Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


MUSTAFA SOLAK : ATATÜRK, DEMOKRASİ VE KAYYUM 

Atatürk, demokrasinin, milli egemenlik olduğunu
şu şekilde belirtir:


“Demokrasi temeline dayalı hükümetlerde,
egemenlik, halka, halkın çoğunluğuna aittir. Demokrasi ilkesi egemenliğin
millette olduğunu, başka yerde olmayacağını gerekli bulur. Bu bakımdan
demokrasi ilkesi, siyasi kuvvetin, egemenliğin, kaynağına ve yasallığına
değinmektedir.” [1]


Bağımsızlığın sağlanması, padişah, ağa, şeyh
egemenliğinin millete devredilmesi yani cumhuriyet, demokrasidir. Bunun için
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi
olamaz” [2] demiştir.


Atatürk 1 Mart 1923’te TBMM’de şunu demiştir:


“Toplumda en yüksek özgürlüğün, en yüce eşitlik
ve adaletin yerleştirilmesini ve korunmasını sağlamak ancak ve ancak tam ve
kesin anlamıyla ulusal egemenliğin kurulmuş olmasıyla sürekli olur. Bundan
dolayı özgürlüğün de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası ulusal
egemenliktir.” [3]


Ne demektir ulusal egemenlik?


Vatanın bağımsızlığı, milletin bütünlüğü,
devletin üniterliğidir. Atatürk’ün belirttiği gibi ulusal egemenliğe dayanmayan
her özgürlük, eşitlik, adalet talebi bölünmeye hizmet eder. Bağımsızlığın
sağlanması, padişah, ağa, şeyh egemenliğine karşı Cumhuriyet’in kurulması en
büyük demokrasidir.


Emperyalizm milli egemenliğe dayanan; etnik,
dinsel, mezhepsel temelden soyutlanmış olan milli devletleri parçalamak
istiyor. Bu bakımdan eşitlik, özgürlük, adalet talebimiz milli devletin
yaşaması, milli birliğin, milli egemenliğin sürmesine hizmet etmelidir.


Özgürlüğün, demokrasinin ölçütü emperyalizme,
bölücülüğe ve dinle aldatanlara tavırdır. Örneğin müritlik ilişkisine dayanan
cemaat ve tarikatların varlığı demokrasi adına doğru bulunamaz. Anayasanın 10.
maddesinde hukuk önünde yurttaşların eşit olduğu ifade ediyorken, hala
anayasaya “eşit yurttaşlık” ifadesini koymak doğru değildir. Bu durum
anayasanın 10. maddesini kabul etmemektir ki etnik kimlikleri milletle eşit
seviyede görüldüğü kaygısına neden olmaktadır. Oysa Anayasanın 10. maddesi
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep
ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” diyerek
çözümü ortaya koyuyor.


Atatürk 20 Mart 1923 tarihinde Konya Türk
Ocağı’nda gençlere bugün bazılarının pek sevdiği ama ne olduğunun netlikle
belirtilmediği demokrasi, adalet, insan hakları gibi hangi adla olursa olsun
bozgunculuk yapanlara hoşgörü göstermenin milletin mutluluğuna, şerefine,
namusuna göz dikmiş insanlara hoşgörü olacağını şöyle açıklamıştır:


“Bütün iyi niyete, gösterilen bütün sabra,
kararlılığa ve dayanıklılığa, gösterilen bütün birlik ve dayanışmaya rağmen
yine en güzel, en yanılmayan, en doğru düşünceleri ve ülküleri bozmağa
çalışacak insanlara rastlanılacaktır. Öylelerine karşı bütün millet fertleri
çok şiddetli karşılık vermelidir. Hepimiz için öylelerine karşı ezici bir
birlik kitlesi olarak ortaya çıkmamız en gerekli bir vicdan görevimizdir.


Zira bu konuda bozgunculuk yapacak insanlara
hoşgörü göstermek, büyüklük göstermek terbiye eseri değil, belki bir milletin
mutluluğuna, şerefine, namusuna göz dikmiş insanlara hoşgörüdür ki, hiçbir
vakit, hiçbir birey buna izin veremez.” [4]


“Basın susturulamaz”, “ifade özgürlüğü”,
“demokrasi engellenemez” söylemi tehlikeli ve soyuttur. Tehlikelidir, çünkü her
şeyi demokrasinin, ifade hürriyetinin içine koyup istediğinizi
savunabilirsiniz. Soyuttur, çünkü herkese göre tanımı değişik olabilir.
Bunlardan ne anladığınızı belirtmeliyiz.


Atatürk’ün belirttiği gibi ulusal egemenliğe
dayanmayan her özgürlük, eşitlik, adalet talebi bölünmeye hizmet eder. Bireysel
hürriyeti, toplumsal hürriyetten üstün tutmamış, aksine toplumsal hürriyete,
milletin ve devletin ortak çıkarına bağlı tuttuğunu şu şekilde açıklamıştır:


“Bireysel hürriyeti düşünürken, her bireyin ve
elbette ki bütün milletin ortak menfaati ve devletin varlığı göz önünde
bulundurulması zorunludur. Anlaşılıyor ki, bireysel hürriyet yalnız olamaz.
Diğerinin hak ve hürriyeti ve milletin ortak menfaati bireysel hürriyeti
sınırlar…bireysel hürriyet derecesi, devletin çalışmasını zayıflatmaması
gerekir.” [5]


Mustafa Kemal Atatürk, “tekke ve zaviyeleri
kapatmayayım, bunlar bireysel hürriyet, fikir hürriyeti kapsamındadır” demedi.
Atatürk Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (Partisi) ve Serbest Cumhuriyet
Fırkası’nı milletin bölünmez bütünlüğüne aykırılıktan kapattırdı. Kimilerin
dediği gibi “gasp edilen halk iradesidir”, “şu kadar oy aldı, halkın iradesi”
demedi. HDP’li belediyelere kayyum atanmasına da Atatürk’ün bu tavrıyla
yaklaşmak gerekir. HDP, “adayları Kandil belirledi, Öcalan’ın heykelini
dikeceğiz, sırtımızı PKK’ye yaslıyoruz, PKK’nin tükürüğünde boğulacaksınız”
dedi mi dedi. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinde PKK marşı
okudu. Anayasamızda üniter devlet olmaktan bahseder. HDP’nin bu tavırları
anayasamıza, yasalarımıza yani hukuka aykırı değil mi?


Özetle demokrasi ayrı, milli egemenlik ayrı,
emperyalizme, yobazlığa, bölücülüğe karşı mücadele ayrı hususlar değildir.
Hepsi birbirine ve en temelde bağımsız ve üniter devlet olarak yaşamaya
bağlıdır. “Demokrasiye uygun ama üniter devlete, laikliğe aykırı” bir durum
savunulamaz. Zaten böyle bir cümle sakattır. Birbirine bağlı hususun zıt
anlamlar içermesi olasılığı olamaz.


Bu bakımdan ifade özgürlüğü, demokrasi, adalet,
özgürlük, eşitlik, halk iradesi gibi kavramlar soyuttur ve ancak milli
egemenlikle anlam kazanır. Dahası milli egemenliğe; yani bağımsız, laik, üniter
devlet şeklinde çağdaş uygarlığı geçme hedefi içinde yaşama iradesini bozucu
yönde yorumlanamaz.




TARİHÇİ


MUSTAFA SOLAK


Kaynak: Teori.com




[1] Mustafa Kemal Atatürk, Yayına Hazırlayan:
Afet İnan,  Medeni Bilgiler, 2. Basım,
Toplumsal Dönüşüm Yayınları, İstanbul, 2010, s.52.


[2] Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.I, 3.
Baskı, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1997, s.225.


[3] Age, s.326; Sami N. Özerdim, Atatürkçü’nün
El Kitabı, 2. Baskı,  ADD Yayınları,
2014, s.159.


[4] Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.2, 3.
Baskı, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1997, s.146.;
Hâkimiyeti Milliye, 26.3.1923.


[5] Atatürk, age, s.82-83.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış