• GÜNDEM ANALİZİ /// Ömer Özkaya : Küresel konsolidasyon
  • Yayın Tarihi : 22 Mart 2020 Pazar
  • Kategori : GÜNDEM ANALİZİ & DEĞERLENDİRME & RÖPORTAJ (TÜRKÇE & İNGİLİZCE)

Ömer Özkaya : ​Küresel konsolidasyon

17 Mart, 2020

Henüz dehşeti ve boyutları tam anlamıyla kavranamamış küresel bir felaket olan koronavirüs, devletlerin ve insanların yapamadığı tüm konsolidasyonları yapmaya başlamış görünmektedir. Sayısız komplo teorisi ile gerçek kimliği örtülerek tanınmaz hale getirilse de olağanüstü sonuçları zaten kimlik ibraz etmesini gerektirmeyecek kadar ağırdır.

Küresel çapta tüm insanlar için biraz durup düşünme ve “ne yapıyoruz biz?" sorusunu sordurma fırsatı oluşturması, koronavirüsü "nimet"e dönüştürebilirdi. Ne yazık ki bu olağanüstü fırsat ta kaçırılmak üzeredir.

İnsanlığın; sürekli zıvanadan çıktığı tüm tarih boyunca, bireysel, toplumsal ve devletsel muhasebelerden kaçındığı ve kaçınacağı, evrensel bir gerçekliktir. Bu bağlamda bireylerin, şirketlerin ve devletlerin kendi tüm defolarını, kasıtlı düşünce, davranış ve yıkımlarını, dramatik ve trajik koronavirüs örtüsüyle kamufle edebilme olanağı bulmuş olmaları da küresel fırsatçılık zihniyetinin dışavurumu olarak belirmektedir.

Tam bir kıyamet sahnesini andıran market alışverişlerindeki çılgınlık ve histeri, insanlık dairesine zaman zaman giren "insan"ın gerçekten muhasebe yapamayacak denli sürekli panik halinde olduğunu, yürekleri sızlatan müthiş bir trajedi olarak yüzlerimize vurmaktadır.

Ne yazık ki bu tabloyu görmekten çok uzağız. Marketten bir tuvalet kağıdı paketini fazladan kapmayı, yüzlerce dünya savaşı kazanmış gibi anlatan bireylerin çocuklarının ne tür bir insanlık, ahlâk ve erdem vizyonuna sahip olabileceklerini öngörmek çok kolay olsa gerek.

Bu noktada “gemisini kurtaran kaptan” aforizmasını önemle not etmek gerekmektedir.

Kahramanlarını utandırmayı ve “kahramanlık eşittir, enayilik” denklemini her zaman kurdurtmayı başarmış Âdemoğlu, şüphesiz yaşanan trajedinin failidir.

Dövüşmeye mecbur bırakılmış ve galip gelenin yaşama şansı (olanağı değil) bulma olasılığı üzerine kurulmuş toplumsal ve uluslararası ilişkiler ağı, evrensel açmazları da algılamayı zorunlu kılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında da “gemisini kurtaran kaptan” aforizması, tüm küresel vahşet ve dehşetleri "normal" karşılayan "insan"a dönüştürüyor Âdemoğlu’nu.

Koronavirüsün yıkıcılığı ve dehşeti "insanların" şu ana kadar ürettiği yıkımların ve dehşetlerin yanında çok da komiktir. Her ne kadar düşünülenin bin misli ve hatta milyon misli sonuçlara yol açacak olsa da koronavirüsün yıkıcılığının, "insan" zihnindeki yıkıcılığın yanında sembolik kaldığını görmek daha da acıdır.

Tüm bireylere, şirketlere, toplumlara devletlere zarar verdiği kadar konsolidasyon sağlama olanağı ile yarar da sağlama potansiyeli, koronavirüsün yıkıcılığını daha da katlayacaktır.

Nietzsche’yi çıldırtan "insan"lığın, bizzat onu yaratan tarafından da iyi bilindiğini unutmamak gerekir.

Ezoterik çevrelerde Tanrı’ya en yoğun imanın Yahudilerde olduğu bu nedenle de en ciddi ve önemli ateistlerin de Yahudiler arasından çıktığı ifade edilir. Çünkü çok güçlü imana sahip bireyin Tanrı’nın "kayıtsızlığı" karşısında onu yok sayması da an meselesidir. Bunun için İslam, tevekkül ve sınav kavramları ile aşırı imandan ateizme kayılabilecek alanı epey daraltmıştır. Bununla beraber Allah veya Tanrı olgusunun arızalı algılanışı, insanı da sürekli arızalı hale getirmektedir.

Koronavirüsün, bu arızalı insana, bir defa daha çok yoğun bir şekilde mercek tutma olanağı vermesini de yine sonsuz nimetlerden biri olarak görmek akıllıca olacaktır.

Yine ezoterik okullarda "insan" gerçeğini ve beynini anlatmak ve algılatmak için kullanılan yöntemler, geniş kitlelerin bu iki gerçeği bilmediği olgusunu sürekli teyit eder. “Olmak ya da olmamak” aforizması, yani “bir” ve “sıfır” rakamıyla ifade edilen gerçeğin ezoterik karşılığı, insanın beyinli fakat akılsız bir varlık olduğu olgusuna vurgu yapar. Koronavirüsün bir kez daha teyit ettiği evrensel gerçek, budur.

"Tanrı dünyada yapacağı işler için insanların ellerini ve beyinlerini kullanır. Fakat bu, kullanılan insanları ve organları kutsal yapmaz" diyen ezoterik kuralı anımsamadan geçmemek elzemdir.

Koronavirüsün bireysel, toplumsal ve küresel vicdan olgusunu tahkim etmesi en önemli kazanım olacaktır.