DENİZ GEZMİŞ’İN PARKASI

Önce
Rıdvan Dilmen “Recep Tayyip Erdoğan, parkasız Deniz Gezmiş’tir” dedi. Hükümet
yanlısı gazeteciler de kendileri ile Deniz Gezmiş arasında “Tam Bağımsız
Türkiye” sloganını atmaları yönünden benzerlik kuruyorlar. Kemalistlerimiz,
Sosyalistlerimiz, bölücülerimiz zaten Deniz Gezmişlerin mirasını
sahipleniyorlar. Hükümet yanlısı gazetecilere “siz kim Deniz Gezmiş olmak kim!”
diye kızıyorlar ama bazılarının Deniz Gezmiş algısı siyasi bağımsızlıktan
ibaret.

Herkese
hatırlatayım ki Deniz Gezmiş “Tam Bağımsız Türkiye” derken sadece
emperyalizmden emir almamak anlamında siyasi bağımsızlığı kastetmiyordu. “Tam
Bağımsızlık” derken başka bağımsızlık kasıtları 
ve değerleri de vardı. Ekonomik, kültürel, Atatürk ilkelerine sahip
çıkmak gibi. Şimdi bunları açıklayalım ve Cumhurbaşkanına, Hükümete, Hükümeti
destekleyen gazetecilere, Denizlerin mirasını sahiplenenlere soralım:

1)  Ekonomik
bağımsızlık: Deniz Gezmiş devletin fabrikalarının satılmasına karşıydı.
Özelleştirilen kurumları kamulaştıracak mısınız?

2) Kültürel-eğitsel bağımsızlık: AB, ABD ile
bağımlılık ilişkisine sokan antlaşmaları iptal edecek misiniz?

Örneğin
eğitimi ABD’ denetimine sokan “Türkiye Cumhuriyeti ile ABD arasında 27 Şubat
1946’da imzalanan anlaşma gereğince temin edilen paraların kullanılmasına dair”
Antlaşma yürürlüktedir. Bu antlaşma gereği kurulan Eğitim Komisyonu’nun başkanı
ABDlidir. Bu antlaşmayı iptal edecek miyiz? (Antlaşmaya dair bilgiyi Ocak’ta
çıkacak eğitim kitabımda bulabilirsiniz.)

1967
yılında öğrenci yurtlarına alınacak öğrencilerin Kredi Yurtlar Kurumu
tarafından belirlendiği listede 14 özel yüksek okul öğrencisi bulununca bu
öğrencilerinin yurtlara alınmaması için derslere girmeme kararı alındı ve
boykot Anadolu’ya da yayıldı. Yurtlar afişle, kireçle “Özel Okullar bir gün
devletleştirilecektir”, “ Yurtlar Devletleştirilmelidir” cümleleri yazıldı.

İstanbul’daki
öğrenci örgütleri, henüz yeni açılmakta olan özel okulları protesto etmek için
İstanbul’dan Ankara’ya bir yürüyüş düzenlediler. Özel yüksek okullar
kapatılarak eylem başarıya ulaştı. Ancak 12 Mart askeri darbesinden sonra
yeniden açıldı. Boykotu ve yürüyüşü organize edenler arasında Hasan Yalçın,
Harun Karadeniz, Uluç Gürkan gibi gençlik önderleri de vardı.

Özel
okulların yayıldığı bir dönemde “kamusal eğitim, özel okullara hayır”
diyebiliyor muyuz?

3) Atatürk ilkelerini savunmak: Deniz Gezmiş
Cumhuriyetçilik, Devletçilik, Halkçılık, Devrimcilik, Laiklik, Milliyetçilik
olarak ifade edilen 6 İlke’yi (Ok’u) tutarlılıkla savunuyordu. Örneğin “Tam
Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü” düzenledi.
 

Hükümet,
Atatürk gibi 2. Kurtuluş Savaşı verdiğini söylüyor ama bu savaş müfredattan
Atatürk ilkelerini azaltarak, kimi ders kitaplarından da kaldırarak mı verilir?

Örneğin hala Atatürkçülerimiz içinde
Cumhuriyetçilik ilkesine aykırı şekilde tarikat ve cemaatleri “zenginlik”
olarak gören var.

Laiklik
yerine “sekülerlik” diyerek devletin dinlere toplumun huzuru adına müdahale
etmesine karşı çıkılmaktadır.  “Dinlere
saygılı”, “inançlara saygılı”, “tarikatlara saygılı”, “özgürlükçü” gibi
sıfatları laikliğin önüne getirenlerimiz var. Niye laikliğe laiklik
diyemiyoruz?

Niye
laikliği Atatürk’ün tanımladığı gibi “din ve dünya işleri ayrılığı” diye
tanımlamıyoruz da etiket getiriyoruz?

Laikliği
birleştirici bulmadığımızdan olabilir mi?

Atatürk
ilkelerini kabul edip de hala ben “ben Milliyetçi değilim” diyenlere de
rastlıyoruz. Oysaki Atatürk ilkeleri arasında Milliyetçilik de var. Atatürk
Türk milletini “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Halkına Türk milleti
denir” diye tanımlayarak bunun biyolojik değil siyasi bir tanım olduğunu
söylemiştir. Dahası dünyanın diğer milletleriyle uyum ve barış içinde yaşamak
olduğunu söyleyerek milliyetçiliğin saldırgan, işgalci olmadığını dile
getirmiştir. Milliyetçiliğin en belirgin özelliği ise bağımsızlıktır, yani
antiemperyalizm. Neden milliyetçiliği bağımsızlık olarak anlamıyoruz da
ırkçılık olarak anlıyoruz? Emperyalizm ve emperyalizmden etkilenenler böyle
öğrettiği için olabilir mi?

4) Emperyalizmi baş düşman bellemek ve
enternasyonalizm: Gezmişler vatansever olduğu gibi dünyanın geri kalanında
emperyalizmin ezdiği, bölmeye çalıştığı ulusların da yanındaydı.  Filistin’in bağımsızlığı için savaştı.
Bugünse Filistin Kürdistan’ı tanıma kararı alı diye “bu Araplara güvenilmez”
diyenimiz var. Oysaki yanlış tutum başka emperyalizmin ezdiği Filistin’in
desteklenmesi başka konular. Eleştireceğiz ve emperyalizme karşı onları yalnız
bırakmayacağız.

Bugün
Suriye emperyalizme karşı vatanını savunurken doğru yanlış hala Esad’ın ne
kadar katil biri olduğundan, görevi bırakması gerektiğinden bahseden çok
Kemalist ve Sosyalist var. Esad’ın hataları var elbet ama emperyalizme mi yoksa
emperyalizmin hedef aldığı ülkenin liderini baş mesele yapacağız?

Esad’ın
başarısı ülkemizin de güvenliğini sağlamıyor mu?

Dahası
Suriye’yi emperyalizme karşı savaşta daha iyi birleştiren birileri var mı?
Görevi bırakınca emperyalizme karşı mücadelenin daha başarıyla mı yürüyecek?

Batı,
Suriye’de, Afganistan’da, Ortadoğu’da El Kaideleri, IŞİD, El Nusraları
desteklediği ve aydınlanmaya, laikliğe karşı olanları desteklediği halde Batı
değerlerinden kopamayız” diyen laiklerimiz var.

Laik
görünüme sahip diye emperyalizm işbirlikçisi PYD’yi savunanlar var. PYD,
ABD’den binlerce tır silah almıyor mu! Hatta ABD’nin deyimiyle “kara gücü”
değil mi?

Oysa
“laikliği savunuyoruz ama emperyalizme de karşıyız” dememiz gerekmez mi?

Dememiz
o ki Deniz Gezmiş’i sahiplenmek ümmetçiliği, bölücülüğü değil, siyasi,
ekonomik, kültürel bağımsızlıkla, Atatürk ilkelerini, aydınlanmayı,
ulus-devleti savunmakla olanaklıdır.

Tarihçi-yazar
































































































Mustafa
SOLAK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet