Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

AGOS GAZETESİ : MİT boyutunun soruşturulması bütünlüklü
yargılama için gerekli’




“Başbakanlık Teftiş Kurulu üyeleri
görüşmede Hrant Dink cinayeti ile ilgili ‘kırıntı’ bilgi talebinin dahi
karşılanmadığını zira MİT Trabzon Bölge Başkanı’nın ‘Kırıntı sizi fırına
götürür’ şeklinde yanıt verdiğini doğruladılar.”


Hrant Dink Cinayeti Davası yaklaşık 12 yıldır sürüyor.
Kamu görevlilerinin yargılanmasına ise 2016 yılında başlandı. Dink Ailesi
müdahil avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu ile davada gelinen aşamayı konuştuk.


Öncelikle
şöyle başlamak isterim. Eğer soruşturmanın genişletilmesi talepleriniz kabul
edilmezse ya da yargı yeni bir soruşturma başlatmazsa, kamu görevlilerinin yargılandığı
mahkeme sürecinin artık yavaş yavaş sonuna yaklaştığımızı söyleyebilir miyiz?




Hrant Dink’in ‘hedef kişi’ hale getirilmesi, cinayet için uygun zemin
yaratılması süreci ile Hrant Dink Cinayeti arasında doğrudan bağ bulunduğunu
müdahil taraf olarak cinayetin işlendiği tarihten bu yana beyan
etmekteyiz.  Hrant Dink’i ‘hedef kişi’ haline getiren, Hrant Dink hakkında
görülmekte olan davalarda adliye binası içinde ve dışında eylem yapan, Hrant
Dink’e fiziki saldırı girişiminde bulunan kişilerin cinayet ile bağları
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturulmadı.  Hrant Dink’e
yönelik tehdit atmosferi ve/veya Hrant Dink’in öldürüleceği bilgisine sahip ve
cinayeti önleme yükümlülükleri ve olanakları olan devlet görevlilerinin bir
kısmı hakkında iddianame düzenlenmedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 
tarafından etkin bir soruşturma yapılmadığı için Hrant  Dink cinayeti tüm
boyutları ile açığa çıkarılmadı. Anayasa Mahkemesi’ne bu gerekçelerle
yaptığımız ve sonuçlanmasını beklediğimiz bir başvurumuz bulunmakta. Anayasa
Mahkemesi tarafından başvurumuz kabul edilir, ihlal kararı oluşturulur ve
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu konularda etkin bir soruşturma
yürütülür, ek iddianame düzenlenir ise Hrant Dink Cinayeti birçok boyutu ve
yönü ile açığa çıkarılmış ve bütünlüklü bir yargılama yapılmış olur. Bu durumda
da davada kararın çıkması uzun bir süreyi gerektirecektir. Anayasa Mahkemesi
tarafından ihlal kararı verilmez, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
yeni bir soruşturulma başlatılmaz ve Mahkeme tarafından müdahil taraf olarak
soruşturmanın genişletilmesi taleplerimiz bütün olarak veya büyük ölçüde
karşılanmaz ise sanık savunmalarını ayrı tuttuğumuzda, davanın sonuçlanmasına
yaklaştığımız söylenebilir.    



Peki gelinen aşamada elimizde
ne var? 2018 kritik görevdeki isimlerin ifadeleriyle ve tanık ifadeleriyle
geçti. Belki detaya girmek istemeyebilirsiniz ama cinayetin aydınlatılması ya
da kimin neyi yaptığı/yapmadığı bahsinde önemli ifadelere ya da bulgulara
ulaşıldı mı?




Cinayetin işlenmesi sonrasında müdahil taraf olarak cinayetin işlenmesi ve
sonrasında yaşananlar ile ilgili iddia ve beyanlarımız, soruşturmalar ve açılan
davalarda alınan ifadeler ve dosyalara giren belgeler ile doğrulandı.
Soruşturma ve davada açığa çıkan, doğrulanan çarpıcı birkaç husustan bahsetmek
isterim. 



1. Hrant Dink ile 24 Şubat 2004 tarihinde İstanbul
Valiliği’nde MİT İstanbul Bölge Başkanlığı görevlileri Özel Yılmaz ve Handan
Selçuk ile İstanbul Vali Yardımcısı Ergün Güngör’ün katılımı ile bir görüşme
gerçekleşmişti. Özel Yılmaz savcılık sorgusunda, 24 Şubat 2004 tarihinde Hrant
Dink ile İstanbul Valiliği’nde gerçekleşen bu görüşmenin Genelkurmay Başkanlığı
tarafından istendiğini, Genelkurmay Başkanlığı’ndan MİT Müsteşarı’nın
arandığını, MİT Müsteşarı’nın MİT İstanbul Bölge Başkanı’nı ve MİT İstanbul
Bölge Başkanı’nın da İstanbul Valisi’ni aradığını, görüşmenin İstanbul
Valiliği’nde yapılmasının karara bağlandığını beyan etti.  Özel Yılmaz,
ifadesi ile, Agos Gazetesi’nde Sabiha Gökçen’in Ermeni olduğu iddiasını içeren
habere yönelik ağır ifadeler içeren basın açıklaması yapan Genelkurmay
Başkanlığı’nın, basın açıklaması ile yetinmediğini; Hrant Dink’in ‘had
bildirme’ çabası olarak tarif ettiği İstanbul Valiliği’ndeki görüşmenin de,
Genelkurmay Başkanlığı’nın isteği ve talimatı ile gerçekleştiğini ortaya
koydu.  



2.
Müdahil taraf olarak salt Hrant Dink’e yönelik yaşananların Hrant Dink’in
talebi aranmaksızın koruma tedbiri alınmasını zorunlu hale getirdiğini; kaldı
ki Hrant Dink’e yönelik yaşananların yanı sıra 2004 yılında Trabzon’da bombalı
saldırı eylemi düzenleyen Yasin Hayal tarafından Hrant Dink’e eylem yapılacağı
bilgisinin de 15 ve 17 Şubat 2006 tarihleri itibari ile İstanbul ve Trabzon İl
Emniyet Müdürlüğü görevlileri ile Emniyet Genel Müdürlüğü görevlilerinin
bilgisi dahilinde olduğunu iddia ve beyan etmekte idik. Hrant Dink’e yönelik
tehdit ve saldırıların yoğunlaştığı, Hrant Dink’e ‘Türklüğe Hakaret’ ettiği
suçlaması ile haksız hükmün kurulduğu tarihlerde, 2005 yılının Aralık ayında
Orhan Pamuk’a  ‘terör örgütlerinin hedefi olduğu hususunda herhangi bir
bilgi ve belgeye rastlanılmamasına’ , ‘somut bir tehdit tespit edilmemesine’
rağmen ‘münferit sataşmalar olabileceği’ olasılığı üzerinden, Orhan Pamuk’un
talebi olmamasına rağmen İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün teklifi üzerine
İstanbul Valiliği tarafından resen koruma tedbirleri alındığına dair yazışmalar
ve belgeler dava dosyasına getirtildi. Orhan Pamuk’a yönelik ‘somut bir tehdit’
olmamasına ve ‘münferit sataşmalar’ olasılığını bertaraf etmeye yönelik resen
sağlanan koruma tedbirinin –ki Orhan Pamuk için alınan koruma tedbiri doğru bir
tedbirdi- öldürüleceğine dair bilgi-istihbarat olmasına rağmen Hrant Dink’e
neden sağlanmadığı hususunun, çok daha güçlü olarak beyan edilmesi mümkün hale
gelmiş oldu.  



3. Hrant
Dink Cinayeti ile ilgili 2008 yılı Ekim ayında rapor hazırlayan Başbakanlık
Teftiş Kurulu üyelerinin İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nde tanık olarak
bilgilerine başvuruldu. Başbakanlık Teftiş Kurulu üyelerinin Hrant Dink
cinayeti ile incelemeleri-görüşmeleri kapsamında Trabzon’da MİT Bölge Başkanı
ile de görüştükleri, bu görüşmede MİT Trabzon Bölge Başkanı’nın Hrant Dink
cinayeti ile ilgili herhangi bir bilgilerinin olmadığına yönelik beyanı üzerine
Başbakanlık Teftik Kurulu üyelerinin cinayet ile ilgili ‘Hiç yoksa bize kırıntı
verin’ sözlerine MİT Trabzon Bölge Başkanı’nın ‘Kırıntı sizi fırına
götürür’   diye yanıt verdiği iddiası tarafımızdan Başbakanlık Teftiş
Kurulu üyelerine soruldu. Başbakanlık Teftiş Kurulu üyeleri görüşmede Hrant Dink
cinayeti ile ilgili ‘kırıntı’ bilgi talebinin dahi karşılanmadığını zira 
MİT Trabzon Bölge Başkanı’nın ‘Kırıntı sizi fırına götürür’ şeklinde yanıt
verdiğini doğruladılar. 



4.
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin 17 Şubat 2006 tarihinde Yasin
Hayal’in İstanbul’da Hrant Dink’e eylem düzenleyeceği yazısı ile ilgili
yaptıkları tek çalışma olarak beyan ettikleri 24 Şubat 2006 tarihli Yasin
Hayal’in ağabeyi Osman Hayal’in telefonun kayıtlı olduğu İstanbul’da
Ümraniye-Sarıgazi’deki  adresinin tespitine yönelik 2 polis memuru
tarafından düzenlenen, amirleri tarafından da imzalanan ve üzerine notlar
yazılan ‘tahkikat’ raporunun gerçeği yansıtmadığını; İstanbul İl Emniyet
Müdürlüğü görevlilerinin bu belgeyi cinayetteki sorumluluklarını bertaraf etmeye
yönelik argümanlarına dayanak yapmak amacı ile cinayetin işlendiği 19 Ocak 2007
tarihinden sonra düzenlediklerini iddia ve beyan etmekte idik. Bu
kapsamda  raporu hazırlayan 2 polis memurunun cep telefonlarının 24 Şubat
2006 tarihli HTS kayıtları dava dosyası içerine getirildi ve incelenen HTS
kayıtları, bu 2 polis memurunun 24 Şubat 2006 tarihinde gün boyu Bağcılar,
Fatih, Beyoğlu, Eminönü ilçelerinde olduklarını 24 Şubat 2006 tarihinde
Ümrinayi-Sarıgazi’ye hiç gitmediklerini dolayısı ile 24 Şubat 2006 tarihli
belgenin gerçeğe aykırı düzenlenmiş olduğunu tartışma götürmez şekilde
doğruladı.
       
 




Sizin dönemin MİT
görevlileri başta olmak üzere kimi isimlerin mahkeme sürecine dahil edilmesi
yönünde talepleriniz var. Bunlar şu ana kadar kabul edilmedi. Bu taleplerin
kabul edilebilmesi için hukuki açıdan her yere başvuruldu mu, karar ya da sonuç
beklediğiniz herhangi bir merci var mı? Ve bu isimlerin sürece katılması neden
önemli? 




24 Şubat 2004 tarihinde İstanbul Valiliği’nde MİT görevlilerinin de katılımı
ile Hrant Dink ile gerçekleşen görüşme Genelkurmay Başkanlığı’nın MİT Müsteşarı
Şengal Atasagun’a talimatı – isteği ve MİT Müsteşarı’nın da MİT İstanbul Bölge
Başkanı’nı araması ile organize edilmişti. İstanbul Valiliği’nde Hrant Dink ile
yapılan görüşmeye katılan MİT İstanbul Bölge Başkan Yardımcısı Özel Yılmaz
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli sıfatı ile soruşturulmuş
fakat hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Bu karara yapmış
olduğumuz itiraz İstanbul Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedildi. Anayasa
Mahkemesi’ne yapmış olduğumuz başvurumuzda Özel Yılmaz ile ilgili iddianame
düzenlememenin hatalı ve hukuka aykırı olduğunun da karar altına alınmasını
talebimiz de bulunmakta. Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararı oluşturulur
ise MİT görevlisi Özel Yılmaz’ın yargılanması mümkün hale gelecektir. 



Hrant Dink’e yönelik 2004 yılında başlayan ve ağırlaşarak devam eden
linçten-tehdit atmosferinden ve Yasin Hayal tarafından Hrant Dink’e yönelik
tasarlanan eylemden Milli İstihbarat Teşkilatı İstanbul ve Trabzon Bölge
Müdürlüğü görevlilerinin bilgi sahibi olmamaları olasılık dışı. Nitekim
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu da Hrant Dink cinayeti ile ilgili 2012
yılında düzenlediği raporda :  “MİT İstanbul ve Trabzon Bölge
Başkanlıklarının arşivlerinde konuyla ilgili bir araştırma yapılmasının uygun
olacağı düşünülmektedir” şeklinde öneride de bulunmuştu. 



MİT Trabzon Bölge Başkanının ‘Kırıntı sizi fırına götürür’ beyanı, Milli
İstihbarat Teşkilatı’nda Dink cinayeti ile ilgili bilgiler bulunduğunun ve bu
bilgileri sorumlukları doğacağı için paylaşmadıklarının açık ve simgesel
anlatımıdır.



Yasin Hayal’in MİT’in Trabzon’daki teşkilatı ile irtibatının olduğu ve yine
Yasin Hayal ile Erhan Tuncel ile ilişkisi olan İ.K. isimli kişinin MİT
görevlisi olduğuna yönelik iddialar bulunmakta.  



MİT İstanbul ve Trabzon Bölge Başkanlığı görevlilerinin Hrant Dink cinayeti
soruşturması kapsamında  soruşturulmamış olmaları ve Devlet Denetleme
Kurulu’nun önerisine rağmen MİT İstanbul ve Trabzon Bölge Başkanlığı
arşivlerinde araştırma yapılmamış olması soruşturma ve yargılamadaki eksik
boyutlardan biridir. Bu boyutun yargılamaya katılması Hrant Dink cinayetinde
bütünlüklü yargılamanın yapılması için gerekli.



2018 ağırlıklı olarak,
cinayet günü ve öncesinde olay yerinde olduğu iddia edilen jandarma istihbarat
görevlilerinin sorgulanması ile geçti. Birçok jandarma görevlisi de tahliye
oldu. Öte yandan olay gününe ait kamera görüntülerinden hangi jandarma
istihbarat elemanlarının orada olduğuna dair çok net bir belirleme de yapamadı
Adli Tıp. Bu cephede süreç nasıl ilerliyor ya da daha fazla ilerlenmesi için
eldeki maddi bulgular yeterli mi?




Ogün Samast’ın cinayet mahallinde yalnız olmadığını ve güvenlik kamera
görüntülerinde şüpheli davranışları olan kişiler olduğunu cinayetin işlendiği
2007 yılında güvenlik kamera görüntülerini izlediğimizde müdahil taraf olarak
beyan etmiştik. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014-2015
yıllarında bu konu ile ilgili çalışma yapıldı, görüntüler Emniyet birimleri
tarafından izlendi ve tahlil edildi, akabinde de İstanbul Cumhuriyet
Başsavcılığı ve Emniyet birimleri tarafından görüntülerdeki kişilerin İstanbul
İl Jandarma Komutanlığı görevlileri oldukları iddia ve beyan edildi. 10 Mayıs
2017 tarihli son iddianame de bu değerlendirme üzerinden oluşturuldu. Adli Tıp
Kurumu görüntüler ile kişiler arasında görüntülerin belirgin de olmadığı beyan
ederek bir eşleşme sağlamadı. Bu konu ile ilgili müdahil taraf olarak
yargılamanın ilerleyen safhalarında beyanda bulunacağız.    



Akbank kamera
görüntüleri üzerindeki sis perdesi hala kalkmış değil. Bu görüntüleri kimin
aldığını bulmak bizi önemli bir yere götürecek mi?




Akbank Osmanbey Şubesi’nin güvenlik kamera görüntülerinin cinayet günü sabah
saatlerine ait görüntüleri bulunmamakta. Oysa ki banka müdürü ifadesinde
kameralarda herhangi bir sorun olmadığını beyan etti. Bir sorununun olmadığı 18
Ocak 2007 tarihine ait görüntülerin olması ve 19 Ocak 2007 tarihinde de öğle ve
öğleden sonraki görüntülerin bulunması ile anlaşılmakta. Bu görüntüler cinayet
günü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından alınmadan önce,
kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan 2 kişi tarafından banka şubesinden
alınmış. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri soruşturmalarda kamera
görüntülerinin kendileri tarafından alınmasına yönelik kurallar ve işleyişin
olduğunu, İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne ihtiyaç duyar iseler, çalışma yapmaları
için görüntülerin kendileri tarafından verildiğini, İstihbarat Şube Müdürlüğü
görevlilerinin olaylara dair kamera görüntülerini alma yetkilerinin olmadığını,
uygulamada da almadıklarını beyan ettiler. Görüntülerin Terörle Mücadele Şubesi
görevlileri tarafından alınmadan önce kendilerini ‘istihbaratçı’ olarak tanıtan
kişiler tarafından alınması, ‘istihbaratçı’ olduğunu beyan eden kişilerin
gerçekte ‘istihbaratçı’ olup olmadıkları, gerçekte ‘istihbaratçı’ iseler bu
istihbaratçıların hangi istihbarat biriminde [Emniyet, MİT veya Jandarma
İstihbarat] görevli oldukları hususlarının açığa çıkarılması önemlidir.  



19 Ocak 2007 tarihinde sabah saatlerine ait kamera görüntülerinin olmamasının
tek bir nedeni vardır o da bu görüntülerin cinayet için önemli bilgiler
taşımasından kaynaklanmaktadır.  



Ekip olarak yıllardır
büyük bir çaba gösteriyorsunuz. Klasörlerce ifade tutanak belge okudunuz. Tüm
eksikliklerine rağmen bu mahkeme sürecinden umutlu musunuz? Bir yerlere
varabilecek miyiz?




İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 4 Aralık 2015 ve 10 Mayıs 2017
tarihilerinde düzenlenen iddianameler önemli fakat cinayete dair tüm boyutları
içermediği için bütünlüklü değildir. Hrant Dink cinayetine dair 12 yıldır süren
sorgulama ve yargılamalarda birçok engel ve sorun ile karşılaştık. Soruşturma
ve yargılamada açığa çıkan bilgileri müdahil taraf olarak önemsemekteyiz.
Anayasa Mahkemesi’nin 27 Mayıs 2017 tarihinde yapmış olduğumuz başvurumuz ile
ilgili nasıl bir karar oluşturacağı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın nasıl
bir soruşturma yapacağı ve İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nin de davayı
yürütme hali ve nihayetinde nasıl bir karar vereceği önemli olacaktır.



Son olarak şunu sormak
isterim . Her celsede bir kez daha tanık oluyoruz ki devletin neredeyse tüm
birimleri bir yıl öncesinden itibaren Trabzon’daki bir grubun “ne pahasına
olursa olsun” -resmi belgedeki ifade bu- Hrant Dink’i öldürmeye
çalışacağını biliyor. Siyasi tarihimizde belki de bu kadar
“geliyorum” diyen bir cinayet yoktur. Ve bu elbette milliyetçi
saiklerle işlenmiş bir cinayet. Devletin bu cinayetteki sorumluluğu hangi
boyutlarda? 




Devlet görevlilerinin Hrant Dink cinayetini organize ettikleri, icra ettikleri
iddiasını ayrı tuttuğumuzda dahi, devlet görevlilerinin Hrant Dink cinayetinin
işlenmesinde ağır sorumluluklarının olduğu tartışma götürmez bir gerçek. 


(Hakan Bakırcıoğlu)


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış