TELEGRAM


Senaryoya
göre İstanbul’da 9 Mart 2017 tarihinde deprem olacak (04.03.2017 saat 11.32’de
yazıda güncellemeye gittim. Bir senaryo, gerçekleşmesini istemediğimiz bir
senaryo)


Ülkemizde son haftalarda çok fazla deprem olmaya başladı. Yaşanan
depremlerden sonra yabancı bir gazete tarafından 7-8 yıl önce İstanbul hakkında
yapılan deprem senaryosu aklıma geldi. Biraz araştırdım ve buldum. İngiliz
Daily Telegraph gazetesi İstanbul hakkında deprem senaryosu yazmış. Senaryoya
göre İstanbul’da deprem 9 Mart 2017 tarihinde saat 08.25’de olacak. Depremde 35
bin kişi ölüyor, 200 bin kişi yaralanıyor, 80 bin konut yıkılıyor. Bu senaryo
ancak 1999 depreminden önce bir filmde yer alan senaryo da vardı. 1997 yılı
filmi olan ve Mel Gibson’ın oynadığı Komplo Teorisi filminde İstanbul’da deprem
olduğunu ve şiddetinin de 7,4 olduğu bilgisi yer almıştı. 2 yıl sonra ise
deprem gerçekleşti.


Komplo Teorisi Filminden;


Mel Gibson ve Julia Roberts gibi tanınmış kişilerin yer aldığı
1997 filmi, 17 Ağustos 1999 depreminden 2 yıl önce gösterildi. Filmde haber
bülteninde Türkiye’nin güneyinde 7,3 şiddetinde yaşanan bir deprem olduğu
bilgisi veriliyor. Conspiracy Theory – 1997 filminde yer alan sahnede
Türkiye’de binlerce ölü ve binlerce yaralı olduğundan bahsediliyor.


1999 depreminde ölen kişi sayısı 17.480 iken depremde
yaralanan kişi sayısı ise 23.781 olarak resmi kayıtlarda yer aldı. 350
bine yakın konut, iş yeri, yapı hasar gördü yerle bir oldu.


Senaryodan Çok Daha Fazlası


Bir filmde yer alan bu sahne tesadüf mü? Sadece bir senaryodan
ibaret mi? Deprem dediğimiz olay artık doğa olayından çıktı, teknoloji ile
kontrol altına alınabiliyor. Daha doğrusu teknoloji sayesinde depremler
yapılabiliyor. 1999 depremini Allah’ın takdiri ilahisi diyerek geçiştirmek en
büyük sorumsuzluklardan birisidir. Bu sorumsuzlukta binlerce ailenin vebali,
binlerce vatandaşımızın sorumluluğu var.


9 Mart 2017 İstanbul Depremi



Yazımın başında değindiğim hususa geri dönelim. İngiliz
Telegraph Gazetesi birkaç araştırmacı tarafından kaleme alınan “Fay hattında
yaşam yolculuğu
” adlı senaryoyu 2010 yılında yayınlamış.
Tamsin Davies ve Serena Davies ile Adam Whitaker Türkiye’ye bir gezi yapıyorlar
ve bu gezi sonrasında bu yazı dizisini kaleme alıyorlar. Bu kişilerin Türkiye
gezisi masraflarını ise Kraliyet Coğrafi Araştırmalar Topluluğu ve Land Rover
şirketi karşılıyor.


İlgili yazıda yer alan senaryodan birkaç satır paylaşayım;


“Saat 8.25. 9 Mart 2017. Her zamanki gibi, İstanbul
yolları fabrikalara ve iş merkezlerine giderken duman kusan otomobil ve
otobüslerle dolu. 15 milyon insan için rutin bir gün. Aniden yer
sarsılmaya başladı. Binalar yıkılıyor, gaz ve su boruları patladı. Panik olan
insanların yüklenmesi nedeniyle telefon sistemi çöktü. Sahilde temiz bahar
havası almak için gezen insanları bir anda tsunami yuttu. Günün sonunda 35 bin
insan öldü, 200 bin kişi yaralandı, 80 bin bina enkaz oldu. Sultanahmet Camisi
ayakta kaldı, ancak üzerindeki çatlaklar yıllar boyunca 2017 depremini
hatırlatacak.”


Çok korkutucu, ancak dikkate alınması gereken bir senaryo. Bu yazı
neden ciddi kurum ve şirketler tarafından finanse edilen bir araştırma sonucu
yazıldı?


Bahsettiğim senaryoyu yazan ekibin Türkiye ve diğer ülkelere
yapacakları ziyaret öncesi çektikleri video;






Ağustos
2010’da çıkılan seyahat sonrası, 21 Aralık 2010 tarihinde Telegraph’ıın
internet sitesinde bu yazı dizisi yer alıyor. Neil Tweedie tarafından
yazılan yazıdan bazı bölümleri paylaşmak istiyorum.


İngiliz
Telegraph Gazetesi orjinal haberden;


IT
is 8.25am on Thursday March 9 2017. As usual, the roads of Istanbul are jammed
with cars and buses, spewing fumes as they crawl towards factories and offices.
A routine day for the 15 million or so people who make their home by the
Bosphorus.


Without
warning the ground begins to shake. Buildings topple, crushing or burying those
inside; gas and water mains fracture and erupt; the telephone system,
overwhelmed by panicked calls, collapses. Down in the park on the shore of the
Sea of Marmara people taking a stroll in the spring air have but a moment to
register the tsunami about to overwhelm them. By the end of the day 35,000 people
are dead and 200,000 injured, and some 80,000 buildings lie in ruins. Others,
like the great Blue Mosque, survive but with marks that will serve as a
reminder for decades to come of the great earthquake of 2017 – the one everyone
knew was coming but did little to prepare for.


(Haberin
orjinal linkine ulaşmak isteyen benimle iletişime geçebilir)


Haarp Teknolojisi


Haarp nedir? Yüksek
Frekanslı Aktif ‘Aurora’sal Araştırma Programı olarak Türkçe’ye çevrilen Haarp
ilk hali ile; High Frequency Active Auroral
Research Program
anlamına gelmektedir. Bilimsel kavramlar ve
terimlere takılı kalmadan özetleyelim. Haarp ABD tarafından çok geliştirilmiş
bir teknolojidir. Sismik dalgalar, frekanslar aracılığı ile yer altında fay
hatlarını kırabiliyorlar, iklimlerle oynayabiliyor ve hava olaylarını
yönetebiliyorlar.


Ülke olarak 1999 depreminden ders çıkardığımıza inanmıyorum.


Yukarıda belirttiğim unsurlar bir senaryo ancak bir senaryodan
fazlası da olabilir. Temkinli ve ciddi olarak yaklaşılması gerekiyor.


Arif Muzaffer KUL


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir