GÜNDEM ANALİZİ & DEĞERLENDİRME

14 Mart Tıp Bayramı !..

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU olarak tüm ulusal ve uluslararası Doktorlarımızın TIP BAYRAMI’nı kutlar,
saygılarımızı sunarız.

14 Mart kutlanılması ihmal edilmemesi gereken bir özel
gündür.   Ülkemizin ilk çağdaş tıp
eğitimi verecek bir okulunun kuruluş günü olması nedeni ile bu anlamlı gün, tüm
hekimlerin ve hatta halkımızın topluca kutlaması gereken bir gün olarak
kutsanmalıdır.

Orhan Gazi döneminde kurulan ve I. Murat devresinde
geliştirilen Yeniçeri adı verilen Osmanlı askerleri, uzun yıllar onurla
devletine hizmet etmiştir.  Ancak
ilerleyen uzun yıllar sonrası askeri disiplinlerini yitirmişler ve isyankâr bir
güç halini almışlardır.  Durumu iyi
değerlendiren II. Mahmut, 14 Haziran 1826 tarihinde yeniçeri birliklerini
azletmiş ve kışlalarını top ateşi ile yıkarak adlarını tarihten silmiştir.

Yeniçerilerin yerine yeni kurulan askeri birlikler, Asekir-i
Mansure-i Muhammediye adını alarak nispeten çağdaş bir eğitime başlamışlardır
(Muzaffer Olmuş İslâm Askerleri).  Yeniden
teşkilatlanan bu ordu için çağdaş bir tababet kolu kurulması önerisi Hekimbaşı
Mustafa Behçet tarafından padişaha arz edilmiştir.

O döneme kadar Süleymaniye Camii müştemilatında bulunan bir
Tıp Medresesi, yaklaşık 350 yıldır askere sağlık hizmeti vermekle birlikte
artık çağdaş düşünce ve bilim ışığında yeni bir tıp eğitimi yapılmasına karar
verilince, Şehzadebaşı Tulumbacılar Konağı içerisinde yeni bir eğitimin yolu
açılmış olmuştur.  Bu tıp kurumunun
açılışı 14 Mart 1827 tarihidir (15 Şaban 1242 Çarşamba günü).  Yeni tıp okulunun adı ise askerlere sağlık
hizmeti verileceği ön görüldüğü için Asker-i Tıbbiye-i Şahane-i Ali olarak
kabul görmüştür.  Ki, bir süre sonra da
sadece askerlerin değil, sivil insanların da öğrenim alabildiği bir değişime
uğramıştır.

Bu arada haksızlık etmemek üzere ülkemizin ilk tıp eğitimi
veren kurumunun 1206 yılında Selçuklu Sultanı I. Kılıç Aslan’ın kızı olan Prenses
Gevher Nesibe tarafından Kayseri de kurulduğunu burada kayıt altına almalıyız.

14 Mart Tıp Bayramı, her yıl özenle kutlanılan ve tıp
insanlarının bazen sorunlarının dile getirildiği ve çoklukla da adına “Tıbbi
Deontoloji” dediğimiz mesleki ahlaki kuralların bir şekilde anımsatıldığı
kutlama günüdür.

Bu köşenin yazarı, 1963 yılı 14 Mart Günü ile başlayan Tıp
Bayramı kutlamalarının yaşayan bir tanığıdır. 
O yıllar da bu özel günün en başta gelen kutlayıcısı olarak merhum İsmet
İnönü, benim yaşıtlarım tarafından anımsanacaktır.  Sayın İsmet İnönü’nün teşrifleri sayesinde 14
Mart Tıp Bayramı kutlamaları sıradanlıktan çıkar ve bir tür devlet töreni
ağırlığı ile kutlanırdı.   Hey gidi
günler hey!

AK-ŞAKA olarak, biz de bu günü kısaca Tıbbi Deontoloji konusuna
girerek kutlarsak, emekli bir tıp insanı olarak belki bir nokta da görevimiz
yapmış olabiliriz diye düşündüm.

Deontoloji, bir mesleği uygularken uyulması gereken ahlaki
doğruları ve etik kuralları inceleyen bir bilim dalıdır.  Latince deontos (görev) ve logos (bilim) sözcüklerinden
türetilmiş bir bilimin adıdır.

Tıp biliminin babası kabul edilen ve tıp eğitimini tamamlayarak
meslek yaşamına ilk adımını atacak hekimler için Hippocrates (Hipokrat)
tarafından önerildiği ve uygulandığı bilinen bir meslek yemini etmek, tıbbi
deontoloji kuralların belki de ilk adımıdır. 

Tıbbi deontoloji kavramına eşlik eden ikinci aşama, temelleri
İmmanuel Kant tarafından atılmış olan etik değer yaklaşımıdır.  Kant, sadece tıp mesleği adına değil, her bir
iş dalında geçerli olması savı ile bir ahlak felsefesi saymamız gereken etik
kuralları şekillendirmiştir.

Mesleki etik değerlere uygunluk; görev yaparken işini tam ve
doğru icra etmeyi, işin gerçekleşmesi sırasında gereklilik kuralını gözetmeyi,
ilgililerden ve ilgilenilenlerden izin almak inceliğini, her eylem sırasında da
ahlaki değerlere uygun davranmayı gerektirir.

Tıbbi deontoloji, 18. ve özellikle 19. yy içerisinde sağlık
bilimlerinin uygulanması sırasında bazı kurallar manzumelerine uyulmanın
gerektiğini bize yükümlemeye başlamıştır.

Düzen bununla yetinmemiş ve yasal bir kesinlik de
getirmiştir.  Ülkemizin bu konu ile
ilgili hükümleri; Tıbbi Deontoloji Tüzüğü adı ile 4/ 12578 sayılı ve 13 Ocak
1960 tarihli Bakanlar Kurulu kararıdır. 
Bu tüzük hükümleri 13. Ocak 2005 tarihinde güncellenmiştir.

Tabip ve diş tabipleri adına hazırlanmış Tıbbi Deontoloji
Tüzüğü, Türk Tabipler Birliği kanalı ile denetlenir ve illerin tabip odaları
tarafından gerekli yaptırımlar uygulanabilir.

Hekimlik yemini ise meslek yaşamına ilk adımı atan tıp
insanları adına geleneksel bir törenle ifa edilir.  Yemin etmek, bilindiği kadarı ile çok eski
zamanlardan beri uygulanan bir beşeri kuraldır. 
Bir özel doğrulama ve sorumluluk almak törenidir. 

Yeminler üç ana unsuru içerir; ilki çok defa dini inançlar
çerçevesinde Tanrı gücünden yardım dilemek arzusudur.  İkinci olarak yemini eden kişi olarak
karşıdakilere bir şeyler vaat etmek ve söz vermek eylemidir ki, şeref sözü
vermekle bağlanır.  Üçüncü tarafı ise
yemin konusunu yerine getirmemekten dolayı bazı maddi ve manevi cezaları kabul
etmek sorumluluğudur.

Eski dönemlerden hekimler, M.Ö. 500 yıl kadar evvelinden
başlayarak mesleğe başlama yemini ediyorlardı. 
Hipokrat tarafından yazıldığı bilinen bu yemin, zamanın İstanköy Tıp
Okulu tarafından kabul görmüş gerekleri yerine getiriyordu. 

Zaman içerisinde bazı başka tıp yeminleri de ortaya
çıkmıştır; 17. Yy da Musevi hekim Assaph yemini veya Portekizli doktor Amatus
Lusitanus yemini, İtalyan hekim Jacop Zahalon’un hekimlik duası veya Maymonide
yemini gibi örnekler sayılabilinir.

Dünya Tıp Birliği, 1948 yılında Geneva da toplanarak adına “Geneva
Yemini” denen son yemini kabul etmiştir. 
Halen dünyanın tüm tıp okullarınca benimsenen hekimlik yemini artık bu
yeni kabul gören Hekimlik Andı olmuştur.

“Hekimlik mesleği üyeleri arasına katıldığım şu anda,
hayatımı insanlık hizmetine adayacağıma söz veriyorum.” … diye başlayan bu
yemini, 1968 yılında da bendeniz mezuniyet töreni sırasında etmiştim.

Tüm meslektaşlarımın TIP BAYRAMI’nı kutlarken, dilerim
Değerli Sağlık Bakanı da hiç olmazsa bugün bir hekim olduğunu ve hekimlik andı
üzerine yemin ettiğini anımsar diye düşünüyorum.  Böylece bazı sorunları çözümlemesi sanırım
daha kolay olur!..

Mersin’in 14 Mart Tıp Bayramı kutlamaları kısa zaman önce
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi ve hatta rektörlük katının desteği ile Mersin
Tabip Odası işbirliği ile kutlanırdı.  
Ancak korkarım siyasi eğilimlerin öne çıkması sonucu bu güzel gelenek
bozuldu ve Mersin Tabip Odası bu tören için yalnızlığa itildi.  Bu yıl, meslekte 50. Yılını tamamlayacak olan
bir hekim olarak bu gelişmeyi içime sindiremiyorum ve hatta kınıyorum!..


































































































Erdal Akalın 
(11.03.2018)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir