GÜNDEM ANALİZİ & DEĞERLENDİRME

LİNK : http://www.turkererturk.com.tr/bu-kafa-oldukca-felaket-var/

Halen
iktidarda bulunan irade, 16 yıldır ülkemizi yönetiyor. İnanın, bu 16 yılda
ülkemiz yabancı güçler tarafından işgal altında yaşasaydı, bu kadar zarar
görmezdi. Ekonomik iflastan ahlaki çöküntüye, Cumhuriyetimizin
yarattığı ekonomik değerlerimizin haraç mezat satılmasından hırsızlık ve
yolsuzluğa, Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere Cumhuriyet
kurumlarının tahribinden terörün azdırılmasına, komşu ülkelerde iktidarı
devirme operasyonlarından yanlış adamlarla işbirliğine kadar bulaşmadıkları
melanet kalmadı ve tüm komşularımızla, çağdaş dünya ile kanlı bıçaklı olduk!

Ülkemize
verdikleri zararın en büyüğü ise; insanlarımızı ayrıştırdılar, ötekileştirdiler,
kamplaştırdılar ve birbirilerine düşman ettiler. Halkı kandırabilmek için hep
İslami söylemler kullandılar ama İslam’a Haçlı Seferleri’nden katbekat fazla zarar
verdiler.

Hasta Adam

Bugün
ülkemiz; aynen Osmanlı’nın son dönemi gibi “Hasta Adam”
konumuna geldi. Hastalığın nedeni ise çağdışı dünya görüşü ve geçmişin aklı
tarafından yönetiliyor olmamızdır. Bu hastalıktan kurtulamazsak, aynen Osmanlı
gibi yok oluruz.

Osmanlı’nın yıkılmasının ve enkaz haline
gelmesinin nedeni; çağın gerisine düşmesi, hemen yanı başında bulunan Avrupa’daki
değişimin dışında kalmasıydı. Bu yüzden sorunlarını çözemiyor ve geniş halk
yığınlarına refah ve mutluluk sunamıyordu.

Değişmeyen Tek Kural

Evrenin
değişmeyen tek kuralı; değişimdir. Değişmeyen, değişen çevre koşullarına ayak
uyduramayan yok olur. İşte Osmanlı bu yüzden, yani değişen dünyaya ayak
uyduramadığı için enkaz haline geldi ve yok oldu.

İstanbul’da veba salgını vardı ve 70 bin
insan hayatını kaybetmişti. Padişah II. Mahmut, Avusturyalı
doktorlar nezaretinde karantina uygulanmasını istedi ama dinen caiz olmadığı
gerekçesi ile ulema, padişah iradesine karşı çıktı. Daha sonra Almanya’da
Genelkurmay
Başkanlığı
’na kadar yükselecek olan Helmuth von
Moltke
, o tarihlerde İstanbul’dadır. Moltke, Osmanlı’yı
değerlendirdiği ve Almanya’ya gönderdiği mektubunda “Ulema var
olduğu sürece, veba da var olacaktır”
şeklinde yazmıştır.

Geçmişin Aklı İle Olmaz

Ülkemizi
yöneten iktidar iradesi; “Siyasal İslamcı” ideolojiye, “Yeni
Osmanlıcı”
hayale ve mezhepsel bakış açısına sahiptir. Bu
ideoloji, hayal ve bakış açısı geçmişin aklıdır ve çağdışıdır. Bu kafa yapısı
ile çağdaş işler yapılamaz, esenliğe ve refaha ulaşılamaz. Bu kafa yapısı, üç
aşağı beş yukarı Osmanlı’yı felakete sürükleyen ulemanın kafa
yapısıdır ve bu kafa yapısıyla yönetiliyor olduğumuz sürece ülkemiz için
felaket de var olacaktır!

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin
temelini laiklik yani aklîlik üzerine kurdu. Çağdaşlığa, demokrasiye, insanlar
arasında eşitliğe, iç barışa, refah ve mutluluğa ancak ve ancak laiklik yani
aklîlik ile ulaşılabilirdi.

Atatürk’ün Anlamı

Atatürk’ün Türkiye
için anlamı; çağdaşlaşmadır, aydınlanmadır, ilahi mesajın doğru anlaşılmasıdır,
antiemperyalizmdir, eleştirel akla sahip bilim egemen kafalı toplumun
yaratılmasıdır ve kusursuz demokrasiye giden yoldur. Atatürk’e
yapılan düşmanlığın arkasında; Atatürk’ün anlamını anlamamak ve itiraz etmek
vardır. İşte bu nedenle; iktidar açıkça söyleyemese de Atatürk’e
düşmandır.

16
yıldır ülkemizi neredeyse babasının çiftliği gibi yöneten iktidar iradesi, Atatürk’ü
ve izlerini silebilmek için elinden geleni ardına koymadı ama başaramadı.
Aksine Atatürk,
her geçen gün daha fazla güçlendi. Atatürk’ü yok edebilmek için özgür aklın ve
bilimin de yok oluyor olması lazım. Eğer bu mümkün değilse ki değildir, Atatürk’ü
yok etmek de mümkün değildir.

Mustafa Kemal’in Askerleriyiz

Geçen
hafta, Piri
Reis Üniversitesi
’nin mezuniyet töreninde öğrenciler Bakan İsmet
Yılmaz
’ı protesto ederek, İzmir Marşı’nı
söylediler. Protestoya, üniformalarıyla denizciler liderlik etti. Protestoyu
anlayan Bakan
Yılmaz
salonu terk ederken, mezunlar “Mustafa
Kemal’in Askerleriyiz”
diye slogan atmaya başladılar.

Bu
mezun gençler, yarın iş arayacak. Ama protestoları nedeniyle iktidar bu
gençleri fişleyecek ve iş bulmalarını engellemeye çalışacak. Gençler bu sonucu
bilmelerine rağmen protestoyu yaptılar. İşte Atatürk, böyle bir
şey!

Mezunlarımızı Kutluyorum

Piri Reis Üniversitesi’nden diploma alan denizcilerimizi
ve tüm gençlerimizi; mezuniyetleri, ilkeli duruşları, ulusal duyarlılıkları ve
ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e gösterdikleri
sahibiyetleri nedeniyle kutluyorum. Pruvaları neta, rüzgarları kolayına,
denizleri sakin ve bahtları açık olsun. Bu vesile ile bu değerli gençleri
yetiştiren Piri Reis Üniversitesi’nin çağdaş ve yurtsever öğretim üyelerini de
saygıyla selamlıyorum.

İşin
kötüsü; Piri
Reis Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Metin Kalkavan
zor
durumda kaldı. Hiç ama hiç istemezdi böyle olsun! Çünkü iktidar iradesi ile
arası bir hayli iyi! Halen, Metin Kalkavan’a ait Sedef
Tersanesi
’nde inşa halinde olan amfibi gemi (LPD) TCG Anadolu’nun
ihalesini gerçekte Koç Grubuna ait RMK Marine
kazanmıştı. Hem de en ucuz fiyatı vererek ve Türk gemi inşaat
mühendisleri tarafından çizilen milli bir tasarım ile! Ama Koç Grubu
“tu
kaka”
idi! İktidar; kazanılmış ihaleyi Koç’tan
aldı, Metin’e
verdi! Metin’in
projesi ise gayri milli idi, İspanyollarındı, Türk Deniz Kuvvetleri’nin
ihtiyacını karşılamaktan milli projeye göre uzaktı ama askere fikrini soran da
yoktu! Ayrıca; Metin Kalkavan’ın mali durumu da söylenenlere ve
anlatılanlara göre pek de iyi değildi! Sanırım, bu protestoların ne anlama
geldiğinin hesabını iktidar iradesine verecektir. Ama bilinmesi ve unutulmaması
gereken şu; son 16 yıl içinde yapılan tüm yanlışların hesabını, bu yanlışların
içinde bulunan herkes verecek, bilmiş olsun!










































Türker Ertürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir