminati’yi oluşturan bir avuç dolusu ismi biraz daha yakından
incelemeye mecbur ediyor.

İlluminati yüksek konseyinde
bulunan isimleri keşfetmeye çalışan bir araştırmacının yoluna muhakkak birçok
engel çıkacaktır. Meraklılar kendilerine bazen akıl karıştırıcı, genellikle de
çelişkili bilgilerden oluşan gerçek bir labirent içinde bulacaklardır. 

Bu yanlış bilgi yağmurundan
kurtulup, karşıma çıkan engellerin üstesinden geldikten sonra, İlluminati aday
listesini 13′e indirmeyi başardım. Bu arada listeye iki isim daha eklendi,
çünkü genç nesilden ve eski atalarının yerlerini alacak gibi görünüyorlar. O
halde, işte hayatınızı sonsuza dek etkilemeye muktedir görünen, bugünün
dünyasında yaşayan en güçlü adamların açık biyografilerine bir göz atalım.

Rothschild…

“Para zamanımızın Tanrı’sı ve
Rothschild de onun peygamberi.” Heinrich Heine’nin birkaç yıl önce Paris’te
söylediği ve Joseph Wechberg’in insanı hayrete düşüren Ticaret Bankacıları adlı
kitabında geçen bu sözler, muazzam servet birikimine dayanılan Rothschild
hanedanlığının nüfuzuna ve gücüne atıfta bulunuyor.

Sovyet komünizminin Bolşevik
kurucusu Christian G. Rakovsky, Kızıl Senfoni adıyla bilinen önemli eserinde,
Uluslararası komünizmin tam zıddı olan uluslararası mali bir yapının varlığını
açıklıyor. Rakovsky, bu uluslararası mali yapının merkez üssünün para ve
bankacılık olduğunu, yönetimini ise Rothschild hanedanlığına mensup beş
kardeşin teşkil ettiğini söylüyor.

Rakovsky, “unutmayın ki, tüm
Avrupa’nın üzerinde parlayan ve Sovyetler’inkini andıran beş köşeli yıldız,
şimdiye dek bilinen en büyük servet birikimine sahip Rothschild hanedanlığı
mensubu beş kardeşi ve mali yapılanmalarını temsil ediyor” diyor.

Josef Stalin’in daha sonra
ülke dışına yollayarak infaz ettirdiği Rakovsky’nin, Rothschild’lerin
açıklanmayan serveti, nüfuzları ve siyasi eğilimleri hakkında yaptığı
açıklamalar sebebiyle hedef gösterilmiş olması muhtemel görünüyor.
Rothschild’ler uzun zamandan bu yana olduğu gibi şu anda da dünyadaki devrimci
faaliyetlerin önemli destekçileri arasında.

Nigel West’in Dünyayı
Değiştiren Yedi Casus isimli kitabında, 1991 yılında ölen Lord Victor
Rotschild’ın, Komünist Partisi üyesi olduğu yazılmıştı. Victor, aynı zamanda,
Başbakan Ed-ward Heath’in “Think Tank”ine de başkanlık yapmıştı.

Bugün Rotschild hanedanlığı,
küresel politikaların ve mali operasyonların birçok safhasında gizli
çıkarlarını gözetmeye devam ediyor. Mesela Baron Eric de Rotschild, Güney
Afrika Vergelegen’de, son dönemde basına “zengin ve şöhretli Chateau 1976
şarabını” tatmak için bir araya geldikleri şeklinde yansıtılan toplantıda, elmas
ve altın madenlerinin dev patronu Harry Oppenheimer’le yeni yatırımlarını
konuşmuştu.

Güney Afrika’daki kaynaklarım
da bu toplantının, sadece şarap tatma amaçlı olmadığını doğruluyor.
Rothschild’lar ve Rockefeller’lar Güney Afrika devlet başkanı Nelson
Mande-la’nın en önemli mali destekçileri. Halen Johannesburg yakınlarında
-Monaco, Las Vegas, Atlantic City, Frakfurt ve diğerleri gibi şehirlerle
rekabet edecek veya onların tümünün bileşkesi kadar büyük olacak- “Kayıp Şehir”
isimli bir tatil merkezi inşa ediyorlar.

Wall Street Journal ve USA
Today’in Avrupa versiyonu sayılabilecek The European gazetesinde ise, Lord J.
Rothschild’in milyar dolar değerindeki şirket evliliklerini ve büyük
anlaşmaları etkileyebilmek için Wall Street bankeri James Wolfensohn ile bir
araya geldiği şeklinde bir haber okuyoruz. 

Bu arada İngiltere eski Maliye
Bakanı Norman Lamont’un, bir ticaret bankası olan N. M. Rothschild’de müdürlük
yaptığını öğreniyoruz.

Emma de Rothschild yakın
akrabası Charlotte de Rothschild, Frankfurt’ta bir konser ve sergiyle ailesinin
muhteşem resim koleksiyonunu sergilediği sırada, gizli Bilderberg grubunun
isviçre’deki yıllık toplantısına davet edilmişti. Elan dergisi Rothschild’lerin
galasını şu şekilde duyuruyordu.

Alman şansölyesi Helmut Kohl
ve diğer seçkin davetliler 28 Şubat’ta Frankfurt’ta bulunan Yahudi Müzesi’ndeki
konsere gittiklerinde birçok açıdan bir Rothschild olayını paylaşmış olacaklar…

10.000 Ünlü Farmason isimli
referans kitabında, hanedanın kurucusu Meyer Amschel Rothschild ve oğlu James
Meyer Rothschild’in (1792-1868) adları geçiyor. James, Fransa Yüksek Kurulu’nun
33. dereceden mason üyesi olarak tanımlanıyor. Meyer’ın başka bir oğlu Nathan
da listede yer alıyor.

Bir zamanlar, “Bana bir ulusun
parasını basmak için yetki verin, o zaman kanunlarım kimin yapağını önemsemen”
diyen de hanedanlığın kurucusu Meyer Rothschild idi.

Charlotte de Rothschild, 28
Şubat I994′te Almanya. Frankfurt’ta bulunan Yahudi Müzesi’nde bir operada
soprano olarak sahneye çıkmıştı.

Rotschild’lerin israil’in
politik yaşamını ve kaderini kontrol etmesi, bu ülkenin ulusu için pek hayırlı
görünmüyor. Yatırım projeleri ve siyasi gerekçelerle bu ülkeye cömert
yatırımlar yaptılar. Ayrıca 1948 yılında, David Ben Gurion’u ve diğer Siyonist
kurucuları, Davut’un Sembolü olarak bilinen sihirli işareti israil bayrağının
amblemi olması için ikna edenlerin de yine Rothschild’lere mensup olduğuna
inanılıyor. Medyumlukla ilgilenen kişiler bu sembolü altı köşeli yıldız olarak
kolaylıkla hatırlayacaklardır.

Araştırmalarım, İlluminatide
en azından dört Rothschild’m etkin olduğunu gösteriyor: Baron Edmund de
Rothschild, Baron Eric de Rothschild, Lord J. Rothschild ve Baron Guy de
Rothschild.

Rockefeller… (sensiz olmazsan
olur mu hiç)

Deccal’ın geleceğinin
mitolojik habercisi, Güneş Tanrısı Apollo’nun heykeli, New York’ta bulunan
heybetli Rockefeller Center’ın girişini şereflendiriyor. New York dergisi, bir
nüshasının kapağında aynı tanrı Atlas gibi, bir sanatçının David Rockefeller
Jr.’ı tüm yerküreyi omuzlarının üstünde tutmaya çabalarken gösteren
betimlemesini basmıştı. Rothschild’ler istisna, dünyada hiçbir hanedanlık ya da
aile Rockefeller’le karşılaştırılamaz.

Hanedanlık, 19. yüzyılın
sonlarında pek de iyi bir şöhreti olmayan sanayici John D. Rockefeller
tarafından kurulduğundan bu yana, açgözlü dokunaçlarını dört bir yana
salmıştır. Petrol sanayinde tekelleşmekle yetinmeyen Rockefeller’lar, Avrupa’lı
benzerleri Rothschild’lar gibi bankacılığa da el attılar. Rockefeller ailesi,
1955′te Chemical ve Chase Manhattan bankalarının birleşmesinden bu yana Amerika
Birleşik Devletleri’ndeki en büyük bankayı idare ediyorlar.

Kötü şöhrete sahip her mekanda
bu aileyi görüyoruz. Birleşmiş Milletler binasının bulunduğu East River’daki
arsayı hibe etmişler, 1993 yılında Chicago’da düzenlenen ve Tanrı’ya hakaret
edilen Dünya Dinleri Parlamentosu’na maddi kaynak sağlamışlardır.
Rockefeller’lar, bu destansı şeytani festivalden önce marksist düşüncedeki
Dünya Kiliseler Konseyi ile Ulusal Kiliseler Konseyi’ni kurmuşlardı. 

Hanedanlık, aynı zamanda,
Yahudilerin gelecekte inşa edilecek Büyük Mabetleri’nin bir modelini
barındıran, Kudüs’teki garip ve gizemli Rockefeller Müzesi’ni de bünyesinde
barındırıyor. Gizemli Ölü Deniz Yazıtları da yine bu benzersiz müzede
sergileniyor.

Laurance Rockefeller ailede
günümüzün ruhani lideri konumunda. Laurance’ın maddi desteği sayesinde Yeni Çağ
hareketi, Barbara Marx Hubbard’ın Yeniden Yaradılış kitabı ve Matthew Fox’un
Kozmik İsa’nın Gelişi gibi dinsiz kitapların basılmasını ve dağıtılması
sağlandı.

Hanedanın bugünkü lideri David
Rockefeller Sr., 1973′te Trilateral Komisyon’u kurdu ve örgütü, hedefleri olan
Dünya Hükümeti doğrultusunda yönlendirdi. Ayrıca Dış İlişkiler Kon-seyi’nin
Kuzey Amerika başkanıydı. David Rockefeller’ın Chase Manhattan bankasının,
Kremlin tarafından Moskova’da açılacak ilk banka olarak onaylanması da kayda
değer bir olay.

Rockefeller’lar Woodrow
Wilson’dan bu yana Amerika Birleşik Devletleri’nin tüm başkanlarını
yönlendirmişlerdir. Associated Press, 1995 yılının Ağustos ayında Amerika’daki
tüm gazetelerde aynı anda kendisine yer bulan şu ilgi çekici haberi abonelerine
geçiyordu. 

“Bu yıl Bill, Hillary Rodham
ve Chelsea Clinton, yaz tatili için batıya gitmeye karar verdiler. Beyaz Saray
kaynakları, Clinton’ların golf oynamak, at binmek ve bufalo arpası çorbası
içmek için birkaç haftalığına Wyoming eyaletindeki, Grand Teton dağlarına
gideceklerini söylüyor. Clintonlar, Demokrat Parti Batı Virginia senatörü John
D. Rockefeller’m malikanesinde kalacaklar.”

İlerleyen yazılarımda Bill
Clinton ve nüfuzlu arkadaşları hakkında daha başka şeyler de okuyacaksınız.

Rockefeller kardeşler,
İlluminati’nin en önemli üyeleri ve karar alma mercileridir. David Rockefeller
Sr.’ın gıpta edilen bir makamı var. Ayrıca John (Jay) D. Rockefeller IV ve
Laurance Rockefeller’m bu seçkin konseye üye olma şansları çok yüksek.

Genç David Rockefeller Jr.,
yakın bir gelecekte İç Çember’in oturan “tanrıları” arasındaki yüce makamda
yerini alacak. Şu anda babası tarafından ailenin görkemli bankacılık ve holding
imparatorluğunu yönetmek üzere yetiştiriliyor.

Otto von Habsburg’a
“Avrupa’nın gizli kralı” denilir.20 Son Avusturya İmparatoriçesi’nin (1989
yılında ölen Zita) oğlu olan Otto, şu anda, Avrupa Parlamentosu üyesi. Buradaki
mevkisini, kutsal ve birleşmiş Roma Katolik Kilisesi ile tamamlayacağı yeni bir
“Kutsal Roma imparatorluğu” kampanyası başlatmak için kullanıyor. Doğal olarak
Otto von Habsburg, kendisini ya da 33 yaşındaki oğlu Karl’ı bu yeni
imparatorluğun gelecekteki lideri olarak görüyor. 

“Avrupa yeniden diriliş
dönemine girdiğinde.. (Habsburg) hanedanlığı daha mutlu yarınlar bekliyor!”
sözleri de kendisine ait.

J. R. Church, Kasenin
Bekçileri adlı ilginç kitabında Otto von Habsburg’un, üyelerinin Isa ile Mary
Magdalene arasındaki cinsel ilişkinin ürünü olduklarını iddia eden ve Fransa
merkezli gizli bir kafir cemiyet olan Sion Manastırı’yla bağlantısı olduğunu
öne sürdü.22 Church, “19. yüzyıldan beri Kutsal Roma imparatorluğunu yöneten
Habsburg hanedanı, Merovingian soyundan geliyor. Habsburg’lar, Mary
Magdalene’in Kutsal Kase evlatları olarak ün saldılar.” diye yazıyor.
Habsburg’lann aile arması ise iki başlı kartal.

Habsburg’lann, Avrupa
soylularının Kara Locasına iyice bulaştıkları su götürmez bir gerçek. Avusturya
arşidükü olarak bilinen Otto von Habsburg’un aynı zamanda “Kudüs Kralı”
unvanına talip olması da bayağı ilginç.

Otto von Habsburg, V. Charles
adlı kitabında dini ve siyasi birliğe dayalı, “olağanüstü bir devlet” haline
gelecek birleşik Avrupa’ya yönelik hedeflerini dile getiriyordu.

Görünürdeki varis Karl von
Habsburg ise, “Tarih, iktidarın parayı elinde tutana gittiğini gösteriyor.”
demişti.

Habsburg kraliyet hanedanının
varisi, arşidük Karl von Habsburg, 1993 yılında Barones Francesca Thyssen-Bonemisza
ile yaptığı evlilik töreninde. London Daily Mail gazetesi bu olayı “yılın
düğünü” olarak duyurmuştu.

İlluminatii veya Deccal’in kim
olduğu veya olacağı konusunda hiçbir iddiada bulunmuyorum. Yalnızca J. R.
Church, 26 harften oluşan İngiliz alfabesi ve medyumların kullandığı
numaralandırma sistemine dayanarak, “Karl von Habsburg” isminin şu malum 666
sayısını verdiğini söylüyor.

1912 yılında doğan yaşlı Otto
von Habsburg’un İlluminati İç Çemberi’ne üye olduğuna inanıyorum. Zaman
geldiğinde torunu arşidük Karl von Habsburg, bu on şeytani adam arasındaki
yerini alacak.

Juan Carlos- Deccal Kral mı?

Kral Juan Carlos, 5 Ocak 1938
yılında Fransa’nın soylu Bourbon ailesinin (Avrupa’daki asalet genellikle kan
bağı ile geçer) üyesi ve İspanya’nın merhum kralı XII. Alfonso’nun soyundan
gelen biri olarak Roma’da doğdu. 23 Temmuz 1969′da İspanya’nın askeri diktatörü
Generalissimo Francisco Franco, ispanya parlamentosu önünde “Tanrı’ya ve tarihe
olan sorumluluğumun bilincinde olarak, prens Don Juan Carlos Borbon y Borbon’u
varisim olarak açıklamaya karar verdim” şeklinde bir beyanatta bulundu.

Habsburg’lar gibi Juan Carlos
da, “Kudüs Kralı” unvanına talip. Bunun da ötesinde kendisine “Kutsal Katolik
Topraklarının Savunucusu” deniliyor. Yine aynı Habsburg’lar gibi Juan Carlos’un
da Yahudi Siyonist çıkarları ile bağlantısı var. Bu bağlan kuvvetlendirmek
isteyen İspanya kralı, israil cumhurbaşkanı Haim Herzog ile birlikte
Madrid’deki Yahudi sinagogunu ziyaret etti.

Habsburglarla olan bir başka
önemli benzerliği ise, bazılarının Juan Carlos’un Deccal veya 666 rakamıyla
bilinen şeytan olabileceğini iddia edilmesi. Bu tezi savunanlardan en önemlisi,
California’lı bir İncil öğretmeni olan Dr. Charles Taylor. Dr. Taylor’ın Deccal
KralJuan Carlos isimli kitabı 1993 yılında yayımlandı. 

Bu kitap, Juan Carlos’un
Kitabı Mukaddes’te bulunan Deccal’in tüm özelliklerine uygunluk gösterdiğini
öne sürüyor. Ölümünden önce Dr. Taylor’la kral Juan Carlos hakkındaki
çalışmalarıyla ilgili birçok görüşmeler yaptım. Şahsen Jaun Carlos’un Deccal
olduğu hakkındaki tezine tamamen ikna olmuş değilim ama, kehanetlerle
paralellik gösterdiği de bir gerçek.

Kral Juan Carlos sadece
İlluminati’nin bir üyesi değil, aynı zamanda güçlü ve gizli bir Katolik Roma
cemiyeti Opus Dei’nin de üyesi. Opus Dei (Tanrı’nın Eli), İspanyolca konuşulan
ülkelerin zengin holding başkanlarından oluşuyor. 




























































































































































































Sert disiplini, Papa’ya olan
sadakati, gizli ayinleri, istihbarat operasyonları ve ara vermediği kriminal
faaliyetler, Opus Dei’nin ‘Kutsal Mafya’ ve ‘Beyaz Farmason’ gibi hoş olmayan
sıfatlarla anılmasına da yol açtı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış