Mehmet Bedri Gültekin : Mari Antuanette ve Donald Trump


4 Haziran 2020


Rivayete göre Kraliçe Mari Antuanette, ayaklanan
Parislilerin haykırışları Versay Sarayı’na ulaşınca nedenini sorar ve o meşhur
“ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” lafını eder. Ne kadar doğruydu bilemeyiz
ama Kraliçeye atfedilen sözler; o günden bu yana, bir yanıyla sistemin
efendilerinin halkın durumundan ne kadar bihaber olduklarının, bir başka
yanıyla da bön bir cehaletin örneği olarak yaygın bir şekilde
kullanılagelmiştir.


Coronavirüs salgınının ABD’yi vurmaya başladığı
günlerde, Trump’ın sarf ettiği “Hastalara dezenfekte ilacı enjekte edelim”
şeklindeki sözleri ise, Mari Antuanette’nin yukardaki sözlerinden daha da vahim
bir anlayışın ifadesidir.


Aslında Trump’ın sözleri, bir gerçeğin dışavurumudur.
Vaşington’un, Jefferson’un, Lincoln’ün ve Roosvelt’in oturduğu koltukta bugün
Trump gibi bir şahsın oturması, gerçekte ABD’nin içinde bulunduğu durumun
aynası olmaktan başka bir şey değildir.


Gerçek; ABD’nin, çökmekte olan bir sistemin en başta
gelen temsilcisi olmasıdır.


ABD’deki durum;


-George Floyd’un öldürülmesi üzerine,
arkada kalan onyıllarda CIA’nın çeşitli gerici ve bölücü terör örgütlerini
kullanarak gelişmekte olan dünya ülkelerinde yarattığı manzaraları ABD, kendi
içinde yaşamaya başladı. Bir farkla: Bu isyanı kışkırtan bir “dış güç” yok!
Amerikan halkı, Trump yönetiminin salgın karşısındaki tavrının çarpıcı bir
şekilde ortaya koyduğu halk düşmanı politikalarına karşı ayağa kalktı. Floyd’un
katli, bardağı taşıran damla oldu.40 milyon kişi işini kaybetti ve işsizlik
maaşı için başvurdu.


-Bugüne kadar 530 sağlık çalışanı
hayatını kaybetti. Toplam ölü sayısı dün itibariyle 107 bin oldu. Basın sürekli
olarak, parası olmadığı için hastanelere kabul edilmeyen ve bundan dolayı
hayatını kaybeden Amerikan yurttaşlarının haberlerini veriyor.


(Öte yandan salgını bitiren Çin, 10 gün
içinde inşasını tamamladığı bin yataklı iki hastanenin ardından, yaklaşık 10
milyon Wuhanlının Koronavirüs testini bir hafta içinde tamamlayarak ABD’den
bambaşka bir örnek oldu.)


-ABD ekonomisi tarihinin en büyük
daralmasını yaşayacak, kendisini zaten geçmiş olan Çin ile arasındaki makas
daha da açılacak.


-Beyaz Saray etrafında toplanan
göstericiler ABD bayrağı yakıyor. Bir ülke yurttaşlarının kendi milli
bayraklarını yakması herhalde dünyada ilk oluyor. 


-Trump’ın, Beyaz Saray’a 100 metre
mesafedeki Kiliseye gitmesi için bizzat Genelkurmay Başkanı’nın komuta ettiği
askerlerin göstericileri uzaklaştırmak görevini üstlenmesi, ABD’nin içinde
bulunduğu durumun çarpıcı aynası oldu.


-Bütün tehditlere rağmen bir İran
tankerinin, ambargo altındaki Venezuela’ya gitmesi, ABD’nin askeri gücünün
artık arka bahçesinde bile işe yaramadığını ortaya koydu. “Süper Devlet”in(!)
Dünya hegemonyası iddiasının en büyük dayanağının, gerçekte artık fazla işe
yaramadığı gerçeğinin ortaya çıkmasının çok büyük sonuçları olacaktır.


-ABD, yalnızlaşıyor. Trump’ın Dünya
Sağlık Örgütü’ne yaptığı katkıyı kestiğini açıklamasının, DSÖ açısından değil
ama ABD açısından önemli sonuçları olacaktır. 140 ülke yaptıkları ortak
açıklamayla DSÖ’nün yanında olduklarını açıkladılar.


-Amerikan derin devletinin yayın
organlarından Foreign Policy’nin “Salgın sonrası soğuk savaşta ABD Avrupa’yı
kaybediyor” tespiti, bu devletin yaşadığı yalnızlaşmanın bir başka çarpıcı
ifadesidir. ABD’nin Avrupa’yı kaybetmesi, dünya dengelerinin kökten değişmesi
anlamına gelir.


Yolun sonu


Bütün bu işaretler, çökmekte olan “güç” açısından
“yolun sonu”nu gösteriyor. 


Tarih boyunca çöküşe doğru giden siyasi oluşumlarda
(devletler de buna dahildir) kaliteli, bilgili kişiler kenarlara itilir,
onların yerine en kifayetsiz, bilgisiz, en başta gelen özelliği kendini
düşünmek olan kişiler alır.


“Corona hastalarına dezenfektan enjekte edelim” lafını
dünyanın herhangi bir ülkesinde herhangi bir yöneticiden zor duyarsınız. Ama
ABD’nin en tepesindeki kişi bunu söyleyebiliyor.


Bu durum, sadece ve sadece ABD’deki mevcut sistemin,
ömrünün sonuna geldiğini gösterir.


Ama elbette bu, ABD’nin emperyalist ve hegemonyacı bir
güç olarak yolun sonunda olduğu anlamındadır.


Öte yandan kendi sınırlarına çekilen ve dünyanın diğer
ülkeleriyle karşılıklı saygı temelinde yeni ilişkilere yönelen bir ABD, elbette
gelecekte de olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet