GÜRSEL TOKMAKOĞLU : Kovid Sonrası Gerginlik


Pasifik, Ortadoğu, Doğu Akdeniz, ABD, Çin,
Rusya, İran, İsrail, Filistin, Libya… Kovid sonrası acaba insanlık sağduyu ile
hareket eder mi diye iyimser düşünenlere ilk gelen sinyaller doğrultusunda
cevap, daha gergin bir dünya bizi bekliyor. Hemen son gelişmelere bakalım.



Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de
konuşabileceğimiz her konunun merkezine koyduğumuz İsrail’de 3 seçim sonrasında
nihayet bir hükümet kurulabiliyor. Binyamin Netanyahu ile Mavi-Beyaz İttifakı
lideri Benny Gantz anlaştılar. Başbakan Netanyahu görevini bırakmadan bütün
İsrail projelerini sürdürmeye devama edecek. İran ve Filistin meseleleri en
sıcak olanları.


İsrail’de yeni hükümet henüz kurulurken
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ziyaretini gerçekleştiriyor. Pompeo COVID-19
pandemisi süresince hiç durmadı desem yeridir. Pompeo Afganistan’a güya Taliban
ile görüşmeye diye gitti ama Çin heyeti ile önemli bir toplantı yaptı. Konuşulan
konu Çin’e gözdağı vermek oldu, konu Wuhan Viroloji Laboratuvarı, ticaret,
terör ve İran idi.


Şimdi de İsrail’e ziyaret gerçekleştiren
Pompeo İran ve Filistin üzerine yapılan planları gözden geçiriyor. İran’da
Kovid sonrası rejime daha fazla yüklenilecek ve rejim değişikliği yönündeki
plana uygun adımlar sıklaştırılacak. Filistin ile alakalı bundan önce açıklanan
Yüzyılın Anlaşması diye sunulan Filistin halkını, hakkını ve hukukunu yok
saymaya ilişkin eylem planı belirginleştirilecek.


Pompeo’nun, “İsrail’in Çin ile iş birliği
yapması, Washington’un Tel Aviv ile önemli projelerde çalışmasını tehlikeye
atıyor,” demesi manidardır. Yeni döneminde Netanyahu’nun Çin ile işbirliğini
azaltması beklenmektedir. ABD özellikle istihbarat alanında Çin hakkında müşterek
çalışma alanı bulunabileceği üzerinde durmaktadır. Bu konu bölgesel ve
teknolojik istihbarat konularıdır.


ABD ve İsrail yetkilileri yan yana gelince
başka birçok mesele için de sözleşildiğini düşünmeden geçmemek gerekir. Zira
bölge üzerinde çalışmaları olan Rusya ve Çin hakkında ABD’nin mutlaka karşı
düşünceleri olacaktır. Özellikle ABD, Rusya’nın Suriye rejimini desteklemesine
son vermesini beklemektedir. Bu ABD ve İsrail’e Doğu Akdeniz’deki Rus üslerinin
kapatılması yolunu açacak önemli bir konudur.


ABD’nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook,
eğer Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), ekim ayında sona erecek
İran’a yönelik uluslararası silah ambargosu yenilenmez ise nükleer anlaşmada
yer alan ihlal durumunu göz önüne alacaklarını ve ABD’nin İran için yeni
yaptırımlar mekanizmasını hayata geçireceklerini işaret etmesi, bir tehdit
mahiyeti taşımaktadır. Bu durum BM daimi üyeleri Rusya ve Çin’e karşı dolaylı
yolla bir gönderme olarak nitelendirilebilir.


Diğer konu ise Libya’dır. Rusya’nın gizli
kapaklı Libya’da ipleri eline geçirmek adına sahada darbeci Halife Hafter’i
desteklediği ortadadır. Daha yeni 1.200 kişilik Wagner Grubu lejyonerinin
Hafter’i desteklemek için bölgeye gönderilmesi ve BM kararı olduğu halde
uçaksavar silahları dahil Rus menşeili çok sayıda silah ve mühimmatın sahaya
aktarılması dengeleri değiştirme arzusu ilgili bir çabadan kaynaklanmaktadır.
Rusya’nın BM daimi temsilcisi Vasiliy Nebenzya’ya bu husus sorulduğunda,
Rusya’nın Wagner ile ilgisi yok cevabını vermesi hiç de şaşırtıcı olmamıştır.
Halbuki Rus derin yapılarının idaresini Putin’in aşçısı Yevgeny Prigozhin’e
verdiği Wagner, ABD’nin de benzer bir yapısı olan Black Water ile denktir ve
yetkililerce bundan bizim haberimiz yok denmesi beyhudedir.


Halen Libya’da Trablus’un batısı Vuttiye
hava üssü civarında ve güney bölümündeki Tarhuna dolaylarında meşru Ulusal
Mutabakat Hükümeti’ne (UMH/GNA) bağlı güçlerin darbeci Hafter kuvvetlerine
(LNA) karşı saldırıları başarıyla sürmektedir. Bu gelişen yeni duruma karşılık
Hafter’e Rusya, BAE ve Mısır’dan destekler sürmektedir. Fransa Libya üzerinde
etkili olmaya çalışmaktadır. İtalya bu durumdan huzursuzdur. Almanya BM
çerçevesinde ilerleyen Berlin Konferansı sürecine uyulmasını hatırlatmaktadır.


ABD ve İsrail, Libya ve dolayısıyla Doğu
Akdeniz hakkında yeni bir plan üzerine çalışmaktadırlar. Suriye, Libya ve Doğu
Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölgelerle ilgili ortak bir strateji için
ilkeleri belirliyorlar. Burada Türkiye tezlerine yakın hareket etmek
istediklerine dair sinyaller alınmaktadır. Hatta bazı konular için NATO dahi
devreye konabilecektir.


Çin de kendini Libya’da gösteriyor.
Özellikle Çin’in öteden beri ekonomik yönden Kuzey Afrika ülkelerine olan
ilgisi bilinmektedir. Çin yatırımlarıyla bölgeye sızmış durumdadır ve ABD buna
karşı önlem almanın peşindedir.


Çin demişken bir sıcak gelişmeyi
hatırlayalım. ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham Başkan Trump’a
koronavirüs salgını konusunda kendileriyle işbirliği yapmaması nedeniyle Çin’e
yaptırım uygulama yetkisi veren tasarıyı sundu. Bu denek oluyor ki yürürlükte
olan Ticaret Savaşı yaptırımlarına ilave olarak Trum ortamı daha da gerebilecek
başka tedbirleri alabilecek ve şüphesiz bunların içinde güvenlikle ilgili
konuları kapsayan bir dizi önlemler yer alacak.


Bütün bu sıraladığımız gelişmeler
Pasifik’ten Doğu Akdeniz’e kadar Ortadoğu’yu da merkezine alacak biçimde ama
esasen ABD ve İsrail birlikteliğiyle bundan sonra sürdürülebilecek hususları
içermektedir. Bunlar Kovid sonrası daha gergin bir dünya için ipucu niteliği
taşıyan göstergelerden birkaçıdır.


ABD’nin başından bu yana düşman ilan
ettiği, dokümanlara kaydettiği bir karşı blok var, hatırlayalım, Çin, Rusya,
İran ve Kuzey Kore. Bu blokla Pasifik’ten Doğu Akdeniz’e ABD kendi mücadelesini
sürdürmekte kararlı. Kovid sonrasında Suriye, Doğu Akdeniz, Libya, İran ve
Filistin sahalarında ABD ve İsrail birlikteliğiyle bazı somut hamlelerin
görüleceğini beklemek gerekiyor. Buna karşılık da Rus, Çin ve İran hamleleri
olacak.


Gürsel
Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet