GÜNDEM ANALİZİ & DEĞERLENDİRME

YÜZYILIN TAKİYYE’Sİ !!

İLETEN : Cesuryorum <cesuryorum@gmail.com>

Bahçeli’nin
bir anda sandık’a götürdüğü atmosfer’de, 24 Haziran akşam’ı, Türkiye’yi nasıl
bir ‘sandık sonuç’u bekliyor?!

Bu soru’ya net cevap
vermek kehanet’e girer.

Kahin değiliz.

Bu çerçeve’de,
naçizane birkaç düşünce not’u…

Soru şu:

Ankara’yı, “İran’la savaş” güncesi
kapsamında nasıl bir seçim akşam’ı bekliyor?!

“Ölümlerden
ölüm beğen”
diye cevap vermek de
mümkün, şık’lar arasında dolanmak da!

En
yakın ihtimal, 16 Nisan sandığını aratmayan bir sandık sonuç’u.

Ama Trump’ınkine
benzer, sokaklara taşan öfke seli.

Demirtaş dahi “demokrasi”yi, “özgürlüğü” ağzından
düşürmüyor, Kandil, Erbil adeta BOP’un
janjanlı demokrasi vitrin’i.

BOP’ta renkli sokak
darbe’leri benzer talepler üzerinden geldi, sokak’lar üzerinden yükseldi.

Demirtaş,
Kılıçdaroğlu, Akşener
ve Bahçeli, Gökçek ve Davutoğlu’yu aynı parantez içinde
okumak mümkün, Erdoğan baharı
saflaşması bağlamında!

Ermenistan yakın örnek, Malezya
için az daha vakit var.

“İran’la
savaş”
talep’ine olumlu cevap
verilmemesi halinde, Zarrab dava
dosyasına giren ve medya’ya servis edilmeyen mühür’lü kare’ler servis edilebilir.

Nüans?!

24 Haziran akşam’ı “Erdoğan’ın Başkanlığı”
ve/veya Halifeli’ği taç’lanıyor.

Bu Ak Parti için iyi haber.

Kötü haber’e gelince, 25 Haziran sabah’ı Erdoğan’ın küresel aks’ta
dokunulmazlığı kalkıyor.

Yeniden dokunulmazlık
kazanması için ya İran’la savaşacak ya
da çöken AB köprüsünü ayak’a kaldırıp karşı’ya koşacak.

Bakalım İslam aleminde Erdoğan’ın peşinden kimler
gelecek?!

İran
baş’ta olmak üzere kaçı yanında olacak?!

Stratejik akıl her
daim elzem.

Rüşvet
almak için zeka gerekmediğinin en basit örneği; Malezya’da yerlebir olan
iktidar.

Almayı bilen el,
saklamayı becerememiş ve/veya BOP’ta her şey’i gözetleyen “derin istihbarat”ın gözünü
atlamış.

ABD’nin
verdiği parayı CIA takip eder, AB’nin dağıttığı parayı da benzer istihbari
yapılar kayda alır, sonra da amaç’a giden yol’da kullanır
ve/veya posası çıkmış olanı Malezya örneğinde olduğu gibi aç
aslanların önüne atar.

Yani?!

Zamanı
gelmeden hiçbir şey ortaya çıkmıyor,
kokusu
ya da dedikodusu dışında, zamanı gelen
bir şey’in de önünde hiçbir şey duramıyor, yek tek örnekler ortada.

Ki…

“Kassandra
Kompleksi”

Bu çerçeve’de 3 Kasım 2002’den 24 Haziran 2018’e akan süreç
ortada.

Tüm “imaj kampanyaları” bir
yana, “İran’la savaş”
sözü kapsamında hayat’ta tutulmuş, sıcak
para biberon’u üzerinden beslenmiş bir süreç var.

Şimdi o süreç’in
içinden çıkılıyor, IMF Başkanı’nın
adını anmadan verdiği mesaj’da olduğu gibi çan’lar Ak Türkiye için çalıyor.

Odatv gibi mektup’u
düz okuyup, Erdoğan ile Ecevit arasındaki benzer noktaları aramak da mümkün!

Ecevit’in “Irak, Saddam zorlaması”
karşısında direndiği için tasfiye edildiğini, Erdoğan’ın da direnir ya da
diren(e)mez, 24 Haziran sonrasında benzer baskı ile yüz yüze kalacağını anlamak
da.

Ne var ki, “wishful thinking” yani “gönlündeki niyeti” gerçek
kabul edip süreç okuması yapan yapana.

Doğmamış çocuğa don
biçilmez.

“Kişi
ne anlamak ister ise onu duyarmış!”
ve/veya
karşındakinin anladığı kadar varsın!

İletişim kazalarından
kaynaklı çıkan harp’ler de var.

Erdoğan’ın küresel
aksta “dokunulmazlığının kaldırılıyor
olması” ile Batı Roma’da yerlerde sürünen itibarını birbirine
karıştırmamak elzem.

Gökçek’in
de itibarı yerlerde ama iktidar’ı, Erdoğan’ı tasfiye süreç’i bağlamında
yerinde!

Erdoğan’ınki de benzer
durum!

“İran’la
savaş”
sözü çerçevesi’nde
bugüne kadar korundu ve kollandı.

24
Haziran tablosu çok net,
görmek isteyen için!

Ölümlerden ölüm beğen
ya da çözüm için şık’lar ortada!

Hayal
politik değil, real politik.

İngiliz Kraliçesi “Nazi selamı” çakarken,
Trump gidecek dertler bitecek bakış açısı, “Erdoğan düşecek eski tas eski hamam” lakırdılarından
farklı değil!

Halamın sakalı olsaydı
amcam olurdu vb.

IMF Başkanı “Güçlü dolar bazı gelişmekte olan
piyasaları istikrarsızlaştıracak” dedi, tezekle yapılan çiş’le
yıkılır demedi ama yaklaşmakta olan
süreç’i açık etti, kürede bir dönem’in sonu ve/veya Neo II. Dünya
Savaşı.

Mesaj
bu.

LİNK : https://odatv.com/ecevit-ile-erdogan-arasinda-ne-benzerlik-var-25051807.html

LİNK : http://hayrullahmahmudozgur.blogspot.com.tr/2018/05/olumlerden-olum-begenmek.html

“Tüm
yaşamınız boyunca borç faizlerini ödemek için harcadığınız enerjiyi bir başka
şeye harcamış olsaydınız, sanırım, eninde sonunda dünyanın altını üstüne
getirebilirdiniz.”

Anton Çehov

LİNK : https://www.starfikir.com/2017/04/30/borc-ile-ilgili-soylenmis-guzel-sozler/

Kalp krizi, hissedilir
ise kurtulma imkanı var.

Sinsi bir şekilde
gerçekleşmiş ise kriz, “kalp’ten
gitti” diyorlar!

27
Mayıs’a, yüzde 222 devalüasyon’un akabinde girildi, kriz önden geldi.

Fark edilse de,
müdahalede gecikildiği için “kokteyl
adamı” Menderes’in ego’sundan kaynaklı ip’te son buldu hikaye.

Bugün’ün hikayesi
dün’den farklı değil!

“Nazi” deyince pek anlaşılmıyor, bu sebep’ten “Derin Almanlar” ya da “Diaspora Almanlar” diyelim, konu net’lik kazansın.

Küre’de, “Diaspora Almanlar” ile
İngiliz network’ünün çarpışmasına, post modern dünya savaşı ve/veya enerji
bazlı dünyalar savaşı ya da BOP deniliyor.

Nitekim…

BOP’ta
slogan atarak vatan’ın kurtulamayacağı

da birçok defalar görüldü.

“Atatürkçüyüm”
demekle, bayrak, poster
sallayarak Atatürkçü olunmuyor.

Hem
BOP’a muhalif olacaksın, hem de böylesi batak bir ortam’da ev, araba, tatil vb
taksit’lere girip, BOP’eşbaşı’na cansuyu akıtacaksın!

Bu
nasıl Atatürkçülük?!

Bir yanda elinde
pankart’la yürüyeceksin, “Kahralosun
falanca” diye bağıracaksın, diğer elde ise borç taksitleri.

Çık çıkabilirsen işin
içinden!

MHP,
AKP seçmen’i farklı mı?!

Şeytan
taşlar gibi Erdoğan’ı taşlayanların ne kadar’ı uyanık,
içinden geçmekte olduğumuz süreç’in ayırdında?!

Hepsinin elinde son
model telefonlar!

Dinci
ol ya da dinsiz fark etmez, yaşadığın toplumun dinamiklerini bileceksin!

Din
üzerinden sömürülüyor ise bu vatan, dinci bezirgan’ı alt etmek için din’i
dinci’den de iyi bileceksin, etüt edeceksin ki, oyun’a gelmeyesin, ters ayak’ta
yakalanmayasın!

Türkiye’de
operasyon yapan dış servisler’in elemanlarının işi
bu, saha’yı izlemek,
toplum’u tetikleyecek sinir uç’larını yakalamak!

“Din
elden gidiyor, cami’de içki içip fuhuş yapmışlar!”

“Atatürk’ün
evini bombalamışlar!”

LİNK : https://onedio.com/haber/13-maddede-yakin-tarihimizin-kirilma-noktasi-6-7-eylul-olaylari-360960

Ki…

İslam
dini gösteriş dini değildir.

Namaz da olsa gösteriş
olmaz, gizlice kimseye göstermeden ibadet’ini yapacaksın.

Ne var ki, BOP’ta namaz da gösteriş aracı oldu, hac da,
kurban da, oruç da!

Osmanlı
çökerken Müslümanlık ne kadar bozuk ise bugünkü tablo da benzer.

Üç
beş fırıldak’ın elinde dönüyor siyasal İslam dümeni.

BOP sona ermeden de,
siyasal İslam’ı kullanan “istihbari
el”, gerçek müslümanlık’a izin vermeyecek, görünen ve anlaşılan bu!

Cübbeli
Ahmet gibi soytarılar, Gülen gibi istihbarat artıklarının elinde rant işine
dönmüş.

Gökçek
derseniz, Neo Alamut Kalesi’nin baş’imamı.

Neo
Haçlı Savaşları’nda taşeron olarak radikal’leşen, akçasal üzerinden t’avlanan
Müslümanlar’ı kullanıyorlar.

15
Temmuz’da ak/kara ne varsa çıktı ortaya, akıl hariç.

İslam,
Hz Muhammed’in aracılığı
ile “din’de reform” olarak
geldi, dönem Avrupası ve diğer kıtalar’a bakıldığında, en ilerici söylem’e sahip olanı.

Kadın’a
verdiği haklar, günlük yaşama getirdiği kolaylıklar
vb.

Peki ya bugün?!

İslam
dini en geri olanı!

Nüans?!

Sünni
İslam’ın içini boşalttılar, yerine Katolik Hristiyanlık’tan aktarım birçok
sokuşturma yaptılar.

“Takkeli
İstihbarat”
da sadece seyretti.

Katolik
rahibeler gibi kara çarşaf’a dolanan müslüman kadın bir yanda, katolik rahip
gibi kadın’a haz’dan dolayı öcü gibi bakan imam’lar diğer yanda.

Yobazlık’ın
dört dörtlük tablosu!

Oysaki, Hz Muhammed’in eli ile tebliğ edilen
İslam’ın, bugün yaşanmakta olan’la hiçbir alakası yok!

Hac
da, oruç da, namaz da, kurban da İslam’dan önce de var, fitre, zekat ise sadaka
kültürü içinden geliyor, o da vardı.

Olmayan
nedir, Allah’tan başka ilah yoktur, Yaradan’a ortak koşmayın!

BOP’ta,
Yaradan’a kimler eş koştu ise Vatan’ı da onlar parçalanma noktasına getirdi.

Kurban, kanı akıtmak,
nefsini dizginlemekte zorlanan fani’ler için fayda sağlayabilir ama İslam’da hayvana eziyet etmek de günah,
gösteriş için kurban keseninki de kabul görmüyor!

Kaldı ki, o dönem’in
şartları gereği hayvan’ı hemen kesip dağıtmak esas, çöl ikliminden kaynaklı!

Şimdi soğutucular var,
binbir çeşit imkan var, amaç gösteriş değil ise kurban’ı önceden -helal- kesip
satış’a sunmak da mümkün!

Hem hijyen açısından,
hem de temizlik!

Amaç
gösteriş değil ise kurban dahil din’de birçok konuda güncelleme yapmak mümkün!

Zira…

Hz
Adem incir yaprağı ile
resmediliyor ise
dinler tarihi’nde, Hz Muhammed yaşadığı
coğrafyanın özelliğine uygun giyim tarzı ile resmedilmiş ise yani çöl’de
gece kum fırtınası var, gündüz ise çok sıcak, her türlü başını da vücudunu da
örtmek, kafanı güneş’ten, kum’dan korumak zorundasın, bu sebep’ten, bizler de kendi coğrafyamıza uygun kıyafetler
içindeyiz.

Mazruf’u atlayıp yani içeriği boşverip zarfa yani şekil’e kafayı takınca, olacağı budur!

BOP’ta
müslümanlar içi boşaltılmış müslümanlık üzerinden yönlendiriliyor.

Siyasi
iktidar’a mesaj vermek için sakal bırakandan, oruç, namaz, hac, kurban mesajı
paylaşan paylaşana!

Siyasal laik’ler de
yaşam tarzları üzerinden yönlendiriliyor.

Atatürk
Türkiyesi’nin içi boşaltıldı, meydan’larda atılan nutuk’ların da Atatürk’le
alakası yok, buna rağmen rozet Atatürkçülük’ü üzerinden ‘Vatan’ı kurtardığını
sanan çok.

Velev ki, öyle değil
böyle; şu an en büyük Atatürkçü
geçinenler, dün’ün Gülencileri, onların göğüsleri en çok Atatürk rozetli ise
o zaman soru şu:

Gülenciler,
Atatürk Türkiyesi yağmalanırken ne yapmış, 2007 kumpas davalardaki rol’leri
nedir?!

El cevap:

Yüzyılın
Takıyyesi!

Yani gerçek niyetlerinin 180 derece zıt’tını
söyleyip yeniden kandırmayı deniyorlar.

Türkiye
bugün parçalanma noktasına gelmiş ise kimler sayesinde!?

Cevap,
Erdoğan, Ak Parti ise
bir diğer soru:

Bu
sırada diğerleri ne yapıyormuş, neden buna izin vermişler!?

Müslüman mahalle’de
oynanan ip’teki cambaz’a bak oyunu nedir ve/veya laik mahalle’de şapka’dan
çıkartılmaya çalışılan tavşan nedir?!

Bunun adı İslam ise Hz Muhammed zamanındaki
İslam’la alakası yok!

Bunun adı Atatürkçülük ise Atatürk’le uzak açık
alakası yok!

Kula
kulluk etmek, kul hakkı yemek, ne islam’da var, ne de Atatürkçülük’te.

Ancak…

Eskilerin deyişi ile
borç yiyen kesesinden yer, itibar’ından yer.

Osmanlı’nın
borçlarını genç Türkiye Cumhuriyet’ine yüklediler ise sebep’siz değil!

BOP’ta
yenen içilen’in fatura’sı da ortada.

Almanlar,
II. Dünya Savaşı’na,
bu söz’ün
izdüşüm’ünde, Versay anlaşmasının kin’i
ve de yüksek fakirlik baskısı altında hazırlandı ise soru:

Büyük
borç üzerinden Türkiye’ye hangi süreç’e hazır’landı?!

Acem
Harp!

Neo
Sevr.

Büyük
Ermeni Kürt Devleti Projesi
vb.






























































































































































































































































































































































































































































































LİNK : http://hayrullahmahmudozgur.blogspot.com.tr/2018/05/yuzyln-takyyesi-veveya-arpacya-borc.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir