Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


MÜYESSER YILDIZ : LOZAN “GÜNCELLENİYOR”!. .




31 Mart seçimleri sırasında
AKP’nin gündeminde Ayasofya Müzesi’nin camii olarak açılıp açılmaması ve CHP
adayı Ekrem İmamoğlu’nun kazanması halinde İstanbul’un bir “Pontuslu”nun elinin
geçip geçmemesi ile burasının “Konstantinopolis” olup olmaması vardı.


Ayasofya’dan başlayalım.
Tekirdağ mitinginde bir vatandaş Ayasofya’nın ibadete açılması talebinde
bulununca Erdoğan şu tepkiyi gösterdi:


“Sultanahmet’i bir doldurun
ondan sonra ona bakarız. Bak şimdi Büyük Çamlıca Camii’ni yaptık. 4 tane 5 tane
Ayasofya eder. O kadar büyük. 60 bin kişiyi alabilecek kapasitede. Ve Anadolu
Yakası’nda tüm İstanbul’da ve Türkiye’de en büyük camii oldu buyurun. Mesele o
değil. Bu işin siyasi boyu var. Yan tarafta Sultanahmet’i doldurmayacaksın
Ayasofya’yı dolduralım diyeceksin. Bu oyunlara gelmeyelim. Bunların hepsi
tezgâh. Biz ne zaman neyi nasıl yapılacağını çok iyi biliyoruz. Bu namussuzlar
böyle dedi diye biz adım atmayız. Adımı nasıl atacağımızı biz çok iyi biliriz.


Sadece 1 hafta sonra ise TV
programında Ayasofya Müzesi’nin en azından T. C. vatandaşlarına ücretsiz olması
yönündeki taleplerle ilgili şöyle konuştu:


“Olmayacak bir şey değil.
Rahatlıkla olabilir. Ve hatta hatta üzerinde bunun öyle bir dururuz ki bunu
müze ifadesiyle değil artık bunu Ayasofya Camii olarak koyarız. Nasıl
Sultanahmet Camii’ne bütün turistler geliyorlar aynı şeyi Ayasofya’da da yapar.
Müze statüsünden çıkar -zaten biliyorsunuz daha sonradan böyle bir statü buraya
verildi. ”


Seçim bitti; Ayasofya’yla
ilgili “Cami veya ücretsiz giriş” açılımları unutuldu üstüne müze giriş
ücretlerine yüzde 20 zam yapıldı!. .


“Konstantinopolis”e gelince;
Diğer AKP’lilerin seçim sürecinde Ekrem İmamoğlu’na yönelik suçlamaları bir
yana İstanbul’un fethinin 566. yıldönümü konuşmasında Erdoğan şunu söyledi:


“Burası İstanbul bir diğer
adıyla İslambol. Burası Konstantinopol değil ama burayı böyle görmek isteyenler
var. Böyle görmek isteyenlere karşı 22 günümüz var. ”


Lozan’ın Yıldönümünden 11 Gün
Sonra


Bilindiği gibi 12 gün önce
Lozan Antlaşması’nın 96’ncı yıldönümünü kutladık. Yıldönümü mesajında Erdoğan
“Lozan’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş senedi” olduğunu vurguladı.


Bu mesajdan 11 gün sonra dün
Erdoğan İstanbul’da Süryani Ortodoks Kilisesi’nin temelini attı. Erdoğan’ın bu
“Açılımı” “Cumhuriyet tarihinde ilk” diye sunulurken Beyoğlu Süryani Kadim
Meryemana Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sait Susin de şunları söyledi:


“Mor Efrem Süryani Ortodoks
Kilisesi kadim kiliselere ait Cumhuriyet tarihinde yapılan ilk kilise olacak.
Cumhurbaşkanımız hem kilise iznini veren hem de temel atma törenine katılan ilk
devlet başkanımız olacak. İnşallah açılış kurdelesini de kendisinin kesmesini
istiyoruz. ”


Cumhuriyet tarihinde özellikle
AKP iktidarı döneminde başka “İlkler” de yaşandı. Lozan’a aykırı olarak Fener
Rum Patrikhanesi Meclis’ine Türk vatandaşı olmayan Papazların atanmasına izin
verilmesi Patrikhane’nin “Ekümenliğinin” fiilen kabul edilmesi gibi…


“Patrikhane” demişken Süryani
Kilisesi’nin temel atma törenine Patrik Bartholomeos ve İstanbul Büyükşehir
Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da katıldı.


Biliyoruz Erdoğan sormaz ama
keşke en azından Kıbrıs konusundaki hassasiyetiyle gündeme gelen İmamoğlu
Patrikhane’nin Mayıs ayında ABD Rum Ortodoks Başpiskoposluğu’na atadığı Türk
vatandaşı Elpidophoros Lambriniadis’in 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekatı’nın
45’inci yıldönümünde yayınladığı mesajda Türkiye’yi “işgâlci” olarak suçlaması
konusunda Bartholomeos’a “Bu ne iş?” deseydi!. .


Lozan’a Göre Süryanilerin
Konumu


Temel atma töreninde
Erdoğan’ın yaptığı konuşmaya geçelim. Süryani toplumunun coğrafyamızın kadim
evlatları olduğunu belirten Erdoğan özetle şunları söyledi:


“Bu coğrafyayı yaklaşık bin
yıldır İstanbul’u da 566 yıldır yöneten bir milletiz. Bu uzun tarih boyunca
coğrafyamız hep dini etnik kültürel çeşitliliğin çok renkliliğin en önemlisi de
insanlık vicdanının merkezi olmuştur… Son olarak Suriye ve Irak’tan gelen ve
içlerinde Arap Kürt Türkmen ve bu Müslüman kardeşlerimizin yanında Süryanilerin
Ezidilerin ve diğer inanç gruplarına mensup insanların da bulunduğu 4 milyona
yakın insanı şu anda biz ülkemizde misafir ediyoruz… Demokrasimizi
güçlendirerek ülkemizdeki herkesle birlikte farklı dinlere mensup cemaatlerin
özgürlük alanlarını genişleten haklarını garanti eden çalışmalar yürüttük.
Bugün geldiğimiz noktada demokrasinin geliştirilmesinin ve bu yönde atılan
adımların ülkemize zarar vereceğini iddia edenlerin ne kadar yanıldıklarına hep
birlikte şahit oluyoruz. Bize göre bugün Türkiye geçmişe göre çok daha güçlü
bir toplumsal yapıya sahiptir. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak önümüzdeki dönemde
de aynı yaklaşımla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. ”


Daha Sevr’den beri geride dağ
gibi bir “Süryani sorunu” projesi olmasa Erdoğan’ın bu sözlerine de “Cumhuriyet
tarihindeki bu ilke” de diyecek bir şey yok.


Nedir o birikim; anlatalım
kararı sizler verin.


Sevr’den başlayalım; “Büyük
Ermenistan”ın bir ayağının Çukurova’ya uzatılması hedeflenmiş ancak bölgede
yeterince Ermeni nüfus olmadığı için Süryanilerin tampon olarak kullanılması
planlanmıştı.


Sevr’i parçalayan Lozan’a
gelince; Ülkemizde sadece “Rum Ortodoks ve Ermeni Ortodoks Hıristiyanlar ile
Yahudiler” azınlık kabul edildi. Ancak ABD’nin 2001’den beri yayınladığı Dini
Özgürlükler Raporu’nda bu durumdan şikâyet edildiği hem ABD hem AB’nin “Kürtler
Aleviler Lazlar Çerkezler Bahailer Protestanlar Yahova Şahitleri ve
Süryanilerin” de azınlık sayılmasını istediği malûm.


2001 ne ki? Bunlar daha Lozan
görüşmelerinde önümüze konmuş taleplerdi. Hemen Lozan’da Azınlıklar alt
komitesinin “Ermeni Asuri Geldani heyetlerinin dinlenmesi” başlıklı oturumuna
katılmayı reddeden Türk heyetinden Dr. Rıza Nur’un şu tepkisini aktaralım:


“Ermeniler Lozan’a dolmuş
Ermeni yurdu diye paçaları sıvamış çalışıyorlar. Ben yalnız Ermeni görmüştüm.
Şimdi bir de hiç bilmediğimiz ve aklımıza gelmeyen Asuri Geldaniler varmış.
Hayret alıklaştım. Demek bize oyun ediyorlar. Biz devletlerle müzakereye geldik
Ermeni Asuri devlet değil ki…”


Dr. Rıza Nur’un tepkisine
rağmen komisyon o heyetleri dinler. Ana heyetler toplandığında da meşhur Lord
Curzon Asuri ve Keldaniler için “Dilleri okulları görenekleri ve dinleri
konusunda tam garanti ister”.


2001’den Beri Neler Oldu?


Şimdi de son 20 yılda olanları
özetleyelim.


En önce 2000’li yıllarda
Mardin ve civarına giden bir BM görevlisi çok geniş bir rapor hazırladı.


2001’de Brüksel’de merkezi
Hollanda’da olmak üzere bir Asuri-Keldani-Süryani Birliği kuruldu. Birliğin
Başkanı Fikri Aygur’un ilk talebi “Lozan Barış Antlaşması’nın gözden geçirilip
kendileri açısından değiştirilmesi” idi. Keza Berlin’deki Avrupa Asuri
Süryaniler Birliği Süryani Asuri ve Keldanileri “Protesto gösterileri yapmaya
AİHM’e başvurmaya Türkiye’den soykırımın tanınmasını istemeye ve Güneydoğu’da
alt yapının oluşturulması için savaşmaya” çağırdı.


Avrupa’daki bir diğer Süryani
örgütü Süryani Araştırmalar Merkezi de 2003-2004 yıllarında ilk olarak
Londra’da bir konferans ardından İngiliz Parlamentosu’nda toplantı düzenledi.
Merkezin Başkanı Sabri Ataman toplantıda şu iddialarda bulundu:


“Henüz 90 yıl önce 1915
yılında yaklaşık olarak Süryanilerin üçte ikisi Osmanlı İmparatorluğu’nun
ellerinde katledilmiştir. Süryanilerin anayurdunda yapılan katliamın ardından
kardeşlerimizin kalplerindeki hudutsuz acı ve çocuklarımızın gözlerindeki
korkuya rağmen 90 yıl sonra ulusumuzun üçte ikisini yok eden hain soykırıma ve
katliamlara karşı başkaldırmaya başladık…Süryani toplumu bu gün soykırımın
tanınması ve soykırım kurbanlarından özür dilenmesini ve bunun Türkiye’nin
AB’ne katılımı için ön koşul haline getirilmesini istiyor. ”


Toplantının ev sahibi İngiliz
Milletvekili Steven Pound ise “Türkiye Asuri-Süryani ve Ermeni halklarına karşı
yaptığı soykırımı kabul edinceye kadar mücadele edeceğimize söz veriyorum”
dedi.


Sonrası çorap söküğü gibi
geldi; Avrupa Parlamentosu 2006 Türkiye raporunda “Pontus ve Süryani
soykırımının tanınması” istendi… Fransa’nın bir bölgesine sözde “Süryani
soykırımı anıtı” dikildi…


Avusturya’nın başkenti Viyana’da
düzenlenen “Süryani Soykırımı Konferansı”nda Türklerin 600 bin Süryani’ye
katlettiğini öne süren Süryani Araştırmalar Merkezi Başkanı Sabri Ataman yeni
hedeflerini şöyle açıkladı:


“Yakın bir gelecekte birçok
Avrupa ülke parlamentosu ve kurumu Asur-Süryani soykırımını konuşacak ve
kararlar alacaktır. Fransa başta olmak üzere İsveç Avusturya Almanya ve
Hollanda’da Asuri-Süryani soykırım mağdurları anısına birçok anıt dikilecektir.
Fakat dikilecek anıtların en anlamlısı da Van Hakkari ve Diyarbakır’da
dikilecek anıtlar olacaktır. Bir gün gelecek ve onlara da sıra gelecektir. ”


Bir başka örgüt İsveç’teki
Süryani Federasyonu Başkanı Robert Halef Stockholm Büyükelçiliği’mize sunduğu
raporda “Mardin–Midyat bölgesindeki mal ve arazilerinin bölgedeki Kürtler
tarafından gasp edildiği” iddiasıyla “Yurtdışında yaşayan Süryaniler için
Türkiye’de bir yerleşim birimi kurulması ve buranın özerk bir yapıya
kavuşturulmasını” istedi. Raporda “Mardin İstanbul ve Midyat’ta yaşayan
Süryanilere dil ve din eğitim hakkı tanınması” talebi de yer aldı.


Geçen süreçte birçok Avrupa
ülkesinde böyle bir dizi toplantılar yapılıp raporlar yayınlandığını
“Süryanicilerin” Ermeniler Rumlar ve PKK’yla birlikte hareket ettiğini de
belirtip 2009’a gelelim. Merkel’in talimatı üzerine Mardin Midyat’a giden
Almanya’nın o dönemdeki Ankara Büyükelçisi Eckart Cuntz “Süryani meselesinin
önümüzdeki günlerde Türkiye’nin başını ağrıtabileceğini” duyurdu.


Büyükelçi Cuntz’dan devam
edelim. Ergenekon kumpasının tam gaz sürdüğü 2010’da Cemaatin gazetesi Zaman’a
verdiği özel demeçte “Ergenekon davasının Türkiye’de devlete ve demokrasiye
karşı yapılan bazı girişimlerin hukuk devleti çerçevesinde ortaya çıkarılması
sınavı olduğunu” söyledikten sonra “Türkiye’de yerel yönetimlerin kilise
çanlarının çalınması konusunda karar almasını Ruhban Okulu’nun açılmasını
Katolik Protestan ve Süryani cemaatlerine tüzel kişilik verilmesini” istedi.


Tüm bunlardan sonra soralım:


Dünkü temel atma töreni
bizlere “Özgürlükler” kapsamında bir adım olarak gözükse/gösterilse de “Süryani
sorunu”nun sahipleri acaba bundan “Türkiye Lozan’ı güncelliyor” sonucu çıkarmış
mıdır çıkarmamış mıdır?
 

Müyesser YILDIZ


4 Ağustos 2019




LİNK : https://www.facebook.com/notes/m%C3%BCyesser-y%C4%B1ld%C4%B1z/lozan-g%C3%BCncelleniyor/3044231255617858/?qid=6721268136920458276&mf_story_key=1525389619363106959&__tn__=HH-R

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış