TELEGRAM

HAARP Nedir ? Türkiye’de kullanıldı mı ?

Deprem ile ilgili büyük risk taşıyan Türkiye’nin depremle ilgili
kurumlarını, ve terimleri veya kısaltmaları biliyor muyuz? Mesela HAARP
tesisinin görevi nedir?

Depremle ilgili nedenler ve niçihler üzerinde araştırmalar yapılırken
vatandaşın depremin neden ve nasıl meydana geldiği hususunda çok fazla bilgi
sahibi olmadığı ortaya çıkıyor. Depremden korunmak için bazı kurum ve
kuruluşlar “Deprem anında neler yapmalıdır?” şeklinde vatandaşları
bilgilendiren etkinlikler yeterli oluyor mu? Türkiye’de Gölcük Depremi’nin 17. Yılında
yaşıyorken Gölcük Depreminden ders aldık mı?

H.A.A.R.P
Nedir?

H.A.A.R.P(High Frequency Active Auroral Research
ProgramAmerikan Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri,
Alaska Üniversitesi ve Defansif İleri Araştırma Projeleri Ajansı
 (DARPA)
tarafından finanse edilmiş, Alaska’da bulunan ve radyo
dalgalarıyla çalışan bir araştırma tesisinin adıdır. Birkaç futbol sahası
büyüklüğündeki beton pisti kaplayan çok sayıda antenden oluşan bu tesis, ilk
bakışta, 80 yıllarda Türkiye’deki evlerin balkonunda televizyon yayınlarını
almak için kullanılan karasal antenlerden oluşan metalik bir ormanı andırıyor.
Sivillere de açık olan bu tesiste Alaska, Stanford, Penn State, Dartmouth,
Cornell, Maryland, Massachusetts, Polytechnic, Tulsa, Clemson
üniversiteleri 
ile Boston College ve MIT
mühendisleri
 HAARP tesisinde
araştırma yapıyor..28 dönüm arazi işgal eden ve her biri 22 metre boyunda 180
yüksek frekanslı anten barındıran, özünde radyo sinyalleriyle araştırma yapan
bir gözlemevidir..Tesisin maksimum sinyal gücü 3600 kilowatt olup, çok kuvvetli
frekanslardan yayın yapan ticari bir radyo istasyonundan 75 kat güçlü yayın
yapmaktadır.











 

HAARP
Tesisinin Görevi Nedir?


Bu tesiste güneş ışınları ve güreş rüzgarının
etkilediği İYONOSFER tabakasını
inceliyor. Ancak, yerden 60 km ile 1000 km yüksekte yer alan İYONOSFER tabakasını
etkileyen güneş ışınlarının yanında, HAARP’ın 75 radyo istasyonu gücündeki
vericisi devede kulak kalır. İYONOSFER’i incelemek önemli,
çünkü yerdeki bir antenden gönderdiğimiz sinyalle ufuk ötesindeki bir kasabaya
TV yayını yapabilmemizi Dünya’nın İYONOSFER tabakasına borçluyuz.
İYONOSFER’radyo sinyallerini ayna gibi yeryüzüne geri yansıtıyor. Dünyamız
yuvarlak bir gökcismi ve 15 km uzaktaki herkes size göre çukurda kalıyor.
İYONOSFER olmasaydı ufuk ötesi iletişim kurmak için balonlar ve uydular
kullanmamız Karasal antenlerle iletişim mümkün olmayacaktı.


OLAYI ANLAMAK BAKIMINDAN BAZI ÖRNEKLER:


İlki A.B.D’nin Kaliforniya eyaletinin güneyinde, 4 Aralık’ta
ormanlık alanda çıkan ve şiddetli rüzgârın etkisiyle hızla yayılan yangın, 105
kilometrekare alanın kül olmasına yol açan bu afetin, eyalet tarihinde kaydedilen
en büyük orman yangındır.


Yangın öncesinde California eyaletinde 5 yılı aşkın süredir devam
eden kuraklık nedeniyle 100 milyondan fazla ağaç yok oldu.


Diğeri de 20. yüzyılın en büyük nükleer kazası olarak da bilinen ÇERNOBİL faciasının
üzerinden yıllar geçmiş ama bu felaketin izleri hala silinememiştir. Kazadan
sonra aşırı radyasyona maruz kalan binlerce insan hayatını kaybetmiş, etrafa
ölüm saçan parçacıklar yüzünden sakat bebekler dünyaya gelmiş, bir tek SSCB değil, radyoaktif bulutlardan
neredeyse tüm ülkeler nasibini almıştır. 1970 yılında ÇERNOBİL Nükleer Santrali çalışanları
için kurulmuş Pripyat, kısa sürede hayalet
şehre dönüşmüştür. 


Şimdi sizlere bu iki olayı neden anlattım izah edeyim. Bu sistemi
çalıştırmak için çok yüklü bir enerji girişine ihtiyaç gerek. Nitekim
ÇERNOBİL’in 50 km. yakınında RUSYA’nın HAARP sistemleri vardı. Amerika bu
tesisleri uzun süre dinlemiş bu tesislere AĞAÇKAKAN tesisleri demişlerdir.
Ve akabinde ÇERNOBİL faciası yaşandı. Kimse üzerine gitmedi! Nedenlerini kimse
araştırmadı. Üzeri kapatıldı!


Kapsamhaber/
Mustafa Kemal Bektaş