GÜNDEM ANALİZİ & DEĞERLENDİRME & RÖPORTAJ (TÜRKÇE & İNGİLİZCE)

NURETTİN AKÇAY : PARAYI LİDYALILAR BULDU ÇİNLİLER BİTİRECEK


10
Nisan 2020


Bu kadar çok şeye şahit olan bir hayat
yaşamak, tekamülü en yüksek hayatları yaşıyoruz sanırım….


Metrodan aşağı iniyor, telefonumdan kare
kod uygulamasını açıp bilet kontrol cihazına okuttuktan sonra hızlıca gelen
trene yetişmeye çalışıyorum. Oturacak yer bulmak buradaki en önemli konu, zira
yol kısa değil. Neyse ki boş bir yer bulup hemen dolduruyorum orayı.

Metrodaki internet, evimdeki internetten daha hızlı olduğu için yaklaşık 45
dakika süren yolculuğumun nasıl geçtiğini fark etmeden Jing’an Temple
istasyonundan inerek, ikinci hatta aktarma yapıyorum. Kafaları telefonlara
gömülü şekilde yürüyen insan kalabalığından sıyrılarak, mini bir markete girip
içecek bir şeyler alıyor ve ödemeyi her zaman olduğu gibi “WeChat Pay” ile
yapıyorum. Zaten Çin’de en son ne zaman para kullandığımı dahi hatırlamıyordum.
Şarjım ya da internetim biter diye telefon kılıfımın arasına koyduğum 100 yuan
bile eskimeye başlamıştı.

İkinci hatta aktarma yaptıktan sonra, Lujiazui istasyonunda iniyorum. Şu meşhur
Şanghay televizyon kulesinin olduğu yer. İlk işim Luckin Coffee’ye gitmek. Hem
Starbucks’tan ucuz, hem de kahve kalitesini çok beğeniyorum. Üstelik
telefonumdaki uygulamadan satın alınca, 28 yuan’a aldığım kahveyi çok rahat
10-14 yuan aralığında satın alabiliyorum. Kahve almak için ne kasaya gidiyorum
ne de sıraya giriyorum. Telefonumdaki uygulamadan siparişi veriyorum, kare kod
ile ödemeyi yapıyorum. Uygulama bana bir sıra numarası veriyor. Çağrılınca
gidip kahvemi alıyorum. Bitti.

Çin’de sistem teknoloji kullanımını öyle ciddi bir şekilde teşvik ediyor ki
isteseniz dahi bundan uzak kalamıyorsunuz. Kahvemi alıyor ve yürümeye
başlıyorum. Karşıdan karşıya geçmem gerekiyor. Yolda araç yok ama bekliyorum;
çünkü geçersem karşıdaki kamera beni tespit edip yüzümü trafik ışığının altında
bulunan ekrana yansıtacak ve beni ifşa edecek.

Kaspersky, (*) bundan yaklaşık bir yıl önce “Earth 2050” isimli bir web sitesi
hazırlayarak çok ünlü fütüristlere geleceğe dair bazı tahminler yaptırmıştı.

Fütüristlerin aksine şimdi anlatacaklarım tahmin falan değil. Var olan,
yaşadığımız ve muhtemelen yakın bir gelecekte tüm dünyanın yaşayacağı bir
gelecek. Biz burada sadece beta sürümünü önceden deneyimliyoruz. Tüm sistem
açıkları giderildikten sonra, dünyanın diğer ülkeleri de çok yakında bu
teknolojileri kullanmaya başlayacak ve bizim şu anki tecrübelerimizi
yaşayacaklar.

Size iyi bir tablo çizmek isterdim fakat gelecek daha çok toplumun nasıl kontrol
edilebileceği üzerine kurgulanıyor.

Küresel salgınla birlikte Çin’de çok yeni teknolojiler kullanılmaya başlandı.
Öyle ki sadece 3 aylık bu süreçte, Çin yönetimi 2000 yeni teknolojiden
faydalandı.

SOSYAL KREDİ SİSTEMİ

Çin, uzun bir süredir vatandaşlarının davranışlarını “sosyal güven” başlığı
altında sıralayarak büyük bir puanlama sistemi kurmuş durumda. Sistem şahıslara
sahip oldukları puanlara göre ödül veya ceza veriyor. Devletin belirlediği
kurallara uyanlar ödüllendirilecek. Kurallara uymayanlar cezalandırılıp teşhir
edilecekti. Sistem bireylerin puanlarını belirlerken; harcama alışkanları,
sosyal medya kullanımı, arkadaş çevresi gibi son derece kapsamlı unsurların
dahil olduğu bir algoritmayı kullanıyor. Basitçe anlatmak gerekirse; bankaların
kara listesi olduğu gibi artık devletlerin de kara listeleri olacak. Kara
listeye girenler birçok ayrıcalıktan faydalanamayacak. Seyahat ve sağlık
hakları dahi kısıtlanabilecek. Kırmızı ışıkta geçmek, kapalı alanda sigara
içmek bile notunuzu düşürebilecek. Çin bu yılın sonuna kadar tüm vatandaşlarını
puanlamayı amaçlıyor. Yapay zekâ ile bütünleşmiş kameralar ile anlık bir
şekilde insanlara puan verecek ve bu puanlar sayesinde, Çin vatandaşları ya iyi
vatandaş ya da kötü vatandaş olarak sınıflandırılacak. Şöyle bir şey hayal
edin, sokağa çıktığınız andan itibaren milyonlarca kamera her anınızı
gözetliyor. Yaptığınız her şey hazırlanan algoritmalarla çözümleniyor ve
sizlere puan veriliyor. Üstelik sistemin yakın gelecekte tüm dünyada
uygulanmaya başlanması kesin gibi. Bu sistemin en önemli yardımcısı ise tüm
ülkeyi sarmalayan yapay zekâ destekli 200 milyondan fazla kamera.

YAPAY ZEKÂSI OLAN KAMERALAR

Çin’de yüz tanıma sistemine sahip kameralar her yerde. Yapay zekânın da dâhil
olduğu sistem korkutucu. Bilim kurgu gibi gelse de her şey gerçek. Sistem aynı
anda yüzlerce kişiyi analiz ediyor. En önemli kısım sistemin psikolojik
analizler yapabilmesi. Kamera görüş alanında bulunan bütün insanları
tanımlıyor. Sakin mi sinirli mi olduğunu, yüzündeki mutluluk oranını, üstünde
nasıl bir elbise olduğunu, saç rengini, cinsiyetini, adını soyadını hatta
ırkını bile anında tespit edebiliyor. Sistem herkesi izliyor, tanıştıkları
diğer kişileri belirliyor ve iki hafta boyunca takipte kalabiliyor. Üstelik
sistem sadece yüzünü gördüğü kişileri değil, arkası dönük ve çok uzakta bulunan
kişileri de tanımlayabiliyor. Bunu da şahsın hareketlerinden anlıyor. Herkesin
yürüme şekli, kol ve bacak koordinasyonunun farklı olduğu bilgisi üzerinden
hareket eden sistem, gün içerisinde herkesten topladığı bilgileri bir havuzda
topluyor. Daha sonra sadece arkadan görülen bir şahıs tespit edilmek
istendiğinde, hedef kişi havuzda bulunan örneklerle karşılaştırılıyor ve
eşleştirme başlıyor. Şu an Çin’de kullanılan bu teknoloji de çok yakın zamanda
tüm dünyaya yayılacak. Zira bu teknoloji, güneydoğu Asya ve Ortadoğu ülkeleri
başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerine ihraç edilmeye hazır halde. Ve
görüşmeler başlamış durumda.

PARAYI LİDYALILAR BULDU ÇİNLİLER BİTİRECEK

Diğer önemli bir olay da dünyanın çok yakın bir gelecekte para kullanma olayına
son vereceği gerçeği. Çin’de şu an neredeyse nakit para kullanımı sıfırlanmış
vaziyette. Çin’i biraz bilen biri Çin’de “WeChat” ve “Alipay” ile tüm
bankacılık işlemlerinin rahatça yapılabildiğini, en ufak dükkândan tutun en
büyük mağazaya kadar sadece QR kod okutarak her ödemenin yapıldığını da bilir.
Sistem o kadar yaygın ki Çinliler nakit parayı neredeyse bıraktı diyebiliriz.
Hiçbir ücret ödemeden, her istediğinize mesajlaşma uygulamanız üzerinden
istediğiniz kadar para gönderebiliyorsunuz. Faturalarınızı ödeyip, sinema
bileti alabiliyor, ev kiralıyor, uçak ve tren biletlerinizi sadece bu
uygulamalar üzerinden satın alabiliyorsunuz. Çin şimdi bu sistemin tüm dünyaya
yayılmasını istiyor ve bu alanda tekelleşmeye çalışıyor. Bu amaçla dünyanın her
ülkesinde ciddi yatırımlar yapıyor. Şimdiye kadar 49 ülkeye girmeyi başardılar.
Türkiye de girmeye çalıştıkları ülkelerden biri. Çin’in yanı sıra Facebook da
WhatsApp üzerinden böyle bir sistem kurmaya çalışıyor. Yazılanlara göre
Facebook sistemin öncelikle para transferi yapmasına olanak verecek, böylelikle
bankaların aracılık ücretlerine son verecek. Yani çok yakın bir zamanda
şunlarla karşılaşacağız. Bankacılık sistemi değişecek. Artık bankalar
olmayacak, nakit para olmayacak, kuyruklar ya da aracılık ücretleri de
olmayacak. Üstelik sistem zaten dünyanın birçok yerinde uygulanıyor. Ve sistem
tuttu. İnsanlar bu yeni deneyimi çok sevdi.

Şimdi mesele bu deneyimi tüm dünyaya yaymak ve daha da yaygınlaştırmak. Kripto
paralar ile bunun çok daha rahat olabileceğini söyleyebiliriz. Geriye sadece
bunu deneyimlememiş insanların korkularını kırmak kalıyor. Bu sorun da biraz
zaman almakla birlikte yakın zamanda üstesinden gelinecek bir konu.

Polislerin kullandığı yapay zekâya sahip kask ve gözlükler, elektrikli araçlar,
ülkenin tamamına yayılmış hızlı trenler, insansızlaşan marketler, neredeyse her
şeyin barkod sistemiyle işlediği bir ülke. Kısacası Çin, şimdiden geleceği
yaşıyor ve çok yakın zamanda Çin’in deneyimleri tüm dünyaya yayılacak. Fakat
devletin birey üzerinde kontrolünün arttığı ve her anımızın gözetlendiği bir
gelecekle karşılaşacağız.

Bugün yaşanan salgın ise
demokrasi ve insan hakları gibi itirazlarla bu sisteme karşı çıkanları da
susturacağa benziyor. Çünkü hepimiz bunların gerekli olduğuna inandırılacağız.


Yazıma George Orwell’in kült romanında 1984’de geçen bir pasajla son vermek
istiyorum:

“Biz, zorla boyun eğilmesinden hoşlanmayız. Bize kendi isteğinle uymalısın. Biz
bize başkaldıranları yok etmeyiz. Akıllarını ele geçirip değiştirir, yeniden
biçimlendiririz. Ondaki tüm kötülüğü yok eder, onu yalnız görünüşte değil, tüm
gönlü ve tüm ruhuyla kendi tarafımıza çeker, sonra öldürürüz.”


NURETTİN
AKÇAY


SANGHAY ÜNİVERSİTESİ – AKADEMİSYEN – ÇİN UZMANI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir