GÜNDEM ANALİZİ & DEĞERLENDİRME (TÜRKÇE & İNGİLİZCE)

Bir buçuk milyar nüfuslu Çin
dahi olsanız fayda etmez… TSK hangi savaşta yenildi

II.
Dünya Savaşı’nın hemen öncesi…

1937
yılıdır…

Henüz
Mao yoktur, Çin Cumhuriyeti vardır.

1937
Ağustosu’nda, Japon ordusunun Şanghay’ı işgali güçlü bir direnişle
karşılaşır.

Ağır
kayıplara rağmen Japonlar donanma bombardımanı yardımıyla Kasım ortalarında
Şanghay’ı ele geçirir.

Tokyo’daki
Japon Genelkurmayı, 1 Aralık’ta Çin Cumhuriyeti’nin başkenti Nanking’in ele
geçirilmesi emrini verir.

Şanghay’da
Japon İmparatorluk Ordusu ile savaşan ve kaybeden Chiang Kai Shek (Çan Kay
Şek
) ordusunun yok olması riskini göze alamadığından, askerini Çin’in iç
bölgelerine çeker.

Aralık
ayında Japon Ordusu, hiçbir direnişle karşılaşmadan Nanking’e girer.  

Burada
bir buçuk ay boyunca korkunç bir katliam yaşanır.

Kadın,
erkek, çocuk, yaşlı denmeden, 300
bin silahsız ve sivil Çinli acımasızca öldürülür.

Japon
askerleri 80 bin kadının da
ırzına geçer.

Çünkü Çin Ordusu artık yoktur.

Teslim
olan en az 14 bin asker de
Japon komutanlarının “esir alınmayacak” talimatı doğrultusunda öldürülür.

Düşünebiliyor
musunuz?






























Koca
Çin, ordusuz kalmış ve insanları koyun gibi boğazlanmıştır.

(Meraklısı için not: “City of Life and Death –
Nanking Nanking” – 2009 Çin-Hong Kong ortak yapımı filmi izlemenizi tavsiye
ederim
)

Koyun
deyince…

Yunan
Ordusu da Sivrihisar’a geldiğinde koyun sürülerini öldürüp, sadece böbreklerini
pişirip yemiş…

Yine
Japona göre daha insaflıymışlar…

Bunları
anlatmamın bir nedeni var.

Maksadım
Japonların ne kadar gaddar bir millet olduğunu filan anlatmak değil.

Kaldı
ki iki tane koca kentin üzerine atom bombası bırakan Amerika onlardan kat be
kat daha gaddar.

Demek
istediğim şu ki, bu acımasız dünyada maalesef ordusuz kalan bir milletin sonu
ayaklar altında ezilmektir.

Bugün
bile bunun örneklerini yaşıyoruz.

Mesela
yanı başımızda Suriye’de.

Aynı
Çan Kay Şek gibi, mecbur kalıp ordusunun bir kısmını geri çeken Beşar Esad, pek
çok sivil yurttaşının kan içici El Kaide teröristleri elinde katledilmesini
seyretmek zorunda kaldı.

150
bin kişi yaşamını yitirdi.

Irak
hakeza…2003’teki “Haçlı Saldırısı”na dayanamayarak dağılan Irak Ordusu’nun
boşluğunda bir buçuk milyon Iraklı can verdi.

Lübnan
1980’lerde benzer bir durumu yaşadı, Filistin ise 60 yıldır böyle…

YA TÜRKİYE?

Türkiye,
1974’ten bu yana her hangi bir savaşa girmedi.

1984’ten
beri ayrılıkçı terörle mücadele ediyor.

40
bine yakın kayıp verdi.

2002’de
terör eylemleri bitme noktasındaydı.

1998’de
sadece bir Kara Kuvvetleri Komutanı (Atilla Ateş) Suriye sınırında
ultimatom verdiğinde, Şam yönetimi terörist başını dışarı postalamak zorunda
kalmıştı.

Ama
ne olduysa oldu, Türk Ordusu da Mondros Mütarekesi’nde yaşanan süreci tekrar
yaşamaya başladı.

Subayları
düzmece suçlamalarla esir alındı.

Komutanları,
Orgeneraline kadar kumpasa kurban verildi.

Astsubayına
kadar tertiplere uğratıldı.

Terörle
mücadelenin sembol ismi Engin Alan
Paşa, milletvekili oldu yine de esaretten kurtulamadı. Ama bölücüler her
yerde fink atıyor.

Hapislerde
çürüyen general adayları, amiral olmayı beklerken mezara giden pırıl pırıl
albayları, yarbayları.

Ülkenin
Güney Doğusu’nda TSK yok gibi bir şey.

Yol
kontrolleri, şehir güvenliği PKK’nın elinde.

Apo,
İmralı’dan çatır çatır siyaset yapıyor, gündemi belirliyor.

Uzman
çavuşları esir alınıyor, sonra büyük bir lütufla serbest bırakılıyor.

Bedelli
neredeyse 1 aya inecek.

Bir
tane uzun menzilli füzemiz yok.

Çin’den
de aldırmıyorlar.

Amerikan
istihbaratıyla Uludere’de kendi vatandaşımızı roketliyoruz.

El
Patriotu’yla gerdeğe giriyoruz.

Suriye’ye
kendi toprağımızı korumaya girerken PKK’dan, IŞİD’den izin alıyoruz…

Uluslar
arası terörün transit ülkesi ilan edilmişiz.

Suriye’deki
teröristlere sınırı açmışız.

Vatandaşı
onların insafına tek etmişiz.

Kıbrıs’ı,
Ege’yi, hatta Karadeniz’i koruyacak bir donanmamız artık yok.

Hava
Kuvvetleri’nde son 5 yılda seri istifalar sonucu 21 hava filomuz savaşmadan yok
oldu.

Birinci
Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış Osmanlı gibiyiz.

Yandaşların
Osmanlı benzetmesine sadece bu noktada katılabiliyorum.  

Biz
kesin bir savaşta yenildik…

Ama
hangi savaşta inanın ben de bilmiyorum…

Hüseyin Vodinalı




























































































Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir