Vahit ERDEM : Dünya Güvenlik ve Ekonomik Sistemin Çöküşü
ve Yeni Sistem Arayışı
 

09 Ara 2019




İstanbul 2019 Güvenlik Konferansı’nın ana
temasının TASAM tarafından ‘’Yeni Dünya Ekonomisi ve Güvenlik Mimarisi’’ olarak
belirlenmesi siyasi aktörlerin, düşünce kuruluşlarının ve bilim insanlarının
küresel çerçevede ilgisini çekecek niteliktedir. 21.yüzyılın daha güvenli ve
insanlığın yaşam şartlarının daha iyi seviyede olması için bu konu dünya
gündeminde de yerini almalıdır. ‘’Yeni Güvenlik Mimarisi İçinde NATO’nun Rolü’’




Vahit ERDEM


İstanbul Güvenlik Konferansı 2019 | Anahtar
Konuşmacı




İstanbul 2019 Güvenlik Konferansı’nın ana
temasının TASAM tarafından ‘’Yeni Dünya Ekonomisi ve Güvenlik Mimarisi’’ olarak
belirlenmesi siyasi aktörlerin, düşünce kuruluşlarının ve bilim insanlarının
küresel çerçevede ilgisini çekecek niteliktedir. 21.yüzyılın daha güvenli ve
insanlığın yaşam şartlarının daha iyi seviyede olması için bu konu dünya
gündeminde de yerini almalıdır. ‘’Yeni Güvenlik Mimarisi İçinde NATO’nun Rolü’’
başlıklı panelden önce bu önemli konuda görüşlerimi sizlerle paylaşmak
istiyorum.




21. yüzyılın ikinci çeyreği tamamlanırken dünya,
güvenlik ve ekonomik alanda endişe verici bir değişim sürecine girmiştir. Bu
alanda yaşanan karmaşada iki önemli faktör rol oynamaktadır.




Birincisi; dünya güvenlik sisteminin, Sovyetler
Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile tedrici olarak çökmesi
ve kuralsızlık döneminin hakim olması, İkincisi de; 20. yüzyılda oluşan liberal
ekonomik sistemin, küreselleşme sürecinde Gelişme Yolunda Ülkelerin (GYÜ)
lehine ve Gelişmiş Ülkelerin (GÜ), özellikle de ABD’nin aleyhine gelişme
trendine girmesidir.




Dünya güvenlik sisteminin nasıl oluştuğu ve
neden çöktüğü hususunda kısaca durmak istiyorum.




20. yüzyılın ilk yarısında iki dünya savaşı
yaşanmış, on milyonlarca insan hayatını kaybetmiş, savaşa giren ülkeler
tahribata uğramış ve bu iki savaşın bedeli insanlık için ağır olmuştur. Bu ağır
tahribattan sonra ABD’nin öncülüğünde, Avrupa’yı Sovyetler Birliği’ne karşı
korumak üzere 1949 yılında Kuzey Atlantik İttifakı (NATO) kurulmuştur. Türkiye
de bu ittifaka 1952 yılında dahil olmuştur. Rusya liderliğinde de bu ittifaka
karşı Doğu Avrupa, Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinin dahil olduğu Varşova Paktı
oluşturulmuştur. Böylece güç dengesine ve caydırıcılığa dayalı iki kutuplu bir
dünya düzeni meydana gelmiştir. Bu düzen ‘’Soğuk Savaş Dönemi’’ olarak dünya
literatüründe yerini almıştır.




1950’lerden itibaren nükleer silahlar dahil,
silahlanma yarışı ile devam eden bu sistem, 1970’lerden itibaren bazı önemli
anlaşmalarla yumuşatılmaya ve daha güvenli bir ortam yaratma girişimlerine
dönüştürülmeye başlanmıştır.
 

Bu çerçevede;




  • 1968’de Nükleer Silahların
    Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması,
  • 1969’da Stratejik Silahların
    Sınırlandırılması Müzakeresi,
  • 1972’de Stratejik Silahların
    Sınırlandırılması ve Nükleer Silahsızlandırmaya Adım,
  • 1982’de Stratejik Silahların
    Azaltılması Anlaşmasına Başlangıç,
  • 1987’de Orta Menzilli Nükleer Güç
    Anlaşması,




gibi önemli konularda ilerleme kaydedilmiştir.




Bahsedilen anlaşmalarla silahlanma yarışından
vazgeçilerek daha makul bir silahlı güç dengesi hedef alınmıştır. Böylece
ekonomik gelişmeye daha fazla kaynak aktarma ve sosyal refahı arttırma imkânı
sağlanmış, dünya ticaret hacminin genişletilmesi öngörülmüştür.


Soğuk Savaş Dönemi’nin silah gücüne dayalı
dengesine, NATO İttifakı ülkeler, Varşova Paktı devletler ve bunlara ilave
olarak 35 bağımsız ve tarafsız devletler arasında ‘’Helsinki Nihai Senedi’’nin
imzalanması ile siyasi ve hukuki boyut da eklenmiştir.




Anlaşmada yer alan temel ilkeler; 

Güven yaratıcı prensipler;




– Ülkelerin hukukî hak eşitliği


– Toprak bütünlüğü


– Egemenlik haklarına saygı


– Ülkelerin iç ve dış işlerine
karışmama




Ekonomi, bilim, teknoloji ve çevre konularında
iş birliği, İnsan hakları, kültür, insanı çabaların arttırılması, gibi çok
önemli hususlar içermekteydi.




Helsinki Senedi’ni imzalayan ülkeler dünya
güvenliğinin bu siyasi prensiplerini korumak ve izlemek üzere Avrupa Güvenlik
ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT)’nı oluşturmuşlardı.




Soğuk Savaş Dönemi’nde ülkeler yarım asır süren,
askeri denge ve siyasi prensipler çerçevesinde barış ve güven içinde yaşama
imkânı bulmuşlardı.
 

Rusya devlet başkanı Gorbaçov’un Sovyetler
Birliği’nin sürdürülemez hale gelmesini beyan etmesiyle;




1989’da Berlin Duvarı yıkıldı


1990’da Varşova Paktı feshedildi


1991’de Sovyetler Birliği dağıldı 

Artık güç dengesine ve caydırıcılığa dayalı
‘’İki Kutuplu Dünya Düzeni’’ sona ermişti.




Soğuk Savaş sonrası ABD tek güç olarak kalmıştı.
ABD başkanı Bush 1990 Ağustos ayında, Irak’ın Kuveyt’i işgali üzerine
kullandığı ‘’Yeni Dünya Düzeni’’ beyanatı dikkat çekmiş ve bu beyanatın ne
ifade ettiği zamanla anlaşılmıştı. Bu beyanat uluslararası sistemde bir değişim
sürecini ve uluslararası jeopolitik ve jeostratejik alanda yeni gelişmelere
vurgu yapmaktaydı.




Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya
Gorbaçov ve Yeltsin dönemlerinde uluslararası politikalarda durgunluk ve geçiş
dönemine girmiş ve ABD tek güç olarak kalmıştı. Bu dönem ‘’Tek Kutuplu Dünya’’
olarak da nitelenmişti. Artık Sovyetler Birliği ve Kominizm Batı için tehdit
olmaktan çıkmış, ancak yeni tehditler doğmaya ve güç kazanmaya başlamıştı.
Özellikle terörizm ve mikro-milliyetçilik, siber saldırı gibi legal olmayan
organizasyonlar kurumsal yapıları ve devletleri tehdit etmeye başlamıştı.




11 Eylül 2001’de Amerika Birleşik Devletleri’ne,
Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon’a yapılan terörist saldırılar dünya güvenliği
için bir kırılma noktası oluşturmuştu. Bu saldırıyla ABD’nin güvenlik
stratejisi değişmeye başlamış ve bu değişim dünya güvenlik sistemini de alt üst
etmeye sebep teşkil etmiştir. ABD bu saldırı ile kapsam ve sınırı belli olmayan
‘’War Against Terrorizm’’ (Terörizme Karşı Savaş) ilan etmiştir. ABD’nin
coğrafi stratejisi ve coğrafi politikası ağırlıklı olarak Orta Doğu ve
Afganistan’a kaymıştır.




ABD; 11 Eylül terörist saldırısının ardından
Birleşmiş Milletler kararı ile Afganistan’a ve kimyasal silah olduğu iddiası
ile de Mart 2003’de Irak’a, takip eden yıllarda da Libya ve Suriye’ye askeri
müdahalelerde bulunmuştur. Bu savaşlar söz konusu ülkelerde milyonlarca insanın
ölümüne ve ülkelerini terk etmelerine sebep olmuş, Irak ve Libya fiilen
parçalanmıştır. Suriye’de devam eden savaşın ise nasıl sonuçlanacağı
bilinmemektedir. Orta Doğu’da yaşanan savaşlarda devlet dışı aktörlerin kullanılması
ayrıca bölge güvenliği için ciddi sorunlar oluşturmaktadır.




Putin’in Rusya Federasyonu’nun liderliğine
geçmesi ile Rusya toparlanmış ve dünya siyasetinde tekrar yerini almaya
başlamıştır. ABD öncülüğünde Orta Doğu’ya yapılan askeri müdahaleler Rusya’yı
da harekete geçirmiş ve Rusya da bu bölgelerde askeri varlığını oluşturmuştur.
Ayrıca Rusya 2008’de Gürcistan’a müdahale ederek Güney Osetya’yı ve Abhazya’yı
Gürcistan’dan ayırmıştır. 2014 yılında da Ukrayna’ya askeri operasyona
başlamış, Kırım’ı ilhak etmiş ve Ukrayna’nın doğusunda belli derinliğe kadar
ilerleyerek varlığını sürdürmektedir.




Bu iki gücün askeri operasyonları ile Soğuk
Savaş Dönemi’nde oluşan tüm kurallar çiğnenmiş ve dünya güvenlik sistemi
çökmüş, dünyaya kuralsızlık hakim olmuştur. Önemli güvenlik kurumu olan
NATO;  Soğuk Savaş’ın sona ermesinden
sonra yeni tehditlere karşı transformasyon sürecine girmiş ve bu dönüşümünü
tamamlamış ise de, müttefiklerin özellikle terörizm, etnik milliyetçilik,
bölgesel krizler gibi tehditlerde fikir birliği oluşturamadıklarından etkisini
kaybetmiştir. Dünya güvenliği ile ilgili Birleşmiş Milletler, AGİT gibi
kurumlar da bu gelişmeler karşısında yetersiz kalmaktadırlar.
 

Dünya güvenlik sisteminde yaşanan bu çöküş
ekonomik sisteme de tesir etmeye başlamıştır.


2.Dünya Savaşı’ndan sonra toparlanan ve
sanayilerini güçlendiren ABD ve Batı Avrupa dünyaya rekabete dayalı serbest
ticaret, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımını esas alan liberal ekonomi
sistemini empoze etmeye başlamışlardır. Soğuk Savak Dönemi’nde başlayan
yumuşama ile küreselleşme de ivme kazanmış ve liberal ekonominin dünyada
yerleşmesine katkı sağlamıştır. Küreselleşme ile dünya ticaret hacmi artmış ve
Batı daha çok mal ve hizmet ihraç etme imkânı bulmuştur. Bu arada rekabetin
yoğunluk kazanmasıyla başta ABD olmak üzere Batı sermayesi daha ucuz altyapı ve
işçilikten yararlanmak ve kârlarını maksimize etmek üzere gelişmekte olan
ülkelere kaymış ve bu ülkeler doğrudan yatırımlardan daha çok pay almaya
başlamışlardır. Başta Çin, Hindistan, Güney Kore olmak üzere gelişmekte olan
ülkeler yeni teknolojiler öğrenme, teknolojilerini geliştirme ve üretim
sistemleri kurma alanında kabiliyet kazanmışlardır. 2010’lara gelindiğinde
gelişme yolundaki ülkeler Dünya Gayrisafi Milli Hasılası’ndaki paylarını %59’lara
ve dünya ticareti içindeki paylarını da %50’lerin üzerine çıkarmışlardır.
Böylece gelişmiş ülkelerden gelişme yolundaki ülkelere önemli oranda üretim
kayması olmaya başlamıştır. Bu gelişmeler sonucu dünya ABD’ye ilave olarak Çin,
Rusya ve Hindistan gibi ülkelerin de devreye girmesi ile çok kutupluluğa doğru
evrim sürecine girmiştir.




Ekonomik alanda yaşanan bu değişim gelişmiş
ülkelerin ve özellikle ABD’nin güç kaybına yol açmış ve ABD’nin liberal
ekonomik sistemin kurallarından da dönüş yapmaya başlamasına yol açmıştır. ABD,
Çin başta olmak üzere ithalat yaptığı ülkelerin belli başlı mallarına %35’lere
varan gümrük tarifeleri uygulama yoluna başvurmuştur. Ayrıca ABD, kendi
firmalarının dış yatırımlarına caydırıcı tedbirler getirmiştir. Böylece 20.yüzyılın
2. Yarısında Batı’nın oluşturduğu liberalizm, rekabete dayalı serbest piyasa
ekonomi sistemi de işlemez hale gelmiştir. ABD 
güvenlik konseptine ekonomik yatırımları da dahil etmiş ve kendisine
hasım gördüğü kişi, kurum ve devletlere yeni yaptırım kuralları getirmiştir.
Başkan Trump’ın 2 Ağustos 2017’de imzaladığı ‘’Countering America’s Adverseries
Through Sanctious Act’’ (Amerika’nın Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı
Koyma Yasası) ile eskiden beri uygulanan klasik Amerikan ambargo ve yaptırımlarına
yeni bir hukukî yaptırım eklenmiştir. Bu yasa halen bazı kişi, kurum ve
devletlere karşı uygulanmaya konmuştur.
 

Özetle, küreselleşmeden dönüş, korumacılık,
popülizm, milliyetçilik gibi gelişmeler mevcut dünya ekonomik sistemi de
işlemez hale getirmiştir.




Netice itibari ile 21. yüzyıl kanlı başlamış,
terör saldırıları ABD ve Rusya’nın daha önce zikredilen bazı devletlere
müdahaleleri sonucu  milyonlarca insan
can kaybına uğramış, evlerini ve ülkelerini terk etmiş ve sefalete
düşmüşlerdir. Bu gidişatın dünyaya huzur getirmeyeceği ve sonuçlarının bütün
ülkeleri etkileyeceği aşikardır. Daha güvenli, istikrarlı ve huzurlu dünya için
‘’Yeni Güvenlik Sistemi’’ne ve güvenliğin bir parçası olan, küresel refahı
gözeten ‘’Yeni Ekonomik Sistem’’e ihtiyaç duyulduğu kabul edilmeli ve bu yönde
aksiyon başlatılmalıdır.




Yeni Güvenlik Sistemi’nde; 

Devlet kurumları esas alınmalı ve
mevcut devletlerin hükümranlığı, toprak bütünlüğü korunmalı, dünyada karmaşa
yaratacak devlet dışı aktörlerin kullanılması önlenmelidir.




Terörizm başta olmak üzere yeni
tehditler net bir şekilde tarif edilmeli ve bu tarif konusunda geniş mutabakat
sağlanmalı ve birlikte mücadele edilmelidir.




Devletler arası sorunların
çözümünde askeri güç yerine yumuşak güç kullanılmasının ön planda tutulması ve
bunun uluslararası bir mekanizma haline getirilmesi düşünülmelidir.




20.yüzyılda oluşan ve bugünün sorunları
karşısında yeterli olmayan Birleşmiş Milletler ve AGİT  başta olmak üzere dünya güvenliği ile ilgili
kurumlar yeniden yapılandırılmalıdır. Batı güvenliği için önemini koruyan
NATO’nun yeni tehditlere karşı aktif görev yapabilmesi için ittifak devletleri
arasında bu tehditler konusunda fikir birliği oluşturulmalıdır.




‘’Yeni Ekonomik Sistem’’le ilgili olarak;


Kuralları çiğnenen yarım asırdır uygulanan
liberal ekonomi sistemi yerine nasıl bir ekonomik sistem oluşacağı henüz
bilinmemektedir. Bu konuda da dünyada refahı yaygınlaştıracak bir ekonomik
düzen üzerinde çalışılması önem arz etmektedir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet