İRAN’DA
askeri geçit törenine saldırıda 25 kişiyi
öldürdüler. Kimse “Bunu DEAŞ yaptı
demedi. Topu adını duymadığımız örgütlere attılar.

İran ABD’yi suçlarken S. Arabistan taşeron ilan etti. “İntikamımız korkunç olacak” dedi. Yani “Biz de S.Arabistan’ı daha büyük
kana
boğacağız
demek istedi. Yakında Mekke’de, Medine’de, Riyad’da, Cidde’de bombalar patlarsa
kimse şaşırmasın. MOSSAD ve CIA İran’dan gelen tepkiye “Oh oh ne güzel bir açıklama. Tam istediğimiz gibi
diye avuç ovuşturuyor. DEAŞ da saldırı olayının gerçekleştiği alandan
görüntüler yayınladı. O görüntülerde 3 DEAŞ militanı görünüyordu. Yani DEAŞ tüm
dünyaya pervasızca “Ben yaptım
diyordu. Suriye’yi DEAŞ ile parçaladılar.


PKK DEAŞ sayesinde Suriye’nin yüzde 28’ine hakim duruma geldi. Şimdi İran’ı kaşıyorlar.
Suudlarla birbirine iyice girerler, bundan da yeni haritalar çıkar mı diye
yoklama çekiyorlar. DEAŞ’ın arkasında CIA ve MOSSAD’ın olduğu gerçeği artık
sırıtıyor. DEAŞ Kobani’ye saldırdı… PKK koruyucu olarak devreye girdi…
Amerika da hem Kobani’ye hem de petrol bölgelerine konarak bayrağını çekti.


Baktığımızda iki teröristi tokuşturuyorlar, ardından hep kazanan oluyorlar.


İran’da DEAŞ saldırı düzenlerken, Kerkük’ten de “PKK’lılar hızla şehirde apartmanlara
yerleşip çoğalıyorlar
” diye çığlıklar geliyor. Belli ki yeni
tezgahlar devrede… Durmayacaklar. Türkiye kanı durdurmak için çırpınırken,
kandan beslenenler terör gruplarına otobüs kaldırıp tur yaptırıyor. Türkiye’nin
etrafını yangına yerine çevirmek için sürekli terör odunlarını ateşleyip atıyorlar.
Stratejik öneme sahip ülkemiz, Ortadoğu’da en güçlü ve istikrarlı ülke olarak
önlerine çıkıyor. Bu onları delirtiyor. İstiyorlar ki geçmişteki gibi içeride
kendisiyle çatışan, dışarıya bakamayan Ankara olsun… Bu uğurda sürekli
hamleler yapıyor, her türlü taşeron ve argümanla, ceplerindeki dolarla dahi
geliyorlar. Durum öyle bir hale geldi ki, ne yapacaklarını şaşırmış ördeklere
döndüler. Son olarak “Fransız
tipi İslam” projesi ortaya
atıldı. Bizzat Cumhurbaşkanı Macron bu hazırlığın yapılmasını istedi. Fransız
Düşünce kuruluşu Montaigne Enstitüsü bu
konuda bir rapor hazırlayıp sunum yaptı.


Adını da “Paralel İslamcılık
fabrikası
” koydu… Bu “Paralel” deyimi sanıyorum size hiç yabancı gelmedi. Montaigne
Enstitüsü, raporu bir komisyona hazırlattı.


O komisyonun başkanı uzman Karoui dün
ABD yayın medyasına görüntülü demeç
verdi. Uzman Karoui Fransız tipi Paralel İslamcılık Fabrikası” projesi hakkında konuşurken sözü Türkiye’ye getiriyor. “Erdoğan
son seçimleri yüzde 51’le aldı. Ancak Almanya’da Belçika’da, Fransa’daki
Türkler arasından yüzde 65’i aşan oranda oylar aldı. Eğer Avrupa’daki Türkler
olmasaydı Erdoğan’ın referandumu kazanamazdı
” diyor… Allah
Allah…


Bak sen… Adam Amerikan medyasına Fransız tipi “Paralel İslamcılık Fabrikası
projesini anlatırken birden lafı Erdoğan’ın seçimi kazanmasına nasıl taşıyor,
anlayamıyorsunuz. Ve daha da ileri gidip “Erdoğan’ın Avrupalı Türkler
sayesinde kazandığı konusu
siyasi
planda bilinçli bir şekilde
STRATEJİK
olarak ele alınıyor
” diyor. Vay canına sayın seyirciler… Yani
oturmuşlar, çözüm aramışlar… Fransız tipi İslam modeli projesini, Başkan
Erdoğan’ın İslam dünyası liderliğini bitirmek için geliştirmişler. Adam ağzındaki baklayı kaçırıveriyor. “Konuyu stratejik olarak ele alıyoruz” diyor. Ne
hallere geldiklerini, paranoyalarını gözler önüne seriyor. Sık sık yazıyorum
kafayı yiyorlar diye… Ancak görünen o ki bunlarda yiyecek kafa da kalmadı.
Kalmış olsaydı, beyinleri çalışırdı. Ancak projeleri tam bir beyinsizlik
örneği. Koca koca enstitüler, dünyada onca mesele varken Fransız tipi İslam’ı
oluşturarak Erdoğan liderliğini nasıl bitiririz diye kıçlarını yırtacak duruma
geldiler. Demek ki tamgaz doğru yoldayız.


Son olarak “Dinlerarası diyalog,
hoşgörü
” argümanıyla kullandıkları hainler projesi ile uçaklarla saldırttılar.


Şimdi o taşeronları dünyada kaçacak delik arıyor. Ve bir yere not edin


ABD FETÖ’yü asla vermeyecek. O hain öldüğünde geride bıraktıkları paramparça
olup, birbirlerine saldıracaklar. Demedi
demeyin!