Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Tayyip
Erdoğan, 1 Nisan 2017 tarihinde Diyarbakır’da yaptığı konuşmada şunları
söyledi: “Tek
millet diyoruz. Dikkat edin. Türk demiyoruz, Kürt demiyoruz, Laz, Boşnak, Roman
demiyoruz. Hepsini birden içine alan bir ifade kullanıyoruz. Tek millet
diyoruz. Yani 80 milyonuyla tek millet.”
Tayyip Erdoğan,
yaptığı konuşmada bir kez daha Anayasa’nın 66. maddesindeki “Türk
Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür”

ifadesini tanımadığını ilan etmiştir. Aynı zamanda eşsiz liderimiz büyük
Atatürk’ün “Türkiye
Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk Milleti denir..”
sözlerinin
de ne anlama geldiğini henüz anlayamamıştır.


Bir
ülkeyi yönetenler, milletin anayasal adını tanımıyorsa, o ülkedeki en büyük
sorunlardan biri budur. Milletin anayasal adını tanımayanlar, meczupların peşinden
gidebilir, her türlü yanlış ittifaklara girebilir ve ülkenin bir bütün içinde
yaşamasından rahatsızlık duyabilirler. Halk oylamasında “evet” oyu vermeyi
düşünenler, papalara gönderilen aşağıdaki mektupları öğrendikten sonra,
kararlarını değiştirmelidirler.


Said Nursi adlı meczup, 1950 yılında
Papa 12. Pius’a (Eugenio Maria Giuseppe Giovanni Pacelli) yazdığı mektupta
ittifak isteyerek, “çağın dinsizlik cereyanları Hıristiyanlarla bir araya gelmeyi
gerektirmektedir”
demişti. 3-9 Aralık 2009 tarihinde
Avustralya’da toplanan Dünya Dinler Parlamentosu’nun konu başlıklarından biri
de Said Nursi idi. Said Nursi’nin Papa’ya işbirliği teklifinden söz eden
uzmanlar, bunun ilk diyalog girişimi olduğunu bildirmişlerdir.


Abdullah
Öcalan tarafından birincisi 1996 yılında Papa 2. Jean Paul’e (Karol Józef
Wojtyła) yazılan mektup şöyledir: “Türkiye’deki rejim sadece Kürtleri değil, Ermenileri,
Süryanileri, Rumları da imha etmiştir. Ben Kürdistan topraklarında yaşayan
Hıristiyan azınlıkları da, Türk vahşetinden korumak için uğraşıyorum. Beni bu
savaşta yalnız bırakmayın.” Abdullah Öcalan’ın 1998 yılında papaya yazdığı
ikinci mektup ise şöyledir: “Ben Hıristiyanlığa Müslümanlıktan daha yakınım.
Türkler Anadolu’daki Hıristiyanlığı yıkmış kişilerdir. Bize yardımcı olun.”
Bu
ikinci mektubun ardından Kasım 1998 tarihinde Papalık Doğu Kiliseleri Birliği,
Vatikan’ın PKK terör örgütünü desteklediğini açıklamıştır.


9
Şubat 1998 tarihinde Fethullah Gülen, Papa 2. Jean Paul’e (Karol Józef Wojtyła)
mektup gönderdi. ‘Rabbin aciz kulu’ Fethullah Gülen olarak
imzalanan mektupta şunlar yazılmıştı: “İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok
suçlanacak olanlar Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu
yanlış anlamanın azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası İslam’ın
yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır.
Hıristiyanlığın üçüncü bin yıla girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar
vesilesiyle Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi kutsal yerlere müşterek
ziyaretleri içeren pek çok etkinlik önermek istiyoruz. Anadolu halkı size
misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle selamlamayı hararetle beklemektedir.”


Tayyip Erdoğan tarafından 10 Eylül 2014 tarihinde Papa 1.
Franciscus’a (Jorge Mario Bergoglio) mektup yazılmıştır. ”Kutsiyetpenahları
Papa Fransiscus”
diye başlayan mektubunda Tayyip
Erdoğan şunları dile getirmiştir: “Katolik aleminin ruhani liderliği görevini üstlendiğiniz tarihten
bu yana dünya barışı ve insanlığın kardeşliği ve huzuru için göstermekte
olduğunuz değerli gayretlerinizi takdirle izlemekteyim. Çalışmalarınızın katkı
ve etkilerini Birleşmiş Milletler himayesinde sürdürülen ve Türkiye’nin de eş
başkanlığını yürütmekte olduğu Medeniyetler İttifakı sürecinin hedeflerine
erişilmesi bakımından da ayrıca önemsemekteyim. Ülkemize yapacağınız ziyaret
tüm insanlık için ayrı bir önem ve anlam taşıyacak, tarihte yaşanan
anlaşmazlıkların giderilmesi ve geleceğe umutla bakılmasına yardımcı olacak
mesajların verilmesine vesile olacaktır. Bu vesileyle yüce kişiliğinizin sağlık
ve mutluluğu için en halisane dileklerimi sunarım.”


Görüldüğü
gibi mektuplarda çeşitli zaman dilimlerindeki papalardan dinler arası diyalog,
medeniyetler ittifakı ve ülkemizin bölünmesi
projelerinde
yardım talep edilmiştir. İslam dinini, çıkarları uğruna çekinmekten
kullanmayanlar, ülkenin birlik ve bütünlüğünün koparılmasını savunanlar ve
ülkemizi bataklığa sürükleyenler papalık kurumundan bile yardım isteyecek
konuma düşmüşlerdir. Yaşanan olaylar çok açık olarak göstermiştir ki, Vatikan
merkezli hiçbir proje ne ülkemiz, ne de İslam coğrafyası için uygun olmadığı
gibi, çözüm de getirmez.
Bu nedenle dinler arası diyalog,
medeniyetler ittifakı ve BOP projelerini ısrarla savunanlara verilecek
“hayır” oyları, ülkemizin özüne dönmesi, geleceğinin şekillendirilmesi ve
refahı için çok ama çok önemlidir.


“Hayır” oyu verecekleri terörist ilan edenlere, emperyalistlerden
yardım talep edenlere, papalık kurumuna şükranlarını sunanlara atılacak en
büyük tokat, sandıklardan “hayır” oyunun çıkmasını sağlamaktır.

16 Nisan Pazar günü vereceğimiz “hayır” oyları, ülkemize ve yurttaşlarımıza
hayırlı olacağının bilinciyle, sandıklarımıza sahip çıkacağımız, mutlu bir gün
olacaktır.


İlk Kurşun Gazetesi, 10 Nisan 2017.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış