GÜNDEM ANALİZİ & DEĞERLENDİRME (TÜRKÇE & İNGİLİZCE)

Yalçın
Küçük : “Devr-i Tayyip döneminde pıhtı atma hastalığı ortaya çıktı”

Yalçın Küçük 24
Haziran seçimlerini değerlendirdi.

Prof. Dr. Yalçın Küçük 24 Haziran seçimlerini değerlendirdi.
Seçimden önceki mülakatlarda CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi
akepe’li olmakla suçlayan Yalçın Küçük’e göre; İnce, yapılışı ve
sonuçlarıyla “kuşku uyandırıcı” seçime meşruiyet sağladı.
 Kılıçdaroğlu’nun
bu sonuçları kabul etmediğine ve tebrik etmediğine dikkat çeken Yalçın Küçük,
yüzde 41’lerdeki akepe oylarıyla yüzde 52’lerdeki Tayyip Erdoğan oyları
arasındaki büyük farkı inanılmaz buldu.

 

Deniz Baykal’ın rahatsızlığını
da değerlendiren Yalçın Küçük, hâlâ Meclis’e geleceğinden söz edilmesinin hasta
bir insan için kabul edilemez bir “politik oyun” olduğunu
vurguladı ve Deniz Baykal’ın istirahat ettirilmesi gerektiğini söyledi.

 

Hükümetle
ilgili tahminlerde bulunan Yalçın Küçük’e göre, İbrahim Kalın ve Berat Albayrak
yeni hükümetin en önemli bakanları olacaklar. Damat Berat Albayrak’ın partinin
de yönetimini ele alacağını söyleyen Küçük, hükümetin çok önemli sorunlarla
karşı karşıya olduğunun altını çizdi.

Tayyip Erdoğan’ın orduyu
yeniden tasfiye etmeye çalıştığını iddia eden Yalçın Küçük, “Türkiye
tarihinde en önemli yer, ordu hapishanededir. Her gün de artırıyorlar.
İnanılmaz bir şey. Deniz Harp Okulu, Kara Harp Okulu öğrencileri
hapishanededir. Tayyip Beye bunları hatırlatıyoruz. Hapishane subaylarla
doludur. Hâlâ doymuyorlar hapishaneye attıklarıyla. Doymuyorlar. Benim sözüm bu
kadar. Bir gün doyarlar”
 dedi.

Yalçın
Küçük’ün B. Sadık Albayrak’ın sorularına verdiği cevaplar şöyle:

KILIÇDAROĞLU BİR ŞEKİLDE BU
SEÇİMLERİ SAYMIYOR

 

B. Sadık Albayrak: Yalçın
Hocam, 2014’te yapılan seçimden sonra 30 Mart Tezleri başlığıyla o seçimleri
“End of the Elections”, Seçimlerin Sonu olarak nitelemiştiniz. Buna “Seçimleri
bitiren seçim”, demiştiniz. Şöyle yazmıştınız: “Bundan böyle her seçimin sonucu
aynıdır. Bundan böyle seçim yapmak anlamsızdır. Ahmaklara uygundur; şimdi
seçmenin yarısı morg’dadırlar ve morg hayatı yaşıyorlar.” Dört yıl önce bunları
söylediniz. Akepe’ye oy veren seçmenlere morgdadırlar dediniz. Şimdiki seçim de
sizin bu saptamanızı doğruluyor diyebilir miyiz? Benzer bir sonucu yine aldık…

 

Yalçın Küçük: Bunları söylemiş olduğumdan son derece memnunum. “Seçimler
bitmiştir” dedim. Bunun doğruluğunu aşağı yukarı herkes teyit ediyor. Yani “Diktatorya” diyor.
CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu “diktatorya” diyor. Çok
daha önemlisi, “Niye gideceğim tebrik edeceğim Tayyip Beyi” dedi.
Bununla teyit ediyor. Birinci nokta bu. Burada şunu da söyleyelim; Kılıçdaroğlu
bir şekilde bu seçimleri saymıyor. CHP’nin başında olan insan bunu saymıyor.
“Gitmem; neyi tebrik edeceğim” diyor. Buna mukabil, CHP’de kaçıncı adam
olduğunu bilmiyorum ama bana göre meçhul bir adam, İnce denilen bir adam, “Olur
mu?” diyor, “arada yüzde 10 fark var. Burada bir hile olmaz” diyor. Müthiş bir
seçim uzmanı… Bu seçimleri yüceltiyor.

 

“İNCE AKEPE’NİN ÇIRAĞIDIR”

 

B. Sadık Albayrak: Hocam,
burada şunu söyleyebilir miyiz? Bütün toplum, Akepe’ye oy verenlerin dışında
hemen herkes hile yapıldığını düşünüyor. Fakat İnce tersini savunuyor. Üstelik
de seçimlerin ikinci tura kalması için arada çok az fark var. Tayyip Erdoğan’ın
oyu 600 bin az olsaydı seçimler ikinci tura kalacaktı. Muharrem İnce, yaptığı
basın toplantısında kendisiyle onun arasındaki farkı ön plana çıkartarak bu
seçimlere meşruiyet sağlamak istedi. Bunu böyle yorumlayabilir
miyiz?  

Yalçın Küçük: Daha fazla yorumlamamız lazım; bu konuya gireceğiz. Bu
dönemdeki son mülakatımız; şimdiye kadar böyle yaptık, artık bundan sonra
mutlaka televizyonda ve görüntülü olarak yapmamız lazım. Birtakım şeyleri de
söylememiz lazım. Böyle siz çok hayretler içindesiniz ama benim daha önce
söylediklerimi unutmuş görünüyorsunuz. Ben İnce’nin akepe’li olduğunu hep
söyledim. Bu vesileyle de söyledim; adam Tayyip Beyle görüşmeye gitti, Tayyip
Bey, “Gel gel,
benim partime gel”
 dedi, adam partiye gitti. “Öyle
sarayda falan olmaz, sen kimsin ki, gel gel, partiye gel”
 dedi. O,
partiye gitti. Ben size sorayım; bu adam İnce midir, Kalın mıdır, bir de
akepe’nin Kalın’ı var, İnce’yle Kalın, bunlar birbirinin aynı. Buna Tayyip Bey
devamlı ne dedi, hatırlıyor musun? “Çırak” dedi. O bir
akepe’nin çırağıdır. Bunu kastetti, o da oraya geldi.

 

“KİMSE İNANMIYOR BU
OYLARA”

 

B. Sadık Albayrak: Burada şunu
hatırlatmak istiyorum: İnce bu görüşmeden sonra “Başarı diledim, dertleştik”
dedi. Buna üç kişi tepki gösterdi. Biri siz, yaptığımız söyleşide bunu dile
getirdiniz. Öteki, gazeteci Yılmaz Özdil, “Dertleşme” diye bir yazı yazdı.
Öbürü de Karaoğlan’ın çizeri Suat Yalaz; “Türkiye’yi bu hale getirmiş bir adama
nasıl başarı diliyorsun?” dedi.

 

Yalçın Küçük: Herkesin böyle söylediği yerde böyle oy alırsa, o oyları
dikkatle incelemek lazım. Ne demek istiyorum? Tek adam, başka kimse yok; bu
adam oylarını artırıyor. Siz bunu kime söylüyorsunuz? Var mı buna inanacak
bir aptal? Bu adam oylarını artırıyor. Oradaki bir adam da, çırak, “Akıllı
adam” 
diyor. Ona kim inanacak? Kim oylarını düşürdü,
onlara da bakacağız. Öyle hikâye değil, kimse inanmıyor bu oylara, ben neden
inanacağım? Ne demek bu? Kendisi de söyledi; “Çoğunluğu başkası alırsa
veririm” 
dedi. Yani diktatörlüğe devam etmem dedi. Şimdi
bir İnce çıktı, Allah Allah, iki gazete, Sözcü, Cumhuriyet, manşet manşet
manşet, başka şey değil; bir daha almayacağım. Kim bu adam? Seçimden bir
iki gün önce Hurşit Tolon Paşa benim hapishane arkadaşım, çok saygıdeğerdir,
çok kibar konuşur; Sabih Kanadoğlu, Kabataş Lisesinden benim sınıf arkadaşım,
Yaver üstadım, maaile denir Osmanlıda yani eşleriyle beraber, yemek yedik. O
sırada da İnce’nin İzmir’deki mitingi veriliyordu. Büyük bir mitingdi. Benim
arkadaşlarım, böyle ağızları açık, İnce’ye büyük bir hayranlık gösterdiler.
Müthiş rahatsız oldum. O mitingin İnce’nin mitingi, CHP mitingi olduğunu nerden
çıkartıyorsunuz? Akepe bazı CHP mitinglerine HDP geldi dedi. Ben bunlara
katılmıyorum ama bazı önemli işlerde ben bu mitinglerin ne mitingi olduğunu
soracağım. Şuraya bakın, kendi mitinglerini dolduramıyordu Tayyip Erdoğan,
bu mitingler taşıyor. Benim de Osmanlıcadan kalma bir sözüm var; “Ne utanmaz
köpekleriz, kimi görsek etekleriz”
 Şimdi bir İnce çıktı,
birazdan bahsedeceğim, bu İnce kimdir?

 

“TAYYİP BEYİN ALDIĞI OYLARI
ŞÜPHEYLE KARŞILAYACAKSIN”

 

B. Sadık Albayrak: Hocam, bu
mitinglerle ilgili şunu söyleyebiliriz: Gezi’den, yani 2013’ten beri büyük bir
toplumsal dinamik var. Bu mitingler bu toplumsal dinamiğin su yüzüne çıkması
olarak değerlendirildi.

 

Yalçın Küçük: Siz bu değerlendirmeleri başkalarına söyleyin. Ben bu
değerlendirmeleri çok iyi bilirim. Akepe diyor ki, “Patlama, tersine patladı”
diyor. Ne diyor; Tayyip Bey çok fazla oy almış. Siz nereden çıkartıyorsunuz
böyle bir şey olduğunu? Her duyduklarınıza inanacak mısınız? Benim
söylediklerimi hesaba katmayacaksınız, her duyduklarınıza inanacaksınız… Öyle
mi?

 

B. Sadık Albayrak: Hocam,
2007’den beri gelişen böyle bir Cumhuriyetçi potansiyel vardı.

 

Yalçın Küçük: Nereden çıkartıyorsun? Seçim sonuçları… Haa, o zaman, Tayyip
Beyin aldığı oyları şüpheyle karşılayacaksın. Hangi oy bunu gösterdi, yüzde 22
mi? Neydi o kızın adı, Nagehan, “Ansızın”, onun yazılarını okuyun. “Biz
İnce’nin kazanmasını çok istedik” diyor. Sadece istediniz mi, yoksa oyları
taşıdınız mı? Size söylemiyorum; devlette birtakım çok önemli yerlere gelmiş
arkadaşlar, sadece Sözcü’yü okuyup politika yapmaya, değerlendirmeye
kalkıyorlar. Ben villaya geçtiğimde Sözcü benim mahalleme
gelemeyecek. Biraz kendinize gelin, size söylemiyorum.

 

B. Sadık Albayrak: Hocam, şunu
bir açıklığa kavuşturalım: Bu milyonluk mitinglerin arkasında ne vardı? Toplum,
cumhuriyeti savunan, özgürlüğe kavuşmak isteyen kitleler, halk meydanlara
döküldü. Biz böyle değerlendiriyoruz.

 

Yalçın Küçük: Çok iyi değerlendiriyorsunuz; yüzde 22 oy aldınız, öyle mi?
Ben size şunu söylüyorum; Akepe’nin yazarlarını okuduğum zaman, neydi,
Ansızın’ı okuduğum zaman, bu adamın aldığı oyların çoğunun manipülasyon
olduğuna inanıyorum. Bütün akepe’li yazarları okumadım, hepsi aynı.

 

Nagehan’ı
okuyorum. Siz nerden çıkartıyorsunuz bunları, Sözcü’den mi çıkarıyorsunuz?
Sabah’ta yazan benim eski arkadaşım buna “seçim bayramı” diyor. Herkes
bayram yaptı, ramazan da vardı. Ne yapacaklar insanlar? Hangi politikayı
izleyebiliyorsunuz? Sirklere yeni bir adam gelmiş gidip eğlenecekler.
Gidiyorlar. Hiçbir politik söz yok.

“ÖNÜMDE BAYKAL’IN
KILIÇDAROĞLU’NA BAKARKEN RESMİ VAR, GÖSTEREMİYORUM”

 

B. Sadık Albayrak: Siz bu
kitlelerde yaratılan heyecanı gerçek bulmuyorsunuz…

 

Yalçın Küçük: Heyecan Sözcü’de ve öbüründe yaratıldı. Onu görüyoruz,
heyecan oya mı geçti? Sözcü’den başka gazete okumadan böyle şeyleri nereden
çıkartıyorsunuz? Heyecan mı? Üç sütun üzerine veriyordu her şeyi. İnce…
Benim arkadaşlarım bana, “Hocam, siz, Muharrem İnce’nin Yakubi olduğunu
yazdınız, bize söylediniz,” diyor. Yani Sabetayist tarikatlardan birinden
olduğunu söylemişim ben. 3 yıl öğretmenlik yapmış bu adam. Onun dışında
tüccardır bu adam, dershane tüccarı. Bol para kazanmış. O da nerede okumuş? Ben
imam hatipte okumuş dedim. O da beni, “Hayır, imam hatipten mezun olmadım, ben
meslek lisesinden mezun oldum” diyerek doğruladı. Kimle ortak olmuş; Gülerce
ile ortaklık yapmış. Bana cevap veriyor, bir yıl ortaklık yapmış Gülerce’yle.
Bir yıl olmakla utan! Gülerce akepe’nin en önemli adamı. Onu da televizyonlarda
bana karşı teyit etti. Ben onun bir yıl olduğuna niye inanayım? İkisi de
Yalovalı. Demek ki bu adam Yalova’da dershaneci ve milletvekiliymiş. Ben şimdi
bu adamın ne olduğunu söyleyeyim. Bizim dilimizde bu adam için çok güzel bir
söz vardır; bu tür adamlar Yalova kaymakamıdır. O memleketin başına, yüksek
yerlere gelmiş benim arkadaşlarım, bu Yalova kaymakamına baka baka, CHP bir
lider buluyor diye seviniyorlar. CHP’ye de pek layık. Onlar için lider
kaymakamdan farklı değildir.

 

Benim
önümde Baykal’ın Kılıçdaroğlu’na bakarken bir resmi var, ama gösteremiyorum. Bu
resmi görmelisiniz. Baykal’ın neye baktığını anlayamıyoruz.

“BAYKAL’IN BU HALE GELMESİNDE
TAYYİP BEY KENDİNİ SORUMLU TUTUYOR”

 

B. Sadık Albayrak: Yani sağlığı
yerinde değil, öyle mi?

 

Yalçın Küçük: Baykal benim arkadaşım. Karısı Olcay ise Mektebi Mülkiye’den
sınıf arkadaşım. Mektebi Mülkiye üniversite olmasına rağmen arkadaşlık
açısından lise gibi bir yerdir. Lisedeki gibi sınıf arkadaşıyla arkadaş
olursunuz. Ben çocukken, özellikle iyi yemek yiyemeyen ailelerin çocukları
verem olur ölürdü. Ben çocukken hastalık veremdi. Sonra insanlar kanser oldu,
ölmeye başladılar. Amansız hastalık, kimse olmasın kanser. Benim 80 yıllık
hayatımın ikinci dönemindeki hastalık kanser olmaktı. Şimdi üçüncü dönemdeki hastalığa
geliyoruz; beyinde pıhtı atılır. Bu, bir beyin meselesidir. Ben bunu biliyorum,
benim beynime de pıhtı atıldı. Doktorlarım da biliyor. Bir sıkıntın olur, bir
derdin olur beyinde, pıhtı atarsın. Deniz Baykal da pıhtı attı. Doktorlarım
biliyor beni de bildikleri için, ancak benim pıhtım çok hafif. Önemli bir şey
değil, ilaçlarla filan idare ediyorum. Hâlâ dikkat ediyorum. Benim belleğimde
bir zayıflama şeklinde oldu.

 

Haberal Üniversitesinde Profesör Ufuk Hanım, ondan sonra Koç
Üniversitesinde doktorum Yasemin Hanım ve Gökhan Bey bana bakıyorlar ve
“Atlattın sen bunu” diyorlar. Bir iki tabletle tedavi ediyorlar. Şimdi Baykal’a
geliyoruz, bende fotoğrafı var, Baykal’la oyun oynuyorlar. Baykal’ı bırakın;
onu dinlendirmek lazım. Akepe de onu sağa sola gönderdi. Çünkü Baykal’ın bu
hale gelmesinde akepe ve özellikle Tayyip Bey kendini sorumlu tutuyor. Bu
Tayyip Bey zamanı, düşünen bütün insanların beynine darbeler indirme zamanıdır.
Ortaçağdır bu, beynimizi aldı bu adam. Ben vermedim ama arkadaşım Deniz Beyin,
okul arkadaşım, o Hukuk’ta ben Mülkiye’de, o pıhtı beynini aldı.

Baykal
Meclis’e gelecek demek oyun oynamaktır. Biraz insaflı olun. Bu oyunu oynamayın.
Baykal’ı iyi bir hastanede dinlendirin. Bundan sonra Baykal hiçbir şey yapamaz,
milletvekili de olamaz. Bunları benim arkadaşım doktorlar söylüyor. Başka
doktorlar söylüyor, “Yapmasınlar” diyorlar. Oyun oynuyorsunuz Baykal’la. Ne
yazık ki benim arkadaşım Olcay’da da bir rahatsızlık var. Onun sesi gitmiyor.
Çocuklarından birini de bir tür kötü şahit yapıyorlar.

“BAYKAL’I MİLLETVEKİLLİĞİ
MÜMKÜN DEĞİL”

 

B. Sadık Albayrak: Olcay Hanım
buna nasıl izin veriyor Hocam?

 

Yalçın Küçük: Olcay Hanımın beyin sistemi şu anda rahatsız. O konuşmuyor.
Kızı “Babam gelecek konuşacak” dedi. Temenni ederim babası konuşur ama çok az
bir ihtimal. Doktorlar gelir demiş, gelecek, göreceğiz. 2006’dan beri bizim
arkadaşımız sorunludur. Ama Tayyip Bey bundan kendisi sorumlu olduğu için, bir
deprem olarak hepimizin beynine gelmeye çalıştığı için, onu aldı Almanya’ya,
şuraya buraya gönderdi. Giderlerini karşılıyor. Kemal Bey de iyi bir şekilde
karşılıyor, o iyileşiyor diyor. Hayır hayır. Doktorların Baykal’ı muayene
etmesi lazım, milletvekilliği mümkün değildir. İstirahat etmesi lazım, evinde
bir mucizeyi beklemesi lazım… Ama demin sen de, “Olcay Hanım ne yapıyor” diye
sordun, Olcay Hanımın da başka bir hastalığı var. O da beyinle ilgili. Bununla
oyun olmaz. Olcay Hanım da rahatsız. Bunlara müdahale edemiyor.

 

“TÜRKİYE’YE ORTAÇAĞI GETİRDİ,
BEYNİMİZLE OYNUYOR”

 

B. Sadık Albayrak: Hocam, şunu
bir açıklığa kavuşturalım; “Devr-i Tayyip’te üçüncü hastalık, pıhtı atma
hastalığı ortaya çıktı” diyorsunuz…

 

Yalçın Küçük: Beynimizle oynuyor. Çünkü bir ortaçağı getirdi Türkiye’ye.
Düşünen adamların hepsinin beyniyle oynadı. Deniz Baykal örnektir. Kadir
İnanır’ın durumuyla ilgili o kadar bilgim yok. O da arkadaşım. Onun
hastalığıyla ilgili bir şey söyleyemem. Beyin doktorları, benim arkadaşım
Yasemin biliyorlar, bir şey söylemiyorlar. Tayyip Bey yaptığı darbelerden
sorumlu olduğu için bizim arkadaşımızı aldı, Avrupa’ya gönderdi. Özel ihtimam
gösteriyor çünkü sorumlusu odur. Beynimizi aldı. Bende bir şey yok. Ben
söylüyorum, beynimde bir zayıflama vardı ama azalıyor o. Bizim arkadaşımızın
ise yoktur artık beyni. Bununla oyun olmaz. Bırakın iyi bir yerde dinlensin.
Başka hiçbir şey beklemeyin ondan.

B. Sadık Albayrak: Bu gerçeğin
ışığında bakarsak, böyle hasta bir insanı milletvekili seçmenin anlamı nedir?
Milyonlarca insan toplanıyor, mitingler yapıyor, seçim sonuçlarına bakıyorsunuz
bununla hiç ilgisi yok. Ne durumda Türkiye? Dört yıl önce “Seçimlerin sonu”
dediniz… Bütün seçimleri bitiren seçim dediniz…

 

Yalçın Küçük: Ben de size aynı şeyi söyledim. Sevgili arkadaşım Deniz
Baykal için bu oyunu oynamayın dedim. Herkesin menfaati var. Bu işlerin
sorumlusu akepe yönetimidir. Düşünen adamların hepsini bir ortaçağa çevirdi.
Beynimiz kalmadı. Ben ucuz atattım. Daha çok kişi var, biz adları olanları
biliyoruz. Kadir İnanır, o da benim arkadaşımdır, o kadar yakın olmasa bile
dostluğum vardır. Ben Sultanahmet hapishanesinde yatarken bana çok büyük
dostluk yaptı. Sevgilerim vardır Kadir İnanır’a. Muhtemelen o da öyle. Onu
konuşturmadılar, sesini kayıtlarından verdiler…

 

“SABAH’TA HER GÜN BERAT
EFENDİNİN BİR RESMİ VAR”

 

B. Sadık Albayrak: Buradan
politikaya geçersek, siz bundan önceki söyleşimizde dediniz ki, “Ya Tayyip
Erdoğan bir darbe yapacak, ya da Tayyip Erdoğan’a bir darbe yapacaklar.” Hocam,
seçim gecesi sanki bir darbe atmosferine girdi Türkiye. 15 Temmuz’da çıkan
kamyonlar yine sahneye çıktı. Daha seçim sonuçları açıklanmadan bütün
şehirlerde silahlı akepe militanları sokaklara çıktılar, silah patlattılar. Bu
sizin öngörünüzün birinci şıkkı mı gerçekleşiyor, ne dersiniz?

 

Yalçın Küçük: Dün veya bugünkü gazetede olabilir, Kılıçdaroğlu da aşağı yukarı
bunları söylüyor. “Kaos” diyor ve “bunu Tayyip Bey yapıyor” diyor. Ben de bunu
söylüyorum. Tayyip Bey fırsat bulursa bunu yapacaktır. Henüz o kadar kendine
güvenmiyor. O çok açıktır. Oylara bakın, bu oylara hiç güvenemem. Tayyip Bey,
seçimden önce, “Ben vereceğim iktidarı” dedi. Şu anda da eğer okursanız, Sabah
gazetesinde, iktidarın en önemli gazetesinde her gün ne var? Tayyip Beyin
damadı var. Tayyip Beyin damadı gelmiş oraya. Baktığınız zaman en önemli adam
o, Berat Efendi. Her gün onun bir resmi var. Zaten Tayyip Bey de damadına
vermiş görünüyor. Şimdi, öyle, uzaktan bir cumhurbaşkanı olacak. Bir de her gün
söyledikleri tutmuyor. Ben bunlara girmek istemiyorum. Sonbaharda, televizyonda
olursa, bunları resimleriyle göstererek anlatacağız. Yoksa yazacağız. Tayyip
Bey de o zaman Yüce Gök’ten dilerim, sağlığı yerinde olur, onları izler. Ben
Allah’tan demiyorum, ne güzel dilimiz var; Yüce Gök, Yüce Allah; Gök’le Allah
aynıdır bizim dilimizde. Ben Türkçeyi severim; Yüce Gök. Yüce Gök bize nasip edecek
onları bir televizyonda anlatacağız. Beni televizyonlara çağırıyorlar bir iki,
öyle de istemiyorum, düzenli programlı bir televizyon olur.

 

“KILIÇDAROĞLU, ‘İNCE’YE İYİ
GÜLE GÜLE DEYİN’ DEDİ”

 

İnce
Bey, 61 gün geziye gidecek halkına teşekkür edecek. Peki, Kılıçdaroğlu buna
karşılık ne dedi? “İyi muamele edin, iyi karşılayın” dedi. “İyi güle güle
deyin” dedi. Akepe gazetesi yazıyor, İstanbul belediye başkanı olacak bizim bu
yeni adamımız, İnce… Kemal beyin haberi yok ondan. Bütün akepe basını, İnce
İstanbul’a belediye başkanı olur, ondan sonra da genel başkan olur diyorlar.
Şunlara bakın! Oylara geleceğiz; oylarda bir yanlışlık varsa bu akepe’nin
yaptığı bir yanlışlıktır. Akepe bunun farkında, Tayyip Bey farkında. O yüzden
Baykal arkadaşımıza büyük ihtimam gösteriyor. Kimse Tayyip Beye muhtaç
değildir. Tayyip Bey hepimizin beynimizle oynadı.

“BU SONUÇLARA İNANIR MIYIM BEN”

 

B. Sadık Albayrak: Oylara
gelelim Hocam. Mitinglerde büyük bir destek vardı. Bundan önceki referandumda
İstanbul, İzmir, Ankara “hayır” demişti. Buna rağmen seçim sonuçlarına
baktığımızda, özellikle cumhurbaşkanlığı seçiminde yansımadığını gördük. Bunu
nasıl yorumlayacaksınız?

 

Yalçın Küçük: Niye peki, ne oldu? Cumhurbaşkanından başka bir lider mi var
ki? Bu Türkiye’de şu anda Tayyip Beyden başkası bir politika mı yaptı? Niye bu
halk Tayyip Beye böyle çok yüksek oy veriyor da akepe’ye düşük veriyor? Buna
ben inanır mıyım? Siz inanır mısınız? CHP’li bazı benim arkadaşlarım buna
inanıyor. Buna inanır mıyım ben? Temel üstadımız mitinglerindekilerin toplamı
kadar oy alamadı, ben bunlara inanır mıyım? Bilemem, ama böyle oldu. Hah hah
ha, şu millete bakın; Tayyip Bey aşkı var. Parti de Tayyip Beyin. Tayyip Beyi
artırıyor, Akşener’i kısıyor. Tayyip Bey söz konusu olursa, HDP’yi de kısıyor.
Şuna bak, şu Tayyip Bey aşkına bakın. Orda HDP de barajı aşıyor, İYİ Parti de
barajı aşıyor. Ha ha, sizden başka saf yok mu? O akşam, Hurşit Tolon Paşamla,
hapishane arkadaşım benim, birbirimizi özlemişiz, önemli bir lokantada
yemekteydik. Küçük televizyonlu bir odayı ayırmışlardı bize, o sırada İzmir
mitingi vardı. Allah, İnce Han, ne büyülenmiş bir kuyruktu… Kim doldurdu o
alanı, yüzde 22 oy alan CHP mi doldurdu? Niye yüzde 22’de kaldı? Çok mu
önemli, neydi adamın adı, İnce mi Kalın mı? Akepe’de bir Kalın var, CHP’de İnce
var, karıştırıyorum. Bak, güzel kardeşim beni okuyanlar bana söylediler. Benim
belleğimde biraz unutkanlık var. Onların hepsine yeniden bakacağım. “Hocam, siz
bize Yakubi yahudisi olduğunu yazmış ve söylemiştiniz” dediler. Benim
yazdıklarıma hiç kimse itiraz edemez. Ederlerse de ben memnun olurum.
Öğretmenmiş bu. Ben dedim ki “İmam hatip mezunu”. O, gece yarısı bunlara cevap
verdi, bilmem ne meslek lisesinden mezunum, dedi. Yani yüksek tahsili yok,
sonradan olmuşmuş. O beni teyit etti.

 

“YALOVA KAYMAKAMI, DERSHANE
KAYMAKAMI”

 

B. Sadık Albayrak: Nasıl yüksek
tahsili yok, fizik öğretmeni işte Hocam…

 

Yalçın Küçük: Balıkesir Fizik’ten. Ve üç yıl öğretmenlik yapmış, kendi iddiası.
Ondan sonra dershane kralı, öğretmen falan değil. Bir de ortağı var, muhtemelen
Gülerce’dir. Ömrü dershanede para kazanmakla geçmiştir. Yalova kaymakamı,

dershane kaymakamı… Bu kadar yalan olmaz, dershane kralı. Fakir,
fakirmiş birden zengin olmuş.

 

B. Sadık Albayrak: Ama Hocam,
16 yıldır milletvekiliyim diyor. Dershaneciliği de çok eskide kalmış.

 

Yalçın Küçük: Ne biliyorsun? Milletvekillerinin dershanesi olmaz mı? Bana
bunu mu söylüyorsun? Sen bunların avukatı mısın yoksa beraber mülakat mı
yapıyoruz?

 

B. Sadık Albayrak: Hocam, asıl
işi politika olmuş, onu demek istiyorum.

 

Yalçın Küçük: Ne demek politika olmuş? Yalova kaymakamı. Kaç milletvekili
var Yalova’nın; iki milletvekili var. Biri bu, öteki akepe’li. Şimdi hepsi
akepe’li. Bırakın bunları. Dershaneci bir de milletvekili olmuş, nasıl olmuş,
onu da bilmiyoruz. Her söylenene inanırsınız. Ben İngiltere’deyken İngiliz
arkadaşlarım bana şöyle derlerdi: “Siz ne biçim insanlarsınız; gazetede yazılan
her şeye inanıyorsunuz.” Şuraya bakın; bizim arkadaşımız Deniz Baykal o
hastaneye gidiyor, bu hastaneye gidiyor hastalığıyla ilgili bir doktor raporu
duymuyoruz. Hastalığının ne olduğuyla ilgili de bir şey duymuyoruz. Onu ben
söylüyorum: Pıhtı. Gitmiş beyni diyorum. Çünkü ben de ona benzer bir hastalık
geçirdiğim için biliyorum. Bendeki hafif. Hiçbiri yazmıyor. Ben villaya
geçtiğimde bu gazete, Sözcü oraya giremeyecek. Villa, ODTÜ’ye bitişik,
Karakusunlar köyünde, kitaplarımda yeri var… İnsaf edin, bir doktor raporu
verin! Deniz Baykal’ın doktoru çıksın ortalığa, hocamız iyileşecek desin, biz
de sevinelim. “Yalçın Küçük ün söyledikleri doğru çıkmadı, şimdi iyilik
yolunda” desin, biz de sevinelim. Siz buna inanacaksınız değil mi? Tayyip Bey
adında bir büyük adam var, halk ona tapıyor. Adam da dedi ki, “Halk istemezse
veririm” dedi. Damadını hazırlıyor her şeye.

 

“MİLLETVEKİLİ SEÇİMİNDE YÜZDE
41, CUMHURBAŞKANLIĞINDA YÜZDE 52 Mİ”

 

B. Sadık Albayrak: Hocam,
seçimlerin sonucuyla ilgili yorumunuza devam edelim.

 

Yalçın Küçük: Buna inanır mıyım ben? Akşener’in Tayyip Beyle başkanlık
seçiminde Tayyip Bey Akşener’i perişan etmiş. Ondan sonra Akşener
milletvekilliğinde iyi. İlk defa seçime girmiş bir parti, ben daha fazla
almasını bekliyordum, geçti barajı, grup kurdu. Biraz insaf edin ya! Kürtler
orda da geçti. Tayyip Beyin bir tarafta oyu azaldıysa burada niye azalmadı?
Yoksa insanlar, Tayyip Bey cumhurbaşkanı olamayacak, çok da üzülecek, üzülmesin
diye mi biraz daha fazla oy verdiler? Böyle şeyler olmaz. Milletvekili
seçiminde yüzde 41 oy Tayyip Beye çok bile. Milletvekili seçiminde yüzde 41,
cumhurbaşkanlığında yüzde 52 mi? Hele Temel Karamollaoğlu’na çok kızdılar. Onu
daha fazla perişan ettiler. Seçmen mi etti, onu bilemem. Onu ispat edecekler.
Siz bunlara inanıyor musunuz? Milletvekili seçimlerinde oylar düşecek, Tayyip Beye
olduğu zaman oylar çok yukarı çıkacak. Bunu benim sakalıma anlatın. Ben Yalova
kaymakamı değilim. Orada bir Yalova kaymakamı var. Bulmuşlar bir Yalova
kaymakamı bizimle oyun oynuyorlar.

 

“İNCE, YÜZDE 10 FARK KAPANMAZ,
DOĞRUDUR BU DEDİ”

 

B. Sadık Albayrak: Siz Muharrem
İnce’nin Erdoğan tarafından desteklendiğini mi söylüyorsunuz?

 

Yalçın Küçük: Siz benim söylediklerimi bana söylüyorsunuz. Bu işler Tayyip
Erdoğan’la beraber yapılmıştır. İnce’ye kendi adayı gibi baktılar. Çırak diye
baktılar. Tabii, öyle oldu. İnce’nin seçimlerini akepe yönetti, o da bunlara
gitti teşekkür etti. Ne dedi; “Yüzde on fark kapanmaz, doğrudur bu”, dedi. CHP
var, onların birtakım kurulları var, onların bazı iddiaları var; doğru değil
dediler. Böyle bir seçim olmaz, utanmak lazım bundan. Böyle bir aday olmaz,
utanmak lazım. Tekrar ediyorum. Böyle bir aday olmaz, hangi partiden olduğu
belli değil. Ama ben bunun akepe’den olduğunu söyledim. Yakında da arkadaşlarım
söyledi, Yakubi, Sabetayist tarikattan. Bu adam, kendisi de teyit etti, 3 yıl
öğretmenlik yapmış. Hiçbir sözü doğru olmayan bir adam.

 

“KÜRTLER BARAJI AŞMAZSA HALK
SEÇİMLERE İNANMAZDI”

 

B. Sadık Albayrak: Sizde ben
şöyle bir değerlendirme gözlemledim: İnce ile CHP’yi ayrı olarak
değerlendirdiniz. Ama seçim akşamı CHP de bu mantıksız seçim sonuçlarına hiçbir
sağlam ve sağlıklı, sorgulayıcı tavır göstermedi. Seçimde onlara verilen oylara
sahip çıkmadı. Toplumda büyük bir umutsuzluk yarattılar. 

 

Yalçın Küçük: Ama şu anda çok açık olarak, “Ben bu adamı tebrik etmem”
diyor. CHP kendisi de o kadar sağlam bir şey değil. Ama gayet açık, saymıyor.
İki üç gündür “İnce İstanbul’dan belediye başkanı olacak” diyorlar. Kemal Bey
“Hiç haberim yok bundan, daha henüz erken” diyor. Ve bütün hikâye de akepe
basını, “İnce’nin büyük bir lider, kahraman olarak CHP’nin başına geleceğini”
söylüyor. Ama Kemal Bey, “Hayır”, diyor. “Bizim daha önümüzde yerel seçimler
var, biz oraya hazırlanıyoruz.” Yerinde oturuyor. Bir defa söyledim, ikinci
defa söyleyeyim. Partililere, “İnce’yi iyi karşılayın” diyor. İyi yolcu edin
CHP’den. İnce CHP’de bitmiştir, öyle görünüyor. Akepe basınına bakacak
olursanız, İnce İstanbul’da belediye başkanı olacak. CHP Genel Başkanı, “Benim
ondan haberim yok” diyor. “İnce, güle güle” diyor. Böyle şey olmaz; bilmem ne
mahallesi partisine benzettiler. Bir yığın adam da, benim de iyi arkadaşlarım
bu yalana inandılar. Çok kötü oldu. Böyle seçim olur mu? Tayyip Beyden başka
bir adam yok, bir de Binali var, Binali onun muavini bile olamaz ve insanlar ne
yapıyor, Tayyip Beye verdiği oyu yukarıya, dünyanın üstüne çıkarıyor, akepe’ye
olanı ise indiriyor. Bunlara inananları tebrik ederim. Dünya tarihinde yok,
böyle bir seçim olur mu? Şu halka bakın, bu halk Tayyip Beye hayran, tapınıyor,
Tayyip Bey olduğu zaman onun oyunu göklere çıkarıyor, ama yine Tayyip Beyin
kurduğu partisinin, her şeyi Tayyip Bey olanın oyunu indiriyor. Veyahut “Daha
fazla ayıp olur” diyor. Sonra hiçbir şeyimize inanmazlar diyor. Burada hikâye
bu. Akşener çok şükür barajı aştı, Kürtler çok şükür barajı aştı, niye
yaptılar, niye barajı aştı? Ha, barajı aşmazsa halk seçimlere inanmaz, diye
düşünmüş olurlar. Çok doğru. Ben diyorum ki, bu seçimlere bu açıdan bir
inceleme lazım.

 

“BU, TÜRKİYE TARİHİNİN EN BÜYÜK
SEÇİM OYUNLARINDAN BİRİ SAYILACAKTIR”

 

B. Sadık Albayrak: Bundan
sonrası ne olacak? Seçimlerin sonu geldi. Türkiye nasıl bu ortaçağdan çıkacak?

 

Yalçın Küçük: Bundan sonra ne olur? Seçimlerden sonra, şu anda ikinci
adamı görünen Mahir Ünal, açıklama yaptı. Seçim sonuçlarından hiç memnun değil.
Sonunda Tayyip Beyin kalbini yüksek tuttular. Bu çok çok tartışılacaktır. Bu,
Türkiye tarihinin en büyük seçim oyunlarından biri sayılacaktır. İnandırıcı
olması mümkün değildir. Tayyip Beyin de bu işten tatmin olmadığını, iktidara
daha açık bir şekilde elkoymak istediğini hem Kemal Kılıçdaroğlu hem de ben
tahmin ediyoruz. Birinci nokta budur. Hükümetle ilgili ne yapacak? Kalın diye
birisini koyacak oraya. Onun dışında birtakım başka kendine yakın adamlar da
gelecek. En önemli şeyi söylememiz lazım. Bu garip seçimde akepe’de tam bir
tasfiye var. Eski partililerin hepsi, bir parti yönetim tecrübesi olanların
hepsi atılmıştır. Cemil Çiçek, Mehmet Şahin, Davutoğlu atılmıştır. Çoluk çocuk
kaldı akepe’de. Bunların hepsi, biraz abartarak, Tayyip Bey cumhurbaşkanı
olduktan sonra dünyaya gelmiş diyebiliriz. Bunlar Tayyip Beye tapınan adamlar.
Akepe bitmiştir, bambaşka. Eskilerin hepsi atılmıştır. Ne akepe’yi bilirler, ne
öbürünü bilirler, bir tek bizi de bakan yapacak diye beklerler. Bunlardan
ikisini biliyoruz; birisi Kalın, birisi Berat, damat. Berat en önemli bakan
olacak. Damat partiyi de yönetecek, zaten oraya doğru gidiyor. Sabah gazetesi
her gün damadın sayfalar dolusu haberini veriyor. Artık büyük adam, Sabah
gazetesinin Tayyip Beyden de büyük adamı artık damattır, Berat. Yeni hükümete
bu ikisinin geleceğini biliyoruz. Ondan sonrakiler ıvır zıvır. Başka bir akepe.
Her bakanlık Tayyip Beyde, her diplomasi Tayyip Beyde. Her yer Tayyip Bey,
Tayyip Bey, çok büyük bir adamdır. Ondan sonra damadı Beratla bir de sözcüsü
bundan sonra büyük ihtimalle dışişleri bakanı olacak Kalın, esas olarak ikisi,
onlar yönetecekler. Tayyip Bey, benim göndereceğim gibi, Suudi Arabistan’da
tatil yapacaktır tahminen. Zaten belleği de iyi değil. Benim belleğim Tayyip
Beyden çok iyidir şu sıra, ama ben pek çok ilaç alıyorum.

 

“HÜKÜMETTE HAKİKİ BAŞBAKAN
BERAT OLACAK”

 

CHP’ye
geldiğimizde, o da bir iki adam vardı, onları temizlemişler. Onun ötesinde
tamamen Kemal Beyin mutemetleri. Politikada böylelerine, mutemet adam denir,
itimat edilen, hiçbir şeye karışmayanlara mutemet denir; sadece milletvekili
olanlar. Daha önce birkaç kişi vardı, biraz laf edebilenler gittiler.
Öbürlerini ne biz biliyoruz, ne Kemal Bey biliyor, onlar mutemetlerdir. Şu anda
CHP’de 146 milletvekili vardır, laf etmesini bilmeyen adamlardır onlar. Bazısı
bilir ama laf etmezler; onları Kemal Bey her dönem milletvekili yapar.
Onlar CHP’nin ağır sessiz toplarıdır, toptur ama top da atmazlar. Bekler
dururlar, top atmayan topturlar.

Enteresan
bir dönem kalacak. Çok fazla yaşayıp yaşayamayacağını bilmiyorum. Hapishaneler
insan doludur. Zaten hükümet Tayyip Beydir, zaten Tayyip Bey de belleğini
yitirmiş, benden çok daha fazla. Şunu biliyoruz; Kalın muhtemelen dışişleri
bakanı olacak, İngilizce de biliyor. Zaten doğrudan doğruya buraya gelmiştir,
yani başka devlet tecrübesi falan yok. Kalın Amerika’dan geldi, Kalın olarak
girdi. Bir de Berat damadımız, o da muhtemelen enerji bakanı olacaktır, çünkü
başbakan yardımcılığı falan yoktur. Ama o da önemlidir. Hükümette hakiki
başbakan Berat olacaktır. Kızı çok kızar aksi olursa. Onun dışında ne yapacak
ne edecek?

“KÜRTLER ORAYI BOŞALTIYOR”

 

Çok
önemli dış politika sorunları var. Şu anda benim görebildiğim, Kürtlerle çok
önemli sorunları var. Tayyip Bey, diyor ki, bilmem neyi alıyoruz, Suriye’yi
alıyoruz. Hiçbir yeri aldığı yok; benim gördüğüm Kürtler yer değiştiriyorlar,
oraları boşalttılar. Şurayı alıyoruz, burayı alıyoruz; hiçbir şey aldığınız
yok. İkincisi, Fransa Suriye’nin bazı yerlerine hakimdi, ne demek hakimdi, ben
1938 yılında Fransız yurttaşı olarak doğdum. Çünkü İskenderun Suriye’ye
bağlıydı, Araplara orada hakim olan Fransa’ydı. Şimdi aynı şekilde, oralarda
Kürtlerde bazı kaynamalar var. Kürtler orayı boşaltıyor. Çünkü Araplar ve şu
anda Fransız askerleri var orada, tıpkı 1938’deki gibi Araplar oralarda daha
güçlü oluyorlar. Orada önemli şeyler oluyor, onu tam bilemiyoruz. Ama öyle
görünüyor ki, Kürtler orada yer değiştiriyor. Tayyip Bey de devamlı orayı da
aldık şurayı da aldık diyor. O alıyor, boş yerleri alıyor. Ama çok enteresan
şeyler oluyor oralarda, çok fazla bilmiyoruz. Oralarda ne olduğunu bundan
sonraki mülakatlarımızda hem anlarız, hem söyleriz. Ben de fırsat olursa hem
Suriye’ye gitmek hem de öbür yerlere gitmek isterim. Bilgimiz olması lazım.
Fransızlar benim doğduğum zamanlardaki gibi hakim oralara.

“TAYYİP ERDOĞAN ORDUYU BİR DAHA
TASFİYE EDİYOR”

 

Türkiye
çok karışık bir döneme başlıyor. Bir yığın Harp Okulu öğrencisi tutuklu; bunlar
insafsızlıktır diyoruz. Bir yığın subay ve her gün yeni yeni subaylar
tutuklanıyor. Orduyu bir daha tasfiye ediyor Tayyip Erdoğan, edebilecek mi
edemeyecek mi bunu daha sonra konuşuruz. Bu son mülakatımız. Türkiye çok önemli
bir yerde ve ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediklerine bakarsam, o, eskiden
söylediklerinden daha fazla bir “diktatorya oluyor”, diyor. İki tane akepe’ye
yakın adam vardı, bir tanesi İnce, Kemal Bey akepe’li olan İnce’yi atacak. İnce
de, gayet böyle havalarda, şu gazetelere bakın, Murat Karayalçın, benim
arkadaşım, Altan Öymen, oturmuşlar İnce’yi destekliyorlar. Utanın! Utanın benim
arkadaşım Altan; hakkında ne biliyorsunuz, Yakubi olduğu için mi
destekliyorsunuz? Murat Karayalçın, sen ne biliyorsun? Yakubi olduğu için mi
destekliyorsun? Yakubidir, bana da, sen söyledin dediler. Ben söylediysem
doğrudur. Ben de şimdi kendi kitaplarımı okuyorum, çok enteresan, onların
hepsini tekrar yayınlayacağız. Şimdi ben zaten bir, Kuzguncuğu yazacağım; eski
adı Kudüsçük, çok önemli kaynaklara başvuruyorum. Bir de emperyalizmi
yazacağım. Çok iyi hazırlıklarım var, çok önemli kitaplarım oluyor. Bana
heyecan veriyor.

Enteresan
bir döneme başlıyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu’nda çok önemli yanlışlar bulmakla
birlikte, daha savaşçı bir hava var. Ben onu desteklerim. Tekrarladığım gibi
İnce’yi çok iyi vedadan sonra gönderecek artık. İnce bugünden sonra önemsiz bir
adam oluyor. Ona bazı yaşlı CHP’liler, “İnce, bizim yüz yıldır aradığımız,
CHP’nin başına getireceğimiz adam” diyor. Onu göreceğiz. O eski laf gayet
güzeldir; ne utanmaz köpekleriz, kimi görsek etekleriz. Ben çocukken Fransa’da
bir esnaf çıkmıştı, Poşat , ortalığı kasıp kavurmuştu, herkes Poşatist olmuştu.
Sonraki seçimde adı bile anılmadı. Öyledir, bunlar olur, her ülkede bir balon
olur. Bu İnce denilen balon patlamıştır. Benim görebildiğim, İnce böyle bir
parladı, bitmiştir artık. Akepe ama nasıl çalışıyor; bütün yazarları “İnce
büyük” diye yazıyor. Bir de CHP’nin yaşlı bürokratları İnce’den ne kadar
memnunlar. Sizin olsun! Size bağışlıyorum İnce’yi, gidin çiftliğine, size
ziyafet çeksin. “Ne güzel bir seçim yapmıştık”, bunları anlatsın size. Hep
beraber bir de davul zurnayla oynarsınız. Yaşlarınız da müsait.

“HAPİSHANELERİ SUBAYLARLA
DOLDURDU PATLAR BU”

 

Biz
de bu vesileyle, neydi, Nagehan’ı okumaya başladık. Ne kadar da keyifle
okuyorum. Kocası da çok enteresan bir adam, Rasim diye bir adam, ne iş yapar
onu bilemem. Nagehan, ondan çok daha ünlü. Ben artık Nagehan’ın devamlı bir
okuyucusu oldum. Bu sırada okuyacağım onu. “İnce’yi biz önceden destekledik”
diyor, “ama İnce çok büyük bir başarı elde edemedi”. Hele hele Kemal Beye çok
kızıyor; “İnce’yi çok da takdir edemedi”… 

İyi
dönemler başlıyor Türkiye’de. Bu ay beni tutuklamak için başsavcılık beni
çağırmış gittim, olmadı. Ciddiyeti yoktu; polis o resimlerden birisinde Yalçın
Küçük var demiş. Öyle bir durumla da karşılaştım. Bu ay, özellikle bu ay, pek
çok insanın söylediği gibi, tam bir diktatorya hali vardı. Bir diktatoryadan
geçtik; geçtik mi, onu göreceğiz.

B. Sadık Albayrak: Hocam, İçişleri
Bakanı Süleyman Soylu, şehit cenazelerinde CHP’liler protokole alınmasınlar
diye tırmandırıcı talimat verdi. Sonra HDP milletvekiline, “Sizi
yaşatmayacağız” gibi şeyler söyledi.

Yalçın Küçük: Biz de bunları söylüyoruz; bunlar kendiliğinden değil. Tayyip
Bey bir açık diktatorya, ordulu diktatoryayı deneyebilecek mi? Böyle imkân var
mı? Zaten hapishaneleri subaylarla doldurdu. Patlar bu. Öyle bir güçleri yok.
Ama her zaman olduğu gibi iktidarın bazı görevlileri bu lafları ederler.
Türkiye tarihinde en önemli yer, ordu hapishanededir. Her gün de arttırıyorlar.
İnanılmaz bir şey. Deniz Harp Okulu, Kara Harp Okulu öğrencileri
hapishanededir. Tayyip Beye bunları hatırlatıyoruz. Hapishane subaylarla
doludur. Hâlâ doymuyorlar hapishaneye attıklarıyla. Doymuyorlar. Benim sözüm bu
kadar. Bir gün doyarlar.

 

B. Sadık Albayrak: Yalçın
Hocam, söyleşi için çok teşekkür ederim.

 

Söyleşinin hukuksal denetimini yapan Av. Sedat Akçelik ile Av. Kazım Yiğit Akalın’a
teşekkür ederiz.








































































































































































































































































































Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir