Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


MUSTAFA SOLAK : LOZAN ZAFER Mİ HEZİMET Mİ ???




Kimileri “İngilizlerin Osmanlı’yı durdurmak için
laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdurduklarını”, kimileri “Lozan’da çok toprak
kaybedildiğinden” hareketle Lozan Antlaşması’nın zafer değil hezimet olduğunu,
2023’te sona ereceğini iddia ediyor. Hatta Lozan’ın güncelletilerek
“kaybedilen” toprakların yeniden elde edilmesini arzulayanlar da var.


Yenişafak yazarı Yusuf Kaplan, İngilizlerin
Osmanlı’yı durdurmak için laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdurduklarını, Sevr
gösterilerek, Lozan’ın imzalatıldığını, yani ölümü gösterip sıtmaya razı
ettiklerini iddia etmişti. İngilizlerin “Müslümanları İslâm’dan uzaklaştırmak”
için başvurdukları yollardan birinin “Osmanlı’nın yerine seküler Türk
devletinin kurulması olduğunu şu cümleleriyle yansıtıyordu:


“Seküler Türk devletinin kurulmasında,
İngilizler, doğrudan değil, dolaylı olarak rol oynadılar.


Yunanlar üzerimize salındı.


Sevr gösterilerek, Lozan imzalatıldı. (Ölümü
göstererek sıtmaya razı ettiler bizi!)


Hilâfet kaldırıldı.


Sonuçta, Jakoben, tepeden monteleme yöntemiyle
işleyen, önce devleti, sonra toplumu sekülerleştirmeyi yani İslâm’dan
arındırmayı, uzaklaştırmayı hedefleyen kapsamlı bir proje hayata geçirildi.”


Dahası yazar Lozan Barış Antlaşması ile Anadolu
yarımadasına hapsedildiğimizi iddia ediyor.


Bu sözlerin yazarı emperyalizme isyan ederek
kurulan laik cumhuriyetimizden önce kapitülasyonlar yoluyla İngilizlere ve
diğer emperyalist devletlere ekonomik, siyasi hukuki bağımlı olduğumuzu,
kendisinin ifadesiyle ayağımızın prangalarla bağlı olduğunu bilmez mi?


İngilizlerin İstanbul’un işgal ettiği, padişahın
da İngilizlere boyun eğdiğini bilmez mi?


Anadolu yarımadasına hapseden anlayışın laiklik
değil de İslamcılık olduğunu bilmez mi?


Hatta bırakalım Anadolu’yu eğer Anadolu’daki
Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki milli mücadele durdurulmazsa İstanbul’un
dahi elden gideceğini söyleyen Damat Ferit Paşaların, Vahdettin’in, İngilizin
varlığını bilmez mi?


İngilizlerin laik devlet kurdurmak yerine
avucundaki halife aracılığıyla tüm İslam alemini yönlendirmek istemesinin daha
akılcı olduğunu bilmez mi?


İstanbul gibi birçok şehrin Gayrimüslim olan
İtlaf devletlerince işgal edildiğini, Müslümanların düşman dipçiği altında
yaşamaya mecbur olduğunu ve buraları kurtaranın laik önderlikteki Kuvvacılar
olduğunu bilmez mi?


“Prof. Dr.” ünvanlı olduğuna göre bilir de
laiklik ile sorunlu olduğu için laik Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde
imzalanan Lozan Antlaşmasına karşı olur.


Lozan’da bağırsak sesimizin duyulacağı adaları
mı verdik?


“Lozan zafer değil hezimettir” diyenler şunu
söylüyor:


 “Birileri Lozan Antlaşması’nı zafer diye
yutturmaya çalışıyor. Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştı.
Bağırsan sesimizin duyulacağı adaları verdik. Bu zafer mi? O masaya oturanlar
Lozan’ın hakkını veremediler.”


“Bu zafer mi?” diyenlere yanıtı ise İngiliz
Heyeti Başkanı Lord Curzon’un Lozan’da isteklerine direnen İsmet İnönü’ye
söylediklerini gösterelim:


“Hiçbir dediğimizi kabul etmiyorsunuz. Biz de
neyi reddederseniz hepsini şimdilik cebimize koyuyoruz. Savaş sonrası ülkeniz
harap durumda ve paranız da yok. Yarın para istemek için karşımıza gelip diz
çöktüğünüzde bu gün reddettiklerinizi cebimizden birer birer çıkarıp size
göstereceğiz.”


Türkiye Kıbrıs’tan Lozan’da vazgeçmedi. Lozan
sadece İngiltere’nin 1914 yılındaki Kıbrıs ilhakını tanıdı. Ada 1882’den
itibaren Osmanlı toprağı olmaktan çıkmıştı. Tahtta II. Abdülhamid vardı. 1913
yılında imzalanan Londra Antlaşması’yla Yunanlar, Gökçeada ve Bozcaada
dışındaki adaları işgal etti. Bu adaları Lozan’da aldık.


2. Balkan Savaşı sonunda yapılan Atina
Antlaşması (14 Kasım 1913) ile Girit, Gökçeada, Bozcaada, Meis ve Kaş adaları
dışındaki tüm adalar Yunanistan’a verildi. Ege Adaları’nın geleceğinin “büyük
devletlerce belirlenmesine” karar verildi. Osmanlı Devleti’nin itirazı üzerine
14 Şubat 1914’te Osmanlı’ya iletilen Londra’da Büyükelçiler Konferansı
kararları ile Meis Adası hariç 12 Ada İtalya’ya, İmroz (Gökçeada) ve Bozcaada
dışındaki bütün Ege Adaları Yunanistan’a verildi. Osmanlı Devleti 15 Şubat
1914’te büyük devletlere bir nota göndererek bu durumu kabul etmese de I. Dünya
Savaşı’nın başlamasıyla Ege Adaları fiilen Yunanistan’da ve İtalya’da kaldı.
Türkiye’de ise fiilen Gökçeada, Bozcaada ve Meis vardı.


Lozan’da Gökçeada, Bozcaada, Tavşan Adası, Eşek
Adası gibi adalar alınabilmişti. Ayrıca Anadolu sahillerine üç milden az
uzaklıkta bulunan adalar ve adacıklar da Türkiye’ye verilmişti. Lozan’da
kaybedildiği, “bağırsak sesimiz duyulacak” diye iddia edilen adalar, daha önce
elden çıkmıştı.


Lozan 2023’te mi sona eriyor?


Lozan Antlaşması’nın her yıl dönümünde “çok
gizli” yazan 21 maddelik ek protokolün olduğu teranesi ısıtılır. Bu ek
protokolde şu maddelerin yer aldığı iddia edilir:


Madde 2: ”Türkiye, Boğazlar üzerindeki
hâkimiyetinden 24 Nisan 2023’ü 25 Nisan 2023’e bağlayan gece yarısı tamamen
vazgeçecek ve bölge, anlaşmada imzası bulunan diğer devletlerin hâkimiyeti
altına girecektir.”


Madde 7: ”Türkiye 24 Nisan 2023 tarihi
itibariyle bütün yeraltı servetlerini ve doğal kaynaklarını kullanma hakkından
feragat edecek, bu hak anlaşmada imza sahibi olan diğer memleketlerin
olacaktır. İşbu maddeye ormanlar, madenler ve bütün enerji kaynakları da
istisnasız dahildir.”


Madde 9: ”Türkiye, Fener Patrikhanesi’nin
ekümenik olduğunu kabul edecektir. Patrikhane 24 Nisan 2023’ten itibaren
milletlerarası hükmî şahsiyete sahip olacak, Ayasofya Patrikhane’ye
devrolunacak.”


Madde 17: ”Uygulama imkânı kalmayan Sevr
Antlaşması’nın bazı maddeleri de yine 24 Nisan 2023’ten başlamak üzere hayata
geçirilecek, öncelik Ermenistan, Lâzistan ve Kürdistan projelerine verilecektir.”


Madde 21: ”İşbu anlaşma 24 Temmuz 1923 günü
Lozan Palas Oteli’nin kömürlüğünde Türkiye Hariciye Vekili İsmet ile
İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace George Montagu Rumbold
tarafından gizli olarak imzalanmıştır.”


Bu iddiayı dile getirenlere soralım:


1) Emperyalistler, hedefleri
önünde engel gördükleri Atatürk’ü Türk Milletinin gözünden düşürmek için neden
100 yıl sonra açıklamayı düşünsünler?


2) Asi olup emperyalizm ve
padişaha isyan eden, haklarında idam fermanı verilenlerin bağımsızlık için değil
de boğazları, yer altı kaynaklarını peşkeş çekmek mücadele ettikleri mantığa
uygun mu?


3) Emperyalistlerin böyle bir
anlaşmayı imzalayacak kadar güçleri var da neden 100 yıl sonrasına
bırakıyorlar?


4) İnönü’yle gizli antlaşma
yapanlar, TBMM’ce onaylanmadıkça bu antlaşmanın “yok” hükmünde olduğunu
bilmezler mi? “Meclis onayladı” diyorsan tutanaklar nerede? “Tutanaklar da
gizli” ise ve sen görüysen bir kopyasını niye almadın?


 5) Bunu iddia edenlerin iddialarını neden
ispat etmiyorlar? Yoksa amaç bir akıllıya 40 kişinin deli deyip kendisinin de
deli olduğuna inanması gibi etki yaratılmak yani ne kadar çok dillendirilirse o
kadar çok inanılır diye düşünüyor olamazlar mı?


6) Neden 35, 50 yıl değil de 100
yıl? “Cumhuriyet’in 100. yılı” deyip sansasyonel etki yaratıp seni tavlamak
için olmasın?


7) Patrikhane üzerinden
“Hrıstiyanlığın ihyası ve İslam karşıtlığı” iddiası, vatanı  düşman belledikleri Hrıstiyan işgalcilerden
temizleyerek bize dinin daha baskı altında yaşanacağı (belki de yaşanamayacağı)
ortama mı neden olur?


Bu sorulara yanıt verene rastlamadım. Gerçek şu
ki Lozan Antlaşması, bu ülkenin tapusudur ve Türk Milleti sahip çıktığı sürece
öyle kalacak.


Lozan’ı güncelletmek isteyenler emperyalizme
fırsat yaratır


Lozan’ı güncelletmekten dolayısıyla toprak genişletmekten
bahsedenler var. Ne yani Lozan’daki diğer meseleleri de mi güncelleyeceğiz?
Lozan ile bırakılan Ege adalarını mı talep edeceğiz? Irak, Suriye, Yunanistan,
Bulgaristan ile toprak için savaşa mı girelim?


ABD emperyalizmi PYD’ye 30 bin tırdan fazla
silah verirken, emperyalst devletler bölgemizde askeri tatbikatlar yaparken,
sondaj çalışmamızı engeller, Ege’deki adalarımızda hak iddia ederken, FETÖ
darbe girişimiyle ülkemizi işgal etmeye çalışırken, ABD S-400’ler nedeniyle
tehdit ve yaptırımlarını artırırken; özetle milli devletimizi savunmakta
sıkıntılar yaşar ve Lozan’ı savunmakta, uygulatmakta zorluklar yaşarken Lozan’ı
güncelletmek gerçekçi de değildir, doğru da değildir.  Komşulardan toprak talebi, komşuları
emperyalizmle işbirliğine yöneltir. Musul’u, Kerkük’ü alalım derken Türkiyemiz
elden gider.


Lozan’ı emperyalizm de güncellemek istiyor. Biz
Lozan’ın ihlal edilen hükümlerini uygulatalım yeter. Yani Lozan’a sahip
çıkalım. Yunanistan ve emperyalist devletler Lozan’ı uygulamaya davet edilmeli,
adacıklar ve Kıbrıs üzerindeki hak ihlallerine karşı çıkılmalı ve Irak, Suriye,
İran gibi bölge ülkeleriyle, egemenlik hakkına, rejimine, toprak bütünlüğüne
saygı göstererek emperyalizme karşı birleşmelidir.


Sevr köleliktir, parçalanmaktır


Biz bilmeyenlere, safça inanan vatandaşlarımıza
Sevr Antlaşması’nın maddelerini gösterelim.


1) Edirne ve Kırklareli dahil
olmak üzere Trakya’nın büyük bölümü Yunanistan’a,
Ceyhan-Antep-Urfa-Mardin-Cizre kent merkezleri Suriye’ye bırakılacak, İstanbul
Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacaktı.


2) İstanbul ve Çanakkale Boğazları
ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün
devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlarda deniz trafiği on ülkeden oluşan
uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü
zaman Müttefik Devletlerin donanmalarını yardıma çağırabilecekti.


3) İngiliz, Fransız ve İtalyan
temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat’ın doğusundaki yerlerde Kürdistan’a
özerklik verilecek; 1 yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti’ne
bağımsızlık için başvurabileceklerdi.


4) İzmir ili ile sınırlı alanda
Osmanlı devleti egemenlik haklarının kullanımını 5 yıl süre ile Yunanistan’a
bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan’a katılması için
halkoylaması yapılacaktı.


5) Osmanlı, Ermenistan
Cumhuriyeti’ni 88-93. maddeleriyle tanıyacaktı; Türk-Ermeni sınırını hakem
sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecekti. ABD Başkanı Wilson 22 Kasım 1920’de
verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan’a verdi.


6) Osmanlı savaşta veya daha önce
kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia
etmeyecekti.


7) 
Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar
verecek, tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her
seviyede okullar ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı’nın bu
konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından
denetlenecekti.


8) Osmanlı’nın askeri kuvveti
50.000 olacak, Türk donanması tasfiye edilecekti. Marmara Bölgesinde askeri
tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya
katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından
denetlenecekti.


9) Savaş döneminde katliam ve
tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacaktı.


10) Osmanlı’nın mali durumundan
ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye’nin Almanya ve müttefiklerine olan
borçları silinecekti; ancak Türk maliyesi müttefikler arası mali komisyonun
denetimine alınacaktı.


11) Osmanlı’nın 1914’de İttihat ve
Terakki’nin tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonlar müttefik devletler
vatandaşları lehine yeniden kurulacak.


12) Türk hukuku ve idari düzeni
hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale
getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında
yapılan iş bölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek;
eski eserler kanunu çıkarılacaktı.


Yukarıda özetlenen Sevr’de siyasi, ekonomik,
hukuki bağımsızlıktan bahsedilebilir mi!


Sevr ile Osmanlı’ya bırakılan topraklar haritada
görüleceği gibi Ankara çevresi ile sınırlandırılmıştı. Bu bile garanti değildi.


24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile
kapitülasyonları kaldırarak ekonomik bağımsızlığımızı elde ettik. Denizlerde
egemenlik hakkı anlamına gelen Kabotaj hakkını kazandık. Ermeni, Kürt devletine
izin vermedik. Karaağaç’ı savaş tazminatı olarak topraklarımıza kattık.
Boğazlarda egemen olduk. 1936 Möntro Boğazlar Sözleşmesi ile tam egemenlik
sağladık. Gayrımüslimlere egemenliğimize aykırı verilen hakları kaldırdık. İç
Anadolu ile sınırlı devlet öngören, asker sayımızın 50.000 olacağına ilişkin
madde Sevr planı çöpe gitti.


Sevr’de Ankara civarıyla sınırlı toprak bırakılmış,
kapitülasyonlar genişletilmiş, Kürdistan, Ermenistan’ın kurulması amaçlanmış,
Boğazlar silahsızlandırmış ve emperyalistlerin denetimine sokulmuş, asker
sayısı 50 binle sınırlandırılmışken Lozan Antlaşması ile bunlar engellenmiştir.


Lozan’ın hezimet olduğunu düşünen saf
vatandaşlarımıza sorunuz:


Lozan mı Sevr mi köleliktir? Hangisi hezimettir?


Lozan’a “hezimet” demek yerine Ege adaları,
Kıbrıs, Suriye üzerinden PKK, FETÖ eliyle yürütülen emperyalist oyunlara karşı
birliğimizi sağlam tutamaya, Atatürk’ün deyimiyle iç cepheyi birleştirsek olmaz
mı?


Cumhuriyetimizin tapusu Lozan Antlaşması kutlu
olsun.




Tarihçi


Mustafa SOLAK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış