İSHAK BEYAZAY

4. NESİL SAVAŞ: HİBRİT SAVAŞLAR. Konuya girmeden
önce Hibrit Savaşın ne olduğunu açıklayalım. Hibrit Savaş, en basit ifadeyle;
birden fazla savaş araçlarının bir arada kullanılması sonucu ortaya çıkan melez
bir savaş türüdür. Kimi uzmanlar tarafından 4. Nesil savaş olarak da
adlandırılmaktadır. Renkli devrim ve örtülü operasyon ayaklarından oluşur.
 

“KARMA/HİBRİT” SAVAŞ MODELİ İKİ STRATEJİYLE ÖNE ÇIKAR.

1- “MÜTTEFİK KULLANMA”: “Müttefiklerini kullanarak” Savaşma
yöntemi. stratejistler buna “arka plandan yönetme / müttefik kullanma” (Lead
from Behind) diyor. Stratejik ortağımız ABD’nin bizi kullandığı gibi.

Obama’nın 2014’te West Point’te (ABD Kara Harp Okulu) yaptığı
konuşmada bunun ipuçları vardır:

“Amerika dünya sahnesinde liderdir. Ama Amerikan Silahlı
Kuvvetleri, önderliğimizin tek bileşeni olamaz. En iyi çekiç bizde diye her
sorunu çivi olarak göremeyiz.”

George Bush’un Savunma Bakanı Robert Gates de, 2011’de ABD’nin
kendini öne atmayıp, artık “müttefikleri kullanacağı”nı açıkça ifade etmişti:

“NATO üyeleri küresel arenada Amerika’ya daha çok yardım etmeli.
Amerika artık tek başına yol almak istemiyor… Ya bizlesiniz ya da karşı
tarafta!”

Hillary Clinton’un da benzer sözleri vardı: “Artık Türkiye elini
taşın altına sokmalı!” Yeni savaş teorisi üzerine çalışan Andrew Korybko, yeni
savaşın temel stratejisi “müttefik kullanma” ya iki ülkeyi örnek veriyor:
 Türkiye ve Polonya. Suriye’deki asimetrik savaşta, ABD’nin önceliği
Türkiye’dir. Muhalifleri eğitmek, donatmak, lojistik sağlamak bu ülkeler
üzerinden yapılmıştır. 

Ukrayna’daki örtülü operasyonlara da Polonya destek sağlamış,
arkadaki gücün öncüsü olmuştur. Bunlar ABD’nin ‘müttefik kullanma’ stratejisine
tipik örneklerdir Bizleri kullanmak istediklerini/kullandıklarını
saklamıyorlar.

2-“DEVAMLI KAOS”: Karma savaşın ikinci stratejisi “devamlı kaos”
ya da “sürdürülen kaos”tur. Hedef ülke veya ülkelere kaos, renkli devrimler ve
örtülü operasyonlarla yayılır. Kaos, bilgisayardaki virüs gibi “düşman”
sistemde bulaşıcı rol oynar ve rejim değiştirilerek virüs yok edilir. Yani her
kaos kendi düzenini kurar. 15 Temmuz darbe girişimin artından hızlanan
başkanlık sistemi bunun en bariz örneğini teşkil etmektedir. Eğer darbeciler
başarılı olsalardı, bu kaosun arkasından kendi düzenlerini, kendi anayasalarını
yapacaklardı. Başarısızlığın verdiği kaos sayesinde de mevcut hükümet kendi
düzenini kurmaktadır. Başkanlık sistemine daha sancılı bir geçiş olacaktı. Daha
az sancılı geçişle başarmanın nedeni bu kaostur.

Hibrit savaşın öncelikle amacı, açık savaş ilan etmeden, hedef
ülkeyi farklı vasıtalarla yıkmak, ele geçirmektir. Hibrit savaş veya ‘karma
savaş’ terimi 2005 yılının başlarında ortaya çıktı. 2006 yılında Lübnan
Savaşı’nda Hizbullah’ın kullandığı stratejiyi tanımlamak içinde bu terim
kullanıldı.

Bu savaşta en önemli unsur sosyal mühendislik
çalışmalarıdır. Hedef ülkeye daha önceden sızdırılan unsurlar vasıtasıyla hedef
ülkenin halkı örgütlenmeye çalışırlar. İşte bu örgütlenme sosyal mühendislikle
yapılmaktadır. Gezi parkı tam olarak Hibrit Savaş’a uymasa da sosyal
mühendislik alanında bir örnek olarak gösterilebilir. Konuya daha iyi hâkim
olmak içinde sosyal mühendisliği tanımlamak gerekmektedir. Sosyal mühendislik
temel olarak insan ilişkilerini veya insanların dikkatsizliklerini kullanarak
hedef kişi ya da kurum hakkında bilgi toplamak ve gereken yönergelerle
kullanmak olarak tanımlanabilir. Bu olayda amaç hedef kurum veya kişi yapısı,
kurumsal ağın yapısı, çalışanların/yöneticilerin kişisel bilgileri, şifreler ve
saldırıda kullanılabilecek her türlü materyalin toplanmasıdır. (Devam
edecek) 

BÖLÜM 2

Yazı dizimizin birinci bölümünü sosyal mühendislik
konusuyla bitirmiştim. Bunun örneğini Fetö terör örgütünün organize ettiği
Ergenekon davasında görmekteyiz. Telefonların dinlenmesini de bu kapsamda
değerlendirilebilir. 

Sosyal mühendisler hedeflerine göre; kişisel, kurumsal
ve devlet olmak üzere üç alanda çalışma yaparlar. Sosyal medya bu bağlamda en
çok kullanılan sosyal mühendislik araçlarından biridir. Terör olaylarının
gerekçesi de, sosyal mühendislik yapmaktır. 2017’ye girdiğimiz ilk saatlerde
gerçekleşen ve bir terörist tarafından Reina’ya düzenlenen silahlı saldırıda
bir sosyal mühendislik çalışması olarak değerlendirebiliriz. Daha önce eylem
yapan teröristlerin canlı bomba olma özelliği varken, Reina’da terör estiren
şahıs kıyafet değiştirerek, kaos’dan faydalanarak kaçması, şahsin eğitimli ve
arkasında istihbarat örgütü olabileceğini düşündürmektedir. Terörist kaçarak;
“başınıza 2017 yılında da bela olmaya devam edeceğim” mesajını mı vermek
istemiştir?

Elektronik ortamlarda bilgi toplamak, siber saldırı,
mahremiyete girmek, İnternet sitesini ve mail adresini heklemek, veri ve
yazılım hırsızlığı gibi belli başlı araçları kullanırlar. Reine’ye saldıran
teröristin bilgi toplamadan saldıracağını düşünmüyorum/düşünemiyorum. 

Hibrit savaşlar ülkelerin bildiği bir savaş türü
değildi. Bu savaş türüne hazırlıksız yakalandılar. Özellikle son on yılda,
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) da dâhil olmak üzere dünyadaki en
önemli askeri güçler ve koalisyon güçleri (Afganistan, Irak ve Suriye koalisyon
güçleri), sözde ‘hibrit’ tehditleri anlamaya ve karşı koymaya çalıştılar.

Hibrit savaş, Rusya’nın 2008 Gürcistan ve 2014 Ukrayna
müdahalesi ile Kırım’ın ilhakı sonrasında daha fazla ilgi çekmeye başlamış
olmakla birlikte henüz Batılı kaynaklarda kavramsallaştırılmamıştır. Örneğin
savaş konusunda yoğun çalışmaların yapıldığı ABD Savunma Bakanlığı birimlerinde
bu kavram resmi olarak kullanılmamaktadır. 

NATO’da da Hibrit savaşı tanımlamak konusunda bazı
çalışmalar yapılmakla birlikte henüz tam bir kavramsallaştırma aşamasına
gelinmemiştir. Ancak NATO hibrit tehditleri aşağıdaki şekilde
sıralamaktadır: 

* Siber savaşı da içeren düşük yoğunluklu kinetik ve
kinetik olmayan tehditler,  

* Düşük yoğunluklu asimetrik çatışmalar, 

* Küresel terörizm, deniz haydutluğu, 

* Sınır aşan organize suçlar,  

* Demografik sorunlar,   

* Kaynakların yetersizliği,   

* Küreselleşmenin sorunları, 

* Kitle imha silahlarının yaygınlaşması 

ASİMETRİK SAVAŞLAR

NATO bütün bunları Hibrit savaş’ın tehdit unsuru
olarak görmektedir. Konunun daha da iyi anlaşılması için asimetrik savaşın ne
olduğu konusuna da açıklık getirmek lazım. Asimetrik savaş kavramı ilk olarak
1990’larda ortaya çıktı. Her konuda mükemmel bir donanıma sahip gelişmiş
ülkelerin hükümetlerinin ve ulusal savunma düzenlerinin korkulu rüyası haline
geldi.  Kısaca izah edersek; Asimetrik savaş, değişik şekillerde tarif
edilebilirse de kısaca daha zayıf bir ordunun veya topluluğun daha güçlü bir
orduya karşı yürüttüğü rastgele/belirsiz mücadele olarak tanımlanabilir.
Dördüncü nesil dediğimiz bu savaş türü savaşan tarafların her ikisinin de
düzenli ordular olması gerektiği fikrine son vermiştir. Bu savaş şeklinin
diğerlerine nazaran çok daha uzun zaman dilimine yayıldığı görülmektedir.
Ancak,  dördüncü nesil savaşta, zayıf tarafın uluslararası politik desteğe
veya güçlü bir devletin himayesine sahip olması elzemdir. Birçok durumda, zayıf
tarafın terörizm’i bir vasıta olarak kullandığı ve legalitesini kaybettiği
görülmektedir. (Devam edecek)

LİNK : http://www.nato.int/docu/Review/2015/Also-in-2015/hybrid-modern-future-warfare-russia-ukraine/EN/index.htm)

LİNK : http://www.ahmetakyol.net/asimetrik-tehdit/

BÖLÜM 3

İkinci bölümde asimetrik savaşlardan söz ediyorduk. 11
Eylül 2001 tarihi asimetrik savaşın başlangıç tarihi olarak kabul edebiliriz.
Bu tarihin tesadüfî olduğunu düşünmeyiniz. Bu asimetrik savaş bu tarihte ete
kemiğe bürünmüştür. O gün televizyonlarda El-Kaide’nin ismi geçmezken,
televizyonlarda alt yazılar geçiyordu. İslami terör işte bu tarih itibariyle
batı tarafından küreselleştirilmiş ve bu tarih itibariyle İslami terör
propagandasına hız verilmiştir.  Kod adı Kılıçbalığı filmini seyredenler
hatırlarlar. Filmde; ABD derin devleti; “Halkımız terör eylemlerini hiç
yaşamadı, onları terör eylemleriyle tanıştıracağız ve bunu İslam ülkelerinin
üzerine atacağız. Böylece o ülkelere işgal etmek için asker gönderdiğimizde,
ölümleri sorgulamayacaklar” mealinde bir diyalog geçiyordu. O film daha sonra
ABD’de yasaklanmıştı. Türkiye’ye saldıran düşman cephesinde her renkten örgüt
var. Etnik ve dini kimliğe sahip örgütlere, mezhep eksenli örgütlerden
istihbarat teşkilatlarının pis işlerini yapan örgütlere kadar hepsi tek vücut
Türkiye’ye saldırıyorlar. Vampir gibi kanımızı emmek için adeta sıraya
girmişler.

Normalde birbiriyle alakası olmayan, yan yana gelmesi
mümkün olmayan hatta çoğu zaman birbiriyle çatışan bu zıt yapıdaki hain
örgütler; konu Türkiye olunca hepsi aynı mevzide hareket ediyor. Aynı talimatla
ortak saldırılara girişiyor. İşin daha da vahimi; Türkiye’yi hedef alan terörün
arkasında her cepheden, her kıtadan ülke var. Avrupa’dan, Amerika’dan,
Ortadoğu’dan birçok ülke, kirli işlerini yaptırdıkları terör örgütlerinin
arkasına sığınıp Türkiye’yi vuruyor. Yanlış da olsa bir gaye amacıyla kurulan
bu terör örgütleri, kendi gayelerinin dışına çıkarak artık bazı ülkelere
taşeronluk hizmeti veriyorlar. Önceleri örtülü yürütülen bu savaş, özellikle 15
Temmuz’dan sonra açık savaşa dönüşmüştür.Sadece terör örgütleri mi vekâleten
savaş yürütmektedirler. Birde taşeron olarak görev yapan şirketler var. 

ÖZEL ASKERİ ŞİRKETLER

2003’te ABD ve İngiltere’nin Irak’ı işgalinde ise bu
defa kiralık asker şirketleri devreye girdi. Çok ilginçtir ki, bu askerlerin
bir kısmı Irak’ta ABD’nin resmi ordusunun karargâh ve üslerini de korumakla
görevlendirilmişlerdi. Nedir bu “ÖZEL ASKERİ ŞİRKETLER” denilen karanlık
yapılanmalar? Kökeni, işlevi, misyonu ne; ne işe yararlar; nereden gelip nereye
giderler? Emperyalizmin ve tekellerin özel silahlı birlikleri olan Özel Askeri
Şirketler yenidünya düzeninin bir parçası mıdır? Özel Askeri Şirketler (ÖAŞ’ler)
çarpışma operasyonları, stratejik planlama, istihbarat toplama, operasyonel ve
lojistik destek, eğitim, satın alma ve bakım dâhil olmak üzere savaş ve ihtilaf
konularıyla ilgili uzmanlaşmış hizmetler veren işletmelerdir.

Özel Askeri Şirketler ayırt edici özellikleri
şunlardır.

• Örgütsel yapı: ÖAŞ’ler tüzel yapıya sahip kayıtlı
işletmelerdir. (Vergi öderler)

• Motivasyon: ÖAŞ’ler hizmetlerini öncelikle politik
nedenlerle değil, kâr amacıyla sunmaktadır. Her ticari şirket gibi kâr amacı
gütmektedirler.


















































































ÖAŞ’ler, küçük danışmanlık şirketlerinden dev milletler üstü şirketlere çok
çeşitli büyüklüklere sahiptir. Jeopolitik değişimler ve Soğuk Savaş sonrasında
pek çok ülkenin silahlı kuvvetlerinde meydana gelen yapı değişiklikleri, özel
askeri sektörde hızlı bir büyümeye yol açtı. Bugün 150’nin üstünde şirket
50’den fazla ülkede faaliyet göstermektedir. Devletler, uluslararası örgütler,
sivil toplum örgütleri, kalkınma ve insani yardım kurumları, çokuluslu
şirketler ve hatta bireyler ÖAŞ’lerden askeri hizmet satın alabilir. Devletler,
genelde bu şirketleri ulusal kapasitenin eksik olduğu durumlarda ya da resmi
olarak karışmak istemedikleri “kirli operasyonlarda” tıpkı kiralık katil
mantığıyla kullanırlar.