GÜNDEM ANALİZİ & DEĞERLENDİRME

Link : http://www.turkererturk.com.tr/refah-atilay-ve-dumlu/

Dün (4 Nisan 2018), Dumlupınar Denizaltımızın 65 yıl önce
tatbikattan dönerken Çanakkale Nara Burnu açıklarında İsveç bayraklı
Naboland
gemisi ile çarpışarak batışının yıl dönümüydü. Bu nedenle, şehitlerimizi anmak
için İstanbul
Boğazı
’nda, Sarıyer’de toplandık. Dumlupınar’da
şehit olan Deniz
Kurmay Albay Hakkı Burak
’ın kızı Zeynep Burak
Uras
(1937), E.
Büyükelçi Müfit Özdeş
, E. Büyükelçi Aydemir Erman,
E.
Amiral Cem Gürdeniz
, E. Deniz Albay İbrahim Akkaya, İsmail Böcek
ve İrfan
Terzi
de aramızdaydı!

Bu kazada 81 denizcimizi kaybetmiştik. Ama biz dün Sarıyer’de;
Cerbe’den
İnebahtı’ya,
Preveze’den
Navarin’e,
Çeşme’den
Kıbrıs’a,
Refah’tan
Atılay’a,
Dumlupınar’dan
Kocatepe’ye
ve günümüze kadar verdiğimiz tüm deniz şehitlerimizi rahmetle, saygıyla ve
minnetle andık.

Birleştirmek
Yanlıştı ve Hatalıydı!

Eskiden, 4 Nisan’da Dumlupınar’la birlikte tüm deniz şehitlerimizi
anardık. Esasında; 2000’li yılların başına kadar deniz (4 Nisan), kara (25
Nisan), hava (15 Mayıs) olmak üzere şehitlerimizi ayrı ayrı, anlamını tarihin
içinden bulduğu kendine has gününde anımsar ve anardık. Bu tür anma törenleri,
gelenekleri ile öne çıkan ülkelerde ve o ülkelerin silahlı kuvvetlerinde hala
böyle yapılıyor. Ne yazık ki; ülkemizde bu değiştirildi ve tüm şehitlerin
anılması aynı güne yani 18 Mart’a alındı.

Hâlbuki bu yanlıştı! Ayrıca, seçilen tarih de hatalıydı. 18 Mart
1915; zafere ulaşılan bir tarihti, şehitlerin anma günü olarak seçilemezdi. Ama
deveye sormuşlar “Boynun neden eğri?” diye, deve de “Nerem doğru
ki?”
demiş. Bu nedenle, bugünkü yazımda bu konuya daha fazla
değinmeyeceğim.

Sadece Beş Denizci
Kurtulabilmişti

65 yıl önce, Dumlupınar Denizaltımız, NATO’nun Akdeniz’de
icra ettiği
Blue Sea
adlı tatbikattan dönerken, Çanakkale
Boğazı
’nda, İsveç bayraklı Naboland yük
gemisi ile çarpışarak battı.

Olay, 4 Nisan 1953’de, sabaha karşı saat 02.10’da, Çanakkale
Boğazı’nın
en dar yeri olan Nara Burnu açıklarında gerçekleşmişti. O gün
Dumlupınar ve I.
İnönü
denizaltıları, beraber tatbikattan dönüyorlardı. Önde Dumlupınar, arkada
I.
İnönü
vardı. Naboland, baş torpido dairesinin sancak tarafından
Dumlupınar’a
çarptı. Çarpma esnasında; yelken diye tabir edilen denizaltının köprü üstünden
8 denizci denize düştü. Bunlardan ikisi pervanelere takılarak, biri boğularak
yaşamını yitirdi. Toplamda sadece 5 denizci kurtulabilmişti.

Kurtarma Operasyonu
Başarılı Olamadı

Çarpışma nedeniyle, baştan aldığı yarayla Dumlupınar
öylesine hızlı batmıştı ki; gemide bulunan 81 denizciden yalnızca 22’si su
almayan ve sağlam kalan kıç torpido dairesine sığınabilmişti. Burada mahsur
kalanlar, yardım alabilmek için battı şamandırasını su yüzüne fırlattılar.

Güneşin doğması ile beraber, su yüzüne atılan şamandıra görüldü.
Saat 11.00 sularında, kurtarma çalışmalarını yapacak olan Kurtaran
gemisi kaza mahalline geldi. Kurtarma çalışmaları 72 saat boyunca, aralıksız
sürdürüldü. Şiddetli akıntı, derinlik, şamandıra telinin kopması ve daha bir
sürü şanssızlıklar nedeniyle kurtarma çalışmaları başarılı olamadı ve
denizcilerimizi kaybettik.

Denizcilik Zor İştir

Denizcilik, gerçekten zor iştir. Yürek ister, bilek ister, kafa
ister, sevgi ister… Gemiler, esasında cansız demir yığınlarıdır. Bu cansız
demir yığınlarına can ve ruh veren, içinde yaşayan ve çalışan denizcilerdir. Dumlupınar’a
da bu ruhu ve canı verdiler. Ama elim bir kaza neticesinde, onunla birlikte
mavi suların derinliklerine gömüldüler.

Berke İnel, Dumlupınar ile
beraber denizlere gömülen ve mezarı denizler olan Şehit
Astsubay Sait Yıldırım
’ın kızı. Babasını Dumlupınar
ile beraber tatbikata göndermeden önce yaşadıklarını şöyle anlatıyor; “O gün okula
gidecektim. Tam çıkacağım sırada geriye döndüm ve koşa koşa babamın yanına
gelip sarıldım. ‘Babacığım n’olur gitme. Ben senin gitmeni istemiyorum’ dedim.
Bana döndü ve ‘Gitmem gerek. Bir gün anlayacaksın. Vazife çok kutsaldır ve ben
bir askerim, gitmem gerek’ dedi. Gidiş, o gidiş…”

Hala Babasının
Anılarıyla Yaşıyor

Dumlupınar; her geçen dakika
yaşam umudunu kaybetmesine rağmen Çanakkale Boğazı’nın derin sularından su sathına
yükselen Astsubay
Selami
’nin “Vatan Sağ Olsun” sesinde somutlaşan
kahramanlıktır. Dumlupınar“Ah Bir Ataş Ver” ile sonsuza kadar gözlerimizden
yaşlar süzülerek söyleyeceğimiz türküdür. Dumlupınar; sevgilisiyle
ışıldak-fener ile mors alfabesi üzerinden haberleşen, sahilden gelen “seni
seviyorum”
mesajına “sonsuza kadar” yanıtını veren ve sevgisiyle
beraber denizin derinliklerine gömülen denizciyle, hazin bir aşk hikayesidir.

Dumlupınar’da şehit olan
denizcilerimizden biri de Albay Hakkı Burak’tı. Albay Hakkı
Burak, Dumlupınar
ve I. İnönü denizaltılarının komodoruydu. İlerlemiş
yaşına rağmen, ruhen gençliğini hala koruyan ve anma töreninde dün bizimle
beraber olan Zeynep
Burak Uras
, babasını kaybettiğinde 16 yaşındaydı. Hala
babasının anılarıyla yaşıyor.

Gitti de
Gelmeyiverdi

Dumlupınar, Çanakkale
Boğazı
’nda batan ilk denizaltımız değildi. 11 yıl önce adını Gazi Mustafa
Kemal Atatürk
’ün verdiği ve Haliç Tersanesi’nde
inşa edilerek 19 Mayıs 1939’da denize indirilen Atılay denizaltımız
da Çanakkale
Boğazı
’nın girişindeki derin sularda yatıyor. Atılay, 14 Temmuz
1942’de boğaz çıkışında daldı, mayına çarparak 39 denizcimizle birlikte battı.

Ünlü ses sanatçımız merhum Hamiyet Yüceses’in
eşi Astsubay
Başçavuş Yüceses
de Atılay’da şehit olmuştu. O sırada Maksim
Gazinosu
’nda sahne alan Hamiyet Yüceses, sevgili eşini son yolculuğuna “Gitti de
Gelmeyiverdi”
şarkısıyla uğurlamıştı.

Ruhları Şad Olsun

Dumlupınar’ı, Atılay’ı
ve 23 Haziran 1941 gecesi Mersin açıklarında İtalyan Ondina
adlı bir denizaltı tarafından torpillenerek batırılan Refah gemisini
birbirine bağlayan hüzünlü bir ilişkiden bahsederek yazımı sonlandırmak
istiyorum.

Refah, İngiltere’ye
gitmek üzere Mersin’den
kalkmıştı. II.
Dünya Savaşı
’nın içindeydik (1939-1945) ama Türkiye
tarafsızdı. Yine de batırıldı! Refah’ta; Oruç Reis, Murat Reis, Burak Reis ve Uluçali Reis
denizaltılarının personeli vardı. Bu olayda sadece 32 kişi kurtulabildi.
Bunlardan birisi de Astsubay Kemal Dağaşan’dı! Kemal
Astsubay, Mersin
açıklarında ayrıldığı silah arkadaşlarına, bir
yıl sonra Atılay’la
Çanakkale
Boğazı
açıklarında kavuştu.

Yine Refah’tan sağ olarak kurtulan 32 kişi arasında yer
alan Astsubay
Ömer Öney,
silah arkadaşlarına 12 yıl sonra Dumlupınar’la
Çanakkale
Boğazı, Nara
açıklarında kavuştu. Hepsinin ruhları şâd olsun.

Türker Ertürk




















































E. Amiral, Araştırmacı Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir