GÜNDEM ANALİZİ


YILMAZ ÖZDİL : Kehanet

​Sayın hükümetimiz, referandum kampanyası için
çok enteresan bir reklam filmi çekti.


Henüz seyretmediniz.

Muhtemelen bu ayın son haftasında vizyona
girecek.




Reklam, stadyumda çekildi.

Milli maç oynanıyor.

Rakip takım çirkef…

Habire faul yapıyor.

Tekme atıyor.

Elle oynuyor.

Kuralları ihlal ediyor.

Hakem hiç oralı olmuyor.

Hakem bildiğin şerefsiz.

Her ne olursa olsun rakip ülkenin lehine, bizim
aleyhimize düdük çalıyor, göz göre göre taraf tutuyor, haksızlık yapıyor.


Türkiye’yi resmen katlediyor.

O da ne?

Sevimli mi sevimli küçük bir kız çocuğu koşarak
sahaya giriyor.


Türk bayrağı gibi, kırmızı beyaz giyinmiş.

Şak…

Hakeme kırmızı kart gösteriyor.

Haysiyetsiz hakem şoke oluyor.

Rakip takım buz kesiyor.

Farklı kulüplerin formalarıyla tribünleri dolduran
gurbetçilerimiz coşkuyla ayağa kalkıyor.


Milli duygular kabarıyor.

Ağlayanlar oluyor.

Küçük kızın tertemiz vicdanı ve cesareti, Türkiye
düşmanı hakemi de yeniyor, faullü oynayan rakip ülkeyi de yeniyor.


Böylece, Türk milleti kendisine karşı birleşen
Avrupalıları dize getirmiş oluyor.


Yabancılar kaybediyor.

Türkiye kazanıyor.

Reklamın özeti bu.



Şimdi sıkı durun…



Ne zaman çekildi bu reklam?

Tee şubat ayı başında çekildi.

Tam tarih vermek gerekirse, asrın liderimiz henüz
referandum kararını onaylamadan bir hafta önce çekildi.




Soru şudur…



Ortada fol yok yumurta yokken, şubat ayı itibariyle
Hollanda ve Almanya’yla aramızda hiçbir sorun yokken, kriz emaresi yokken,
hükümetimizin Avrupa’da mağdur edileceğine dair en ufak bir sinyal yokken,
hatta bu konuda beklenti yokken, ihtimal bile yokken…


Tee şubat ayı başında bu “milli mağduriyet” reklamı
hangi muhteşem öngörüyle çekildi?




Tee bir buçuk ay sonra Avrupa sahalarında
mağdur edileceğimiz, tee bir buçuk ay önceden nasıl tahmin edildi?




Milli kriz yokken, milletimize haksızlık yapan
Avrupalılara karşı, milli vurgusuyla, milli duygulara hitap edecek şekilde
reklam çekilmesi, üstelik, tam isabetle milli krize denk getirilmesi… Tatlı bir
tesadüf müdür, geleceği görebilme yeteneğiyle kehanet midir?




Ayrıca…



Almanya’dan karayoluyla Hollanda’ya geçen ve mağdur
edilen kadın bakanımız, karayoluyla döndüğü Almanya’dan Türkiye’ye nasıl geldi?


Spor bakanımız için tahsis edilen özel uçakla
Köln’den geldi.


Spor bakanımız da Köln’de miydi yani?

Köln’deydi.

E o halde…

Hadise çıkacağı belliyken, polisin müdahale edeceği
belliyken, neden erkek bakanımız değil de, kadın bakanımız gitti Hollanda’ya?


Veya neden, hem kadın hem erkek bakanımız birlikte
gitmediler?




Tıpkı reklamdaki gibi…

Yürekli kız çocuğunun milli mağduriyete
müdahale etmesi gibi…


Kadın bakanımızın milli mağduriyet kahramanı
olması ne mucizevi değil mi?


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir