Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


GÜNDEM ANALİZİ /// PROF. DR. SADIK RIDVAN KARLUK : Lozan 
2023 Yılından Sonra Sonsuza Kadar Yürürlükte Kalacak


Kurtuluş Savaşı’nda kazanılan zafer sonrası
Lozan Anlaşması, 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan  kentinde
Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle  İngiltere, Fransa, İtalya,
Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya
temsilcileri tarafından Beau-Rivage Palace’ta imzalanmıştır. Yıllar önce
Paris’te görev yaptığım dönemde  oteli  ziyaret ettim. 
Cumhuriyet döneminde doğan ve bu Cumhuriyet’in imkanlarından yararlanan 
biri olarak  çok duygulanmıştım. 24 Temmuz 1923-24 Temmuz 2019. Aradan tam
96 yıl geçti. Lozan Anlaşması, 1683 Viyana bozgunundan sonra Türklerin
sınırları belli bağımsız bir vatana sahip olmasını sağlamıştır. Unutmayalım,
unutturmayalım.


Atatürk,
26 Temmuz 1927’de Lozan’ın “milli bayram” olarak kutlanmasını istemiş ve
Lozan’a verdiği önemi şöyle   dile getirmiştir: “Lozan Antlaşması,
Türk tarihinde bir dönüm noktasıdır. Türk milleti için siyasal bir zafer
oluşturan bu antlaşmanın Osmanlı tarihinde eşi yoktur. Lozan Antlaşması imza
gününün milli bayram olarak kabul edilmesi uygundur.”
24 Temmuz 1923’ten
itibaren Lozan, “Sulh Bayramı”, “Lozan Günü” olarak kutlanmaya
başlanmıştır. 24 Temmuz 1923 tarihli Tercümanı Ahval Gazetesi Lozan’ı “Bugün
Sulh Bayramıdır”
manşetiyle, Tevhid-i Efkar Gazetesi ise “Bugün Sulh
Bayramı: Hakiki Halas (Kurtuluş) ve İstiklal Bayramıdır”
manşetiyle
kutlamıştır. Fakat daha sonra bu kutlamalar ve “24 Temmuz” kutlama
mesajları  unutulmuştur.


Lozan Konferansı’na  TBMM Hükümeti adına
katılan heyet; Misak-ı Milliyi gerçekleştirmeyi, Ermeni devletinin kurulmasını
engellemeyi, kapitülasyonları kaldırmayı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki
Batı Trakya, Ege adaları, nüfus değişimi, savaş tazminatı sorunlarını 
çözmeyi amaçlamış, Ermenistan  ve kapitülasyonlar  konusunda 
anlaşma sağlanamazsa görüşmeleri kesme kararı almıştır. Temel konularda
taraflar anlaşamayınca 4 Şubat 1923 tarihinde  görüşmeler kesilmiş, 
23 Nisan 1923’te  yeniden başlamıştır.


24 Temmuz 1923 tarihinde  Lozan Barış
Anlaşması imzalanmış, Türkiye 23 Ağustos 1923’de anlaşmayı onaylamıştır.
Yunanistan  25 Ağustos 1923, İtalya  12 Mart 1924, Japonya 15 Mayıs
1924,  İngiltere ise 16 Temmuz 1924 tarihinde   onaylamayı
gerçekleştirmişlerdir. Gecikmenin sebebi, hükümet krizleri sebebiyle  İşçi
Partisi’nin 29 Şubat 1924’te iktidara gelmesiyle parlamentoya sunulmuş
olmasıdır. (Daniel-Joseph Macarthur-Seal, Intelligence and Lloyd George’s
Secret Diplomacy in The Near East, 1920–1922, The Historical Journal, Volume
56, Issue 3 September 2013, s.707-728)


Anlaşma, tarafların onaylarını  Paris’e
gönderdikten sonra  6 Ağustos 1924 tarihinde yürürlüğe girmiştir. ABD
Lozan’ı onaylamamıştır. Bunun iki sebebi vardır. Türkiye topraklarında bir
Ermeni devletinin kurulmayarak  Wilson prensiplerine ters düşülmesi,
ikincisi ise kapitülasyonların kaldırılmasıyla gayri Müslimlere sağlanan
imtiyazların  son bulmasıdır. ABD Lozan’ı onaylarsa, Ermenilerin 
Türkiye’den toprak taleplerini reddetmiş olacağı için ABD’deki  kuvvetli
Ermeni diasporasını karşısına almış olacaktı. Aslında  
onaylamamasının bir hukuki sonucu  bulunmamaktadır. ABD ile son günlerde
gerginleşen ilişkiler sebebiyle konu gündeme gelir mi, bilemem.


Lozan Anlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin
kuruluş senedi olduğu için Cumhurbaşkanı  Erdoğan her 24 Temmuz’da bir
bildiri yayınlamaktadır.


Fakat bu yıl bir mesaj yayınlamamış, ya da bu
yazı kaleme alınana kadar yayınlanmamıştır. 24 Temmuz 2018 tarihinde
Cumhurbaşkanı Anlaşma’nın  imzalanmasının 95’nci yıldönümü için şu
açıklamada bulunmuştur: “Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu belgelerinden
olan Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının 95. yıldönümünü kutluyoruz.
Lozan Barış Antlaşması’nın 95. yıldönümü vesilesiyle, Cumhuriyetimizin banisi
Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bugünlere ulaşmamızda emeği olan
tüm devlet adamlarımızı saygıyla yâd ediyorum.”


Cumhurbaşkanı’nın 2017 yılında  
yayınladığı  mesaj şöyledir: “Aziz milletimizin her türlü yokluğa,
yoksulluğa ve imkânsızlıklara rağmen yazdığı istiklal destanı, Lozan Antlaşması
ile diplomasi ve uluslararası hukuk alanında tescil edilmiştir. Türk Milleti, Lozan
Anlaşması ile bu topraklardaki bin yıllık varlığını hedef alan Sevr’i yırtıp
atmış, bağımsızlığından asla taviz vermeyeceğini tüm dünyaya kabul
ettirmiştir.”  


2016  yılındaki  mesajında ise Lozan
Anlaşması için  çok önemli bir tespitte bulunmuştur: “Bugün,
Cumhuriyetimizin kurucu belgesi olan Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının
93. yıldönümüdür
Bu anlaşma, yeni kurulan devletimizin tapusu
niteliğindedir…Lozan Barış Antlaşması’nın 93. yıldönümünde, Cumhuriyetimizin
banisi Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere, anlaşmanın mimarı olan tüm devlet
adamlarımızı rahmetle anıyorum.”


Bu olumlu mesajların aksine 
Cumhurbaşkanı  29 Eylül 2016 tarihinde  muhtarlarla yaptığı konuşmada
“Tarihte bize ne yaptılar. 1920’de bize Sevr’i gösterdiler, 1923’te Lozan’a bizi
razı ettiler. Birileri de Lozan’ı ‘zafer’ diye yutturmaya çalıştı. Her şey
ortada”
  diyerek bir tartışma başlatmış, Lozan Anlaşması’nın “zafer”
diye sunulmasına karşı çıkmıştır. Bu kapsamda vefat eden Kadir Mısırlıoğlu’nun
kitabının adı  dikkat çekicidir :“Lozan, Zafer mi, Hezimet mi?”
(Sebil Yayınevi, 2009)  


Cumhurbaşkanın son 3 yıldaki Lozan
mesajları  29 Eylül 2016 tarihindeki açıklamasını ortadan kaldırmış
gibidir. Taha Akyol’un  tespiti doğrudur: “Bugün Lozan’ı kötülemek
ancak bilgisizlik ve önyargıyla mümkündür.” 


Türkiye’de bazıları  Lozan Barış
Anlaşmasını küçümserken Birinci Dünya Savaşı sırasındaki İngiltere
Başbakanı  olan ve Osmanlı’yı yok eden Sevr (Sevres) Anlaşması’nın en
büyük destekçisi olan Lloyd George, İngiliz  Daily Telegraph gazetesinde 
28 Ağustos 1923 tarihinde yer alan  demecinde, “Türkiye’nin Lozan
başarısı, medeniyetin yenilgisidir”
demiştir.  6 Haziran 1924
tarihinde de Avam Kamarası’nda Sevr’i savunarak  Lozan’ı
İngiltere’nin   yenilgisi olarak nitelemiştir. (Lloyd George and the
Turkish Question, file:///C:/Users/w10/Downloads/UBC_1978_A8%20H57.pdf)


Türk kamuoyunda pek bilinmeyen bir
gerçek  vardır. Türklere  düşman olan Lloyd George’un 
Türkiye’yi Birinci Dünya Savaşı’ndan çekilmeye ikna etmek için gizli bir ajan
aracılığıyla 25 milyon dolar rüşvet vermeye hazır olduğu, Kew Ulusal
Arşivlerinde yayımlanan yabancı ofis istihbarat dosyalarında ortaya çıkmıştır.
Bu miktar günümüzde 200 milyon sterline eşittir. (Lloyd George was prepared to
pay $25 million in bribes through a secret agent to persuade Turkey to pull out
of the First World War, Lloyd George tried to bribe Turks out of Great War, 1
April 2005, https://www.telegraph.co.uk/news/uknews/1486861/Lloyd-George-tried-to-bribe-Turks-out-of-Great-War.html)


Üç yıl önce bir vakıf üniversitesinin 
Hukuk Fakültesi son sınıfındaki iki bayan öğrencim bana  Lozan
Anlaşması’nın gizli maddeleri olduğunu,  Anlaşma’nın 2023 yılında son
bulacağını, bunun doğru olup olmadığını sormuşlardır. Bu konu  16 Mart
2016 tarihinde, Fatih Altaylı’nın sunduğu, Celal Şengör, İlber Ortaylı ve Murat
Bardakçı’nın konuk olduğu Teke Tek programında “Lozan Antlaşması 100
yıllıktır”
iddiasının  doğru olmadığı açıklanmıştır. (https://www.youtube.com/watch?v=EcQUv-JxYvY) 21 Haziran  2014
tarihinde yayınlanan ve 1 saat devam eden programda ise   Kadir
Mısıroğlu neden Lozan’a karşı olduğunu açıklamış, bazılarını da buna
inandırmıştır.
  (https://www.youtube.com/watch?v=SfkG61b66EQ)  İnananlar açısından çok yazık!


Anlaşma metninin gerek Türkçesinde ve gerekse
orijinal Fransızca metninde  böyle bir  maddenin 
bulunmadığını  açıklamama rağmen  öğrencileri  ikna edemedim.
Öğrenciler ısrar edince, Anlaşma Metni’nin TBMM’de olduğunu,  bunu
inleyebileceklerini söyledim. Yine ikna olmayınca,  kendilerine http://www.ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2016/11/3-Lozan13-357.pdf
adresinden Türkçe ve Fransızca metinlerini okumalarını önerdim. Lozan
Anlaşması’nın  Fransızca  aslının  Paris’te, Fransız Dışişleri
Bakanlığı Arşivi’nde muhafaza edildiğini de  belirttim. Öğrencilerime
 Paris’in Sevr (Sevres) banliyösünde bulunan Seramik Müzesi’nde (Musée
National de la Céramique)  Anlaşma’nın imzalandığını söyledim. 1745
yılından bu yana  faaliyet gösteren binanın hem müze hem de fabrika olarak
birleşik adı Cité de la Céramique’tir. Müze’nin önüne Ermenilerin  sözde
Ermeni soykırımı anıtı diktiklerini, böylece Sevr Anlaşması’ndaki büyük
Ermenistan’a atıfta bulunduklarına dikkatlerini çektim.


Lozan Anlaşması’na taraf çok sayıda ülke
olduğunu, onaylı birer örneğinin tüm imzacı ülkelere verildiğini, Lozan’ın, bir
veya birkaç ülke için gizli maddelerinin olmasının mümkün olmadığını
sınıfa  kabul ettiremedim.  Sevr Anlaşması’nın 62, 63 ve 64’ncü
maddelerinin bağımsız bir Kürdistan kurulmasını öngördüğünü, bu
maddelerin   Kürtlere self determinasyon hakkı verdiğini 
söylememe rağmen  öğrencileri  inandıramadım.  Demek ki öğrencilerin lisede beyinleri yıkanmış.


Öğrencileri ikna edemeyince Paris’e giderek
orijinal metne bakmalarını önerdim. Çünkü Fransa, Lozan Anlaşması’na taraf
ülkelerin onay belgelerini göndereceği ülke olarak belirlendiği için
Türkiye’nin onay belgesi de Paris’in Courneuve adlı banliyösündeki arşiv
merkezindedir.  Arşivlerde, Mustafa Kemal’in Atatürk soyadını almadan
önceki imzasıyla gönderdiği belgelere de  bulunmaktadır.


Mezun olduktan sonra  gidip
gitmediklerini bilmiyorum. Bu durumu dönemin Milli Eğitim Bakanı’na
ileterek  doğru olmayan bilgileri öğreten öğretmenler hakkında soruşturma
açılması gerektiğini ilettim ama bu konuda hiçbir gelişme olmadı.


Lozan’ın 2023 yılında son bulmasını dile
getirenlerin;  Sevr (Sevres) Anlaşması’nı  istediklerini, çünkü 
Sevr’de Türkiye topraklarında Kürdistan ve Ermenistan devletlerinin
kurulmasının yer aldığını,  Cumhuriyetin değerlerine karşı olduklarını, bu
sebeple bir algı operasyonu yaratmaya çalıştıklarını açıklamama  rağmen
kimse ikna olmadı. Tüm bunlar suya yazılan yazılar misali Baki’nin dediği gibi “Yüksek
sesini bu aleme Davut gibi sal, Çünkü bu gök kubbede baki kalan ancak hoş bir
seda”
olarak kalmıştır.


Mahatma Gandi  Sevr Anlaşması’nı
adaletsizlik anıtı olarak adlandırmıştır: “Savaşta talihi yaver gitmedi diye
kahraman ve cesur bir ırkın yok edilmeye çalışılması insanlığın bir zaferi
olmayacak, fakat insanlık dışı davranışın bir örneği olarak tarihe geçecektir.”

(Ravindra Kishore Sinha, Kurtuluş Savaşı, Devrimler, Mustafa Kemal ve Mahatma
Gandi, Milliyet Yayınları, İstanbul, 1972, s.102-181)  


İngiltere Başbakanı David Lloyd George 
29 Ekim 1919 tarihinde Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada  şunları
söylemiştir: “Dünyanın en zengin topraklarından biri olan geniş bir ülkeyi
Türk’ün mahvedici nüfuzundan azad eyledik. Medeniyet yüzlerce yıl bu yolda
başarısızlığa uğradıktan sonra İngiltere bunu gerçekleştirdi.”
(Taha Akyol,
Bilinmeyen Lozan, İstanbul, 2014, s. 23).


Fransa’da güçlü bir Ermeni diasporası vardır
.Ermeniler Sevr Anlaşması’nın imzalandığı  müzenin önüne 8 Mart 2001
tarihinde  sözde Ermeni Soykırım Anıtı dikmişlerdir. Anıtın üzerinde “1915’te
Jön Türk Hükümeti tarafından Birinci Dünya Savaşı’nda soykırıma uğratılan 1,5
milyon Ermenin anısına”
yazılıdır. Bu ifade Auschwitz- Birkenau toplama
kampının önünde de vardır. Bir farkla: 1,5 milyon Yahudi 1,5 milyon Ermeni
olarak değiştirilmiştir.  Sevr Anlaşması’nın imzalandığı  salon
  aşağıda soldadır.  (https://gallica.bnf.fr/ark:/12148/btv1b9034015t/f1.highres)
Sağda fotoğraf salonun şimdiki durumunu göstermektedir. Sevr Antlaşması’nın tam
metnini  http://www.ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2016/11/6-Sevr.pdf
linkinden okumak mümkündür.


Birinci Dünya Savaşı’nın  sonlanmasının
100’ncü yılı nedeniyle Paris’teki Ordu Müzesi tarafından düzenlenen  ve 27
Kasım 2018 tarihinde açılan sergide  Lozan Anlaşması onay metni ve Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal’in dosyanın üstündeki
mührü  ilk defa  sergilenmiştir. Sergide, Lozan Anlaşması’nın imzadan
sonra Fransa’ya verilen orijinal kopyası ile Lozan Anlaşması’nın Büyük Millet
Meclisi tarafından onandığına ilişkin Mustafa Kemal ve İsmet İnönü imzalı resmi
belge de yer almıştır. Onama belgesinde o dönem Büyük Millet Meclisi Başkanı
olan Mustafa Kemal’in, Türkiye Latin harflerine geçmeden önce kullandığı
imzası  vardır. Belgenin  altında  Dışişleri Bakanı sıfatıyla İsmet
Paşa’nın imzası bulunmaktadır.


Sevr (Sevres) Anlaşması’na
 ilişkin sergilenen 21 Nisan 1920 tarihli belgede, Protestan, Katolik ve
Ortodoks Ermenileri, itilaf devletlerinin Türklerle vardıkları anlaşmaya
uyacaklarını taahhüt etmektedirler. Belgenin yanına  “Mustafa Kemal’in
zaferleri sonucu bu anlaşma asla uygulanmamıştır”
notu  konulmuştur.


Serginin küratörlerinden (sergi düzenleyicisi)  Emmanuel Ranvoisy, Sevr
Anlaşması’ndan “Beklenti ve temenni belgesinden öteye gidemedi. Buradaki
anlaşmalar İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte geçersiz kaldı. Şu anda varlığını
sürdüren ve geçerli olan tek anlaşma Lozan’dır”
demiştir. Ranvoisy, Türk
kamuoyunda gündeme getirilen “Lozan’ın 100’ncü yılında sona ereceğine dair
gizli maddeler içerdiğine”
yönelik  görüşleri “safsata” olarak
nitelendirmiş, “Belge orijinal olarak  burada  incelenebilir.
Arşivlerde başka bir metin yok. Lozan, Mustafa Kemal’in galibiyetinin ürünüdür

 açıklamasında bulunmuştur


Sergide Versailles, Saint-Germain, Neuilly,
Trianon, Lozan  (Lausonne) Anlaşmaları  yer alırken  Sevr
(Sevres)  anlaşması metni yerine Sevr Anlaşması’nı Ermenilerin
onayladığına ilişkin bir belge  yer almıştır. Osmanlı’nın imzalayıp, Büyük
Millet Meclisi’nin yok saydığı Sevr sadece üç yıl  yürürlükte
kalabilmiştir.  Sergide  üç  imparatorluğun (Almanya,
Avusturya-Macaristan, Rusya) bayrakları  ‘tabut’ içinde, 
Osmanlı bayrağı ise   bir tabuttan sarkmış şekilde yer almıştır.
Savaş sonrası kurulan yeni dünya düzeni anlatılırken, Mustafa Kemal Paşa ve
İsmet Paşa’nın fotoğrafları da bulunmaktadır.


Lozan’da  Türk zaferi düşmana
onaylatılmış, eksikler olsa da yapılabilecek olanın azamisi o günkü şartlarda
yapılmış ve Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. 23 Temmuz 1923 günlü Tevhid-i
Efkar gazetesinde  Ebuzziya Zade Velid, imparatorluk topraklarının
kaybından üzüntüsünü belirtmiştir ama  Lozan Anlaşması hakkında da şu
doğru  tespiti yapmıştır: “Delegelerimiz siyasi ve iktisadi
istiklalimiz açısından mevcudiyetimizi ve milli inkişafımızı sağlayacak bütün
esasları kurtarmaya muvaffak oldular.”


Lozan Barış Anlaşması’nı imzalayan İsmet
İnönü, Lord (George)  Curzon ile ilgili önemli bir anısını şöyle
anlatmaktır: “Bir gece toplantısında bulundum. Beraberdik. İkimiz vardık,
bir de Amerika Murahhası Mr. Chaild vardı. Lord Curzon bana dedi ki ‘hiçbir
dediğimizi makul olduğuna, haklı olduğuna bakmaksızın kabul etmiyorsunuz. Hepsini
reddediyorsunuz. En nihayet şu kanaate vardık ki, ne reddederseniz hepsini
cebimize atıyoruz.


Memleketiniz haraptır. İmar etmeyecek
misiniz? Bunun için paraya ihtiyacınız olacaktır. Parayı nereden bulacaksınız?
Para bugün dünyada bir bende var, bir de bu yanımdakinde. Unutmayın, ne
reddederseniz hepsi cebimdedir. Nereden para bulacaksınız, Fransızlardan mı?


Ben, evet dedim. Curzon sözlerine
devam etti: Para kimsede yok. Ancak biz verebiliriz. Memnun olmazsak kimden
alacaksınız? Harap bir memleketi nasıl kurtaracaksınız? İhtiyaç sebebiyle yarın
para istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüz zaman, bugün reddettiklerinizi
cebimizden birer birer çıkartıp size göstereceğiz.’


Lord Curzon’un bu sözleri kulağımda
kalmıştır ve sözünün geçtiği her yerde hatırlamışımdır.  Lozan Konferansı
olalı 45 sene geçti. Bu sözleri hiçbir zaman unutmadım. Bu 45 sene içinde para
almak için müracaat ettiğimiz her yerde bu ihtimalleri görmüşümdür.


Lord Curzon’un sözleri bittiği zaman,
kendisine dedim ki: ‘Şimdi meseleleri halledelim, para istemek için gelirsem o
zaman gösterirsiniz.’ Hakikat şudur ki, İkinci Cihan Harbi kapı önünde
görününceye kadar mali bakımdan bize kolaylık gösterilmemiştir. Ve Türkiye
kendisini kendi alın teri ile tamir ederek İkinci Cihan Harbi’ni idrak
etmiştir.” ((http://www.ismetinonu.org.tr/lozan-antlasmasi.htm,
http://www.trtarsiv.com/izle/84688/ismet-inonu-nun-lord-curzon-a-cevabi)


Lozan’da kapitülasyonların kaldırılmasını,
Osmanlı borçlarının makul ölçüde ödenerek tasfiye edilmesini, Duyun-u Umumiye
İdaresine son verilmesinin karara bağlanmasını, Musul petrollerinden pay
alınmasını,  ekonomik kalkınma için çok önemli bir zırh olan gümrüklere
gecikmeli de olsa egemen olunmasını, kabotaj hakkının elde edilmesini
 önemli ekonomik kazanımlar olarak değerlendiriyorum.


Lozan Anlaşması ve ona ekli Ticaret Sözleşmesi
ile beş yıllık bir gecikme ile Türkiye gümrüklerine hakim olabilmiştir. Böylece
Osmanlı’dan farklı olarak  genç Cumhuriyet sanayileşme sürecinde 
önemli adımlar atmış, Batılı ülkelerin açık pazarı olmaktan kurtarılmıştır. (S.
Rıdvan Karluk, Türkiye Ekonomisi, 13. Baskı, 2014, s. 254)


Erhan Bener’in  Bürokratlar (Remzi
Kitapevi, 2002) kitabının üçüncü cildindeki  tespitler çok önemlidir.
Bener’in 1960 yıllardaki OECD  Nezdinde Türkiye Büyükelçiliğindeki
anılarının bilinmesinde yarar vardır. O yıllarda Daimi Temsilci 
olan  Cahit Kayra, OECD Türkiye’ye Yardım Konsorsiyomu’nun Türkiye’ye
yapılacak yardım için ileri sürdüğü şartları, Osmanlı devletine kabul ettirilen
Duyun- u Umumiye şartlarına benzetir. Fransız Devlet Yayınları Kurulu’ndan
aldırdığı Sevr Anlaşması’ndaki ekonomik ve mali hükümlerle, OECD
Konsorsiyomu’nun şartları arasında  büyük benzerlik vardır. Konsorsiyomun
hazırladığı metinlerdeki bazı ifadeler, Sevr Anlaşması’nda da  yer
almaktadır.


Bunun üzerine Cahit Kayra da şu tespitte
bulunur: “Bizim okullarda Sevr Anlaşması’nı sadece imparatorluğun coğrafya
bakımından parçalanmasını sağlayan bir anlaşma diye okuturlar. Oysa içindeki
ekonomik, mali hükümler bu parçalanmadan çok daha önemlidir. Daha sonra, Lozan
Anlaşması sırasında, toprak parçalanmasına önem vermeyen sömürgeci devletler,
Sevr’in ekonomik ve mali hükümlerini uygulamakta çok direnmişlerdi. Bana kalsa,
okullarımızda, Lozan’dan çok, Sevr Anlaşması’nı okutmak gerekir. O zaman
gençlerimiz bugünü daha iyi anlayabilirler.”


Kayra’nın tespitlerine katılıyorum. Çünkü,
Paris’te görev yaptığım 1985-1990 döneminde OECD Türkiye’ye Yardım Konsorsiyomu
toplantılarını Devlet Planlama Teşkilatı adına Planlama Müşaviri olarak 
izliyordum. Buradaki gelişmeleri ve Türkiye’nin Lozan’daki ekonomik kazanımlarını
Türkiye Ekonomisi kitabımda   ayrıntılı olarak  açıkladım.
Lozan’daki en büyük ekonomik başarı  kapitülasyonların kaldırılmasıdır. 22
Temmuz 1909 tarihinde Cumhuriyet’in ilanından 14 yıl önce Kalem dergisinde
yayınlanan karikatürde Osmanlı  askeri elinde silah ineğin bekçiliğini
yapıyor, yabancılar gelip kovalarla süt sağarak götürüyor.


İsmet İnönü  Lozan’da müttefiklerin
kendisinden çok daha yaşlı ve tecrübeli diplomatların  karşısına
çıktığında henüz 38 yaşındaydı ve  bir asker olmasına rağmen ekonomik
baskılara boyun eğmemişti. Kendi ifadesiyle Lozan’da en önemli baskı, mali ve
ekonomik  yönde olmuştur. Yeni Türk devletinin yaşamasında ve
kalkınmasında hiçbir yardım yapılmamıştır. Kabotaj hakkı bile  iki yıl
 sonra kullanılmak üzere kayda bağlanmıştır.


Lozan Anlaşması konusunda son sözü büyük önder
Mustafa Kemal Atatürk  söylemiştir: “Saygıdeğer Efendiler, Lozan Barış
Anlaşması’nın içine aldığı esasları, diğer  barış teklifleriyle  daha
çok karşılaştırmaya gerek olmadığı kanısındayım. Lozan Barış Anlaşması, Türk
Ulus’una yüzyıllardan beri hazırlanmış  ve Sevr Anlaşması ile 
tamamlandığı sanılmış  büyük bir suikastın yıkılışını anlatan bir
belgedir.  Osmanlı tarihinde benzeri bulunmayan bir siyasal utku eseridir”

(1927, Söylev, II, s. 76, 24 Temmuz 1933, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi)
Birleşik Krallık açısından değerlendirmeyi  İngiliz Sir Andrew Ryan 
yapmıştır: “Lozan’da onursuz bir barış imzaladık. Lozan, Birleşik
Krallığın  şimdiye  kadar imzalamış olduğu anlaşmaların en uğursuzu,
en mutsuzu, en kötüsüdür.”


Lozan,  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın
 söylediği gibi Türkiye Cumhuriyetinin tapu senedir. Bir kere 
delinirse bir daha yapıştırmak, Orta Doğu bataklığında mümkün değildir. Lozan
Anlaşması Cumhuriyetimizin 100’ncü yılı olan 2023’te  son bulacak
diyenler, Lozan Anlaşmasını delmek isteyenlerdir.


Lozan Anlaşması’na husumet duyanlar acaba
neyin peşindeler? İstiklal Savaşı için Yunan kazansaydı diyebilecek kadar ileri
gidenlere acaba ne demeli?  Bu kişinin  Ortodoks çanları altında
ibadet ederse kendini daha mutlu hissedeceği için bu açıklamayı yaptığı
kanısına vardım. Öncelikle bilgi sahibi olmadan fikir sahibi  olanlara
Taha Akyol’un  Bilinmeyen Lozan  kitabını okumalarını öneririm.
Akyol’un  ilk Meclis, İngiltere Avam Kamarası ve  Lozan Konferansı
tutanaklarına dayandırdığı  kitabında  tüm gerçekler açıklanmaktadır.


Türkiye Cumhuriyeti’nin  tapu senedi olan
Lozan Anlaşması’nın 96’ncı yıl döneminde  başta Mustafa Kemal Atatürk ve
İsmet İnönü olmak üzere  tüm emeği geçenleri saygı ve sevgi ile anıyorum.
Lozan Anlaşması Cumhuriyetimizin 100’ncü yılı olan 2023’te  son bulacak
diyenleri kınıyor, onları  tarihi gerçekleri saptırmamaya davet ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış