E. TÜMG. ARMAĞAN KULOĞLU
: ABD VE RUSYA MUTABAKATLARI SONRASINDAKİ GELİŞMELER




ABD’yle sağlanan 120 Km. genişlik, 32 Km. derinlikteki güvenli
bölgede, Türkiye tarafından sahaya hâkim olma ve temizlik faaliyeti devam
ediyor. Henüz tam kontrol sağlanmış değil.


ABD bölgeden çekildiğini söylemesine rağmen yeniden bazı yerlere
yerleşiyor. Gidici değil. Değişik hesaplar içinde.


Telabyad-Resulayn arası dışındaki Rusya’yla mutabakat sağlanan bölgede
Türkiye-Rusya müşterek devriye faaliyetleri başladı. Ne zamana kadar devam
edeceği ve maksadı gerçekleştirip gerçekleştirmediği henüz belli değil.


Şam yönetimiyle PKK/PYD arasında Rusya marifetiyle bazı
mutabakatlar sağlanmış görünüyor. Ancak sonrası bilinmiyor.




ABD yeni arayışlar
içinde




Öncesinde Suriye’den çekileceğini söyleyen ve askerlerinin ve
tesislerinin bir kısmını Irak’ın kuzey bölgesine kaydıran ABD, Barış Pınarı
harekâtından ötürü Türkiye’yle yapmak zorunda kaldığı mutabakatla öngörülen Güvenli
Bölge’nin yanında Menbiç ve Kobani bölgelerini de boşaltarak güneye çekilmişti.




Ancak gelişmeler ABD’nin
bölgeden gidici değil, aksine uzun vadeli kalıcı olduğunu gösteriyor.
Bu
kapsamda, Barış Pınarı Harekâtı
sırasında Suriye’nin kuzeyinden çekilen ABD ordusu, Suriye-Türkiye sınırındaki
boşalttığı Aynularab’daki Sırrin üssüne yeniden yerleşmesinin ardından
Rakka’nın batısındaki Cezre üssüne de döndü.




Deyrizor bölgesi ise petrol
açısından ABD için önem taşıyor. Trump’ın petrolü sevdiğine ilişkin açıklaması
çok önemli. ABD’nin bu petrolden 30 milyon dolar kazandığı söyleniyor. Bunu bir
petrol gaspı ve kaçakçılığı olarak nitelendirmek mümkün. Bu bölgede hem kendi
askerlerini bulunduruyor, hem de SDG dediği PKK/PYD’yi. Hatta bu petrolün kendi
tabiriyle “Kürtlerin”, aslında PKK/PYD’nin parasal desteği için kullanılacağını
söylüyor.


ABD bu bölgeyle de yetinmiyor,
Kamışlı bölgesindeki petrolü de kontrol edebilme düşüncesiyle Rusya’yla rekabet
ediyor. Kamışlı ABD ve Rusya arasında
paylaşılamayan şehir/bölge konumunda.


Görüldüğü gibi durum, ABD’nin
Suriye’den çekilmesinin sözde kaldığını gösteriyor. Diğer taraftan da
PKK/PYD’ye desteğinin sınırlı kalacağı, onun yerine başka arayışlar içinde
olacağına ilişkin emareler de var.


Hatırlanacağı üzere El-Kaide’yi ABD
kurmuş, sonra onu düşman ilan etmişti. IŞİD, El-Kaide’den türemişti. Önümüzdeki
dönemde IŞİD’in bir türevi veya başka bir terör örgütünün sahne alabileceğini
de düşünmek gerekir. ABD’nin çok emek ve para harcadığı ve bir türlü terör
örgütü olduğunu kabul etmediği PKK/PYD/YPG’den tamamen vazgeçmesi de
beklenemez. Bu örgütün, Irak üzerinden İran’ın istikrarsızlaştırılmasında
kullanılmasının mümkün olabileceği söylenebilir.


Rusya iyi bir satranç oyuncusu


Şurası muhakkak ki, Suriye
sorununda şimdilik en karlı çıkan ülke Rusya. Uyguladığı politika ve
stratejilerle Akdeniz ve Ortadoğu’da, Suriye üzerinden, var olan etkinliğini
daha da artırmış durumda. Astana ve Soçi süreçlerine ilave olarak Türkiye’yle
sağladığı siyasi, ekonomik, askeri işbirliği ve mutabakatlarla Türkiye’nin ABD
ve Batı dünyasından uzaklaştırma çabalarında mesafe almış durumda. Ancak
güvenilir bir müttefik olduğunu söylemek de abartılı olur. Karşılıklı menfaatler çerçevesinde konu bazında ittifaklar sağlanan bir
ülke olarak görmek daha doğru olacaktır.


Rusya da PYD/YPG’yi bir terör
örgütü olarak görmüyor ve onu ABD’den koparıp kendi kontrolünde tutarak bölgede
kullanmayı tercih ediyor. Ayrıca gerektiğinde
Türkiye’ye karşı bir argüman olarak kullanma düşüncesini de aklında tutuyor.


Diğer taraftan Rusya Dışişleri
Bakanı’nın “Kürt sorunundan kaçamazsınız. Suriye’deki Kürtlerin geleceği
hususunu askeri eylemler olarak konuşmak yerine, bu konuda sakin bir biçimde
anlaşmaya varılmasını olanaklı yapan koşulları yaratmış olduk. Sorun, Suriye krizinin parçası olmaktan
daha geniş bir problem. Irak’ta, İran’da ve Türkiye’de yaşayan Kürtler var.
Kimse bu ülkelerin, Kürt sorunu nedeniyle yaşanan bir gerginlikten dolayı
infilak etmesini istemez.
Hiç kimse Kürtlerin kendilerini ikinci sınıf
insanlar olarak hissetmelerini istemez.” şeklindeki açıklaması, Rusya’nın
konuya bizim gibi bakmadığını açık olarak göstermektedir. Bu nedenle kimlerle
ittifak içinde olduğumuza ve muhtemel gelişmelere dikkat etmemiz gerekmektedir.


Rusya da Suriye’de kalıcı


Rusya’nın Suriye’deki varlığının ABD’den daha önce
olduğu ve bu konuda çok mesafe kat ettiği biliniyor. Suriye kriziyle bunu daha
da pekiştirmiş durumda. Diğer bölgelere ilave olarak Kamışlı kentinde kalıcı
konuşlanmaya yönelik girişimleri de var. Suriye rejiminin denetiminde bulunan
havaalanına yakın bir alana üs kuran Rus güçleri, bölgeyi teknik cihaz ve
personelle takviye etmiş, Kamışlı Havalimanı’na yakın olan Çiftçiler
Sendikası’nı askeri üs olarak kullanılmaya başlamış durumda. Suriye rejiminin,
Kamışlı hava alanını Rusya’ya 49 yıllığına kiraya verdiğine ilişkin haberler de
var.


ABD güçleri de Kamışlı’da YPG’ye ait bir karargâha yerleşmiş. Soçi
Mutabakatının dışında bırakılan Kamışlı’da, Şam rejimi, Rusya ve ABD arasında
iktidar mücadelesi yaşanıyor. Ancak ibre Rusya ve Şam rejiminden yana.


Şam rejimi PYD’yi nasıl görüyor?


Şam yönetiminin Rusya’nın sözü dışında hareket etmesi mümkün
değil. Mevcut durumunu ve varlığını ona borçlu ve ona bağımlı. Ancak bir
noktada farklılık bulunuyor. O da PYD/YPG’ye dair görüş farkı. Suriye, PYD/YPG’yi Türkiye’den başka tek
terörist bir örgüt olarak gören ülke.




Ancak bu görüş farkı PYD’yle mutabakat yapmasına engel olmuyor.
Rusya’nın arabuluculuğunda Şam yönetimi ve PYD arasında sağlanan mutabakatla
bazı bölgelerin özgürleştirilmesinde askeri işbirliği öngörülüyor. Şam yönetimi
mevcut yerel yönetim ve meclislere şimdilik karışmıyor.




ABD’nin biraz yalnız bıraktığı YPG/PKK’nın Rusya’yla bağlantısı
devam ederken,  örgütün ortada kalmamak için Suriye rejimine yanaşmaya çalıştığı da
görülüyor.
PYD/YPG’nin beklentisi özerlik ve Suriye’ye 5nci Kolordu olmak.
Bu yüzden, Fırat’ın batısında İdlib ve Afrin gibi yerleri geri almak için
Suriye ordusuna yardım ederek, yeni yapılanmada yer edinmeyi umuyor. 




Türkiye’nin
politikaları ve öneriler




Türkiye’nin
başlangıçtan itibaren uyguladığı yanlış politikaları doğru kararla düzeltmeye
çalıştığı görülüyor.
Özellikle Suriye kuzeyinde bir terör koridoru oluşmasını
önlemek ve bir garnizon devlet kurulmasını engellemek için yaptığı Fırat
Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Operasyonları takdire şayandır. Operasyonlar bu yönüyle amacına ulaşmıştır.




Başlangıçta doğru politikalarla Suriye yönetimiyle iletişim içinde
olunmasının ve işgale karşı işbirliği yapılarak kontrolü kaybetmesinin
önlenmesinin daha uygun olacağı, belki de o zaman bu operasyonlara bu ölçüde
ihtiyaç kalmayacağı değerlendirilebilir.




Mültecilerin durumu




Türkiye’de en az 4 milyon mülteci/sığınmacı/misafir, adına ne
derseniz deyin, Suriye’den gelen insan var. Bunların uzun süredir Türkiye’de
bulunması ekonomik açıdan sıkıntı yaratıyor ve bunun yükünü de Türk Milleti çekiyor. Ayrıca sosyolojik ve kültürel sorunlar da gittikçe artıyor. Bir noktada
bunların ülkelerine dönmesi Türkiye açısından son derece önemli bir konu haline
gelmiş durumda. Barış Pınarı harekâtının amaçlarından biri de bu insanların
ülkelerine dönmelerini sağlayacak bir güvenli bölge oluşturmaktı. Bu amaç da
gerçekleşmiş oldu ve bölgede uygun bir ortam yaratılmak üzere.




Ancak bu insanlara,
misafirliğin ötesinde, o kadar fazla imkân sağlanmış durumda ki, birçoğunun
gitmek isteyeceğini söylemek oldukça zor. Hele gönüllülük esasına göre
gitmelerini beklemek neredeyse mümkün görülmüyor.
(kira yardımı, şahıs
başına maaş, çocuk parası, ücretsiz alışveriş kartı, ücretsiz sağlık hizmeti,
ücretsiz/düşük ücretli iletişim imkânı, ticaret kolaylıkları vs.)




Batının bu insanlara yardımcı olmakta ne kadar isteksiz
davrandıkları ve konuya duyarsız kaldıkları açıkça görülüyor. Çok kısıtlı
verdikleri, hatta verdi dahi denmeyecek ekonomik yardımları bir işe yaramıyor.
Zaten bu kısır yardımlar da mülteciler
Türkiye’de kalsın, başlarına dert olmasın diye.
Türkiye hep kendi
imkânlarını kullanıyor. Bunun sürdürülebilir olması beklenememeli. “Kapıları
açarız” tehdidi bir sonuç vermiyor. Açılırsa acaba giderler mi? Bir kısmı
gitmeye kalkarsa, Batı bakalım ne yapacak? Görmek gerekiyor.




Güvenli bölgede mültecilerin yaşam için gerekli tesislerinin
yapılması ve sistemin kurulması için yapılan çağrılar bugüne kadar bir sonuç
getirmedi. Ancak “ekonomik açıdan yardım
gelmezse biz kendi imkânlarımızla yaparız”
sözü, para gelecekse onu da
engeller mi diye düşünmeyi gerektiriyor. Eğer biz yaparsak onun yükünün de Türk Milletinin sırtına bineceği ve bu
takdirde, sonradan bırakıp gidilemeyeceğine göre, sahiplik ve kalıcılık
durumunun ortaya çıkacağı dikkate alınmalı.
 

Suriye’nin üniter
yapısı mutlaka korunmalı




Türkiye, Suriye’nin
siyasi birlik içinde (Üniter) toprak bütünlüğünü ısrarla savunmalıdır. Sadece
toprak bütünlüğünün sağlanması yeterli olamaz. Bu durumun güvenliğimiz ve
bekamız için tehdit olduğu bilinmelidir. Konu, Türkiye’nin olduğu kadar Suriye,
İran ve Irak’ın da sorunudur. Astana sürecinde bu konuda ağırlık konulmalı ve
ilgili ülkelerle dayanışma içine girilmelidir.




Suriye’yle sadece Rusya üzerinden değil, doğrudan iletişime
geçmede tereddüt edilmemeli, bu konudaki inattan vazgeçilmelidir. Rejimin bu
konuda istekli olduğu da açıklamalardan anlaşılmaktadır. Suriye yönetiminin ülkede sağlayacağı merkezi kontrolün ilgili
ülkelerin güvenliğiyle doğru orantılı olduğu göz ardı edilmemelidir.




Almanya’nın güvenli bölge konusunda sunduğu plan tehlike arz etmektedir.
Suriye’nin toprak bütünlüğü
gözetilmekte, ancak Irak örneğinde olduğu gibi federasyon öngörülmektedir.
Ayrıca ortada “Kültürel Özerklik” adı altında modeller dolaşmaktadır. Bunun
Türkiye’ye yansımalarının olacağı dikkate alınmalıdır.




Yazıma Prof. Dr. H. Bağcı’nın bir panelde yaptığı benzetmeyle
noktalamak istiyorum. “Rusya satranç
oynuyor, birkaç hamle sonrasını düşünerek hareket ediyor. Türkiye ise tavla
oynuyor ve zar atarak düşeş gelmesini bekliyor.”


Bölgede
çok bilinmeyenli bir denklemi çözmeye çalışıyoruz. İşimiz çok zor. Ancak biz de
satranç oynamaya gayret edelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet