SÜLEYMAN ÇELİK : KURTULUŞ
OLMASAYDI FETİH KUTLANABİLİR MİYDİ ?


Süleyman
Çelik : 
scelik44@gmail.com

6
Ekim
1923 günü
Şükrü Naili Paşa komutasındaki Türk Birlikleri İstanbul’a girdi ve İstanbul düşman işgalinden kurtuldu.
İşgalcilerle birlikte azınlıklar ve hain işbirlikçiler tarafından sürekli taciz
edildikleri için 5 yıldır kan ağlayan İstanbul halkı askerlerimizi gözyaşları
içinde sevgi ve coşkuyla bağrına baştı.

* * *


Yeni Osmanlıcılar, Cumhuriyet karşıtlığı ve Osmanlı hayranlığı
göstermek için 29 Mayıs’ta İstanbul’un fethini
büyük coşkuyla kutluyorlar. Buna karşılık İstanbul’un kurtuluşunu anmıyorlar bile. Çünkü bunların öncülleri (selefleri), işgal
yıllarında İstanbul’da düşmanla işbirliği
içinde keyif sürüyorlardı. İstanbul kurtulunca, ihanetlerinin cezasından
korktukları için düşmanla birlikte onlar da kaçtılar, kimi Yunan’a, kimi Fransız’a, kimi İngiliz’e sığındı.
Ancak kimse öz vatanına ihanet
etmiş insanlara saygı göstermez. Onlar da sığındıkları ülkelerde aşağılanıp
itilip kakılınca, belki oralarda itibar göreceklerini düşünerek, Mısır, Suriye,
Ürdün gibi eski Osmanlı toprağı Müslüman ülkelere gittiler. Ama oralarda da
yüzlerine bakan olmadı ve hıyanetlerinin cezasını ödeyerek sefil bir şekilde
öldüler…


Yeni Osmanlıcılar! Sevgili Sinan Meydan’ın aşağıdaki yazısını
okuyun ve öğrenin: eğer Kurtuluş
olmasaydı Fetih’i kutlayabilecek miydiniz?


* * *


BU
TOPRAKLARI YENİDEN VATAN YAPANLARA SAYGI


1071‘den beri “Türk vatanı” olan bu topraklar, 1918-1922 arasında neredeyse tamamen elimizden çıkıyordu.
Nerdeyse tüm Anadolu, tüm Trakya, hatta Osmanlı’nın
üç başkenti; Bursa, Edirne, İstanbul düşman çizmeleri altında
kalmıştı.
1921’de Yunan orduları Ankara’yı da alarak Türkleri Anadolu’dan çıkarmayı
planlıyordu. İşte bu emperyalist planı
Atatürk bozdu
.


Osmanlılar
geçmişte Bulgaristan’ı, Yunanistan’ı, Makdedonya’yı, Macaristan’ı
, Mısır’ı, Trablusgarb’ı,
Suriye’yi, Hicaz’ı, hatta Yemen’i almıştı.
Ama bugün buraların fetih
yıldönümlerini kutlamıyoruz? Çünkü buralar artık “vatan toprağı” değil
,
hepsi kaybedildi. İşte eğer Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı kazanılmasaydı, bugün Bursa, Edirne, İstanbul da elimizde
olmayacaktı
. Buraların fethinin artık hiçbir anlamı kalmayacaktı. İşte
bugün bütün bu toprakların hâlâ “vatan” olmasını Kurtuluş Savaşı’na;
Sakarya’ya, Büyük Taarruz’a, Başkomutan Meydan Muharebesi’ne borçluyuz. Bu
nedenle “fetihleri” hatırlayıp
“kurtuluşları” unutmak, bu toprakları yeniden vatan yapanlara büyük bir
saygısızlıktır.


Bakın! Ruşen Eşref Ünaydın, Hâkimiyet-i Milliye’de, 7 Ağustos 1921‘de, Sakarya Savaşı öncesinde yayımlanan
“Azim ve iman” başlıklı yazısında neler anlatıyor:


Bugün muharebe olan yerler, Osmanlı Devleti hayatına başlarken ilk emeklediğimiz topraklardır: Söğüt, Bursa, İznik, Domaniç,
Eskişehir
, hatta İzmir, altı yüz yıldır, tekfurlar yıkılalı, beylikler
küçük mülklerini ilk sultanlarımıza hediye ettiğinden beri kan rengi ve barut
dumanı nedir görmemiş, duymamış yerlerdi. Oralar her taarruzdan korunan Türk
kucağı idi… Bugün buralar düşman
elindedir
. İznik’te Osman Gazi
medrese kurdurmuştu… Hâlbuki geçen yıl, onun mezarının başucunda Venizeolos’un veledi, hem de sandukasına
dayanarak resim çektirdi. Bu iki hatırayı bu millet unutacak mı? Osman Gazi’nin
yeni vatanı… Domaniç Yaylalarında şimdi
küffar dolaşıyor… Ya Kütahya! Ya yeşil Bursa!


Daha ne sayayım! Düşman
bayrağımızı, ananemizi, tarihimizi çiğneye çiğneye sağ kalanımıza doğru
yürüyor. (…) Arslan Yürekli Süleyman
Paşa bile; ilk vatan şairi, ateş ruhlu Namık Kemal bile Bolayır’da küffar
elinde kaldı.


Ziyanımız ölçülere sığmayacak kadar
büyüktür. (…) Elimizden alınan şeyler,
bütün varımız ve bütün varlığımızdır.


Elde
kalan vatan parçasında 35 padişah türbesinden bir tanesi yok
… Evvelce bizi fetih diyarlarımızdan
öteye atmışlardı… Fakat bu sefer bizi bizden alıyorlar; varlığımızdan ötelere,
çıplak yaylalara sürmek istiyorlar. Türk beldeleri, Türk mimarisi, Türk şerefi,
Türk ananesi, Türk dini, 900 yıllık
Türk himmeti yabancıya ganimet kalacak
! Bu da mı hak?


Vatan elimizde bir varlık yeri
değil…”


Ancak bu kara tabloya rağmen Ruşen
Eşref Ünaydın asla umutsuz değildi. Kurtuluşa yürekten inanıyordu. Umudunun
kaynağını da şöyle açıklamıştı:


“Dün kendisine millet tarafından Başkomutanlık verilen Mustafa Kemal, bugün her zamandan
ziyade Türk azmini, Türk imanını şahsında topluyor. O millete hizmetçidir, millet
de onun hizmetindedir. O bizdir, biz oyuz. O milleti, millet de onu Çanakkale
günlerinden, Erzurum, Sivas, Ankara günlerinden tanıyor.
Hepimiz bir
yolu görüyoruz. Hepimiz bir gayeyi güdüyoruz… ”


Anlayacağınız, 1921 yılı itibarıyla ortada artık bir “Türk
vatanı” kalmamıştı
. Varlığımız tehdit altındaydı. Allah’tan, Ruşen Eşref
Ünaydın’ın güvendiği dağlara karlar yağmadı. Atatürk, Sakarya, Büyük Taarruz ve Başkumandan Meydan Muharebesi ile bu
toprakları yeniden vatan yaptı.


Yunan ordusunun yakıp yıktığı
Eskişehir ve yıkılan Çarşı Camii. Yunan ordusunun yakıp yıktığı Eskişehir ve
yıkılan Çarşı Camii.


YA
BÜYÜK TAARRUZ KAYBEDİLSEYDİ


Malumunuz! “Keşke Yunan galip gelseydi!” diyen Atatürk düşmanı bir fesli
tarihçi var! Peki, ama gerçekten de Büyük Taarruz kaybedilseydi ve Yunan galip
gelseydi neler olurdu? Benim gördüğüm resim şu:


Kısa vadede Anadolu’nun orta yerine
sıkıştırılan Müslüman Türkler,
uzun vadede Anadolu’dan atılırdı. Türkler
tarifsiz acılar çekerdi. (Makedonya’ya, Girit’e bakınız!)

Milli Mücadele’nin tüm sorumluluğunu olağanüstü yetkili başkomutan olarak
üzerine alan Atatürk en büyük cezaya çarptırılırdı.

Sevr Antlaşması’na uygun olarak Türk orduları tamamen dağıtılır, silahları
elinden alınır, askerlik kaldırılır, askeri okullar kapatılırdı.

Anadolu, tıpkı 13 yüzyılda olduğu gibi
parçalara bölünür
, Anadolu’da nüfuz mücadelesi başlardı. Osmanlı’nın üç başkenti; Bursa, Edirne, İstanbul
ve Boğazlar tamamen kaybedilirdi
. İstanbul uluslararası bir statüye
kavuşturulurdu.

Yunanlar Sevr Antlaşması’na bile razı olmaz, Trakya, İstanbul ve Anadolu’da
yeni ayrıcalıklar isterlerdi. (Nitekim Sakarya Savaşı öncesinde bu yönde
isteklerde bulunmuşlardı.)

İzmir merkezli bir İyonya Devleti kurulurdu. (Hazırlıklara başlanmıştı.)

Ayasofya başta olmak üzere birçok
tarihi cami kiliseye çevrilirdi.


İşbirlikçi Halife-Padişah Vahdettin, İngilizlere sığınıp kaçmaz, İstanbul’da
İngiliz kuklası olarak oturmaya devam ederdi. İngilizler, halifeyi kontrol
ederek Hindistan Müslümanlarını kontrol etmeyi denerdi.

Cumhuriyet ilan edilmez, Türkiye’yi çağdaşlaştıran devrimlerin hiçbiri
yapılmazdı. Çünkü emperyalizm, sömürmek
istediği toplumların “çağdaş” ve “demokrat” olmasını hiçbir zaman istememiştir.

Ve bütün bunları görmeyip “Ama
Musul kaybedildi!” diyenlere, “Ama Bursa, Edirne, İstanbul, Afyon, Kütahya,
Eskişehir… kurtarıldı. Ama bu topraklar yeniden vatan yapıldı”
diye
cevap verin.


SİNAN
MEYDAN: Bu toprakları yeniden vatan yapan zafer Büyük Taarruz, 27 Ağustos 2018.


LİNK : https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/sinan-meydan/bu-topraklari-yeniden-vatan-yapan-zafer-buyuk-taarruz-2592872/