Suay
Karaman : CİNNET

Osmanlı’nın Damat
Ferit hükümetinde şeyhülislam olarak görev yapan ve Ulusal Kurtuluş Savaşı
yıllarında Mustafa Kemal ile Kuvayı Milliye kuvvetleri için ölüm fetvası
çıkartan Mustafa Sabri’nin adı, 1869 yılında doğduğu Tokat’ta bir Anadolu imam
hatip lisesine verilince, ortalık karıştı. Ancak bu karışıklık sadece bir gün
sürdü. Çünkü ülke çapında yapılan eleştiriler yerini buldu ve halkın örgütlü
tepkisi karşısında hiçbir gücün direnemeyeceğinin göstergesi olarak, Mustafa
Sabri’nin adı kaldırıldı. Anadolu imam hatip lisesinin adı, Şehit Yakup Akdağ
olarak değiştirildi. Mustafa Sabri’nin adının daha önce de Tokat’ta kurulan bir
vakıfa verildiği ve açılan davanın ardından, vakıfın isminin değiştirildiği
bilinmektedir.

Milli Mücadele’ye
karşı daima olumsuz tutum ve davranışlar içerisinde bulunan, yeni kurulan Türk
devletini ve rejimini sürekli eleştiren, tüm devrimlere karşı çıkan,
cumhuriyete ve Atatürk’e karşı devamlı kin ve nefret kusan Mustafa Sabri, Milli
Mücadele’nin kazanılmasıyla birlikte Yunanistan’ın Gümülcine kentine kaçmıştır.
Yunanistan’da “Tövbe Türk’lüğüme, Türk’lüğümden istifa ediyorum” diyerek
ihanetlerine devam eden Mustafa Sabri, 1922 yılında Mısır’a gitmiştir ve 1954
yılında burada ölmüştür. Mezarı, CHP ile MHP’nin çatı adayı “tıpış tıpış”
Ekmeleddin İhsanoğlu’nun babası Mehmet İhsan ile yan yana Kahire’deki Gafir
Mezarlığındadır.

23 Şubat 2012
tarihinde Çorum’un İskilip ilçesindeki İskilip Devlet Hastanesi’nin ismi
“İskilip Atıf Hoca Devlet Hastanesi” olarak değiştirilmiştir. Ulusal Kurtuluş
Savaşında Mustafa Kemal için ‘isyankardır, katli vaciptir’ diyen, Kuvayı
Milliye’ye ve Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkan İskilipli Atıf, Teali İslam
Cemiyeti’nin yöneticisi olarak yayınladığı bildirilerde şunları söylemiştir; “Mustafa Kemal ve Kuvayı Milliye maskaraları
Yunan askerlerinin önünden kaçıyor. Bu eşkıyaları ve asileri en kısa zamanda bertaraf
etmek hepimize farzdır. Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır, padişahımız
efendimizin daveti üzerine gelmişlerdir, onlara saygılı olalım. Asıl kafası koparılacak mahlûkat
Ankara’dadır.”

Ulusal Kurtuluş
Savaşı’ndan sonra cumhuriyetin ilanına, şapka ve harf devrimlerine karşı çıkan
İskilipli Atıf; “yeni harfleri
kullananlar cehennemde yanacak, şapka giymek küfürdür, dinsizliktir” diyerek
halkı sürekli olarak kurtuluş hareketine ve devrimlere karşı kışkırtmıştır.
İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanarak, 4 Şubat 1926 tarihinde idam edilmiştir.

15 Kasım 2017
tarihinde Tunceli’de hain Seyid Rıza heykeli önünde küçük bir grupla basın
açıklaması yapan CHP İl Başkanı Ali Rıza Güder, devletin 1938 yılında Dersim’in
kapısında insanlığından, vicdanından, aklından ve mantığından soyunduğunu
belirterek, “1938 Dersim, Türkiye Cumhuriyeti’nin cinnetidir” demiştir.  Vatan haini, işbirlikçi Seyid Rıza’nın
asıldığı gün yapılan bu açıklama ile devlete meydan okunmaktadır. 

Genç Türkiye
Cumhuriyeti’nin Dersim bölgesine yönelik operasyonunun amacı rejim karşıtı,
bölücü bir isyanı bastırmak olduğunu CHP Tunceli İl Örgütü de biliyordur.
Sürekli Dersim olaylarının sonuçlarından söz edilir ama olayların nedenlerine
hiç değinilmez. Genç Cumhuriyeti yok etmek ve sözde Kürdistan’ı  kurmak için isyanlar çıkarıp halka saldıran,
yolları, köprüleri, okulları yakıp, yıkan ve Atatürk’ün yendiği emperyalist
güçlerden yardım isteyen bu vatan hainini anmak, Mustafa Kemal Atatürk’e karşı
yapılan hakaretlerin ve saygısızlıkların en büyüklerindendir. Üstelik bunu
Atatürk’ün kurduğu partinin üyeleri yapmaktadır. Ayrıca BDP’li belediye başkanı
tarafından 29 Temmuz 2010 tarihinde bu vatan haininin heykeli de
yaptırılmıştır.

Cumhuriyet
yönetiminin uygulamalarına karşı isyan başlatan, hilafetin geri gelmesini
savunan ve Kürtçülüğü kışkırtan Şeyh Said’in, İngilizlerin adamı bir vatan
haini olduğu belgeleriyle kanıtlanmıştır. Bastırılan isyan sonucunda Şark
İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmış ve 29 Haziran 1925 tarihinde idam
edilmiştir. Diyarbakır Anakent Belediye Meclisi, 12 Ağustos 2014 tarihinde
aldığı kararla Şeyh Said’in asıldığı Dağkapı Meydanı’nı, Şeyh Said Meydanı
olarak değiştirmiştir. Ayrıca cumhuriyet için kafirlik diyen, cumhuriyete bağlı
olanları kafir ilan edip, onların canını bile helal sayan Şeyh Said’in
heykellerini dikmeyi namus borcu olarak dillendirenler de bulunmaktadır.

Önceleri büyük
çoğunluğun biat ettiği, şimdi terörist ilan edilen Fethullah Gülen’in fikir
babası olan ve büyük önderimiz Atatürk ile silah arkadaşlarına ‘deccal süfyan,
habis, zındık, münafık’ diyerek saldıran Said Nursi gibi kendini bilmezlere
anma etkinlikleri düzenleyerek mevlit okutanların, laik cumhuriyetle sorunları
vardır.

Neredeyse tüm
toplumun Atatürk’e sevgi ve saygısının tavan yaptığı bu günlerde, vatan
hainlerine sahip çıkmak, onları anmak, isimlerini okullara vermek, olmayan
onurlarını iade etmek gibi eylemler, eski projelerin yeni senaryolarıdır.
Cumhuriyet ve özgürlük düşmanı vatan hainlerini savunmak, vatan hainliği ile
eşdeğerdir. Vatan hainlerine sahip çıkanlardan da, hesabın sorulacağı günler
gelecektir.

Yaşananlar
cumhuriyetin cinneti değil, örümcek ve bağnaz kafaların cinnetidir. Dünya
teknolojik olarak devrim üstüne devrim yaparken biz hala Mustafa Sabri,
İskilipli Atıf, Seyid Rıza, Şeyh Said, Said Nursi, Fethullah Gülen gibi
hainleri tartışarak, ortaçağ karanlığından kurtulamayız. Onların hepsi;
yerimizde sayalım, ayrışalım, bölünelim, parçalanalım diye elimize, yakamıza
yapıştırılan emperyalizmin maşalarıdır. Vatan hainlerine karşı halkın örgütlü
tepkisinin, bütün bu emperyalist oyunları yeneceğini anladığımız zaman,
umudumuz yeşerecektir..












































İlk Kurşun
Gazetesi, 20 Kasım 2017.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet