Dink Suikastı 11. Yılında Açıklaması Bitmeyen Davada
FETÖ Parmağı (1)

Agos gazetesi genel yayın
yönetmeniyken 19 Ocak 2007’de uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden
Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin dava, cinayetin 11. yılında da devam ediyor
Özellikle 17/25 Aralık İstanbul merkezli kumpas soruşturmalarından sonra farklı
bir boyutta seyreden,FETÖ irtibatları nedeniyle kamu görevlileri ve
soruşturmayı yürüten eski savcıların sanık olarak yer aldığı dava, yapısı,
başkanları, hakimleri ve savcıları da değişen İstanbul 14. Ağır Ceza
Mahkemesi’nde görülüyor Yeni iddianamelerle FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in de
dahil edildiği 11’i tutuklu, 10’u firari 85 sanıklı davada, FETÖ/PDY
soruşturmaları kapsamında da tutuklu bulunan eski İstihbarat Dairesi Başkanı
Ramazan Akyürek ve eski İstihbarat Dairesi Başkanlığı C Şube Müdürü Ali Fuat
Yılmazer’in de aralarında bulunduğu sanıkların çoğunun savunması alındı Akyürek
ve Yılmazer ile eski İstanbul emniyet görevlilerinin birbirlerini suçladığı,
tartışmaların yaşandığı duruşmalarda, eski emniyet yetkilisi bazı sanıklar,
cinayette FETÖ parmağı olduğuna işaret etti Dink’in ölümünün 10. yılına yakın
bir tarihe denk gelen 16 Ocak 2017’de yapmaya başladığı savunması ile çapraz
sorgusu 12 duruşmada biten Yılmazer, ‘Fethullah Gülen grubundan terör örgütü
çıkmaz, FETÖ’yü ben kabul etmiyorum. Gülen grubu bugün de benim için terör
örgütü değil. Erhan Tuncel, Yasin Hayal ve Ogün Samast’ı cinayete
azmettirmiştir.’ şeklinde beyanlarda bulundu

 








Agos gazetesi
genel yayın yönetmeniyken 19 Ocak 2007’de uğradığı silahlı saldırıda hayatını
kaybeden gazeteci Hrant
Dink
‘in öldürülmesine ilişkin açılan dava, cinayetin 11. yılında da
devam ediyor.



Hrant
Dink
‘in, genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin bulunduğu Şişli‘de,
hükümlü 
Ogün Samast‘ın silahından çıkan kurşunla 19
Ocak 2007’de öldürülmesinin üzerinden 11 yıl geçti. Dink’in ölümüne ilişkin
yürütülen soruşturmalar sonucunda açılan dava, 
Türkiye‘de sonuçlanması beklenen önemli
dosyalar arasında yer alıyor.



Kapatılan dönemin 
özel yetkili İstanbul 14. Ağır
Ceza Mahkemesi
‘nin
verdiği hükmün bir kısmının 
Yargıtay tarafından bozulmasının
ardından, yeni iddianamelerle kimi kamu görevlilerinin katılmasıyla, 85 sanıklı
dava yapısı değişen bu mahkemede devam ediyor.



AA muhabiri, FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında görevden uzaklaştırılan ve
haklarında yakalama kararları çıkarılan eski İstanbul Cumhuriyet 
Başsavcıvekili Fikret Seçen ve
dönemin 
özel yetkili İstanbul cumhuriyet savcısıyken kendi isteğiyle
düz savcılığa geçen 
Selim Berna Altay‘ın ortak yürüttüğü Dink cinayeti
soruşturması kapsamında hazırlanan iddianameyle görülmeye başlanan davanın,
Ocak 2018’e kadar geçen 11 yıllık sürecini derledi.



– 
Ogün Samast cinayetten sonraki gün
yakalandı



Hrant
Dink
‘in, 19 Ocak 2007’de Şişli‘deki
Agos gazetesinin önünde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmesinin
ardından bölgedeki güvenlik kameralarında görüntülerine ulaşılan ve daha sonra
kimliği belirlenen 17 yaşındaki 
Ogün Samast, 20 Ocak 2007’de Samsun Otogarı’nda
yakalandı.



Samast‘la birlikte gözaltına alınan Yasin
Hayal
,
Zeynel Abidin Yavuz, 
Ersin Yolcu ve Ahmet
İskender
,
24 Ocak 2007’de tutuklandı. Savcı 
Selim
Berna Altay
‘ın
yürüttüğü soruşturma kapsamında, Dink’in eşi Rakel, kızları Sera ve Delal, oğlu
Arat ile kardeşi 
Orhan Dink‘in şikayetçi sıfatıyla
ifadelerine başvuruldu.



Soruşturma kapsamında, farklı tarihlerde 
Erhan
Tuncel
,
Salih Hacısalihoğlu, Tuncay Uzundal, Veysel Toprak, Osman Alpay, İrfan Özkan ve Mustafa
Öztürk
 de tutuklandı. Dönemin 
özel
yetkili
İstanbul cumhuriyet savcıları Altay ve Seçen’in
yürüttüğü soruşturma sonunda tamamlanan 12’si tutuklu 18 sanık hakkındaki
iddianamenin, 20 Nisan 2007’de gönderildiği dönemin 
özel
yetkili
İstanbul 14. Ağır
Ceza Mahkemesi
‘nce
kabul edilmesiyle Dink cinayetiyle ilgili yargılama da başlamış oldu.



– İlk duruşma 2 Temmuz 2007’de kapalı yapıldı



Davanın ilk duruşması 2 Temmuz 2007’de yapıldı. 
Ogün
Samast
‘ın
yaşının küçük olması nedeniyle kapalı gerçekleşen ve yaklaşık 12 saat süren
duruşmada, tutuklu sanıklardan Salih Hacısalihoğlu, Osman Altay, İrfan Özkan ve
Veysel Toprak tahliye edildi.



Yasin Hayal‘in eniştesi Coşkun
İğci
 hakkında
2009’da hazırlanan 
ek iddianame, bu davayla birleştirildi.
Böylece davadaki sanık sayısı 19’a yükseldi. 
Türkiye‘de ilk defa sesli ve görüntülü
kayıt sistemi, davanın 11 Şubat 2008’de yapılan 3. duruşmasında kullanıldı.



Davanın 7 Temmuz 2008’deki 6. duruşmasında, sanıklardan 
Ogün
Samast
‘ın
18 yaşını doldurmasından dolayı yargılamanın açık yapılması kararlaştırıldı.
Sanık 
Yasin Hayal‘in ağabeyi Osman
Hayal
 hakkında,
2008’de hazırlanan iddianamenin de ana davayla birleştirilmesiyle sanık sayısı
20’ye yükseldi. Yargılamanın 8’inci duruşmasında 
Erhan
Tuncel
 ile Yasin
Hayal
 arasında
tartışma yaşandı. Hayal, önünde oturan Tuncel’i yumrukladı ve küfürleşmeler de
oldu.



– Ergenekon davası sanıklarıyla irtibat araştırıldı



Aynı duruşmada tutuklu sanıklardan Mustafa
Öztürk
, Zeynel Abidin Yavuz ve Tuncay Uzundal’ın tahliyesine karar
veren 
mahkeme heyeti, müdahil avukatlarının 12 Ocak
2009’daki dilekçelerinde belirttikleri hususları göz önüne alarak, ”Hrant
Dink
‘in öldürülmesinin arkasındaki örgütlü yapının ortaya
çıkarılabilmesi için eski Trabzon Jandarma
Alay Komutanı 
Albay Ali Öz‘ün telefonuyla yapılan
görüşmelerin tespit edilmesi” ve ”banka hesap hareketlerinin devam etmekte
olan Ergenekon soruşturmasını yürüten 
cumhuriyet savcıları eliyle
araştırılması” için, İstanbulCumhuriyet
Başsavcıvekilliği’ne yazı yazılmasına hükmetti.



İstanbul 13. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
‘ndeki
Ergenekon davasında yargılanan 
Sevgi
Erenerol
‘un, Genelkurmay
Başkanlığı
 ve Hava
Kuvvetleri Komutanlığı
‘nda
verdiği ”
Türkiye‘deki misyonerlik faaliyetleri” başlıklı
seminerlerin kayıtlı olduğu CD’lerin de delil olarak istenmesini karara
bağlayan heyet, Ergenekon davası sanıklarıyla bu davada yargılanan sanıklar
arasında irtibat olup olmadığının belirlenebilmesi açısından, Ergenekon davası
sanıklarına ait telefon numaralarının HTS raporlarının ve dijital kayıtlarını
da delil olarak İstanbul 13. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
‘nden
istedi.



– 
Samast‘ın dosyası ayrıldı, hakim değişti



Davanın 11. duruşmasında, cinayette kullanılan tabanca, sanıkların eline 
jandarma kontrolünde verilerek
tanıyıp tanımadıkları soruldu. Sanıklardan 
Ogün
Samast
,
silahı hatırlayamadığını, 
Yasin Hayal ise silahın cinayette
kullanılan suç aleti olduğunu söyledi.



Heyet, 13. duruşmada, sanıklardan 
Ersin
Yolcu
 ve Ahmet
İskender
‘in
tahliyesine karar verdi. Böylece davada tutuklu olarak 
Yasin
Hayal
Erhan
Tuncel
 ve Ogün
Samast
 kaldı.
25 Ekim 2010’daki duruşmada ise mahkeme, yaşı 18’den küçük olması
nedeniyle 
görevsizlik kararı vererek, Samast hakkındaki dosyayı İstanbul 2.
Çocuk 
Ağır Ceza Mahkemesi‘ne gönderdi.



Mahkeme Heyeti Başkanı 
Erkan CanakHakimler
ve Savcılar Yüksek Kurulu
‘nun
(HSYK) 4 Aralık 2010’daki kararıyla Sakarya‘da
geçici yetkiyle görevlendirilince, yerine aynı mahkemenin üyesi 
Rüstem
Eryılmaz
 getirildi.



– Savcı Usta: “Cinayeti, Ergenekon’un hücre yapılanması işledi”



İstanbul 2.
Çocuk 
Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Temmuz 2011’de Ogün
Samast
‘ı,
”tasarlayarak öldürmek” ve ”ruhsatsız silah taşımak” suçlarından 22 yıl 10
ay hapis cezasına çarptırdı. Karar, 
temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından
onandı.



İstanbul 14. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
‘ndeki
ana davanın 20’nci duruşmasında 106 sayfalık mütalaasını, müdahil avukatlarının
itirazına rağmen mahkemeye sunan dönemin 
duruşma
savcısıHikmet Usta
Hrant
Dink
 cinayeti ve ”Ergenekon” soruşturması kapsamında elde
edilen belge, bilgi ve delillerin değerlendirildiğini belirterek, “Dink
cinayeti eyleminin, 
Mc Donalds‘ın bombalanmasının ve diğer
eylemlerinin salt 
milliyetçilik duyguları kabaran gençler
tarafından işlenmesinin ötesinde, iştirak halinde ve süreklilik içerisinde
çalışan, gizlilik kuralları ve örgütsel hiyerarşiye azami özen gösteren 
Erhan
Tuncel
 ve Yasin
Hayal
 yönetiminde,
Ergenekon terör örgütünün Trabzon‘da
faaliyet gösteren bir hücre yapılanması tarafından işlenmiş olduğu
değerlendirilmektedir.” ifadesini kullandı. Usta, mütalaasında bazı
sanıkların, çeşitli suçlamalarla değişen sürelerde hapisle cezalandırılmasını
talep etti.



– Bir sanığın unutulduğu mahkeme kararı



İlk kararını, 17 Ocak 2012’de açıklayan mahkeme, 
tutuklu
sanık
 Yasin
Hayali, “Hrant
Dink
‘i tasarlayarak öldürmeye azmettirmek” suçundan 
ağırlaştırılmış
müebbet hapis
 cezasına
çarptırılırken, “
silahlı terör örgütü yöneticisi olmak”
suçundan beraatına karar verdi.



Tutuklu sanık 
Erhan Tuncel‘i, “patlayıcı madde imal
etmek ve kullanmak” suçlarından 10 yıl 6 ay hapse mahkum eden heyet,
“silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak” ve “tasarlayarak
öldürmeye azmettirme” suçlarından beraatını kararlaştırdığı Tuncel’i
tahliye etti.



Sanıklar 
Ersin Yolcu ve Ahmet
İskender
‘i
“tasarlayarak öldürmeye yardım etmek” suçundan 12 yıl altışar ay
hapisle cezalandıran 
mahkeme heyeti, bu sanıkların da “silahlı
terör örgütüne üye olmak” suçundan beraatına hükmederken, birleşen dosya
sanığı 
Osman Hayal ile diğer sanıklar Zeynel
Abidin Yavuz, Mustafa
Öztürk
 ve Tuncay Uzundal’ın da “silahlı terör örgütüne üye
olmak” ve “tasarlayarak öldürmek” suçlarından beraatı
kararlaştırıldı.



Karar duruşmasından bir süre sonra mahkeme heyetinin, 19 sanıklı davada 18
sanıkla ilgili hüküm kurduğu ve sanıklardan 
Coşkun
İğci
 hakkında
karar vermeyi unuttuğu ortaya çıktı. Bunun üzerine yeni bir dosya açarak İğci
ile ilgili kararını 13 Şubat 2012’de açıklayan heyet, tutuksuz sanık 
Coşkun
İğci
‘nin
de beraatına hükmetti.



– Başkanın, “Karar, ‘örgüt yoktur’ anlamına gelmez” açıklaması



Savcı 
Hikmet Usta, yerel mahkemenin kararına itiraz
ederek, 
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı‘na gönderdiği dilekçeyle, “Erhan
Tuncel
 ve Yasin
Hayal
‘in
örgüt liderliği ve yöneticiliğini yaptığının, sanıkların, Ergenekon
soruşturmalarında yakalanan ve haklarında dava açılan sanıklarla amaç birliği
içinde bulunduğunun, ana yapı Ergenekon ile Trabzon‘daki
hücresel yapının aynı suç işleme DNA ve gen özelliklerine sahip olduğunun
anlaşıldığını” öne sürdü.



Mahkeme Başkanı 
Rüstem Eryılmaz, kararı eleştirenlere
“Verdiğimiz karar, ‘örgüt yoktur’ anlamına gelmez. Verdiğimiz karardan
rahatsız değiliz. Sadece tatmin edici olmadığını belirttim. Elbette bu cinayeti
basite indirgeyemeyiz.” sözleriyle karşılık verdi.



– 
Yargıtay: “Sanıklar silahlı terör
örgütü
 değil, suç
örgütü
 üyesi”



Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yerel mahkemenin kararının,
“sanıkların atılı suçları, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediği”
gerekçesiyle bozulmasını istedi. Temyiz incelemesinin yapıldığı 
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 15 Mayıs
2013’te sanıkların “silahlı terör örgütü” değil, “suç işlemek
amacıyla oluşturulan örgüt” üyesi olduklarına hükmetti. Daire,
“örgüt” yönünden verilen beraat kararlarını bozarken, sanıkların
“silahlı terör örgütü” değil, “suç işlemek amacıyla oluşturulan
örgüt üyesi” oldukları gerekçesiyle yargılanmaları gerektiğini kaydetti.



Yargıtay‘ın bozma kararının ardından, 17 Eylül 2013’te davanın yeniden
görülmeye başlandığı mahkemeye, HSYK kararnamesiyle görev yeri değiştirilen
başkan 
Rüstem Eryılmaz‘ın yerine Hadi Çağdır başkanlık
yaptı. Hakkında 
yakalama emri çıkarılan Erhan
Tuncel
,
24 Ekim 2013’te tutuklandı. Tuncel, 
3
Aralık
‘taki
duruşmada, tanık koruma programına alındığını söyledi.



Davanın 7 Ocak 2014’teki duruşmasında, sanıklar 
Osman
Hayal
 ve
Zeynel Abidin Yavuz hakkında 
yakalama
kararı
 çıkartıldı. Trabzon‘da
tutuklanan Hayal ile Yavuz, davanın görüldüğü mahkemece, SEGBİS aracılığıyla
cezaevinde ifadeleri alınarak serbest bırakıldı.



– Davanın seyri “17/25 Aralık” kumpası sonrası değişti



İstanbul merkezli
17/25 Aralık kumpas soruşturmaları sonrası dönemin yetkilileri, belirli bir
yapıya (FETÖ) işaret ederek, “Ergenekon ve Balyoz gibi davaların, orduya
yönelik kumpas davaları olabileceği” yönündeki açıklamalarını ve gündeme
gelen “paralel yapılanma” tartışmalarını hatırlatarak, dosyanın
yeniden ele alınmasını istedi.



Dink ailesi, 6 Mart 2014’te, cinayette sorumluluğu bulunduğu iddia edilen 
kamu
görevlileri
hakkında İstanbul
Valiliği
‘nin soruşturma
izni
 vermemesinin
ardından, idare mahkemesine yapılan itirazın da reddedilmesi üzerine 
kamu
görevlileri
 hakkında
etkin soruşturma yürütülmesi talebiyle 
Anayasa
Mahkemesi
‘ne
başvurdu.



Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesiyle görevli ağır ceza mahkemelerini
kaldıran kanunun yürürlüğe girmesi üzerine, 5 yılı aşan sanıkların tutukluluk
durumlarını ele alan İstanbul 14. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
,
7 Mart 2014’te 
Erhan Tuncel‘i tahliye etti.



Mahkemenin kapatılması nedeniyle Dink cinayeti 
dava
dosyası
İstanbul 5. Ağır
Ceza Mahkemesi
‘ne
gönderildi. Bu mahkemede ilk duruşma, 18 Nisan 2014’te yapıldı.



– Kamu görevlilerine yargı yolu 2014’te açıldı



Dink cinayetinde ihmali olduğu iddia edilen, dönemin 
İstanbul
Emniyet Müdürü
 Celalettin
Cerrah
ve İstanbul 
Vali
Yardımcısı
 Ergun
Güngör ile emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 9 
kamu
görevlisi
 hakkında
açılan soruşturmaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet
Başsavcıvekilliği’nce verilen 
takipsizlik
kararı
,
Dink ailesi avukatlarının itirazı üzerine Bakırköy 8. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
‘nce
6 Haziran 2014’de kaldırıldı. Böylece, cinayette ihmalleri olduğu belirtilen
kamu görevlilerinin yargılanmasının yolu açıldı.



Ana davanın görüldüğü İstanbul 5. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
 ise
30 Ekim 2014 tarihli duruşmada, 
Yargıtay‘ın bozma kararına uyulmasına
hükmetti. Heyet, İstanbul 2.
Çocuk 
Ağır Ceza Mahkemesi‘nde Ogün
Samast
‘ın
terör örgütü üyeliği” suçundan
yargılandığı 
dava dosyası ile bu dava 9
Aralık
 2014’te
birleştirildi.



– Savcı Doğan, dokunulamayanlara dokundu



HSYK kararıyla açığa alınan ve FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında hakkında
tutuklamaya yönelik 
yakalama kararı çıkarılan dönemin özel
yetkili
 İstanbul Cumhuriyet
savcılarından 
Muammer Akkaş‘ın yetkisinden, 3 yıllık süreç
sonunda alınan Dink cinayeti soruşturma dosyası, 
İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı
 Terör
ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Yusuf Hakkı Doğan’a verildi ve
soruşturma hızla ilerlemeye başladı.



Savcı Doğan bu süreçte, cinayetten yaklaşık 8 yıl sonra yargılama yolu açılan,
aralarında eski 
İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan
Akyürek
,
eski İstihbarat Daire Başkanlığı C Büro Müdürü 
Ali
Fuat Yılmazer
 ve
eski 
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin
Cerrah
‘ın da bulunduğu şüpheli kamu görevlilerinin ifadelerini aldı.



Savcılıkça 
9 Aralık 2014’te, tanık olarak
ifadesi alınan 
Ogün Samast, “Bu cinayeti bana
işlettirdiler. Yasin, suçu üzerine alıyor, ‘Ben işlettim.’ diyor, arkasındaki
isimleri söylemiyor. Arkasındaki isimler, benim dediklerim araştırılsın,
bulunur. Sicil numaralarını verdiğim 
polis memurları, Ramazan
Akyürek
Ali
Fuat Yılmazer
 ve
bu dosyada adı geçen diğer kişilerin ilişkileri araştırılınca gerçek ortaya
çıkar.” dedi.



– Cerrah, Uzun, Akyürek, Yılmazer ve Güler



Doğan’dan sonra dosyayı devralan aynı büro savcılarından Gökalp Kökçü ise
Cerrah, Akyürek ve Yılmazer’in yanı sıra, eski 
İstihbarat Daire Başkanı Sabri
Uzun
, eski İstanbul 
İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan
Güler ve eski 
emniyet müdürü Coşgun Çakar’ın da
aralarında bulunduğu 26 
kamu görevlisi hakkında, “tasarlayarak
kasten öldürmek, silahlı örgüt kurmak ve üye olmak, resmi belgede sahtecilik,
resmi belgeyi yok etme, görevi kötüye kullanma ve kasten öldürmenin ihmali
davranışla işlenmesi” gibi suçlardan iddianame hazırladı.



Ramazan Akyürek 27 Şubat, Ali
Fuat Yılmazer
 de
28 Mayıs 2015’te, bu soruşturma kapsamında tutuklandı.



Davanın hükümlülerinden 
Yasin Hayal de avukatı aracılığıyla İstanbul 5. Ağır
Ceza Mahkemesi
‘ne
22 Mayıs 2015’te verdiği dilekçeyle, “birtakım kişiler tarafından 
Erhan
Tuncel
vasıtasıyla
açıkça kullanılmış olduğunu” iddia ederek, yeniden yargılanma talebinde
bulundu.



Savcı Kökçü’nün 
kamu görevlisi 25 şüpheliyle ilgili
hazırladığı iddianame, eksiklikler olduğu gerekçesiyle iade ve yeniden gönderme
süreçlerinin yaşanmasının ardından, 3. kez yollandığı başsavcılıkça
onaylanarak, İstanbul 5. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
‘ndeki
davayla birleştirilmesi talebi olmasına rağmen 
9
Aralık
 2015’te İstanbul 14. Ağır
Ceza Mahkemesi
‘ne
gönderildi.



– Kamu görevlilerine istenen cezalar



Hazırlanan 168 sayfalık iddianamede, 
Ramazan
Akyürek
 ile
Coşgun Çakar’ın “tasarlayarak kasten öldürmek” suçundan
ağırlaştırılmış müebbet, “silahlı örgüt kurmak, resmi belgede sahtecilik,
resmi belgeyi yok etme ve görevi kötüye kullanma” suçlarından da 23 yıldan
kırk dörder yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.



Sanıklardan 
Ali Fuat Yılmazer‘in “tasarlayarak kasten
öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “silahlı örgüt kurma,
resmi belgeyi yok etme ve görevi kötüye kullanma” suçlarından, 19 yıldan
32 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması öngörülen iddianamede, dönemin Trabzon
İstihbarat Şube Müdürü olan Emniyet
Genel Müdürlüğü
 İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç ve
eski İstanbul 
İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan
Güler’in “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi ve görevi kötüye
kullanma” suçlarından, 15 yıl altışar aydan yirmi ikişer yıla kadar hapisle
cezalandırılması istendi.



Dönemin 
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin
Cerrah
 ve eski 
İstihbarat Daire Başkanı Sabri
Uzun
‘un, “görevi kötüye kullanma” suçundan 6 aydan ikişer
yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, dönemin Trabzon Emniyet
Müdürü Reşat Altay ve eski Trabzon 
Emniyet
Müdürlüğü
 İstihbarattan
Sorumlu 
Müdür Yardımcısı Hasan Durmuşoğlu’nun
“kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi, görevi kötüye kullanma ve
resmi belgeyi yok etme” suçlarından 18 yıl altışar aydan 29 yıl altışar
aya kadar hapis cezasına çarptırılması talebinde bulunuldu.



Cinayetin işlendiği dönemde İstihbarat Daire Başkanlığı‘nda görevli Komiser Yılmaz
Angın, İstihbarat Daire Başkanlığı C Büro Şube Müdür
Yardımcılığı görevini yürüten Tamer Bülent Demirel ve Osman Gülbel, Trabzon‘da 
polis memurluğu yapan
Muhittin 
Zenit, Mehmet Ayhan, Onur Karakaya, Komiser Yardımcısı Özkan Mumcu, Trabzon İstihbarat Şube Müdür
Yardımcısı
görevini
yürüten Ercan Demir ve Trabzon 
İstihbarat Şube Müdürlüğü yapan Faruk
Sarı hakkında, “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan 
ağırlaştırılmış
müebbet hapis
 cezası
talep edilen iddianamede, bu sanıklar hakkında ayrıca ”silahlı örgüte üye
olmak, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etme ve görevi kötüye
kullanma” suçlarından çeşitli hapis cezaları istendi.



İddianamede, dönemin 
İstihbarat Daire Başkanlığında görevli
Şube Müdürü Yunus Yazar, eski İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube 
Müdür
Yardımcısı
 Ali
Poyraz, o dönem komiser olan Hamdi Egbatan, Mehmet Akif Yılmaz, Serkan Şahan,
Ömer Faruk Kartın, 
polis memuru Mehmet
Uçar
 ve
dönemin 
mülkiye müfettişi Şükrü Yıldız‘ın ise “silahlı örgüte üye
olmak, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etme ve görevi kötüye
kullanma” suçlarından çeşitli hapis cezalarına çarptırılmaları talep
edildi.



– Mahkemeler arasındaki anlaşmazlığa 
Yargıtay ayarı



İddianamenin gönderildiği İstanbul 14. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
,
15 Aralık 2015’te, 26 sanıklı Hrant
Dink
 cinayetine ilişkin yeni davanın, İstanbul 5. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
‘ndeki
ana dava dosyasıyla birleştirilmesini kararlaştırdı. İstanbul 5. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
 de
muvafakat talep edilmediği için yeni dava dosyasını İstanbul 14. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
‘ne
iade etti.



İstanbul 14. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
 mahkemeler
arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla dosyanın 
Yargıtay 5. Ceza Dairesi’ne
gönderilmesine hükmetti. Bu sırada İstanbul 5. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
‘nde
devam eden ana davanın 22 Aralık 2015 tarihli duruşmasında, Dink ailesinin
avukatlarınca dosyaların birleştirilmesi talep edildi.



Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 26 Ocak 2016’da, Hrant
Dink
 cinayetine ilişkin iki davanın birleştirilerek İstanbul 14. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
‘nde
görülmesini kararlaştırdı. İstanbul 5. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
‘ndeki
8 sanıklı ana 
dava dosyası da bu mahkemeye gönderildi.



Bu süreçte, iddianameyi hazırlayan 
soruşturma
savcısı
 Gökalp
Kökçü, adliyedeki iş bölümü değişikliği çalışmasıyla Hazırlık Büro Savcısı
olarak görevlendirildi, Dink dosyası başka savcıya verildi. Kökçü daha sonra
terör ve örgütlü suçlar bürosuna geçerek, yeniden bu dosyayla görevlendirildi.



– Birleşme kararı sonrası ilk duruşmada iki tahliye



Dava dosyalarını birleştiren İstanbul 14. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
,
Akyürek ve Yılmazer’in de aralarında bulunduğu 26 
kamu
görevlisi
 ile Yargıtay‘ın bozduğu ana davanın 8
sanığının da aralarında bulunduğu 34 kişinin yargılanmasıyla ilgili ilk
duruşmayı, 19 Nisan 2016’da yaptı.



Davanın ilk duruşmasında tutuklu sanıklardan Özkan Mumcu ve Muhittin 
Zenit‘in, adli
kontrol
uygulanarak
tahliyesi kararlaştırıldı. Ordu 
Vali
Yardımcısı
 eski
Mülkiye Başmüfettişi Mehmet 
Ali Özkılınç‘la ilgili Dink’in “mutlak
suretle öldürüleceği” bilgisi yer alan F3-F4 raporlarını bilinçli
kullanmadığı ve FETÖ/PDY’nin amaçları doğrultusunda hareket ettiği iddiasıyla
yürütülen soruşturma sonunda iddianame hazırlandı. Özkılınç’ın “silahlı
terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme”
suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamenin
de dosyaya eklenmesiyle sanık sayısı 35’e çıktı.



– Yılmazer’in savunması, cinayetin 10 yılına denk geldi



Davanın 24 Mayıs 2016’daki ikinci duruşmasında, kimi sanıkların reddi hakim
talebi kabul edilmedi. İddianamenin okunmasının ardından sanıkların
savunmalarına geçildi.



Davada 2017 yılı başlarına dek 31 duruşma gerçekleştirildi. 2016’da sanıklardan
Reşat Altay, Muhittin 
Zenit, Ercan Demir, Özkan Mumcu, Mehmet
Ayhan, Onur 
Karakaya, Engin Dinç, Faruk Sarı, Hasan
Durmuşoğlu, Ahmet İlhan Güler, Sabri
Uzun
Celalettin
Cerrah
, Tamer Bülent Demirel, Ali Poyraz, Osman Gülbel, 
Ramazan
Akyürek
Şükrü
Yıldız
 ve
Mehmet 
Ali Özkılınç savunma yaptı.



– “Gülen grubundan 
terör örgütü çıkmaz” savunması



Tutuklu sanıklardan 
Ali Fuat Yılmazer ise 16 Ocak 2017’deki
31’inci duruşmada yapmaya başladığı savunmasına, 17 ve 20 Ocak, 6, 7, 9 ve 10
Şubat ile 13 ve 14 Mart’taki duruşmalarda devam etti. 14 Mart’taki duruşmada, 
mahkeme
heyeti
 tarafından savunma
hakkı
 kısıtlandığı
iddiasıyla beyanda bulunmayı bırakan ve çapraz sorgusuna geçilen Yılmazer’in 3
duruşmada çapraz sorgusu tamamlandı. Yılmazer, avukat ve hukuk öğrencisi olan
kızlarının FETÖ’nün şifreli haberleşme programı ByLock kullandıklarının tespit
edilmesi sonrası gözaltına alınmalarını 
protesto ederek duruşmalara devam
etmek istemediğini de bildirdi. Yılmazer’in kızları, 27 Mart’ta tutuklandı.



Yılmazer, 7 Şubat’taki duruşmada, “Dink cinayetini, 
Erhan
Tuncel
 örgütledi”,
13 Mart’taki duruşmada, “Fethullah Gülen grubundan 
terör
örgütü
 çıkmaz,
FETÖ’yü ben kabul etmiyorum”, 14 Mart’taki duruşmada, “
Erhan
Tuncel
Yasin
Hayal
 ve Ogün
Samast
‘ı
cinayete azmettirmiştir. ‘Arkamız sağlam’ lafı 
cinayet için sağlam bir motivasyon
olmuştur.” ve 16 Mart’taki duruşmada, “Gülen grubu bugün de benim
için 
terör örgütü değil. Kişisel kanaatim de
çalışmalarım da bu yöndeydi.” şeklinde beyanlarda bulundu.



Ali Fuat Yılmazer, “Yapılan savunmalara göre
bu cinayette kusurları olduğu iddia edilen merkezdeki insanların FETÖ ile
ilişkisi yoktur. Fetullah Gülen ve grubu ile ilgisi olmadığı ortadadır. Bu
durumda bu cinayeti ya FETÖ işlememiştir, olaya dahli yoktur ya da bunlar (Trabzon‘da
görev yapan sanıklar) gizli FETÖ’cüdür.” de dedi.



Tutuklu sanıklardan Ercan Demir, 23 Haziran 2016’daki ara kararla tahliye
edildi.



– 15 Temmuz 
darbe girişimi sonrası avukatlıktan
çekildiler



FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından yapılan 8 Ağustos 2016’daki
8’inci duruşmada, tutuklu Akyürek ve Yılmazer’in de bulunduğu bazı sanıkların
avukatları, mahkemeye dilekçe vererek müdafilikten çekildi. Daha önce onlarca
avukat tarafından savunulan sanıkların müdafisiz kalmaları ve CMK’dan avukat
atanmasının beklenilmesi savunmalarının alınmasını da geciktirdi.



Savunma yapan sanıklardan Ercan Demir’e soru soran Mahkeme Heyeti Başkanı Canel
Rüzgar’ın, “Dink’in o dönemlerde, o atmosferde ciddi 
ölüm
tehdidi
 aldığı
belli. Trabzon‘da
görev yaptığınız dönemde size belgeler getiriliyor. Klasörlerde kronolojik
sıraya giderseniz dosya zaten bağırıyor. Diyor ki, ‘Bu adam ölecek.’ Fiziki
takip, yazışma belgeleri var. ‘Tedbir alın.’ deniyor. Roman gibi okusanız, son
sayfaya gelmeden, ilk 50 sayfada ne olacağı, Hrant
Dink
‘in öldürüleceği belli.” şeklindeki ifadeleri dikkati
çekti.



Eski Emniyet Müdürü 
Hanefi Avcı, 11 Ağustos 2016’daki 10’uncu
duruşmada, mahkemeye gönderdiği mektupta, sanık Muhittin 
Zenit‘in kendisiyle ilgili asılsız
iddialarda bulunduğunu öne sürerek, bu iddiaların kaynağı olan kişi veya
kişilerin ortaya çıkarılmasını talep etti.



– Duruşmalardan ayrıntılar



Sanıklardan, dönemin Trabzon 
İstihbarat Şube Müdürü olan Emniyet
Genel Müdürlüğüİstihbarat
 Daire
Başkanı sanık Engin Dinç de 10 Ekim 2016’daki duruşmada yaptığı savunmasında,
“Bu paralel yapının biz çok darbesini yedik. Trabzon istihbaratta
görevliyken pasif bir göreve alındım. Bunun, ‘Paralel veya derin bir yapı’
tarafından yapıldığını düşünüyorum.” ifadesini kullandı.



Ahmet İlhan Güler ise 19. duruşmada, “Devlete sızmış bir örgütün kumpasına
karşı, bu kumpası görüp de görmeyenlerin yaklaşımına karşı hem kendimi hem de
devletimi savunuyorum. Ben fail değil, mağdurum.” diye konuştu.



Sanıklardan Sabri
Uzun
 da 
10 Kasım 2016’daki duruşmada, ”İstihbarat dairesini ele geçirmeden
hiçbir örgütün yaşaması mümkün değil. FETÖ’nün yaşaması için daireyi ele
geçirmesi gerekiyordu. Bana göre Hrant
Dink
 cinayeti bir kumpas olarak işlendi. Adli bir vaka gibi
bakılamaz. Verilmek istenen mesaj için öldürüldü Hrant
Dink
.” beyanında bulundu.



Devam eden duruşmalarda tutuklu sanıklardan 
Ramazan
Akyürek
 ve Ali
Fuat Yılmazer
‘in,
dönemin emniyet yetkilisi olan diğer tutuksuz sanıklarla sık sık tartıştıkları
ve birbirlerine suç isnat ettikleri de dikkatlerden kaçmadı.



– Mahkemenin üye hakimine gözaltı



Davanın 26’ncı duruşmasının yapıldığı 2 Aralık 2016 günü, tutuklu
sanıklardan 
Ramazan Akyürek, savunma yaptığı sırada duruşmaya
bir süre ara verilmesiyle, o gün duruşmaya girmeyen mahkemenin üye
hakimlerinden Bünyamin Karakaş’ın, FETÖ’ye yönelik soruşturma kapsamında
gözaltına alındığı odasında arama yapıldığı ortaya çıktı.



Öte yandan, Mahkeme Heyeti Başkanı Canel Rüzgar da 1
9
Aralık
 2016’daki
27’nci duruşmada, HSYK’nın aldığı son kararla İstanbul 17. 
Ağır
Ceza Mahkemesi
 Başkanlığı’na
atandığını ve mahkemenin diğer heyetinin başkanı Ali İhsan Horasan’ın da bu
mahkemeye başkan olduğunu duyurdu.



Mahkeme heyeti, davanın 20 Aralık 2016’daki 28’inci duruşmasından itibaren Ali
İhsan Horasan başkanlığında yargılamayı yürütüyor.



(sürecek)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet