“Hişam
Efendi hiçbir zaman bir Osmanlı torunu olduğunu unutmayan, daima Osmanlının
sağladığı barış ve huzur ortamını kendi vatanında da sağlamak isteyen bir
mücadele ve tefekkür adamı.



Birkaç
gün önce Güney Afrika ziyaretimde yakın dostum Halim Gençoğlu ile Cape Town’da
sohbet etme imkanı buldum. Halim Gençoğlu Cape Town Üniversitesi’nde akademik
çalışmalarını yürüten genç bir tarihçi. Bir süre önce Tezkire Yayınları
tarafından “Güney Afrika’da Osmanlı İzleri” adlı kitabı yayınlanmış, fakat çok
istememe rağmen bir türlü bu kitabı elde edememiştim. Halim Hoca sohbet
sırasında kitabını imzalayarak bana takdim etti.

Cape Town’dan Addis Ababa’ya uzanan uçak yolculuğumda kitabı okuma imkanı buldum.
Eser, yazarın akademik çalışmalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmışsa da
kitabı okurken bir sohbet üslubu içerisinde yazıldığını fark ediyorsunuz. Bu
özgün eser sahasında ilk eserlerden biri.

Daha önce Serhat Orakçı ve Selim Argun’un yaptığı akademik çalışmalarıyla
tanıdığımız Güney Afrika’da Osmanlı izleri bu eserde Sultan Abdülaziz döneminde
Cape Town’a gönderilen bilge mütefekkir bir devlet ve ilim adamı olan Ebubekir
Efendi’den yola çıkılarak hazırlanmış.

Cape Town’da kaldığım yıllar boyunca Ebubekir Efendi üzerine bir belgesel
çekebilme hevesim vardı. Fakat bu isteğimi bir türlü gerçekleştiremedim.
Aslında böyle bir çalışmanın benim açımdan hep eksik olacağı için korktuğumu
söyleyebilirim. Fakat bu kitap o yıllarda elimde olsaydı bu projeyi gerçekleştirmekte
tereddüt etmezdim.

Ebubekir Efendi ve kitap hakkında söylenecek çok şeyler var. Yalnız benim
dikkat çekmek istediğim husus bugün Ebubekir Efendi’nin yaşayan en yaşlı
torunlarından bir bakıma ailenin de temsilcisi sayabileceğimiz Nimetullah Hişam
Efendi’yi tanıtabilmek. Halim Gençoğlu’nun bu eserinde Hişam Efendi ile yapılan
uzun bir röportaj var. Bu röportaj binlerce kilometre uzaklıktaki bir toprak
parçasında hala Osmanlı izlerinin devam ettiğinin göstergesi.

Hişam Efendi, Güney Afrika’daki  “Son Osmalı”dır. 1944’de Cape
Town’da Ebubekir Efendi’nin dördüncü kuşaktan torunu olarak dünyaya gelen Hişam
Efendi apartheid yani Güney Afrika ırkçı rejiminin baskılarını yaşamış bir
insan. Afrikaaner diye anılan beyazlar yönetime gelince Efendi ailesinin diğer
fertleri gibi Hişam Efendi’nin ailesi de beyazların yaşadıkları yerlerdeki
evlerinden çıkartılınca çocukluğu doğduğu yerde değil, şehrin banliyölerinde
geçmiş.

O zamanki Türkiye yönetimi ırkçı rejime destek vermesine rağmen Hişam Efendi ve
ailesi Müslüman oldukları için ikinci sınıf vatandaş kabul edilmiş. Hişam
Efendi beyaz tenli, sarışın, mavi gözlü birisi olmasına rağmen Müslüman ve Türk
olduğu için beyaz kabul edilmemiş ve ikinci sınıf bir vatandaş olarak muamele
görmüş.

Hişam Efendi gençlik döneminde apartheide karşı mücadele veren isimlerden biri.
Mandela’nın hapisten kurtarılması için birçok gösteriye katılmış bir eylem
insanı olduğu kadar, eğitim üzerine de çalışmalarda bulunmuş bir entelektüel
kişiliğe sahip. Yıllar sonra Mandela tarafından yaptığı çalışmalardan dolayı
hizmet plaketi verilmiş bir isim Hişam Efendi.

Apartheid yönetim, aslında deri rengi ve milliyetlere göre insanları tasnif
ediyordu. Efendi ailesi beyaz tenli olmalarına rağmen melez yani ikinci sınıf
vatandaş olarak tasnif edilmişti. Oysaki melez olarak Koisan yerlileri ve
Malaylar kabul edilmekteydi. Bu yüzden Efendi ailesinden bir grup kendilerini
beyazların kategorisinden göstermek için isimlerini Hristiyan isimlerine
çevirmişlerdi. Bir süre sonra da bu Efendiler İslam’dan uzaklaşarak
Hristiyanlığı kabul ettiler.

Melezler ve siyahlar beyazların haklarına sahip değillerdir. Onların okuduğu
okullara gidemezler, trende veya otobüslerde ancak kendilerine ayrılan yerlerde
yolculuk edebilirlerdi. Hatta beyazların alışveriş yaptığı marketlere bile
melez ve siyahların girmesi yasaktı. Melez ve siyahlar beyazların yaşadığı
yerlerde yaşayamaz, onların yürüdüğü sokaklarda yürüyemez, sahillerde denize
giremezlerdi.

Efendi ailesinin çoğunluğu apartheid rejime karşı mücadele etmiş sembol
isimlerden oluşuyor. İşte Hişam Efendi de onlardan biri. Hişam Efendi hiçbir
zaman bir Osmanlı torunu olduğunu unutmayan, daima Osmanlının sağladığı barış
ve huzur ortamını kendi vatanında da sağlamak isteyen bir mücadele ve tefekkür
adamı.

Fakat memleket hasreti dedelerinin doğduğu topraklarda yaşamak Efendi ailesi
gibi Hişam Efendi’nin de en büyük sevdası olmuş. Ebubekir Efendi’nin Güney
Afrika’ya hizmetlerine rağmen ırkçı apartheid yönetimi Efendi ailesini hep
suçlu ve kirli insanlar olarak görmüş. Bu hizmetlerin akıbeti bu mu olmalıydı?

Bu mezalimden kurtulmak için Efendi ailesi Türkiye’ye göçmek için bir otobüs
alırlar. Fakat apartheid dönemde yalnız özgürlükleri değil, malları ve mülkleri
de alındığı için masrafın altından kalkamayıp hedeflerini gerçekleştiremediler.

Apartheid yönetimde Mandela içeride hapis hayatı yaşarken dışarıda da Efendi
ailesi bir bakıma aynı hapis hayatını yaşamaktaydı. Fakat Mandela hapisten
çıkınca siyahlar yönetimi ele geçirdi ve Efendi ailesi başta olmak üzere
melezlere, Müslümanlara karşı ayrımcı politikalarını devam ettirdiler. Çünkü
onlar beyazlar döneminde beyaz kabul edilmedikleri, siyahlar döneminde ise
siyah kabul edilmedikleri için haklardan mahrum kaldılar.

Her zaman Hişam Efendi, Ahmet Kassım, İmam Abdullah gibi aktivist Müslümanlar
Mandela’yı desteklemesine rağmen, yeni siyah yönetim onlara sahip çıkmayıp
kaderleriyle baş başa bıraktı.

Hişam Efendi ve ailesi hala dimdik ayakta. Geriye değil hep ileriye bakmakta.
Yıllar önce Osmanlı topraklarından gelip Signal Hill’deki Müslüman mezarlığında
yatan dede Ebubekir Efendi’nin geleneğini sürdürme peşinde. Gordon Bay’daki
evinin her karesinde Osmanlı ve Ebubekir Efendi’nin izleri var. Genç tarihçi
Halim Gençoğlu da Osmanlının son Güney Afrika’daki yadigârı Hişam Efendi ve
ailesini yazıları ile Türk okuyucusuna duyurmaya çalışmakta.

Kitapta yer alan Hişam Efendi’nin sözleri ile bitirmekte fayda var. Çünkü Hişam
Efendi kendini hala bir Osmanlı olarak görüyor ve Osmanlı izlerini Güney
Afrika’da ifade etmek için büyük bir çaba harcıyor:

“Büyük dedem Ebubekir Efendi Osmanlı alimidir. Osmanlı Devleti yıkıldı ve
Türkiye toprakları üzerinde Cumhuriyet kuruldu, lakin biz halen Osmanlıyız zira
dedemizi Ümit Burnu’na Osmanlı gönderdi ve Osmanlı Devleti’ni temsilen dedem
hayatının sonuna kadar Güney Afrika’da kaldı. Biz burada Osmanlı olarak kalan
Osmanlılarız”


İbrahim Tığlı, 27.04.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Afrika’dan


İbrahim Tığlı Yazıları

Takip
et:@ibrahimtigli




Sonsuz Ark’ın Notu: İbrahim Tığlı Beyefendi’den yazılarının
yayınlanması için onay alınmıştır. Seçkin Deniz, 23.06.2016



Yazının İlk Yayınlandığı Yer: Gerçek Hayat


Sonsuz Ark’tan


1.    
Sonsuz Ark’ta
yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 


2.    
Sonsuz Ark
linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.



Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu‘na aykırı yayın yapan sitelerde
yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet