Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Türkiye
18 Yılda Nasıl Bu Hale Düşürüldü ???


Yazan  Cahit Armağan Dilek




04 Mart 2020


AKP-Erdoğan yönetimi, 18 yıl önce iktidara geldiklerinde PKK terör
örgütüyle müzakere masasına oturmamış PKK’yı askeri olarak yenmiş teröristleri
topraklarının dışına çıkarmış bir Türkiye teslim almışlardı.


Adana Mutabakatıyla Suriye, PKK’yı terör örgütü olarak kabul
etmişti. Suriye yola gelmişti. 


Ortadoğu’da bütün ülkelerde büyükelçilerimiz vardı, diplomatik
ilişkiler gelişiyordu. Türkiye saygın ve sözü dinlenen bir devletti.


İran-Irak savaşındaki arabuluculuk yapabilmiş Türkiye’nin, İran ve
Irak ile ilişkileri dengeliydi. İran’daki dini rejime rağmen ilişkiler
gelişiyordu.


Irak ile ilişkilerimiz 1991’deki ABD müdahalesi, Keşif Güç
görevlerine rağmen iyiydi. Filistin-İsrail sorununda arabuluculuk yapabilecek
güvenilen devlettik.


Libya ile ticari ilişkilerimiz gelişiyordu. Türkler büyük
yatırım-inşaat ihaleleri almıştı.


Mısır devlet başkanı Suriye ile Adana Mutabakatının
kolaylaştırıcısı olmuştu. Türk-Mısır ilişkileri sorunsuzdu.


Kıbrıs’ta ver kurtul fikri hakim değildi.


Ege’de 18 adamız henüz işgal edilmemişti.


Doğu Akdeniz’de, Rum-Yunan ikilisi bütün kıyıdaş ülkelerle üçlü
ittifaklar oluşturmamış, bu ittifak halkalarını Doğu Akdeniz’den Balkanlara
Türkiye’yi kuşatan bir ittifak zincirine dönüştürmemiş, Doğu Akdeniz’i
paylaşmamışlardı.


NATO, Karadeniz’e davet edilmemiş, Karadeniz NATO/ABD gölü
olmamıştı. Ruslar, Türk yurdu Kırım’ı ilhak etmemiş, Karadeniz’i askeri olarak
tam kontrol altına almamıştı.


Ekonomik krizler aşılabiliyordu. G20’de bir ara 16. sıralardaydık


Liste çok uzun ama geçen 18 yıl içinde yaşananlardan bazıları ve
gelinen nokta şu:


Türkiye, tarihinin en derin ekonomik krizini yaşıyor. Kişi başı
milli gelir azalıyor. G20’den çıkma riski var.


PKK iktidarı müzakere masasına oturttu, siyasi aktör muamelesi
gördü, Suriye kuzeyinde 60-70 bin kişilik ABD özel kuvvetlerinden eğitim almış
donatılmış ABD ve Avrupa ülkelerinden siyasi ve askeri tanınırlık gören bir
yapıya dönüştü.


Yanlış Suriye politikaları nedeniyle Şam ile PKK ortaklık,
Fırat’ın doğusunda PKKistan ilan aşamasına gelindi.


Musul başkonsolosluğumuz IŞİD terör örgütünce işgal edildi
çalışanlar esir alındı. Irak’ın kuzeyinde PKK kontrolünde “no mans
land” oluştu.


PKK hamisi Barzani, stratejik ortak ilan edildi, Barzani’nin
özerkliğine ses çıkarılmadı, Irak’ın bölünmesinin önü açıldı. Şimdi aynı hatalı
hamle ÖSO gibi gruplar ve oluşturulan yerel yönetimlerle Suriye’de yapılıyor.


PKK’nın hem ABD hem Rusya ile ortak olması engellenemedi.


Irak kuzeyi ile Suriye kuzeyinde oluşan özerk yapıların
birleştirme projeleri görülemedi.


Kuzey komşumuz Rusya güney sınırlarımızdan kuşattı komşumuz oldu.


Libya iç savaşının bir parçası olundu.


Kıbrıs’ta, Türk kimliği silinme tehdidinde, ikinci Girit olma
yolunda.


Irak’ta, Suriye’de Doğu Akdeniz’de Libya’daki bütün hatalı
politikalar için Türk askeri sahaya sürüldü. Dış politikadan anladıkları sadece
askeri gücü kullanmak oldu.


Hesapsız, öngörüsüz, anlık karalarla oluşturulan iç politikayı
hedefleyen dış politika kararlarıyla 18 yılda Türkiye’nin her şeyi alt üs oldu,
ters yüz oldu.


Türkiye’nin Irak’tan Libya’ya kadar uzayan cephede ateşe
sürüklendi. Rusya ve ABD dört bir yandan Türkiye’yi çifte kuşatmaya aldı.


Gelinen noktada, Irak, Suriye, Libya’dan şehit haberleri
sıradanlaştı. Siyasi hedefi nihai hedefi bilinmeyen belli olmayan İdlib’teki
savaştan da şehitler gelmeye devam ediyor.


Tam da bu ortamda şehit edebiyatı piyasaya sürülüyor. Neymiş
şehitler tepesi boş kalmamalıymış. Türk vatanında şehit kanıyla sulanmamış
bir karış toprak var mı ki halen şehit gelsin diye dini duygular ve kavramlar
istismar ediliyor?


Ve şehitlik edebiyatına vatan millet edebiyatı eşlik ediyor.


İktidarın küçük ortağına göre İdlib’ten çekilirsek Hatay’dan
olurmuşuz.


Erdoğan’a göre “Bugün Kamışlı’da, Resulayn’da, Tel
Abyad’da, İdlib’de vermediğimiz savaşı, yarın Şırnak’ta, Mardin’de,
Gaziantep’te, Hatay’da vermek zorunda kalırız.”


Bu edebiyatla hem başarısızlıkların üstü örtülüyor hem de sanki
savaşa girmek, çok şehit vermek başarıymış gibi gösteriliyor.


Soralım: 80 yıl bölgesinde barış adası olan Türkiye Cumhuriyeti
18 yılda neden bu hale düştü? Neden engelleyemedi çevresindeki kuşatmayı?


Suriye’de Irak’ta olanları, ortaklık yapılan dış güçlerin
asıl/nihai hedefinin Türkiye olduğu şimdi mi anlaşıldı?


İdlib’teki hatalı politikanın sonucu içine düşülen açmazların
hesabı verileceğine Çanakkale ile bir tutularak milletin aklıyla dalga geçiliyor.


Çanakkale’de Türk’ün vatan toprağı işgalcilere karşı korunuyordu.
Atatürk biliyordu ki, Çanakkale geçilirse vatan elden gidecekti. Onun için
ölmeyi emretti. İdlib kimin vatan toprağı? Çanakkale ile ne ilgisi var?


Suriye’de, Süleymanşah türbesinin de bulunduğu vatan toprağı terk
edip çekilmek ama Suriye toprağını Suriye ordusuna karşı korumak hangi aklın
eseri veya hangi dış gücün dayatması
?


Haydi gelin Türkiye’yi yönetemediğinizi ve politikalarınızın iflas
ettiğini itiraf edin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış