Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


İÇ SAVAŞLAR VE TÜRKİYE’DE YAŞANMASI MUHTEMEL İÇ SAVAŞ
SENARYOLARI


Onur Dikmeci

İstihbarat ve Strateji Uzmanı



İç savaş, genel itibariyle sivillerin yer aldığı ve ideolojik, dini, etnik,
iktisadi gibi meselelere dayanan şiddetli çarpışma türüdür. Hiçbir kural ve
kanun olmayacağı için çatışmalar görülebilecek en vahşi ve insanlık onuruna
aykırı tonları taşımaktadır. İç savaş olarak adlandırılsada her iç savaşın dış
aktörleri olacak ve bu aktörler kendilerine yakın gördükleri grupları
destekleyerek politik gayeler güdeceklerdir. İç savaşlarda ağır silahlar
kullanılacağı gibi, her türlü silah, taş hatta sopalarda kullanılmakta şiddetin
türü çeşitlilik göstermektedir. Hangi nedenle başlarsa başlasın her iç savaş
mutlaka o ülkedeki insanlara zarar vermiş, ülkelerin istikrarını zedelemiş,
lobi, banker, şirket ya da devletlerin yarar istifade etmelerini
sağlamıştır.  Yani bir ülkede iç savaşın kazananı savaşan gruplar
bakımından asla olmayacaktır. Dünya tarihinde pekçok iç savaş yaşanmış ve
yaşanmıştır. Bunlardan yalnızca birkaç tanesi örnek gösterilerek yazı, konusuna
uygun şekilde ilerleyecektir.



Abd kurulduktan 90 sene sonra iç savaş yaşayan ülkelerden biridir. Ekonomileri
tarıma dayalı güney eyaletleri kölelik düzenini savunmuş Ve Abraham Lincoln’ün
başkanlığı ile 11 tanesi aralarında konfederasyon oluşturarark Washington
yönetiminden ayrılmışlardır. Savaş kuzey ve güney eyaletlerinin arasında baş
göstermiş ve neticede kuzey eyaletlerinin galibiyeti köleliğin kaldırılmasını
getirmiştir. Rusya’da Bolşevik devriminden sonra Kızıl Ordu adıyla örgütlenen
devrim taraftarları ile devrime karşı olup Beyaz Ordu adıyla örgütlenen
muhalifler çarpışmış, 3 milyondan fazla insan yaşamını yitirmiştir. Bu iç
savaşa İngiltere, Fransa ve Abd doğrudan müdahil olmuşlardır. Yunanistan’da da
sağcılar ve solcular arasında iç savaş yaşanmıştır. İspanya, cumhuriyetçiler
ile milliyetçilerin iç savaşına sahne olmuştur. Cumhuriyetçiler sol,
milliyetçiler ise sağ olarak adlandırılmıştır. Sağcıların iktidarında solcular
baskılara maruz kalmış, solcuların iktidarında sağcılar baskılara maruz
kalmışlardır. Neticede Franco galibiyeti İspanya’da bir faşist yönetim ilan
edilmesine sebep olmuştur.



Sudan merkezi hükümetinin güney eyaletleri ile yaşadığı savaş ilk başta Sudan
özerk hükümetinin kurulmasına yol açmış, sonrasında ise Güney Sudan
bağımsızlığını ilan etmiş ve El Beşir hakkında Birleşmiş Milletlerden karar
çıkartılmıştır. Tarihin en kanlı iç savaşlarından biri Ruanda’da
yaşanmıştır.  Hutuların iktidarda yer aldıklarında Tutsilere, Tutsilerin
ise yönetimde söz sahibi olduklarında Hutulara karşı başlıttıkları katliam,
Fransa destekli Hutuların yoğun ve şiddetli saldırılarıyla son bulmuştur. Dünya
ülkelerinin ise bu katliama seyirci kalmaları iç savaşların bir başka yönünü de
göstermektedir.



İç savaşlar üzerine daha pekçok örnek oldukça detaylı bir biçimde izah
edilebilir.  Ancak önemli birkaç savaşın bile aktarılması hemen her iç
savaşın ortak noktalarını açıkça göstermiştir;



.İç savaşlar, dini, politik, etniki ve mezhebi gibi
gerekçelerle baş gösterirler ve hemen hepsinin keşfedilmeyi bekleyen iktisadi
yönleride bulunmaktadır

.İç savaşların iç savaşların yaşandığı ülkeler nezdinde kazananları yoktur.
Neticeleri, siyasi kaoslar, ekonomik çöküntüler ve sosyal belirsizlikler
doğurur

.Her iç savaşın mutlaka dış aktörleri bulunmaktadır

.İç savaşlarda geneli itibariyle sivil kökenli insanlar yer alırlar

.İç savaş her coğrafyada, her kültür ve yönetim tarzındaki ülkelerde
görülebilir

.İç savaşlarda iktidarı hangi gruplar ele geçirirlerse muhalif gruplara karşı
sistemli baskı ve yıldırma tekniği uygular




Türk siyasi tarihi ise kapsamlı bir iç savaşın yaşanmadığı ülkelerdendir. Bunun
sebepleri sosyolog ve siyaset bilimcilerin çalışmaları ile izah edilerek
sağlıklı bir sosyolojik tarih perspektifi ortaya koyulabilir. Modern dönemde
İttihat ve Terakki Hürriyet ve İtilaf Partisi ilişkileri, 1970’lerdeki sağ ve sol
olayları iktidarı ele geçirenlerin muhaliflere karşı uyguladığı baskı, sindirme
belkide öldürme politikalarını içersede sistemli bir seyir halinde geniş
kitlelere sirayet etmediği için iç savaş olarak adlandırılamaz. Türkiye’de iç
savaş yaşanır veya yaşanmaz ancak bütün senaryolara hazırlıklı olmak büyük
devlet stratejisinin gereğidir.  Bu sebeple en olası savaş senaryolarının
verilerek irdelenmeleri yerinde olacaktır.



Türk Kürt İç Savaşı: Kürt hareketinin toplumsal mahiyetlere ulaşması geçmişin
Türk devlet yapısının bazı gerekliliklerinden doğmuştu.  Yavuz Sultan
Selim’in İslamcılık ve doğu birliği görüşünün bir parçasını sünni kürtlerde
oluşturmuş, 20. yüzyılda ise kürtlerden Hamidiye alayları kurdurulmuştu. Bu
proje ermenilere karşı denge unsuru oluşturmasının yanında devletin merkezi
yönetiminin şark vilayetlerinde tam tesisi ve kürtlerin ayrı bir siyasi
yapılanmaya girmelerini engellemek maksatlarını içermekteydi. Kürtler, devlet
sisteminin bütünlüğü içerisinde, devlet ile entegre ve devletin politikalarıyla
uyumlu bir misyon için sorumluluk biçilme nüansına dahil edilselerde yabancı
lobiler için kürtler, ayrılıkçı bir kürt siyasi hareketin tasarlanarak devlet
mekanizmasının zedelenmesi için görevlendirilmek istendiler. Kürt tarihi,
kültürü ve istikbali için çalışmaları gerçekleştiren dış odakların
telkinleriyle bazı istenmeyen ayaklanmalarda yaşandı. Kimilerine göre ise pkk
tarihde ki 29. kürtçü ayaklanmaydı. Türk ve kürt etnisiteleri üzerinden siyasi
maksatlar tasarlayanlar şimdiye kadar bunda bütünüyle başarılı olamadılar.
Yakın dönemde bir siyasi parti üzerinden gerilen hatlar sebebiyle bazı
vilayetlerde kürtleri dışlayan ya da hedef alan protesto gösterileri coşkun
yürüyüşler düzenlendi. Ancak bu hiçbir zaman Türkiye’nin bütününe yayılmadı.
Çözüm Sürecindeki provoke, aksaklık ve samimiyetsizlikleri gören devlet
organları bu sürece zamanında müdahale ederek sonlandırmayı bildi.  Çünkü
artık bazı çevrelerdeki tepkiler bundan böyle Türk sorununu konuşalım noktasına
gelmişti.  İki grup arasındaki akrabalık bağları, uzun yıllardan beri aynı
coğrafyayı paylaşma ve etkileşim, şehirleşme ile farkındalık katsayısının
yükseltilmesi, çözüm sürecinin esas mahiyetinden sapması üzerine devletin
isabetli müdahalesi gibi etmenler toplumsal bir Türk Kürt çatışmasına set
çekmektedir.  İç savaş söylemi en çok Türk Kürt çatışması üzerine
kurgulanmaktadır. Olumlu özelliklere karşın bazı sakıncalı durumlarda
bulunmaktadır. Kürt siyasi hareketinin ısrarla yeni bir devlet telkinleri, iki
grubun aşırı milliyetçi tonlarının birlikte yaşama arzusunu hedef almaları,
siyasi tarihte görülen kürt isyanları gibi etmenler aslında hiçbir sorunun
yaşanmadığını ve yaşanmayacağınıda göstermez.



Alevi Sünni İç Savaşı: Yavuz Sultan Selim’in Halifelik makamını etkin kullanma
siyasetine karşın rakip devlet Safevilerin de Şiilik zemininde siyaset alanını
genişletme anlayışı Devleti Aliyye ve Safevilerin mezhepsel anlayışlarla
savaştıkları anlayışını literatüre soktu. İran, Safevi dönemine kadar Şii
anlayışında değildi bu durum tamamiyle Sünni Hilafet uygulamasına anti tez
olarak geliştirildi. Irak, Suriye ve Yemen’den getirtilen şii ulema ila İran
şiileştirildi ve kendisini şiilerin hamisi ilan etti. Bu süreçte Anadolu’da ki
alevi gruplar üzerine nüfuz etme isteğini aktif siyasete çevirdi. Günümüze
değin ulaşan Alevi meselesinin temelleri işte bu sürece dayanmaktadır. Bazı
akademik çevreler laik anlayışa karşın Cumhuriyet’in tek tipleştirici misyonu
gereği kendi kontrolünde bir sünnileştirme ve sünnicilik politikası izlediğini
bununda alevi kitlelere olumsuz yansıdığını savunurlar. Sağ sol çatışmalarının
yaşandığı dönemlerde istenmeyen hadiseler yaşanmış özellikle 1993 Madımak olayı
alevi kitlede derin bir yara olarak kalmıştı. Bundan sonraki alevi sünni
tertibi Gazi olayları olmuş ve bu sebeple tehdit altında olduğunu ve mesaj
verildiğini algılayan Türk güvenlik bürokrasisi onayıda alınarak Kuzey Irak
Çelik Askeri Harekatı sonlandırılmıştı. Günümüzde alevilerin kültür, inanç ve
ibadethane konularında isteklerinin karşılanmadığının ifade edilmesi, bazı
yörelerde alevi evlerinin işaretlenmeleri mezhepsel bir kargaşanın sebepleri
olarak sunulmuştur. Özellikle Alman istihbarat teşkilatı BND’nin aleviler
üzerindeki hassasiyeti ve yeni bir alevilik projesi göze çarpmaktadır. Aslında
Ortadoğu gerçekten de mezhepsel çatışmaları barındıracak potansiyeldedir ve bu
durum Türkiye’de de görülmüştür. Ancak Türkiye’de hiçbir zaman kitlesel manada
alevi sünni çatışması yaşanmamıştır. Günümüz postmodern toplumsal düzeninde
mezhebi grupların dışa kapalı evlilikleride özellikle büyükşehirlerde kenara
bırakılmaya başlanmış, alevi sünni evliliklerinin sayısı artmıştır. Bu durum
aslında toplumsallaşmanın en güçlü örneklerindendir.



Laik Muhafazakar İç Savaşı: Meşrutiyet döneminden beri bu hizipleşme
görülmektedir. Alaylı mektepli subay çatışması olarak vuku bulan hadiseler
Cumhuriyet ile birlikte artık topluma da yayılmıştır.  Özellikle Demokrat
Parti’nin 1950’de iktidara gelmesi muhafazakar kitlenin özleminin neticesi
olarak yorumlanmıştır. Necmettin Erbakan ile karşıt kitle tarafından
selametçileri tanımlamak için siyasi literatüre sokulan Takunyalılar ile
laiklerin çekişmeleri 28 Şubat döneminde ayyuka çıkacaktır.  Günümüzde ise
laiklik hassasiyeti olan kitle bunu ısrarla gündeme taşımaktadır. Aslında
kitlesel olarak bunun ifade ediliş biçimi 2007 süreciyle başlayan Cumhuriyet
Mitingleriydi.  Sosyal medyanın da yaygınlaşmasıyla kıyafet tercihinden
ötürü saldırıya uğrayanlar ile taciz vakaları, ruhi rahatsızlık veya hukuki
bakış açılarının dışına taşınmış laik kesimler kendilerini ezilen ve istenmeyen
ancak böyle olsa bile Cumhuriyet’in koruyucaları olan bir nevi sivil askerler
olduklarının söylencesini devam ettirmişlerdir. 15 Temmuz süreciyle bu çatışma
toplumsal mutabakata dönüşmüş ancak bir müddet sonra yeniden başlamıştır. Laik
muhafazakar çatışması hiçbir zaman silahlı ve toplumsal mahiyeti olan eyleme
dönüşmemiştir.



Muhafazakar Muhafazakar İç Savaşı: Üzerinde durulmayan bu hususun benzerleri
Türk siyasi tarihinde görülmüştür. Muhafazakar parti ve aktörler, genellikle
kendi tabanları ile görüşlerinden beslenenlerce hedef alınmış ve tasfiye
edilmiştir. Günümüzde irili ufaklı kimi cemaatlerin muhafazakar bir iktidar
partisini eleştirmeleri, muhafazakar kimlikleriyle bilinen kişilerin, 28 Şubat
dönemini bile hayırla yad etmeleri, muhafazakar cenahtan gelen gazetecilerin
farklı ve sert eleştirileri ile iktidar partisinin içerisinden çıkan ve halen
etkin olan muhafazakar grupların yeni bir siyasi amaç planlamaları ileriki
günlerde muhafazakar muhafazakar çatışmasının ip uçlarını vermektedir.



Ordu Ordu İç Savaşı: Devleti Aliyye tarihinden günümüze intikal eden bir vaka
olarak gözükmektedir. Yeniçeri sipahi, alaylı mektepli subay kavgaları her daim
görülmüştür. Tarihe 23 Ocak 1913 Babı Ali baskını olarak geçen hadisede hayatını
kaybeden 9 kişiden 8’i askerdir. Yine Kurmay Albay Talat Aydemir’in darbe
girişimlerinde lokal olarak karacılar ve havacılar çatışmış, Kara Harp Okulu
taranmış 8 subay hayatını kaybetmiştir. En yakın tarihli ordu ordu çatışması
ise 15 Temmuz girişiminde yaşanmıştır.  Emir komuta zinciri tamamen iğdiş
edilmiş, askerler birbirlerine silah doğrultmuş, ateşlemiş, kalkışma karşıtı
olanlar uçaklara yakıt vermek istememiş, askeri araçları bozmaya çalışmış,
kuvvet komutanları ve Genelkurmay Başkanı bile derdest edilmiştir. 15 Temmuz’un
belkide planlayıcıları tarafından en çok arzu edilen tarafı bu çatışmanın
oluşturulması olmuştur.  15 Temmuz’dan sonra sivilleşme yolunda birtakım
tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Ancak cuntalaşma sürecinin şu anda ne olduğu
konusunda tam bir veri bulunmamaktadır.



Ordu Polis İç Savaşı: Ne kadar büyük olsalarda hiçbir polis teşkilatı Dünya’nın
hiçbir yerinde orduya denk bir güç olamazlar. Hem bu gerçek, hem Türk
toplumundaki asker ağırlığı hem de 1990’lara kadar asker kökenlilerin müdür
olarak atandığı Türk Polis Teşkilatı’nın tarihindeki bu kodlar polisin orduya
karşı saygılı ve mesafeli durmasına sebep olmuştur. Özellikle askeri
davalardaki gerginlikler, askerlerin konutlarına polislerin sokulmaları, bu
tertiplerin polis teşkilatındaki müdürlerce organize edildiği teorileri asker
ve polis arasını açmıştır. 15 Temmuz’da da asker ve polis kitlesel manada
birbirlerine silah doğrultmamış kurşun atan ilk taraf olmayı tercih
etmemişlerdir.  Aslında Gazi olaylarında tertip edilen askeri polisle
karşı karşıya getirme projesi 15 Temmuz ile yeniden tasarlanmış ancak
istenmeyen sonuçlar doğmamıştır.



Ordu Halk İç Savaşı: Türk tarihinin hiçbir safhasında ordu halk çatışması
görülmemiştir. 15 Temmuz kalkışması ordu halk çatışmasından ziyade canı yanan
öfkeli insanların ani reaksiyonları olarak yorumlanmalıdır. Ancak bu durumun
kullanılmak istenmesi görülebilir.



Ordu Polis Halk İç Savaşı:  Günün getirdiği gereklilik dahilinde 15 Temmuz
günü savaşa varmayan çatışmalar görülmüştür. 15 Temmuz’un belki de gayelerinden
bir tanesi bu senaryonun denenmek istenmesiydi.



Ulusal Merciler Küreselciler İç Savaşı: Özellikle Donald Trump’ın başkan
seçilmesiyle gündeme gelen ulusalcı küreselci savaşları, kanlı çok büyük
hareketlerden ziyade, ekonomik ve siyasi manüplasyonları içeren suikastlerinde
dahil olacağı bir süreci Türkiye’de gösterebilir. Bu husus üzerinde Türk
güvenlik mercileri ve siyaset bilimcileri yeterince durmamaktadırlar.



Türkiye tarihinde iç savaş yaşamaması bakımından güzel bir talihe sahip
olmasının yanında ileriki dönemlerde iç savaş tehlikelerinede maruz kalabilecek
ülkelerdendir. Şimdilik bu tehlikenin olasılığı düşük olabilir. İfade edilen
senaryolardan Alevi Sünni İç Savaşı dışında, hemen hepsi aynı anda veya
bağımsız olarak görülebilir. Coğrayadaki gelişmeler, Türk siyasi hamleleri,
sosyal hareketlenmeler, ekonomik faktörler bunun belirleyicisi olacaktır.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış