YILMAZ ÖZDİL : DÜNYA
LİDERİYİZ MÜSTERİH OLUN !


Beyaz Saray onayladı.


Pentagon, Suriye Kürdistanı’na ağır
silahlar veriyor.


*


E merak ediliyor…


Neler oluyor?


*


30 sene önceydi…


İran-Irak savaşıyordu.


Humeyni’nin ordusu, Kuzey Kore ve Çin
füzeleri kullanıyordu.


Saddam’ın ordusu, Rusya, Fransa ve
Çin füzeleri kullanıyordu.


Birbirlerine fırlatıyorlardı.


*


İki tarafta da su gibi petrol vardı.


Musluklar şakır şakır akıyordu…


ABD kovayı dolduramıyordu.


E, böyle olmuyordu tabii.


*


ABD başkanı, artist Reagan’dı.


Reagan’ın başkan yardımcısı ise, bir
zamanlar CIA başkanı olan baba Bush’tu.


Saddam’a elçi gönderdiler.


“Biz seni çok seviyoruz, acayip
takdir ediyoruz, İran’a gıcığız, sana yardım edelim” dediler.


Rahmetli Saddam pek salaktı.


Kabul etti.


*


İtalyan bankası Banca Nazionale del
Lavoro üzerinden kredi verdiler. Öylesine paraya boğdular ki… Irak devleti,
Amerikan yardımı alan ülkeler sıralamasında zart diye üçüncülüğe yükseldi.
Saddam’ın kulaklarından bile dolar fışkırıyordu. Elbette hepsi borçtu, geri
ödenecekti. “Arkadaşlar arasında paranın lafı bile olmaz, yeni kuyular
açarsın, ödersin” dediler.


*


Silah satmaya başladılar… Verdikleri
parayı katbekat geri alıyor, aldıkları parayı borç olarak geri veriyor, borç
olarak verdikleri parayı silah satarak geri topluyorlardı. Kendisini çok zeki
zanneden Saddam, halk arasındaki tabirle kulampara sarması’na girmişti.


*


Bu böyle tankla topla filan olmayacak
dediler, sana çok daha büyük para verelim, teknoloji öğretelim, kimyasal ve
biyolojik silahlar geliştir, İran’ın kafasına at, işi komple bitir dediler.
Şahane fikirdi… Kendisini çok akıllı zanneden Saddam’ın aklına yattı. Ufak ufak
üretip, İran’a fırlatmaya başladı.


*


(Kaşla göz arasında, Kürtlerin
kafasına da attı… Çünkü, Barzani-Talabani, İran’ı destekliyordu, Saddam fırsat
bu fırsat dedi, onların kafasına da kimyasal attı. Çoluk çocuk beş bin insan
hayatını kaybetti. Yani… Şu anda “biji Obama, biji Trump” diye
tezahürat yapan, Amerikan bayraklı tişörtler giyen peşmergeler, bizzat Amerikan
füzeleriyle can vermişti. Hatta… Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde
Saddam’ın kimyasal silah kullanmasını eleştiren bir karar alınacaktı, ABD ve
İngiltere karşı çıktı, ret oyu kullandılar, “kimyasal silah filan yok,
olsa bizim haberimiz olurdu” dediler. O zamanlar Saddam önemliydi, beş bin
Kürt ölmüş, elli bin Kürt ölmüş, Washington’ın umurunda bile değildi.)


*


Aynı günlerde…


*


Yarbay Oliver North diye bi arkadaş
icat ettiler, İran’a gönderdiler, güya İran’a ambargo uyguluyorlardı, kendi
ambargolarını kendileri deldiler, mollalarla gizli gizli görüştürdüler,
“biz aslında sizi çok seviyoruz, Saddam’a fena halde gıcığız, size gizli
gizli yardım edelim” dediler. Tahran yönetimi, düşündü taşındı,
tarihlerine yakışmayacak derecede öküzce davranarak, peki dedi, kabul etti.


*


Şah döneminde İran’a satılan Amerikan
malı uçakların yedek parçalarını ve Amerikan malı gıcır gıcır füzeleri, İsrail
şirketi üzerinden İran’a sattılar iyi mi… İran yönetimi, Amerikan malı füzeleri
Amerikan malı uçaklarla Saddam’ın kafasına attı, bunların karşılığında, hem
fahiş fiyatlar ödedi, hem de Lübnan’da Hizbullahçı arkadaşlar tarafından
kaçırılan Batılı rehineleri serbest bıraktı.


*


Bir taşla iki kuş vuran Beyaz Saray,
neden üç kuş vurmayalım şekerim dedi… İran’dan aldığı paraları, İsviçre ve Panama
üzerinden, tee Nikaragua’ya götürdü, demokratik seçimle işbaşına gelmiş
hükümeti devirmeye çalışan kontrgerillalara gizli gizli verdi. Neden gizli
gizli verdi? Çünkü aslında, Amerikan Kongresi, insanlık suçu işleyen
kontrgerillalara yardım yapılmasını yasaklamıştı, CIA kendi devletinin yasağını
deliyordu.


*


(Bu müthiş operasyonun beyni, bir
zamanlar CIA’in İstanbul ve Ankara’da istasyon şefi olan, istihbarat efsanesi
Duane Clarridge’tı. Şu kadarını söyleyeyim, James Bond onun yanında anca
karikatür olabilirdi, Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya her taşın altında o vardı.
Yarbay Oliver North, emrindeki icra subaylarından biriydi. Türkiye’yi ikmal
durağı olarak kullandı… İsrail ve Kıbrıs Rum Kesimi’nden havalanan St. Lucia
Havayolları’na ait nakliye uçakları, Ankara Esenboğa’ya iniyor, oradan Tahran’a
gidiyordu. Resmi evraklarda petrol kuyusu malzemesi olarak görülenler, bildiğin
füzeydi. Aslına bakarsanız, Portekiz üzerinden Nijerya uçaklarıyla taşınacaktı
ama, Portekiz “beni karıştırmayın abi” deyince, Duane Clarredge’ın
istediği gibi at koşturduğu Türkiye üzerinden taşındı.)


*


Neyse… İran-Nikaragua meselesi
duyulunca, rezalet ortaya çıkınca, artist Reagan şahane rol yaptı, benim bu
casus filminden hiç haberim yok, her şeyi bu şerefsiz Oliver North yapmış dedi,
Amerikan basını da vay şerefsiz Oliver manşetleri attı, sorumluları
yargılıyormuş gibi yaptılar, herkes serbest bırakıldı, hadisenin üstü örtüldü.


*


Neticede…


Bir milyon İranlı öldü.


Yarım milyon Iraklı öldü.


150 milyar dolarlık yıkım oldu.


Belki de en hazin tarafı…


Birbirlerine sekiz sene füze attılar
ama, İran-Irak sınırı santim değişmedi.


*


Tüm bunlar olup biterken, bizimkiler
nerdeydi?


İETT’deydi.


Ümraniye-Sultanbeyli hattına kafa
yoruyorlardı!


*


Dolayısıyla, Pentagon Kürtlere silah
veriyormuş, Kremlin Esad’a uçak veriyormuş, İsrail Barzani’yi kucağına oturtmuş
filan, endişe etmeyin, müsterih olun… Asrın lideriyiz, emin ellerdeyiz!


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet