Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


LİNK
: http://www.turkererturk.com.tr/almanlar-bizi-kiskanmisti/


Bugün, 24 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan Barış
Antlaşmas
ı’nın 96. yıldönümünü idrak ediyoruz. Türkiye
Cumhuriyeti
’nin ilanından yaklaşık üç ay önce, Lozan
Antlaşması
ile yeni kurulacak devletin uluslararası ortamda
bağımsızlığı ve egemenliği kabul edilmişti.


LozanTürkiye
Cumhuriyeti’
nin tapusu, bağımsız, egemen ve eşit devlet
olduğunun tescili ve emperyalizme baş eğdirildiğinin hukuki bir metnidir.
Eskiler; “Fazla
tevazu kibirden ileri gelir”
derler. Bu nedenle, tevazu
göstermeye lüzum yok. Kurtuluş Savaşı dünyanın ilk ve başarıya ulaşmış
anti emperyalist savaşı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk de emperyalizme karşı
savaşı göze alabilmiş ve başarıya ulaşmış ilk liderdir.


Emperyalizmin
İlk Yenilgisi


Bu gerçeğin altını sadece bizim
çizmemiz yetmez. Dünyanın önde gelen devlet adamları, tarihçiler ve bilim
insanları bunun hakkını veriyorlar. İrlandalı tarih profesörü Pat Walsh,
Atatürk
ve onun önderliğinde yapılan Kurtuluş
Savaşı
ve Lozan Barış Antlaşması için “Dünya
tarihinde ilk defa Batı’nın Doğu önünde baş eğdiğini ve emperyalizmin Asya’nın
kapılarından geri dönmek zorunda kaldığını”
anlatıyor.


Birleşmiş
Milletler Bilim ve Kültür Örgütü
(UNESCO), oy birliği ile Atatürk’ün
“Uluslararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi,
olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve
yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının
öncüsü, bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı
göstermeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu”
olduğunu
söylüyor.


Lozan’a
Düşmanlığın Nedeni


Sanırım hemen aklınıza Lozan’ı
her fırsatta kötülemeye ve halkı zehirlemeye çalışan meczuplar ve cahiller
geliyor. Lozan’a
düşmanlık; cehaletin, istismarcılığın, bilinçli veya bilinçsiz şekilde
emperyalizmle işbirlikçiliğin, çağdaş düşünce sistemine geçememenin, geçmişe
takılıp kalmanın, ilkeler ve değerler manzumesine sahip olamamanın çok açık
tezahürüdür.


Lozan’la
toprak kaybetmedik, toprak kazandık. Osmanlı TopraklarıAsya’da, 3 milyon kilometre karesi Avrupa’da
ve 12 milyon kilometre karesi ise Afrika’daydı.


Toprak
Kaybı, Kuyruklu Yalan!


Osmanlı,
daha sonra gelişimin ve değişimin dışında kaldığı için topraklarını hızla
kaybetmeye başladı. Balkan Savaşı’ndan (1912) önce, 3 milyon kilometre
kareye düşmüştü. I. Dünya Savaşı’na (1914-1918) 1,5 milyon
kilometre kare ile başladı. Savaştan sonra, 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr
Anlaşması
ile Osmanlı Toprakları, yaklaşık 250 bin kilometre
kare oldu.


Kurtuluş
Savaşı
sonrasında, 24 Temmuz 1923’de İsviçre’nin Lozan
Şehrinde imzalanan Lozan Antlaşması ile topraklarımız; yaklaşık
olarak üç kat arttırılarak, 775 bin kilometre kareye çıkarıldı. Demek ki; Lozan’la
toprak kaybettiğimiz, tam anlamıyla kuyruklu ve ahlaksız bir yalan!


Lozan’da
Onurumuzu Kurtardık


Ayrıca; Lozan
sadece toprak demek değil ki! Lozan’la kapitülasyonları kaldırdık, yarı sömürge
haline gelen durumumuzu sonlandırdık, siyasi, hukuki ve ekonomik
bağımsızlığımızı kazandık, kaybolan şerefimizi, onurumuzu ve haysiyetimizi
kurtardık.


Atatürk’e,
Kurtuluş
Savaşı
’na, Lozan’a ve Aydınlanma Devrimlerine düşmanlığın arkasında hep
aynı neden var; çağdaş olmayan Ortaçağ kafası! Rönesans’ı, Reformu,
Aydınlanmayı,
Fransız
İhtilalini
, Sanayi Devrimini yaşayan Avrupa,
dinsel düşünce sisteminden akılcı ve bilimsel düşünce sistemine geçti ve aklını
özgürleştirdi. Osmanlı ise Ortaçağ’daki kafa yapısını aynen koruyarak ama
kafa yapısını değiştirenlerin ürünlerini alarak var olabileceğini sandı.


Çağdaş
İşler, Çağdaş Kafalar İle Yapılır


Gazi
Mustafa Kemal Atatürk
’ün önünde iki yol vardı.
Birincisi; hiçbir şey olmamış gibi davranmak ve “aynı hamam, aynı tas” olarak
eski düzene ve Osmanlı’ya devam etmekti. Ama sorunun kaynağı eski
düzendi. Problemi doğuran nedensellik ortadan kaldırılmaz ise aynı son
kaçınılmazdı. Atatürk
hastalığın teşhisini doğru koymuştu; “yeni ve çağdaş bir düzene ve kimliğe ihtiyaç vardı”.


Çağdaş işler, çağdaş kafalarla
ve çağdaş insan malzemesi ile yapılır. Çağdaşlık rotasından ayrılmanın
maliyetini, ülkemizi nasıl felaketlere doğru sürüklediğini yaşayarak
öğreniyoruz. Sağa sola içi boş ve arkası olmayan meydan okumalarla, “kendin
pişir, kendin ye”
misali böbürlenmelerle ve “Almanya bizi
kıskanıyor!”
palavraları ile olmaz. Çağdaş ülkelerin
ürettiklerini kullanarak ve binerek çağdaş olunmaz! Çağdaşlık kafa işidir!


Allah
Aşkına Neyini Kıskansın!


Hem Almanya
senin neyini kıskansın? Almanya, dünyanın dördüncü büyük ekonomisi ve Avrupa’nın
lider ülkesi! Almanya’nın
ürettiği arabalara binip birbirinize ve halka caka satacaksınız,
gözlüklerinizin camı bile oradan gelecek ama bizi kıskanıyor! Üretememeni mi,
patlayan işsizlik oranını mı, ekonomik iflasını mı, sorunlarını çözemiyor
olmanı mı, yüksek enflasyonunu mu, kontrolden çıkan borç stokunu mu, yerlerde
sürünen adalet sistemini mi, özgürlüklerin askıya alınışını mı, Allah aşkına
neyini kıskansın!


Ama Almanya’nın
Türkiye’yi
kıskandığı, özendiği ve rol model almaya çalıştığı bir dönem vardı! Birinci Dünya
Savaşı
’nın bitiminden sonra mağluplarla yapılan barış
antlaşmalarının hepsi (Almanya ile Versay, Avusturya-Macaristan ile Sen Jermen,
Bulgaristan ile Nöyyi) yürürlükte kaldı, tek bir tanesi (Osmanlı ile Sevr)
yırtılıp atıldı. Bunu başaran Atatürk’e ve Türkiye’ye Almanya’da
büyük hayranlık vardı!


Alman
Kurtuluş Savaşı


O dönem Almanya’da,
merkezden sağa hatta sola kadar önde gelen politikacılar, gazeteciler ve kanaat
önderleri Türk
modelini ve Atatürk’ü örnek alıyorlardı. “Türkler
Sevr’i nasıl ret etmişlerse Almanlar da Versay’ı öyle yok etmeli”

diye yazılar yazılıyor ve söylevler veriliyordu.


27 Ekim 1923’de, Heimatland’da
“Bize
bir Ankara hükümeti verin”
başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazıda
Atatürk’ün
İstanbul
yerine Ankara’da başlattığı Kurtuluş
Savaşı
’ndan esinlenerek; Berlin’de değil Bavyera’da, Münih’te
Versay’dan
kurtulacak bir Alman Kurtuluş Savaşı’nın başlatılması
öngörülüyordu.


Bugün
Tam Tersi Bir İklim Var Ülkemizde


Tek bir insanın, bir ülkenin ve
toplumun kaderinde nasıl etkili olabildiğini gören Almanya,
kurtulmak için Atatürk gibi bir lider peşine düştü. Ama bu
iklimden faydalanan, Atatürk’le uzaktan ve yakından bile benzerliği
olmayan, hayalci, ayağı yere basmayan, nerede duracağını kestiremeyen ve “ari ırk
ideolojisi”
gibi çağdışı fikirlerden beslenen Hitler
iktidarı ele geçirdi ve sonuç hüsran oldu.


Atatürk
Türkiye
’si, Hitler’den ve Avrupa’nın
faşizmin çizmeleri altında ezildiği bir dönemde, gerçekten aklın, bilimin ve
hoşgörünün egemen olduğu kaçılacak ve sığınılacak limandı. Ama bugün, tam tersi
bir iklim var ülkemizde. Ülkemizin nitelikli insanları baskı, zulüm,
hukuksuzluk, adaletsizlik, soygun ekonomisi ile bozulan ekonomik şartlar ve
liyakatin yok sayılması gibi nedenlerle yabancı ülkelere gidiyorlar.


Ruhları
Şad Olsun


Atatürk’ün
işaret ettiği ve Aydınlanma Devrimleri ile çizdiği uygarlık
rotasında günümüzde çağdaşlık; tek adamlar tarafından yönetilmemek, hiç kimseye
biat etmemek, tarikatlara aklını ipotek vermemek, kurtarıcı aramamak, uzlaşmaya
dayanan ortak aklı ve niteliğe dayanan birleşik aklı esas almaktır.


Bu duygularla Kurtuluş
Savaşı
’nı taçlandıran Lozan Zaferi’ni ve eşsiz başarıda katkısı olanları
saygı ve minnetle anıyorum. Ruhları şâd olsun!


Türker Ertürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış