GÜNDEM ANALİZİ & DEĞERLENDİRME

NEDEN İSTİKLAL MARŞI TARTIŞMASI ???

Zeki Sarıhan

Milletler, büyük alt üst oluşlardan geçerken yeni bir takım kavramların
çevresinde toplanırlar. Ülke sınırları, başkent, bayrak ve milli marşları yeni
oluşan değerlerinin başlıcalarıdır. Bayrağın tarihi biraz daha gerilere
gidiyorsa da milli sınırlar, başkent ve milli marş, Türkiye için bir yeniden
doğuş ve şekillenmenin yaşandığı Kurtuluş Savaşı’nda oluşmuştur.

Şimdi, bunlardan milli marş hakkında bir tartışma başladı. Bunu neye yormak
gerekir? Milli sınırlar, başkent gibi İstiklal Marşı da hem savaşılarak, hem de
tartışılarak kararlaştırılmıştır. Marşın sözleri, bir yarışma sonunda 12 Mart
1921’de TBMM’de tartışılarak kabul edildi. 1930’lu yıllarda bu metin hakkında
bazı tartışmalar yaşandıysa da laik cumhuriyet kadroları yeni bir marş yazdırma
yoluna gitmediler. Bunun temel nedeni, marşın bağımsızlık ruhunu coşku ile dile
getirmesi ve herkesin bu ruhu taşımakla övünç duymasıdır.

Milli Eğitim Bakanlığı, sözleri kabul edildikten sonra bestesi için de bir
yarışma açmış, fakat gönderilen besteler bir komisyon tarafından seçilmemiştir.
İstiklal Marşı 1922’den sonra çeşitli bestelerle çalınmaya ve söylenmeye
başlanmış, ancak 1930’da Zeki Üngör’ün bestesi bir genelge ile
yaygınlaştırılmıştır. Bunun nedeni Üngör’ün o sırada Cumhurbaşkanlığı
Orkestrasının şefi olmasıdır.

En iyi beste bu muydu? Öteki besteler bundan daha mı mükemmeldi? Buna
uzmanlar karar verebilirdi.

İstiklal Marşı’nda söz ile müziğin uyumsuzluğundan eskiden beri yakınılır.
Üstelik bu marş 1960’lara kadar yavaş bir tempoyla söylenirdi. Onun hızlandırılması
daha sonra yapıldı.  Türkiye’nin milli marşının İstiklal Marşı olduğu 1982
Anayasasının değişmeyecek maddeler arasına alındı.

Yeni bir milli marş yazdırmak, mevcut marşın bestesini değiştirmek elbette mümkündür.
Bu bir tabu değildir. Ancak milli marş gibi eserler, hem millette duygu
birliğini temsil ederler, hem de tarihsel bir anıt gibidirler. Restorasyon adı
altında da olsa bu anıtların biçimini bozmak, ona eklemeler yapmak doğru
değildir. Sultanahmet Camii’nin minare sayısını az görüp ona iki minare daha
eklemek nasıl onu Sultanahmet olmaktan çıkarırsa, milli marşın sözlerini ve
bestesini değiştirmek de onun kulaklarda ve zihinlerde bıraktığı imajı
değiştirir.  

Ne zamana kadar? Ülkenin kurucu değerlerinin bir yana atılıp yeni kurucu
değerler kabul edilene kadar. İstiklal Marşı’nın kabul edildiği 1921’den beri
Türkiye’nin siyasi ve sosyolojik yapısı çok değişmiştir. Tek Parti Dönemi, çok
partili döneme geçiş, 27 Mayıs 1960 Devrimi, 12 Mart 1971 ve 1980 askeri darbe
dönemleri Türk toplumunu ve devletin yapısını bir hayli değiştirmişse de milli
marşın değiştirilmemesi o kuruluş değerlerine bağlılıktandır.

Şimdi Cumhurbaşkanının öğrenciler arasında bir kompozisyon yarışmasını
vesile ederek İstiklal Marşı’nın sözlerine değilse de bestesine karşı
yönelttiği eleştiri ve yeni bir besteye ihtiyaç duyduğunu söylemesi, bu kurucu
değerlerin değiştirilmesi programının bir parçası olarak görünüyor.

Bu değerlerden laiklik ilkesi kalkmakta onun yerini bir mezhep üzerine bina
edilen yeni bir devlet almaktadır.

Parlamenter sistemin yerini, kuvvetler ayrılığını fiilen ortadan kaldıran
başkanlık sistemi almıştır.

1920’lerden beri kurucu değer olarak kabul görmüş olan Atatürk çoktan koltuğundan
indirilmiş, onun yerini yeni bir “kurucu lider” almıştır. Atatürk’ün
kurumlardaki adı ve onu hatırlatan simgeler de şartlar elverdiği oranda adım
adım silinecektir.

Bestesinin değiştirilmesiyle sınırlı kalmış gibi gözükse de İstiklal
Marşı’nın yeni bir değerlendirmeye konu olması, bu gelişmeler dizisinin bir
parçasıdır. Eğer yeni bir beste yapılırsa bunun bir ilahi makamında olacağına
kuşku yoktur. Zira kültür ve eğitim hayatımız hızla buraya doğru gidiyor.
  (17 Mart 2018)
























































zekisarihan.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir