Uyduruk “Munzur Efsanesi”, Din ve Eğitim

Mustafa Elveren*

Resmi ideolojinin dört elle sarıldığı uyduruk “Dersim
Efsaneleri” sosyal medya üzerinden bolca paylaşımı yapılmaktadır. Tunceli
Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü ile Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nün web
sayfalarında da rastlamak mümkündür. (1)

“MUNZUR EFSANESİ” olarak bilinen en çok paylaşımı ve yayını
yapılandır. Tunceli’deki ismi geçen resmi kuruluşların kendi web sayfalarında
yayınladıkları bu efsane için hiçbir kaynak göstermeden, sadece “yöre halkının
efsaneleştirdiği…” gibi basit bir iddiaya dayandırıyorlar.

Bu uyduruk efsane ne yazık ki bizim Dersim web
sayfalarında, dergi ve gazetelerinde de yayınlandığını itiraf etmek
durumundayım.

Büyük çoğunluğu Alevi olan Dersimliler namaz kılmaz, Hac’a
da gitmezler. Efsanede geçen şu cümleler mantıklı değildir. “(…)
Munzur’un ağası hac zamanı geldiği
için hacca gitmiş… (…) O sırada ağa hacda namaz kılmaktadır…”

“Efsane ya da söylence, yıllarca gerçekten olmuş
gibi kuşaktan kuşağa aktarılan yazı çeşitleridir.” (2) Yukarıda bahsi geçen efsane birçok ansiklopedilerde de farklı
biçimde  yayınlanmıştır. Bunlardan bir tanesi de Dünyaca ünlü WİKİPEDİ’dir.
Ne yazık ki  Wikipedi sitesi Türkiye üzerinden erişimi yasaklanmıştır.

Sosyal medya üzerinden bazı insanımız (bilerek-bilmeyerek)
resmi ideolojinin bu uyduruk efsanesini paylaşıyorlar. Üstelik de bu resmi
kurumların linkini kaynak göstermeden yayınlıyorlar. 

Bu tür paylaşımları yapanların arasında ne yazık ki bazı
tanıdıklarım da var. Tanıdığım kişilerin konu hakkında bilgisi olmayan, sadece
“DERSİM” sözcüğü geçtiği için anlamadan paylaştıklarını düşünüyorum. Hele
birisini çok yakından tanıdığım için kesinlikle böyle yaptığını biliyorum. Bu
tanıdık dost ve hemşerilerimizin böyle bir yanlışın içine bir daha düşmemeleri
için uyarmak da bizim görevimiz olmalıdır.

Çünkü ben de birkaç kez böyle tuzağa düştüm. Adam bana
yazıyı gönderiyor, konu Dersimle ilgili (bahsi geçen efsaneyi de içermektedir)
uzun bir yazıdır. Ancak yazı çok uzun olduğu için sadece bir göz gezdiriyorum
ve daha sonra kontrol ederim tembelliğimden dolayı yayınladım. Fakat yazı
yayınlandıktan bir süre sona gerek özel olarak adresime yazan ve gerekse
yazının altına yorum geçen birçok okuyucu ve dostun eleştirisi ve uyarısından
sonra tembelliğimden dolayı çok önemli bir hata yaptığımı anlıyorum.

Demokratik anlayışım gereği olarak yazı ve yorumlarda
küfür, hakaret, iftira ve tehdit olmadığı sürece yayından kaldırmıyorum. O
hatayı baştan yapmamalıydım. Yani o yazıyı başta yayınlamamalıydım. Kendi
hatamdan dolayı yazıyı yayından kaldırmak etik bulmuyorum. Önemli olan hatasını
fark edip özür dilemek ve yanlışın sebebini açıklamak olmalıdır. Diğer taraftan
bu hata ve tuzakları en aza indirmek, hatta hiç tekrarlamamaktır.

Bazıları bu tür paylaşımları bilinçli olarak yaptığını
düşünüyorum. Çünkü profillerini incelediğim zaman konuya vakıf olan kişiler
olduğu anlaşılıyor.

Din ve Eğitim

Diğer bir gözlemim ise, din ve eğitim konusudur.

Yine tanıdığım ve bildiğim birçok Alevi hatta sosyalist
olduğunu iddia eden insanlar var ki, cümlelerini kurarken çoğunlukla İslami
söylemler çerçevesinde ifadeler kullanırlar. Nedeni ise, bulundukları çevrenin
mahalle baskısı altında olup, resmi devlet ideolojisinin ürettiği din ve
eğitimin etkisinde kaldıklarını düşünüyorum.

Adam belki de “Kelime-i Şahadet” getirmesini bilmiyor ve
hayatında hiç namaz kılmamış, hatta namazın ne için kılındığını bile bilmiyor.
Ama; her yazdığı sözcük, her konuştuğunda ağzından çıkan kelimelerin neredeyse
hepsi İslami söylemlerle dile getiriyor. Şöyle ki; “HAC, NAMAZ, MÜSLÜMAN KİŞİ,
CENNET, CEHENNEM, ALLAH RAZI OLSUN….” Gibi.

Değerli hemşerim ve komşu köylüm olan Mankranglı yazar
Zarif LAÇİN’in bu konuda yazdığı makalesinden bir paragrafını burada sizlerle
paylaşmak istiyorum.

“(…) Düşünmeyen, irdelemeyen beyin
inanmayı seçer. Çünkü korku deryasında önüne neyi koyarsanız beyin ona inanır.
Ne olmasını istiyorsanız o olur. İrdelemez, sorgulamaz, araştırmaz, soru
sormaz. Sonuç itibariyle, bilinç düzeyini yok eden her türlü ‘bilgiyi’
(bilgisizliği) kendine rehber görür ve o bilinçsizliği büyütür hatta işi
karşısındakine de kabul ettirmeye kadar götürür. Ve artık kendi bildiği en
doğru bilgidir onun için. Beyin üretime kapalıdır, hapsolmuştur artık. ‘Din’
demogojisi görevini tamamlar…” (3)

Bu hemşerimin analizine katılmamak mümkün mü? Ben bu
analize aynen katılıyorum. Ya siz!

Bana göre; tehdit,hakaret, iftira, fuhuş ve uyuşturucu
olmamak kaydıyla herkes özgürce düşüncelerini ifade etmelidir. Ancak, bir
halkın kültürüne ve inancına yönelik asimilasyoncu resmi söylemlerden de
kaçınmak gerektiğini düşünüyorum.

19.10.2017

*Em. Öğrt.

NOTLAR:

(1) – Paylaşımların
esas kaynağını aşağıdaki devlet kurumlarına ait sitelerde olduğunu tespit
ettim.

http://www.tuncelikulturturizm.gov.tr/…/munzur-baba…http://www.tunceli.pol.tr/Sayfalar/merak-edilenler.aspx

(2) – Wikipedi / https://tr.wikipedia.org/wiki/Efsane


















































(3) – Zarif LAÇİN / http://www.gomanweb.org/index.php/tum-haberler/demokrasi-koesesi/26412-zarif-lacin-din-ve-egitim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet