Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


9
Temmuz 1992 akşamı dönemin MİT Müsteşarı Teoman Koman, MİT’in Ankara
Yenimahalle’deki karargahında basın mensuplarına bir akşam yemeği verdi.
“Teşkilat”ın tarihinde ilk kez karargâhın kapıları çok sayıda gazeteciye (48
gazeteci) açılmıştı. 2000’e
Doğru
 dergisinin Ankara Temsilcisi olarak yemeğe ben de
çağrıldım. Hiç
unutmam, gazeteci dostlar 2000’e Doğru dergisinin de çağrılı olduğunu görünce
çok şaşırmışlardı. “Hikmet,
içeri girdin de bakalım çıkabilecek misin?”
 diye
takılanlar vardı!  


Korgeneral
Koman, iki saat süren yemekten sonra, gazetecilerle “Teşkilat” içinde bir
yürüyüş düzenledi.


Müsteşarlık
binası, dökümantasyon merkezi, MİT mensuplarının çocukları için yapılan kreş,
kütüphane, “en gizli yer
olarak nitelendirdiği arşiv binası, İstihbarat Daire Başkanlığı “dışarıdan”
gösterildi, Koman yürüyüş sırasında sorulara da yanıt verdi. Hizbullah’la
ilgili soruma Koman, “Hangi
Hizbullah?
” diye karşı soruyla yanıt verdi ve şunları söyledi:


“İran’daki
Hizbulah’ın Türkiye’dekilerle ilgisi yoktur. Güneydoğu’daki kepenklerin
kapatılmasına tepki gösteren bir çıkar grubudur bunlar. Hizbullah denmiştir,
adları öyle kalmıştır, yoksa değildir.”


MİT
ziyaretini derginin 12 Temmuz 1992 tarihli sayısında yazdım.


BİNBAŞI
ERSEVER HİZBULLAH’I ANLATIYOR


1992
yılının Mart ayında Jandarma İstihbarat Grup Komutanı Kıdemli Binbaşı Ahmet Cem
Ersever, Ordu’dan ayrıldı. Kendi isteğiyle ayrılmasaydı res’en emekli
edilecekti.  


Ersever’le
6, 7 ve 8 Haziran 1993 günlerinde Aydınlık’ın Ankara Bürosunda Soner Yalçın ile
birlikte görüştük. Bu görüşme Aydınlık’ta dizi olarak yayımlandı. Ersever’in
ölümünden sonra da Soner Yalçın kitaplaştırdı. 


Başta
2000’e Doğru Diyarbakır Temsilcisi Halit
Güngen
 olmak üzere Güneydoğu’da gazetecilerin
öldürülmesini “ihkak-ı hak” olarak gören Ersever, Hizbullah hakkında Aydınlık’a
şunları söylemişti:


“Hizbullah
ne? İlki İran’da çıkmış daha sonra Lübnan’da üstlenmiş… Bunun Türkiye’de
Hizbullah adı altında faaliyet gösterdiği iddia edilen örgütle bir ilişkisi
yoktur… Hizbullah falan yok. Bu adı yakıştıranlardan biri de sizsiniz. 2000’e
Doğru’da Hizbul-kontra diye ilk siz yazdınız… Kontrol edemiyorsunuz, hakim
olamıyorsunuz. Herkes birbirini öldürüyor. Toplumda bazıları bu cinayeti
işleyenlere Hizbullah diyor.” 


Ersever,
Hizbullah eylemlerinin “organize eylemler” olmadığını iddia ediyordu.


MİT’İN
HİZBULLAH’I AKLAYAN RAPORU


MİT,
1997 yılında Hizbullah’ı perdeleyen bir rapor yayımladı. Raporda, “Hizbullah’ın
bir hücre faaliyetine rastlanmadığı ve ahlaksızlara karşı eylemler yaptığı”
söyleniyordu. Koman ve Ersever’in sözleri ve MİT raporu, Hizbullah konusunda
devletin bir şeyler sakladığını gösteriyordu. Devletin “Hizbullah yok” demek
için ağız birliği ettiği bir dönemdi. Oysa “hücre faaliyetine rastlanmayan Hizbullah
o sırada yüzlerce cinayet işlemişti.


GÜNGEN’İN
SON HABERİ


“Hizbullah
Çevik Kuvvet’te eğitiliyor.”
 16 Şubat 1992 tarihli 2000’e Doğru
dergisinin kapak haberi buydu.


2000’e
Doğru’nun Diyarbakır Temsilcisi Halit Güngen’in son haberi oldu. Güngen, bu
haberi yazdıktan iki gün sonra, 18 Şubat akşamı derginin Diyarbakır bürosunun
içinde Hizbullahçılar tarafından öldürüldü.


İşçi
Partisi Cizre yöneticileri Resul Sakar ve İbrahim Sarıca, Şırnak il
yöneticisi Ömer Güven, Nusaybin İlçe Başkanı Adil Başkan, Van yöneticisi Orhan
Ağar, HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın, DEP milletvekili Mehmet Sincar,
Gerçek dergisi Diyarbakır Temsilcisi Namık Tarancı, İHD yöneticisi Sıddık Tan
ve Özgür Gündem gazetesinin muhabirleri bu süreçte Hizbullah tarafından
öldürüldü. 


2
Temmuz 1993 günü Hizbullah Sivas’ta, “Cumhuriyet
burada kuruldu burada yıkılacak
” diyerek bir katliam
gerçekleştirdi. 37 aydın Madımak Oteli’nde yakıldı. Sivas katliamıyla
Hizbullah, Güneydoğu’dan çıkarak Türkiye çapında örgütlenmeye geçti.


“Allah’ın
Partisi” Hizbullah, PKK’ya karşı bir Gladyo (Kontrgerilla) aleti olarak
90’lı yıllar boyunca kullanıldı. 17 Ocak 2000’de İstanbul Beykoz’da örgüt
lideri Hüseyin
Velioğlu
‘nun öldürülmesiyle ağır darbe yedi. 24 Ocak 2001
günü Diyarbakır
Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ı da aynı örgüt şehit etti.
 Sonra
silahlı eylemleri sona erdi, ama örgüt yok olmadı.


BİR
ÇETE DEĞİL


Türkiye’nin
emperyalizme bağımlılığını sorgulamadan, Hizbullah ve benzeri örgütlerin
tasfiyesi yönünde hiçbir ciddî adım atılamaz. Evet, Hizbullah’ın bazı
tetikçileri ve yöneticileri yakalanmıştır fakat “karargah” varlığını
sürdürmektedir. Meselenin özü buradadır. Hizbullah bir “çete” değildir; dünya kapitalist
sisteminin bir aletidir.


Devletin
müftüsü Odatv için “katli vacip” dedi. Hizbullah’in haber ajansı olan ilkha.com adlı siteye konuşan Siirt Müftüsü
Ahmet Altıok, Odatv’yi hedef alarak dokuz kişinin El Kaide tarafından
öldürüldüğü Fransa’daki Charlie Hebdo katliamı ve İslamın ilk yıllarında
öldürülen şair Ka’b bin Eşref’i örnek gösterdi. Müftünün bu sözlerine, devletin
hiçbir kurumundan tepki gelmemesi düşündürücü değil mi?


Hikmet
Çiçek 


Odatv.com


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış