GÜNDEM ANALİZİ & DEĞERLENDİRME

Sefa Yürükel : 19 Mayıs. Milli
Direniş, Bağımsızlık Ateşi, Kutsal İsyan Günümüz

 Gençlik ve Spror Bayramımız Milletimize Kutlu Olsun
!

Yüce Türk Milletinin Onurlu Evlatları,

Gün; 19 Mayıs,

Adres; Samsun Limanı

Milli Kurtuluş Ateşinin Yakıldığı Şehir Samsunda,
Bandırma gemisiyle limana yaklaşan Sarı Paşaya ve Mustafa Kemallerine bağrını
açan ve daha sonrada, Samsunu bir Milli Direniş Kalesine dönüştüren Vatanperver
Milletimin torunları,

Milli Direniş ve Bağımsızlık Ateşi, Gençlik ve Spor
Bayramı günümüz; Size, Tüm Türk Dünyasına, ve bu günü örnek alan diğer mazlum
milletlere kutlu olsun.

19 Mayıs 1919, bilindiği gibi sadece Türk Milletinin
milli direniş ve bağımsızlık ateşi günü, ve Gençlik ve Spor Bayramı değildir.
Aynı zamanda, diğer mazlum milletlerin, Asya, Afrika, Amerika kıtasındada örnek
ve milad aldığı ve Ulusal Bağımsızlık mücadelelerininde ilham günüdür. Bu
bakımdan 19 Mayıs, 1. Dünya ve 2. Dünya Savaşlarından sonra; esir, yoksul,
koleciliği reddeden, bu uğurda milletleri ve vatanları için canlarını seve seve
vererek bağımsızlıklarını kazanan, diğer milletlerinde, mihenk olarak ele
aldığı gündür. Yani 19 Mayıs 1919, Samsun ateşi, tüm dünyaya mal olmuş, tarihin
nadir kaydettiği, bir dahi ve ebedi önder Mustafa Kemal Atatürk ün, kendi
milletine ve onun tarihsel kokklerine güvenip değerlendirerek; yıkılmış,
yakılmış, parçalanmış, yorgun, yoksul ve yöneticileri tarafından ihanete
uğramış bir millet ve devletin, nasıl birleşipde ayağa kalkacağını, organize
edileceğini, onuru, haysiyeti, şerefi, istiklali ve istikbali için, zaferden
zafere koşacağınında seferberlik günüdür. Yani bu berrak ve kutsal olan direniş
ve bağımsızlık ateşi günü, sadece biz Türkler için değil, tüm; Asya, Afrika,
Amerika kıtalarında ve hatta Avrupadada, örnek kıskanılan ve imrenilen bir gün
olarak, yüce önder Atatürkle birlikte KUTSAL İSYAN olarak geçmişte ve bugünde
ele alınmakta ve anılmaktadır.

Kısaca özetlersek, anılan ve imrenilen Tarihin başladığı
şehir vatan toprağı Samsundur. Tarihin yazıldığı yer, tarihte, bugünde ve
gelecektede olduğu gibi tüm Türk Yurdudur. Yazanlar ise, önderleri Sarı
Paşayla, Mustafa Kemalle, Mustafa Kemel Atatürkle birlikte hareket eden; İpsiz
Recepleri, Kara Fatmaları, Velayettin Çelebileri, Sütçü İmamları, Telgrafçı
Hamdileri, Diyap Ağaları, Hasan Tahsinleri, İstihbaratçı Mim mim Gruplarını,
Karakol Gruplarını, SahKulu Dergahlarını, Batumdan Anadoluya silah ve cephane
taşıyan ve gerektiğinde düşmanın eline geçmemesi içinde gemisiyle/takalarıyla
birlikte kendisinide denize gömen, şer verip sır vermiyen laz resileri,
vatanını tercih ederek çocukları, bebekleriyle sırtında Kuvvayı Milliyeye
cephane taşıyan, onurlu, fedakar, cefakar kadınları, kızları, düşmanın Sevrine
teslim ve memur olmuş, Atatürk ün deyişiyle hain İstanbul Hükümetini ve hain
yaratık padişahın oluşturduğu Kuvvayı İnzibatıyeye karşı , tüm vatan sathında
çelikten bir örgütlenmeyi, Kuvvayı milliyeyi kuran, vatanı ve milleti kurtaran,
yediden yetmişe onurlu ve kahraman Türk Milletidir. Yani bu Kutsal İsyanın
sahipleri, dünya tarihine tekrar ve tekrar imzasını atan ve dün olduğu gibi
bugünde gücünü ve belleğini tarihinden ve damarlarındaki asıl kandan alan
sizlersiniz.

Burada gerçeği anlamak için biraz geri dönelim;

Yıl 1914, Basında Talat Paşanın olduğu İttihat Terakki
Cemiyeti, hükümettedir. Osmanlı Devleti, Almanya ve Avusturyanin yanında,
İngiltere, Rusya, İtalya ve Fransadan oluşan itilaf devletlerine karşı savaşa
girmiştir. Hükümet esas olarak Cephelerdeki savaş durumlarıyla ilgilenmektedir.
1915 yılına doğru, Anadolunun çeşitli yerlerinde Osmanlı tebası olan, Rumlar ve
Ermeniler, kendi kurdukları ve yabancı diplomat şefleri ve misyonerler
tarafından desteklenen cemiyetlerinde, ayrılıkçılık ve etnik milliyetçilik
etrafında birleşmektedir. Bu durum Anadoludaki mevcut Gregorian ve Rum Ortadoks
kiliseleri tarafından desteklenmektedir. Bir yanda, Karadeniz ve Batı Anadoluda
ve Trakyada “Pontus devleti, Büyük Yunanistan” istemiyle faliyet gösteren Rum
ayrılıkçılar, diğer yanda ise Anadolunun 7 vilayetini itilaf devletleri
tarafından vaad edildiği için harekete geçen ayrılıkçı ve soykırımcı Taşnak ve
Hıncak Ermeni örgütleri, çeşitli silahlı isyanlar çıkartmakta, Osmanlı
Ordusunun ikmal yollarına saldırmakta, itilaf devletlerine casusluk yapmakta
hatta ve hatta itilaf devletleri ordularının saflarında kendi devletleride olan
Osmanlının ordusuna karşı bizzat savaşmaktadır. Bunun yanında isyancı Ermeni
çeteleri, Anadoluda müslüman köylerine ve kendileri ile birlikte olmayan
Ermenilerede saldırmakta, terör uygulamakta ve soykırım yapmaktadır. Bu
soykırımlarda 600 bine yakın müslüman Ermeni çeteler tarafından soykırıma
uğratılmıştır. Aynı dönemde ise, Balkanlarda, Kafkasyada, Arap coğrafyasındaki
müslüman ahali varını yoğunu ve 3 milyona yakın şehidinide geride bırakarak
anadoluya akın etmekte ve kendilerine güvenilir bir coğrafya aramaktadır. Bu
durumu değerlendiren Osmanlı Hükümeti, 1915 de İç karışıklığa ve Ermeni ve Rum
çetelerinin yaptığı terör ve soykırımlara bir son vermek için, İsyancı edilen
bölgelerde yaşayan Ermenileri, bir Osmanlı toprağı olan, Musuldan Lübnana kadar
olan bölgeye, geçici mecburi iskan için tehcıre tabi tutmuştur. Pontusculuk
oynayan Rum çetelerine karşıda gerekli önlemleri almaya başlanmış ve mukavemet
gösterilmiştir. Uluslararası bir hakkı, Devlet olma hakkını kullanan Osmanlı
hükümeti, geriye dönüşü olan tedbir amaçlı tehcır kararıyla, hem Karadeniz,
Doğu ve İç Anadoludaki ve Akdenizin Doğu bölgelerindeki isyancı Ermenilerin
aleti olan Ermeni tebayı korumak ve hemde isyana destek verenlerinde dahil
edildiği büyük yoğunluktaki grupları mecburi iskana tabii tutma yöntemini
kullanmıştır. Bu dünya savaş tarihinde isyancılara karşı alınan en insancıl
kararı teşkil etmektedir. Çünkü burada Türk savaş gelenekleri uygulanmış, sivil
ahaliye tedbir alma amacıyla tehcır etmenin dışında dokunulmamıştır. Diğer
devletlerin tarihlerinde ise aynı durum, yani isyan ve ihanet sadece ölümle
cezalandırılmıştır. İleriki safhalardada görülecektirki, iç düşman
kuvvetlerinden tedbirsel tehcır yöntemiyle arındırılan bu coğrafya, kurtuluş
savaşınında fiili alt yapısı için güvenilir coğrafik alan hazırlamıştır.
Nitekim Samsun, Erzurum, Amasya, Sivas ve Ankara gibi Kurtuluş savaşının
bayrağının açıldığı, teşkilatlandırıldığı, kararlarının alındığı kongreler, askeri
sevkiyat bu güvenilir coğrafyada yapılmış, kurtuluş savaşındaki sevkiyat bu
coğrafya üzerinden yapılmıştır. Alınan haklı ve hukuki, acil tedbir amaçlı
tehcır kararıyla, Anadolunun yedi vilayetinde Ermeni devleti kurulamamıştır. Ve
Anadolunun Türk Yurdu olmaktan çıkarılmasına müdahale edilmiştir. Bu anlamda,
biz Türklerin, Talat Paşa ve arkadaşlarının aldığı bu tehcır kararının, Türk ve
diğer müslüman ahali üzerinde yarattığı güvenilir bölgede, Milli Kurtuluş
Savaşımızın oluşmasında oynadığı çok önemli fiili rolden dolayı, onlara yani
Ermeni teröristler tarafından şehit edilen Millet Büyüklerimiz olan İç İşleri
Bakanı Talat Paşaya, Teşkilatı Mahsusa Reisi yani Osmanlı İstihbarat Şefi Dr.
Bahaeddin Şakire, Trabzon valisi Azmi Beye , Cemal Paşaya ve Sait Halim Paşaya
şükran borcumuz vardır.

Aldıkları Tehcır kararları ile Türklerin ve diğer
müslümanların hatta çetelerle birlikte olmayı rededen hıristiyanlarında
hayatları kurtarılmıştır, İtilaf devletlerinin destekledikleri Ermenilerin
yaptıkları soykırımlara dur denilmiştir.

Hükümetin aldığı bu tedbir amaçlı tehcır süreci devam
ederken, bir yandan savaş süreci ilerlemekte, Balkanlarda, Çanakkalede, Arap
bölgelerinde savaşan Osmanlı ordusu savaşlarda başarılar kazanmasına rağmen,
Almanya ve Avusturyalı müttefikler cephelerde ağır yenilgi almaktadır.

Bir dönem hem Teşkilatı Mahsusa üyesi ve İttihat terakki
Cemiyetinin aktif elamanlarından olan Mustafa Kemal gidişatı yani yenilgiyi
görmekte, İstanbul ve değişik yerlerdeki, arkadaşlarına ve askeri erkana
toprakların kaybedilmemesi için fikrini belirtmekte , azami çaba sarfederek ve
alınan ve alınacak olan kararları etkilemeye çalışmaktadır. Yıl 1918 e
geldiğinde Osmanlı Devleti ve Müttefikleri olan Almanlar ve Avusturyalılar
yenilmiştir. Anadolu ve Trakya ve diğer bölgelerdeki müslüman halk perişan,
yokluk ve çaresizlik içerisindedir. Savaşın getirdiği hastalıklarda çabadır.
Ordular dağıtılmış, tersanelere limanlara girilmiş, Kadim Türk yurdu, itilaf
devletleri tarafından parsellenmiş ve işgal edilmiştir. Hain Nemrut Mustafa
Paşa Divanı tarafından, Boğazlıyan Kaymakamı Milli şehidimiz Kemal Bey çeşitli
sahte belgeler ve iftiracı şahitlerin verdiği ifadelerle yabancı devletlere
yaranmak için idam edilmiştir. Subaylar ve bürokratlar tutuklanmamış, milleti
öndersiz bırakmak için 150 kişilik millici Türk Büyüğü Maltaya sürülmüştür.

Artık İttihat Terakki Cemiyeti, hükümette değildir.
Devleti Atatürkün NUTUK dada nitelediği gibi teslim olmuş hain pişirik
yaratıklar olan, Damat Feritler ve yabancıların bir dediğini iki etmeyen hain
padişah yönetmektedir. Arkadaşları ile, Şişlideki evinde ve Pera Palas Otelinde
sürekli durum değerlendirmesi yapan Mustafa Kemal Paşa, kendisi için verilecek
çok yetkili bir belge ile Anadoluya geçmenin ve Kurtuluş savaşı örgütleyip,
Vatanı kurtarmanın hesaplarını yapmaktadır. Kendi çabası, devlet içerisindeki
itibarı, izlediği zekice strateji ile, Padişahında imzaladığı, “Karadeniz
bölgesindeki Müslümanların Rum ahaliye karşı rahatsızlık yapmalarının önüne
geçilmesi ” için “teftiş amacı” adı altında geniş yetkilerle donatılan bir
yetki belgesi ile, 16 Mayısta İstanbuldan Bandırma Vapuruyla Kurtuluş için yola
çıkmıştır.

Kafasında kendi halkıyla buluşmak, örgütlemek, ve
kurtuluş savaşını başlatarak zafere ulaştırmak projeleri vardır. 19 Mayısta
Samsunlular tarafından büyük coşkuyla karşılanan Mustafa kemal ve 18 kişiden
oluşan karargah subayları, hemen millici teşkilat kurmak için harekete
geçmişlerdir. Daha sonraları, Atatürk Samsuna ilk ayak bastığı gün
Samsunluların gözlerindeki ışığı ve kurtlus için gereken her desteği
vereceklerini gördüğünü, 1924 de ikinci kez geldiği Samsunda bizzat ifade
etmiştir. Samsuna varışın akabinde, Damat Ferit Hükümetine bir telgraf çeken
Mustafa Kemal, Yunanlıların İzmiri ve Egeyi işgaline karşı çıkılması
gerektiğini ve bunu asla kabul etmeyeceğini bildirerekte İstanbuldaki sefil
Padişah ve Hükümetle yollarının ayrıldı sinyalini vermiştir. Esasında bu
çıkışıylada Kurtuluş Savaşının verileceğini ve İstanbul Hükümetindende
koptuğunu göstermektedir.

Mustafa Kemal, Samsundaki karargahından, Erzurumda görev
yapan 15. Kolordu komutanı Kazım Karabekir Paşayla, Anadoludaki, Belediye
başkanları, İmamlar, Dede –Babalar, Valiler, Subaylar ve eşraf ve doğal direniş
kuvvetleri ile temasa geçerek Kurtuluş savaşını teşkilatlamaya başlamıştır.

Mustafa Kemalın Samsundaki karargahındaki çalışmalardan
hoşnut olmayan, İngiliz istihbaratı, Padişaha ve Damat Ferit hükümetine Mustafa
Kemal Paşayı şikayet etmiş ve derhal geri çekilmesini tavsiye etmiştir. Bunun
üzerine Karargahı Havzaya taşıyan Mustafa Kemal Paşa daha sonra Kurtuluş
Savaşının yapılması için Amasyada, Erzurumda ve Sivas ta kongreler toplamış ve
bunu Ankarada kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi ile taçlandırmıştır. Alınan
kararlar Milletin temsilcileri olan milletvekilleri vasıtasıyla, Kuvvayı
Milliyye ve Müdafai Hukuk cemiyetleri tarafından hayata geçirilmiş ve gerekli
düzenli ordunun yaratılması ile Kurtuluşa bir adım daha atılmıştır. Bu süre
içersinde Anadoluda ve Trakyadaki ikili iktidar durumu Ankara Hükümeti lehine
çevrilmiştir. Padişah ve Damat Feritler ise emir erliğini yaptıkları İtilaf
devletlerinin merhametine sığınarak ülkeyi terk etmişlerdir.

Sevr Projesi, 1921 yılında yapılan Gümrü, Kars, Moskova
ve Ankara anlaşmalarıyla bozguna uğratılmış ve Doğu sınırımız güven
altına`alınmıştır. 1922 deki Büyük taaruzla Batı Anadolu ve Ege Yunanlı
işgalcilerden kurtarılmış, Adana ve Antalya bölgeleride Fransız ve
İtalyanlardan geri alınmıştır. İngilizler ise yenilgilerin hüznüyle İstanbulu
terk etmişlerdir.

Türkün Anadoludan yok edilme projesi olan, Sevr in
tatbikine karşı, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, kendi milletini seferber
ederek kazandığı siyasi, askeri başarılar, Lozanda diplomatik başarıya
dönüştürülerek, bugünkü Türkiye Cumhuriyetinin sınırları tescil edilmiştir. Bu
büyük Türk Milletinin dünyaya gösterdiği zor oyunu bozarın ta kendisidir.

Değerli Vatanperler, Biz Türkler, Tarihinde, bugünde,
yarında dünyadaki milletler ile sulh ve dostluk içersinde yaşamaya azmetmiş bir
Milletiz. Eski uygarlıkların nitelendirdiği gibi Güneşin doğduğu ülkeden
Anadoludan geliyoruz. Bu sulh ve dostluk kültürünü, Ülkemize ve Milletimize
düşmanca yaklaşımı olmayan her millete ve devlete göstermekte müteşekkiriz.

Ama görüyoruzki, Büyük Ortadoğu Projesi adı altında
Emperyalistler
, onların yerli
ve b
ölgesel işbirlikçileri, Egeden, Suriyeden, Iraktan, Doğu
Akdenizden ve İçerden, Türkiye Cumhuriyetinide şekillendirilmek, baskı altına
alınmak ve gerekirse parçalattırılmak ve bunun tehdidiyle karşı karşıya
bırakılmak istenmektedir. Bunu yapan devletler şunu bilsinlerki, 19 Mayıs bizim
her günümüzdür. Gerekirse vatanın her yerini Samsun yapmaya hazır bir Milletiz.
Anavatanın sınırlarını çeşitli bahanelerle değiştirmeye, rencide etmeye,
iğdiş etmeye üniter devletimizi
parçalatmaya, asla ve asla müsade etmeyeceğiz.

İrili ufaklı tüm dost ve düşman bilsinki, Biz Türklerin
dostluğu ebedidir. Dünyadaki meşru devlet ve milletlerdende aynı ebedi dostluk
ve sulh anlayışında olmalarını istiyoruz.

Yüce Türk Milletinin değerli fertleri, siz Mustafa
Kemalleri,

19 Mayıs Milli Direniş günümüz, Bağımsızlık ateşimiz,
Gençlik ve Spor Bayramımız sizlere, Türk Dünyasına, diğer mazlum milletlere ve
tüm Türk dostlarına kutlu olsun.

Büyük Türk Ulusu Hace Bektaşi Velinin dediği gibi, Bir
Olalım, İri olalım D
iri Olalım! 

Saygılarımla,

Sefa M. Yürükel,

Antropolog ve Etnograf


























































Soykırım ve terörizm Araştırmacısı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir