Cahit Armağan
Dilek
: İdlib’de garantör olup Kıbrıs’ta garantörlükten vazgeçmek
 

e-posta : cahitdilek@yahoo.com

Suriye… İlk düğmesi yanlış iliklenen gömleğin iki yakası nasıl
bir araya gelmezse Erdoğan yönetiminin Suriye politikası da öyle hatta daha da
kötü. İlk düğme bırakın ikinciyi en sondaki ilikte. İlk düğmeden kastımız Esad
yönetimiyle iş birliği. Böyle olunca da alt üst olan, iflas eden, çöken bir
Suriye politikasıyla karşı karşıyayız. 

Suriye’de bitti bitiyor denilen savaşı kargaşayı, yeni bir safhaya
götürecek kriz noktası. Astana süreci garantörlerinin çatışmasızlık bölgesi
mutabakatındaki riskler konusunda uyarmış, kırılgan olduğunu, Suriye’nin
bölünmesine neden olabileceğini söylemiştik.

Bu resim şimdi İdlib’de oluşuyor. Başkanlığını yaptığım 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü‘nün
çalışmalarında defalarca uyardık.

İdlib, Türkiye’nin gündeminde henüz böyle yok iken Enstitümüzün
uzmanlarından Erol Başaran Bural 07
Mart 2018’de “Suriye İç
Savaşında Pandora’nın Kutusu: İdlib”
başlıklı yazısında İdlib’in
ne derece tehlikeli bir kriz noktası olduğu konusunda çok net uyarılar yapmış.

İdlib’de yumurta kapıya gelince panik içinde fevri davranış ve
kararlarla imkânsızı yapmaya yani
İdlib’de çoktan açılmış Pandora’nın Kutusu’nu kapatmaya çalışıyoruz.

Astana’da PKK/YPG’yi kapsamasa da IŞİD-Kaide terörüyle mücadele
üzerine kurulmuş bir ortaklık var. Sıra Türkiye’nin en akıl almaz görevi (El Kaidecileri silah bırakmaya
ikna etmek, teröristlerle ılımlıları ayrıştırmak) üstlendiği İdlib’de.
Ve biz şimdi “görevimizi yapacağız, zaman tanıyın, Suriye-Rusya operasyon
yapmasın ateşkes ilan edilsin”
diyoruz. Sözde ılımlı silahlı
muhalifleri tek destekleyen ülke Türkiye kalmışken teröristlere ateşkes ilan
edilsin önerimizi de canlı yayında tüm dünya duyuyor.

Rusya, Ocak 2018’den
buyana Türkiye görevini yerini getirmiyor diye uyarıyor.
Diğer çatışmasızlık bölgelerinde kontrolü sağlayan Suriye ordusu
İdlib sınırına yığınak yapmış, girmek için Rusya’dan işaret bekliyor. 

7 Eylül Tahran zirvesi İdlib’deki sorunu çözmek bir yana
garantörler arasındaki çatlağın derin olduğunu gösterdi. Sonuç alınmadı. Üstüne
üstlük Türkiye söylem ve eylemleriyle ABD cephesinde pozisyon alan bir görüntü
veriyor. Aslında bu bizim için sürpriz değil. Çünkü Erdoğan yönetimi bir süredir Rusya ile ortaklık yapar görüntüsü verse de
ABD cephesinden hiç ayrılmadı.

Ve 17 Eylül’de Soçi’de Putin-Erdoğan zirvesi. Karar “İdlib sınırında 15-20 km. genişliğinde
ağır silahlardan arındırılmış bölge oluşturmak”.
Detaylar varsa
bile henüz sızmadı. Kritik varsayımlar var. Gruplar ağır silahların çekilmesine
karşı durmayacak, HTŞ o bölgede bulunmamayı kabul edecek, ABD rahat duracak! Bu
haliyle çok kırılgan.

Bu mutabakatla;

Taraflar zaman kazandı. HTŞ-Nusra ile savaş 1-2 ay sonrasına
ertelendi.

İdlib’deki teröristlerle ılımlılar arasında değil İdlib’deki tüm
örgütlerle Suriye ordusu arasında ayırım yapılmış oluyor.

Her şey yolunda giderse İdlib’deki terör yapılanması daha dar bir
alana (M5-M+ kara yollarının kuzeyiyle Türkiye sınırı arasına) sıkıştırılmış
olacak.

İdlib’de
daha sonra Afrin ve FK bölgesinin katılacağı Sünni özerk bölgesinin
kurulmasının önü açılıyor.
Bu Suriye’nin, dolayısıyla
Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit oluşturacağı gibi Fırat’ın doğusunda PKKistan oluşturan ABD’nin
ekmeğine yağ sürecek.

Silahtan arındırılmış bölge oluşturulabilirse her türlü terör
örgütünün barındığı terör bataklığı sınırımıza yığılmış, sınırımızın dibinde terör örgütlerinin cirit
attığı özel bölge
oluşacak.

Türkiye, Tahran’da ateşkes ilan edilsin demiş Rusya, HTŞ-Nusra bu
masada yok onlar adına garanti veremeyiz demişti. Şimdi Türkiye o örgütler adına garanti vermiş oldu.

İdlib’de bunlar olurken Kıbrıs’tan haber geldi. Yunan Dışişleri
Bakanı’na göre Kıbrıs müzakereleri
yeniden başlıyor ve Türkiye garantörlük konusunu da görüşmeye razı

olmuş. 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü uzmanı Gözde Kılıç Yaşın’a göre bu Türkiye’ye kurulan büyük bir tuzak.

Ne garip değil mi? Millî dava Kıbrıs’ın Girit gibi yutulmasına,
Kıbrıs Türklerinin elimine edilmesine yol açacak şekilde 
garantörlüğümüzden vazgeçmeyi göze aldığımız bir süreçte, İdlib’de aralarında
HTŞ-Nusra terör örgütlerinin de olduğu silahlı grupların garantörlüğüne
soyunup, nelerine güveniyorsak, onlar adına Rusya ve Suriye’ye
saldırmayacakları garantisi veriyoruz.

O zaman soralım: Sınırımızda toplanacak terör cerahatinin
nereye doğru akacağı ve yayılacağı öngörüldü? Mutabakat yürümezse bunların
silahlarının bize dönmeyeceğinin garantisi var mı?

Sınırımızda
oluşan terör cerahatine da bakılırsa hem Kıbrıs hem de İdlib’de kaybetmeye
adayız.
Çünkü İdlib’de garantör olmak,
Kıbrıs’ta vazgeçmek ölümcül hata.














































Kaynak Yeniçağ: İdlib’de garantör olup Kıbrıs’ta
garantörlükten vazgeçmek – Cahit Armağan Dilek